Spor yazarları Beşiktaş-Galatasaray derbisi için ne dedi? | "Okan Buruk ve Sane'ye rağmen..."
Spor yazarları, Süper Lig'in 25. haftasında Galatasaray'ın Beşiktaş'ı deplasmanda 1-0 mağlup ettiği derbi maçını değerlendirdi. Detaylar haberimizde...
Uğur Meleke: "Neticeyi Uğurcan Çakır Belirledi!"
17-18 Mart arası 12 günde Galatasaray 4 maçlık yoğun bir fikstürün içinde: Beşiktaş deplasmanı... Üç gün sonra Devler Ligi’nde Liverpool. Cumartesi ligde Başakşehir. Ve çarşamba gecesi Liverpool deplasmanı şeklinde... Beşiktaş’sa aynı süreci Galatasaray derbisinden sonra ligde Gençlerbirliği ve Kasımpaşa maçlarıyla tamamlayacak. Yani sarı kırmızılılar rakibine göre sert bir fikstürle geldi derbiye. Beşiktaş’ın dünkü maçı kazanması halinde zirveyle farkı 9’a, Fenerbahçe’yle de 5’e indirme şansı söz konusuydu. Galatasaray’ınsa 1 puana hayır demeyebileceği bir günde siyah-beyazlıların daha yüksek bir tonda, daha büyük coşkuyla, daha fazla önde baskıyla başlaması beklenirdi derbiye. Ancak öyle olmadı.
Dolmabahçe’de çok düşük tonda, topu hızının pek artmadığı, iki takımın da emniyeti seçtiği bir ilk yarı izledik. İlk devrede topa daha fazla sahip olan, isabetli şutlarda 2-0, rakip ceza alanında topla oynamada 10’a 5 üstün olan, önde de 3 top kazanan taraf misafir Galatasaray’dı. Beşiktaş dün ilk devreyi sıfır isabetli şut, sıfır kornerle bitirdi. Belki ilk 45’te bariz bir oyun farkı oluşmadı ama golü bulan misafir Galatasaray oldu bu istatistiklerle de paralel biçimde.
iKiNCi DEVRE TABLO BAMBAŞKAYDI
İlk yarıda pasif gözüken Beşiktaş, ikinci devreyeyse büyük bir coşkuyla başladı... 46 ile 62 arası, yani 11’e 11 oynanan bölümde de üstün olan taraf siyah-beyazlılardı zaten. 62’de gelen kırmızı kart sonrasıysa maç büyük ölçüde tek kaleye döndü, Beşiktaş son yarım saatte 5-6 net fırsat yakaladı.
Uzatmalarla beraber 40 dakika 1 kişi eksik oynayan Galatasaray, peş peşe defansif hamlelerle içerideki savunmacı sayısını artırdı. Son çeyrekte 4 savunmacı + ön liberoda Singo-Torreira, orta saha kanatlarında da Sallai-Eren oynadılar. Yani bir bakıma 1-8-1’e döndü sarı kırmızılılar son çeyrekte. Ancak Beşiktaş’ın bu bölümde yakaladığı net fırsatlarda Uğurcan Çakır başroldeydi hep. Hatta dün ikinci devrede maçın neticesini Uğurcan’ın belirlediğini söylersek, sanırım yanılmış olmayız. (Hürriyet)
Mehmet Ayan: "Beklenen kalitenin altında kalan maç!"
15. dakikada Asllani’nin şutu, 45 artıda Murillo’nun Jakobs tarafından engellenen vuruşu dışında G.Saray’ı tehdit edemeyen Beşiktaş, ilk yarı beklentilerin çok altında kaldı. Savunma örgüsünde Emirhan’ın olmaması, takım düzenini etkilemiş göründü. İki stoper, Osimhen’in, sağ bek Murillo da Barış Alper’in fizik gücüne yenik düştü. Öndeki altılı G.Saray’ın endişe duymasını gerektirecek hiçbir eylemde bulunamadı. İki takım da maçı lezzetli hale getirmesi beklenen ön alan baskısını yapmak şöyle dursun, topa sahip oldukları anda takım boyunu kısaltma yoluna gittiler. Alanlar boşalmadı, pozisyon sadakatlerine ihanet görülmedi. İlk yarıdaki tabela Barış Alper ile Osimhen’in gücünün rakiplerinin ötesinde olmasından, G.Saray savunmasında ise Abdülkerim performansından, 1-0 şeklinde oluştu.
BiTiRiCiLiK SINIFTA KALDI
İkinci yarıya taraftarının da daha etkin desteğiyle baskılı başlayan Beşiktaş, ilk yarıda hücumda yapamadığı ne varsa bu 54 dakikaya sığdırdı. 62’de Sane’nin atılması topla oynama yüzdesini, orta sayısını, rakip alanda kalma süresini arttırsa da bir türlü beklenen gol gelmedi. Bitiricilik sınıfta kaldı. Uğurcan en az 4’ü kritik 7 kurtarış yaparak kalesinde devleşti. Okan hoca maça başladığı 3 merkez orta sahasını 67’den sonra değiştirdi. Beşiktaş oraları bol bol kullandı. Değişiklikler G.Saray’a çok şey kattı mı? Emin değilim. Beşiktaş’ta da doldur boşalt futbolunun boyu uzayınca, G.Saray savunması çok da yerinden kıpırdamayarak kalesini gole kapattı.
ÇOK DEĞERLi BiR GALiBiYET
Beklediğimin çok altında bir futbol kalitesi vardı dün gece sahada. Tabii ki hakem konuşuldu, konuşuluyor, konuşulacak. Kararlarının maça etki ettiği yerler olduğu kuşkusuz. İki takımın da devre arası paylaşımı, maç sonu açıklamaların yönünü belirledi bile... Bu galibiyet G.Saray için şampiyonluk adına bir engeli daha aşmak adına çok değerliydi. 20.00’deki Fenerbahçe-Samsunspor maçının sonucu bu değeri belki de artıracak! (Hürriyet)
Güntekin Onay: "Galatasaray golü attı, sonra üzerine yattı!"
İlk yarıda sahada planı işleyen taraf Galatasaray idi. Topa daha fazla sahip olan sarı kırmızılı takım bir anlamda topu ayağında tutarak savunma yaptı. Beşiktaş ise ezeli rakibine hem etkili pres yapamadı hem de topu kazandıktan sonra hedeflediği geçişleri yapamadı. İlk yarı pozisyonsuz geçerken sahanın o dakikaya kadar en kötü futbolcusu Leroy Sane’nin altıpas çizgisi üzerinde topla buluşturduğu Victor Osimhen kafayla golü attı ve yakaladığı tek fırsatı gole çevirdi. Kanımca Ersin Destanoğlu o pozisyonda geriye doğru adımlarken yakalanmasaydı o topu çıkartabilirdi.
iKiNCi YARI ADETA TEK KALEYDi
İkinci yarı, ilk 45 dakikanın aksine Beşiktaş’ın adeta tek kale oyunu ve baskısıyla geçti. Ancak oyunu kendi yarı sahasında kabullenen Galatasaray, büyük bölümde iyi savunma yaptı, merkezi iyi kapattı ve süreyi de eriterek siyah beyazlıların tempoyu yükseltmesine izin vermedi.
Futbolda çok bilinen klasikleşmiş bir deyiş var: “Büyük takımsan atanın ve tutanın iyi olacak.” Dün Galatasaray’da Victor Osimhen 1 fırsat buldu attı; Uğurcan Çakır 7 kurtarış yaptı. Beşiktaş ise ikinci yarıda golü hakeden bir oyun sergilemesine rağmen kale önü aksiyonlarında yeterli sayıda pozisyon bulsa da final işlerinde başarılı değildi.
OH’U BU KEZ BEĞENMEDiM
Tüm çalışkanlığına ve iyi niyetine rağmen Güney Koreli Oh’u dün beğenmedim. Daha klas tek dokunuşlar veya etkili kısa koşular yapmalı. 10 kişi kalan Galatasaray karşısında Beşiktaş daha agresif ve tempolu bir oyun ortaya koymalıydı. Galatasaray’ın buna izin vermediğini, oyunu çok iyi soğuttular, Okan Buruk da değişiklikleri sakin ve yerinde yapıp skoru tuttmayı başardı. İki takım da sahada çok efor sarfetti. Ancak hakem Ozan Ergün maalesef çok acemi idi ve maçı asla kaldıramadı. (Hürriyet)
Attila Gökçe: "Ev sahibi uyurken"
Beklentilerin dışında hayal kırıklığı, sıkıntı ve kısır bir oyunla Galatasaray’ı güldüren, Beşiktaş’ı şaşırtan ve üzen bir derbi izledik. Böylece Galatasaray gönlünde, zihninde ve ruhundaki hedef için Nirvana yürüyüşünü sürdürürken, Beşiktaş sezon içinde yakaladığı 17 maçlık yenilmezlik serisini de düşük bir oyunla bozuk para gibi harcadı.
Günlerden beri sözü edilen haberleri, yorumları ve tartışmalarıyla gündemimizi meşgul eden maçın gerçekten büyük değerler üreterek keyifli bir oyunla oynanmasını beklerdik. Zaman zaman basit top kayıpları ve kötü şut denemeleriyle oyalandık. Sonunda kazanan Galatasaray oldu. Hak etmediler mi? Kesinlikle hak ettiler… Ancak oyun ve maçın bütününe bakıldığında futbol severleri doyuran bir maç izleyemedik. Galatasaraylılar elbette sevinecekler, mutlu olacaklardı bu sonuçla. Peki iddialı (!) ev sahibi Beşiktaş, konuğunu gönlünce ağırlayabildi mi? Hayır, bütünüyle kayıplar bilançosuna dönüşen oyunun ikinci yarısında, maçın son yarım saatlik bölümünde Beşiktaş 8’i isabetli 24 şutla gayrete gelirken yine de noksanlıklar, hatalar sergiliyordu. Öncelikle ikili mücadeleleri kazanamadılar. Oyun kurma anlarında topu doğru kullanamadılar. Körlemesine kullandıkları topu rakibin ayağına atmak da şaşkınlık yarattı.
Galatasaray, maçı kazanmayı hak edecek gösterişsiz bir oyun sergiledi. 39’da Sane’nin ceza alanına havadan yaptığı ortada Osimhen ustalığını ve azmini örnekleyen bir kafa golü atarak günün kahramanı oldu.
Abdülkerim’in zaman zaman topla savunmadan çıkıp orta alana geçerek oyuna fazladan katkıda bulunması takdir topladı. Barış Alper yıpratıcıydı. Osimhen bilinen iradesi ve enerjisiyle golü aradı. Ötekiler kendi standartlarına göre rölanti bir oyunla “yeteri kadar” oynadılar. Torreira lider karakteriyle yine sahadaydı.
Beşiktaş’ın verimsiz oyununda Cerny, Olaitan ve Asllani’nin yeterince etkili olamadığını gördük. Kanatlar ve orta alan statik oynarken Güney Koreli Oh doğal olarak yeterince pozisyona giremedi. Sanırım iki şutla maçı bitirdi.
Ozan Ergün, iyi bir maç yönetimi sergileyemedi. Sane’yi oyun dışına gönderirken kırmızı kartını geç çıkardı. Sarı kartlarda dengesizdi. Yere yatanlar ve taç atışında zaman geçirenler için de duyarlı davranmadı. (Milliyet)
Osman Şenher: "On kişiyle büyük başarı"
40 bin Beşiktaş taraftarı önünde deplasmanda oynamak kolay bir iş değil. Buna rağmen Galatasaray, Sane oyundan atılıncaya kadar iyi mücadele etti, ilk yarıda Osimhen’in attığı golün avantajıyla çok rahat bir futbol oynadı. Riske girmedi, orta sahayı rakibine bırakmadı, Jakobs’un, Abdülkerim ve Sanchez’in olağanüstü mücadeleleriyle ayakta kaldı.
Ama 62.dakikada Alman futbolcunun o kadar gereksiz bir şekilde gördüğü kırmızı kart var ki, affedilir gibi değil. Okan Buruk o sırada Sane’yi dışarı alacaktı. Değiştireceği futbolcuları 4. hakemin yanına gönderdi ama buna fırsat kalmadan sarı-kırmızılı futbolcu kendisini oyundan attırdı. Son 30 dakika tamamen oyun Beşiktaş’ın üstünlüğüne geçti. Böyle büyük maçlarda bir kişi eksik oynamak çok zor bir iş. Kalede Uğurcan devleşmese maçın skoru ne olurdu bilemiyorum. Gerçekten başarılı file bekçisi hayatının maçını oynadı. Yerden, havadan her türlü şutlara kalesini kapadı. Derbinin kahramanı kesinlikle Uğurcan’dı diyebiliriz.
Her zaman söylediğim gibi, Galatasaray’ın en büyük şansı hücumda Osimhen gibi bir futbolcuya sahip olması. Adam defansa, kaleciye sürekli pres yapıyor. Dün gece karşılaşmanın başında o da lüzumsuz bir sarı kart gördü. Bu yüzden de temaslı mücadeleye hiç girmedi. Attığı golde takipçiliği, kafa vuruşu tek kelimeyle mükemmeldi. Skoru bir kenara koyuyorum, Cim Bom’un salı akşamı Liverpool ile maçı var. Buna rağmen derbide sahaya koyduğu mücadeleye ancak saygı gösterilir.
Beşiktaş yeni kurulan, daha taşların yeni oturduğu, çıkışta olan bir takım. Çok koşuyor ve iyi mücadele ediyorlar. Böyle bir takıma karşı deplasmanda oyunun üçte birlik kısmını bir kişi eksik oynamana rağmen, galip gelip üç puanı alıyorsan, o zaman alkışı da hak ediyorsun demektir.
Kolay değil üst üste gelen maçlarla, her hafta iki maç oynayacaksın yine de sahada ayakta kalacaksın. Okan hocaya da bravo! Çok eleştirilmesine rağmen bu takım Şampiyonlar Ligi’nde ilk 16’da, Süper Lig’de lider ve kupada çeyrek finale çıktı. Son sözüm de maçın hakemine... Ozan Ergün o kadar acemi bir hakem ki, o kadar abuk sabuk kartlar gösteriyor ki, bir futbolcu rakibin ayağına basınca sarı kart gösteriyor, benzer bir pozisyonda yine ayağa basma olunca devam diyor. Yazık Türk futboluna! Milliyet)
Halil Özer: "Galatasaray ruhu"
Futbolda kaleciler için söylenen çok önemli bir söz vardır. “Herkesin hata yapabileceği zamanlarda arkada güvenilir birisi olmalı.”
Tam da Uğurcan için söylenen bir söz. Ama tabii Galatasaray’ın bu galibiyetini sadece Uğurcan’a bağlamamak lazım. Özellikle 2. yarı Galatasaray ruhunu ortaya koydu. O ruhla ve o mücadelesi ile maçı da kazanmayı bildi. Bana göre şampiyonluk yolunda yüzde 80’lik yolu kat etti.
İlk yarı tamamen Galatasaray’ın kontrolü altındaydı. Tamam belki fazla gol pozisyonu bulamadı ama bir büyük takım gibi oynadı. Doğru paslar, ön alan baskısı, Osimhen’in çapraz ve derin koşuları ve sürekli kendine pozisyon araması, Lemina ve Torreira’nın orta alanı tamamen eline geçirmesi Beşiktaş’ı bu yarıda çaresiz bıraktı. Tabii bu yarıda Jakobs’u unutmamak gerekir. Öyle kademelere girdi ki Beşiktaş’ın doğru pas opsiyonlarını gol pozisyonları doğmadan önledi. Barış Alper’in sağ kanattan yaptığı koşular yine rakibi yıpratırken Beşiktaş bu etkisizliğinin acısını 90 dakika sonunda çekti.
Galatasaray bu yarıda bir kere pozisyon yakaladı. Onu da attı. Zaten büyük futbolcuların önemi burada öne çıkıyor. Sane öyle bir pas attı ki Osimhen’in böyle bir topu gole çevirmesi mümkün değildi. Tabii Beşiktaş savunmasını da unutmamak lazım. Yani orada Osimhen’i bu kadar boş bırakmak intihar gibi bir şeydi.
İlk yarıda Beşiktaş ne kadar etkisiz olursa olsun Sane’nin bence net kırmızı kartını hakemin atlaması maçın kader anlarından birisiydi. Zaten son yıllara baktığınız zaman Galatasaray bu tip kader düdüklerinden enteresandır bir şekilde kurtuluyor.
2. yarı ben farkın açılacağını düşündüm. Ama yine Sane’nin bu kez Rıdvan’ın ayağına basması bu sefer kırmızı kartı getirdi. İlk pozisyonla bu pozisyon arasında fark nerede var ben bilmedim. Hatta ilk yarıda yaşanan pozisyon bundan daha ağır pozisyondu. Bu dakikadan sonra maç tek kaleye döndü. Ancak şu var. Galatasaray defansı bu tip futbolu sever. İnanılmaz mücadele ettiler. Karambollerde bütün benlikleri ile mücadele ettiler. Bir de Uğurcan sahneye çıkınca Beşiktaş için kaçınılmaz son geldi.
Kısacası Beşiktaş ilk yarıda oynadığı kötü futbolun cezasını acı çekerek bitirdi. Galatasaray da usta ayakları ve mücadelesi ile çok önemli üç puanı almayı başardı. (Milliyet)
Bilal Meşe: "Uğurcan aldı, götürdü"
Üç büyükler arasında oynanan derbiler, sadece üç puan değil, prestij meselesidir! Beşiktaş ile lider Galatasaray sezonun en kritik mücadelesinde karşı karşıya geldiler. Bir tarafta yeni bir hava yakalayan Beşiktaş, diğer tarafta oturmuş kadrosuyla, sezon başından bu yana istikrarını sürdürmek isteyen Galatasaray. Böylesi bir tabloda futbol adına keyifli bir mücadele istemek herkesin hakkı, lamı - cimi yok! Demem o ki, ‘dağ fare doğurmasın’, sakın haaa! Size yakışan da budur.
Beşiktaş ilk yarıda klasik alışkanlığını sürdürdü maalesef! Kartal, bu yarıda önce el frenini çekti, ikinci yarıda beşinci vitese taktı! Peki, kardeşim, hep ikinci yarılarda mı aklınız başınıza gelecek?
Hep yazdık, çizdik, hakem triosu derbinin önüne geçmesin, ‘görünmez adam’ olsunlar diye! Orta hakem Ozan Ergün’ü fena bulmadım. Ne var ki, Sane’nin Rıdvan’ın tandonuna basmasını süzemedi, işi VAR’a bıraktı. Ya VAR olmasaydı? Peki, yardımcı hakem ne iş yapar arkadaş?
Dedik ya, Kartal’da jeton geç düşüyor! İkinci yarı o özlenen Beşiktaş sahne aldı, oyunu domine etti, baskıyla adeta tek kaleye çevirdi.
Sane’nin 62’de kızarmasından sonra Kartal, kendi çaldı, kendi oynadı adeta. Sayısız kornerler, sayısız fırsatlar, kaçıran kaçırana! Aslında kalesinde ‘geçit’ vermeyen Uğurcan Çakır, ‘duvarına’ tostladılar desek daha doğru... Uğurcan maçı tek başına aldı, takımının üç puanına müthiş katkı sağladı.
Tam tamına 37 dakika 10 kişi oynayan Galatasaray, zamanı müthiş kullandı. Oyunu iyi soğuttu. Sen fırsatları golle taçlandır, bakalım Aslan zamana oynabilecek miydi? Lider olmanın her türlü donanımını apoletlerinde taşıyor! Yahu arkadaş Aslan’ın en büyük silahı Osimhen, ne zaman, ne yapacağı belli olmayan bir fotoğraftır. Onu gölge gibi takip edeceksiniz, yoksa iki stoperin arasından çıkar; en rahat kafa golünü atar.
Evet, derbide mücadele ve heyecan üst seviyede idi... Tribünleri dolduran binlerce taraftar Beşiktaş’tan galibiyet bekledi, olmadı, dünyanın da sonu değil. Kartal’ın ikinci yarıdaki golsüz oyunu, mücadelesi keyif verdi, teşekkürler. (Milliyet)
Bülent Timurlenk: "Okan Buruk ve Sane’ye rağmen..."
Bu sezon hiç derbi kazananamış çalışkan öğrenci Okan Buruk ve son 4 sezonda yarıştan erken kopup iki vizeyi de boş geçip finalde bir Galatasaray galibiyetiyle sınıfı geçerim diyen Beşiktaş. Kartal bunu son 3 sezonda iki kez yapmıştı ve üçüncü için de gerisindeki galibiyet serisi iyi referanstı. 22 adamın da kim olacağının tahmini zor değilse muhtemel 11'ler, ideal 11 ise iki adım önde olan G.Saray'dır. Bir, daha kaliteli kadro, iki ise daha uzun zamandır birlikte oynanan bir 11. İlk 10 dakikadan sonra da bunu hissetirdiler rakibe ve tribünlere. 15-30 arası yüzde 60+ dominasyon, 8 pas arasıyla rakibin oyununu kırma ve devreye önde götüren gol... Sane'nin kırmızı kokan pozisyon sonrası kötü oyununu asistle süslediği ilk yarı sonunda yerini Lang'a bırakması gerekiyordu. Buruk, bağıra bağıra gelen kırmızı kartı önleyemedi. Beşiktaş, ikinci yarıya iyi başlamışken 10 kişi kalan takımında merkezde oyunu soğutan Sara da kenara gelince ev sahibi maçı rakip sahaya yıktı. Beşiktaş'ın iki kanadındaki 4 adamın hücumda "derbi seviyesi"ne çıkamadığı maçta Buruk, her değişikle takımını biraz daha kalesine yasladı. Sadece ikinci yarıda 19 uzaklaştırma, Kartal'ın 23 orta denemesi... Sergen Yalçın, kulübeden gelenlerden verim alamazken Galatasaray sezonun ilk derbi galibiyetine koşuyordu. Osimhen elbette ki sadece golüyle değil mücadelesi ve fark yaratan oyunuyla, Uğurcan da nefis iki tokatlaması, altı pas hakimiyeti ve isabetli paslarıyla, Abdülkerim müthiş defansıyla G.Saray'ı zafere taşıdı. Buruk ve Sane'ye rağmen kazanılmış bir derbi oldu. (Sabah)
Fatih Doğan: "Galatasaray kazanmayı hak etmedi"
Her derbinin hikâyesi ayrıdır ama her maçın kritik dakikaları ve kırılma anları vardır. Bu bazen bir gol, bazen bir pozisyon, bazen de gösterilmeyen ve gösterilen kırmızı kart bile olabilir. Birbirini yoklamayla geçen ilk 15 dakikanın ardından ilk yarıda Sane'nin, Asllani'nin bileğine kontrolsüz basması, sertlik riski yüksek şiddetli bir darbe içermesine rağmen hakem sarıyla geçiştirdi. VAR da pas geçti. Ancak 62'de VAR, ilkine göre daha az şiddet olmasına rağmen Sane'nin, Rıdvan'nın bileğine basmasında kırmızıyı verdirdi. İki pozisyon arasında neredeyse fark yok. Tek fark Sane'nin, Osimhen'in golüne asist sıkıştırması! İkincisi ise yine hakemin ilk yarıdan sarı kartı olan Osimhen'in ikinci devrede rakibinden topu alırken faul yapıp sonrasında çalan düdüğe rağmen golü attığı pozisyonda atmaya cesaret edememesi. Golde ofsayt kokusu var ama flu bırakılan bir nokta da o. Galatasaray nerdeyse 2 kere gelip, 1 golle döndüğü bir maç oynadı. Sane ve Osimhen'in kırmızı kart gördüğü senaryoyu takdirlerinize bırakıyorum. Galatasaray, galibiyeti hak edecek bir oyun oynamadı. İki yıldızıyla ve tecrübesiyle 3 puanı söküp aldı. Beşiktaş'ta iki eleştiri var; golde Osimhen'i unutacak kadar adam ve alan paylaşımındaki kademe hatası. İki; rakip 40 dakika 10 kişi kalmasına rağmen atılamayan gol. Orkun başta olma üzere Beşiktaş, sonucu alacak kaliteyi ve pozisyonu üretemedi. Mücadeleye laf söylenmez ama Beşiktaş'ın hücumda alacağı daha fazla mesafe var. (Sabah)
Levent Tüzemen: "Bir kaleciden çok daha fazlası"
Galatasaray 10 kişi kaldıktan sonra 1-0'lık skor avantajını eğer koruyabildiyse bunu kaleci Uğurcan'a borçludur. Uğurcan, Galatasaray'ın baskı yediği anlarda kalesinde devleşti. Orkun'un ve Cerny'nin gollük vuruşlarını kurtardığı gibi arkadaşlarının direncini ayakta tuttu. Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Metin Oktay'dan sonra "Beni en çok Osimhen heyecanlandırıyor" demişti. Nijeryalı yıldız, Sane'nin ortasını bireysel becerisiyle gole çevirirken maç boyu takım için müthiş çalıştı. Özellikle Galatasaray, 10 kişi kaldıktan sonra arkadaşlarını doğru pozisyon almaları konusunda sık sık uyardı. Sanchez'e de kornerlerde öne çıkmaması talimatını verdi. Sane ne kadar sorumsuz bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. Galatasaray derbide öne geçiyor. Gereksiz yere yaptığı faullerle kırmızı kart görüp takımını yalnız bırakıyor. Okan hocanın, Sane'ye olan takıntısına şaşırıyorum. Sane, yaptığı orta dışında hiç ikili mücadeleyi kazanamadığı gibi kaptırdığı toplardan sonra bile rakibini kovalamadı. Okan hocanın onu oyundan almaması bir akıl tutulmasıydı. Liverpool maçı öncesi Sane'nin sorumsuzluğu sonrası G.Saray'da oyuncular, 10 kişilik bölümde müthiş biri enerji harcadılar. G.Saray, şampiyonluk yolunda dev bir engeli aşarken bu başarıda en büyük pay, atanı Osimhen ile tutanı Uğurcan'ın büyük mücadelesi sayesindedir. Okan hoca da nihayet ilk derbisini kazandı. (Sabah)
Cem Dizdar: "Kaybeden Fenerbahçe"
“Pek bir şey olmayan ilk yarı” diye yazacaktım ama gol oldu! Haliyle “bir şey” oldu! Yine de devre boyunca ne istatistik ne de futbol açısından “gol” dışında bir şey olmadı. Biz de öylece “baka kaldık”. Beşiktaş oynamayıp beklemeyi tercih edince Galatasaray öne gelmeye başladı. Bunlardan birinde “kıl payı ofsayt” sınırından dönüp gol olunca devre o çok bildik “tribün üstünlüğüne” rağmen deplasman takımı lehine tamamlandı. İkinci devresi biraz da zorunluluk nedeniyle Beşiktaş yüklenmesiyle ilerleyen bir maçtı izlediğimiz. Fakat sonuçlardan bağımsız olarak şimdiye kadarki Beşiktaş’tan öte bir Beşiktaş değildi izlediğimiz. Elbette ölçü “sonuç” değil ama sonuç için gösterilen planlı çabaydı işin esası. Son dönemde Beşiktaş için kurulan anlatının çoğu “sonuç” merkezliydi. Bu maç da gösterdi ki, “transferle değişen takım” anlatısı muadil bir takım için geçerli değildi. Lig lideri Galatasaray’ın vasat oyunu bile denklemi aleyhte çözdü. Marifeti yere göğe sığdırılmayan birçok oyuncu sahada görünmedi.
Öğretici bir maçtı!
Haliyle her transfer harcamasını bambaşka bir dil ile anlatmayı alışkanlık haline getirmiş futbol medyasını takip edenler için de öğretici bir maçtı. Yine de şunu belirtmeliyim, bu maçın kaybedeni Beşiktaş’tan çok Fenerbahçe oldu. Çünkü bundan sonra yapacakları kendi yaptıklarından daha fazla Galatasaray’ın yapamayacaklarına bağlı olacak. Ancak bu beklentinin yerine gelmesi o kadar kolay görünmeyecek gözlerine. (Fanatik)
Serkan Akcan: "Hafıza farkı"
Beşiktaş son 1 aydır yenilenmiş kadrosuyla ritim yakalamışken Galatasaray oyun hafızası sayesinde rakibini Dolmabahçe’de yendi. Galatasaray, Sanchez, Lemina ve Abdülkerim ile Beşiktaş’ı çok önde karşıladı. Bu karşılamalar orta yay civarındaydı ve Beşiktaş’ın son zamanlarda en iyi yaptığı geçiş hücumlarının önünü kesmek adına hayati önem taşıyordu. İlk yarıda Beşiktaş bir kaç kez Orkun ve Olaitan üzerinden topu getirdi ama bu ataklar zayıftı. Galatasaray bire bir baskıları sahanın her bölgesinde iyi yapınca Beşiktaş korner dahi atamadan devreyi bitirdi. Galatasaray ilk yarıda hem topun hem de oyunun kontrolünü elinde tuttu. Barış Alper’in soldan taşıdığı toplar Beşiktaş’ı takım olarak sağa doğru esnetirken Sane’yi ceza sahası çaprazında topla buluşturmak maçın Galatasaray adına anahtarıydı. Sane’den beklenti topla yapacağı dripling üzeri aksiyonlardı. Bazen oyunun yönünü değiştirmek bazen topu Beşiktaş savunmasının arkasına uzun pasla indirmek gibi. Nitekim Sane’nin savunma arkasına yaptığı orta sonucunda Osimhen’in kafa golü bu şablonun eseriydi.
Lehine çevirdi
Sane’nin 62. dakikada kırmızı kartla atılmasının ardından Galatasaraylı futbolcular Osimhen önderliğinde iyice oyunun boyunu kısaltırken Beşiktaş’ın Orkun ile rakibinin bu kompakt yapısını bozma çabaları çok yetersiz kaldı. Olgunlaşabilen Beşiktaş ataklarında ise ya Ndidi’nin sakarlıkları ya da Uğurcan’ın kurtarışları devredeydi. Galatasaray bu sezon ikinci kez Beşiktaş’a karşı uzun süre 10 kişi kalmasına rağmen rakibinden puan almayı başardı. Ligin boyu bu kadar kısalmışken Okan Buruk ve futbolcuları Dolmabahçe’de Beşiktaş’ı yenerek fikstürü de lehine çevirmiş oldu. (Fanatik)