9. haftada şampiyon olmak...

9. hafta geride kalırken, ligin parıldayan yıldızı Beşiktaş'tır. Şampiyonluk yolundaki rakiplerinden çok daha iyi ve oturmuş bir görüntüleri var..
27 Ekim 2015 14:00- Son Güncelleme - 27 Ekim 2015 14:00
Google news abonelik
9. haftada şampiyon olmak...

Futbolun bir keyif aracı olduğunu yıllardır söyler, dururum. Kimisi bu düşünceme katılır, kimisi katılmaz. Ama ;futbol kabul etseniz de etmeseniz de gerçekten bir keyif aracıdır. Ortaya koyulan futbol, biz futbolseverleri tatmin ediyor mu, yoksa etmiyor mu? Bence, önemli olan tam da bu işte!
 
Yeni stadyum Antalyaspor'a ve Antalya kentine hayırlı olsun. Stat çok şık ve güzeldi. Saha zemini için ise söylenecek en güzel şeyi, maçın ardından yayıncı kuruluşa konuşan Tolga Zengin, "Zemin tam oturmadan stat açmasınlar. Bir oyuncu sakatlansa stadın önemi kalmaz" diyerek söyledi. Ayrıca Antalyaspor camiasının, yeni stadın açılışına "kulübün değerlerini" davet etmemesini yadırgadığımı söylemeliyim.

Futbolun kalitesi bir futbolsever olarak beni tatmin etti. Antalyaspor, yeni stadyumunda oynadığı için heyecanlı ve istekliydi. Beşiktaş ise ezeli rakiplerinin 1 puanla kapattığı haftada fırsatı iyi kullandı. Takım olarak bir bütün halinde istediler ve başarılı bir performansla rakiplerini sürklase ettiler. Pozisyon ürettiler, gol attılar ve bir o kadar da kaçırdılar.

Kaleci Tolga'dan en ileri uçta görev yapan ve tekmeye kafa atan Mario Gomez'e kadar herkes arzulu ve istekliydi. Maçı, 90. dakikada bile bırakmayan, futbolun gereklerini ortaya koyan ve "basit" oynayan Beşiktaş, şık bir galibiyete imza attı.

Şenol Güneş faktörü...

Şenol Güneş ; kendi sistemini, anlayışını ve nasıl verim alınacağını futbolcularına iyi anlatıyor. Deneyim, sağlıklı bir planlama ve çağdaş bir futbol zihniyeti Güneş'in en büyük artılarından. Doğru bir tanedir ve bunu Şenol Güneş şu ana kadar son derece iyi uyguluyor. Buna çok tartışılan Quaresma konusunu da katabiliriz. Quaresma kendi için değil, takım için oynamalı. Keza, Gökhan Töre de bu konuda somut bir örnektir.

Bireysel performanslarla bir yere kadar gidebilirsiniz. Fakat ; takım halinde başarıya ulaşmak çok daha kolaydır. 9. hafta geride kalırken, ligin parıldayan yıldızı Beşiktaş'tır. Şampiyonluk yolundaki rakiplerinden çok daha iyi ve oturmuş bir görüntüleri var. Bu büyük  bir avantaj.

Beşiktaş'ı şimdiden "şampiyon" ilan etmek ise büyük yanılgı olacaktır. İlerleyen haftalarda Galatasaray ve Fenerbahçe'nin toparlanacağını da hesaba katarsak, lig çok çetin geçecek. Klişe olacak ama; lig uzun bir maraton ve henüz 9 maç geride kaldı. Beşiktaş'ın bu performansını ligin geneline yayıp yayamayacağı belirleyici olacak.

Derbinin kalitesi düşüktü...

Fenerbahçe-Galatasaray derbisindeki futbol kalitesi tartışmaya açık. Ev sahibi Fenerbahçe rakibinden daha iyi oynadı. Daha iyi oynamak yeterli değil. Ofansif üretkenliği skora yansıtabilmek bu tip maçlarda önemli. Bu açıdan Galatasaray yıllardır süren hasretine son veremese de elde ettikleri 1 puan kıymetli. Sarı-kırmızılılar bu oyunla 1 puandan fazlasını alamazdı.

Hakemlerin performansına da ayrı bir parantez açmak gerek. Hakemlerin iyi niyetinden şüphe etmiyorum. Fakat ; formaya, futbolcuya ve camiaya göre karar verdikleri net şekilde ortada. Başarılı olabilmeleri için çifte standart uygulamamaları gerekiyor. Geride kalan 9 haftada pek bir değişiklik göremedik. Hakemler geçen sezonlarda olduğu gibi maalesef ayrımcılık yapıyorlar. Eğer gerekeni yapamıyorsan, düdüğünü asacaksın. Düdükten ayrılmak istemiyorsan, başka işlere yöneleceksin!

Futboldaki şiddet...

Kayserispor-Fenerbahçe maçında minik bir taraftarın nasıl ağlatıldığını hatırlarsınız. Fenerbahçe forması giyen o taraftarın, kendisini ağlatan amigo ile barışma anı beni çok şaşırttı. Barışmalarına tabi ki bir sözüm olamaz. Amigonun, çocuğa kendisine tokat attırarak özür dilemeye çalışması beni çok şaşırttı. Özürde bile şiddet var. Ne söyleyebiliriz ki?