Ahmet Çakır yazdı! "Bisiklet de sadece bisiklet değildir!"

27 Şubat 2019 11:29- Son Güncelleme - 27 Şubat 2019 14:29
Google news abonelik

Ben de koroya katılsam, Beşiktaş-Fenerbahçe maçının ne kadar muhteşem olduğunu ya da Galatasaray’ın son dakika golünün önemini filan anlatsam, bu yazıyı okuyacak olanlardan 100 kat daha fazla okur bulabilirim. İstemem. Bisiklet yazmanın çok daha önemli olduğuna inanıyorum.

Üstelik, önceki yazımızdan dolayı bir düzeltme borcumuz var. Öncelikle bu yıl ikincisi yapılan Tour Of Antalya’nın uluslararası takvimde yer almadığı bilgisi doğru değilmiş. Takvimde yer alıyor olmanın da ötesinde katılmak için tam 80 takım başvurmuş. Bunlardan sadece 24’ünü alabilmek mümkün olabilmiş.

Bu kadar büyük bir ilgi nedeniyle önümüzdeki yıllarda hem turun uluslararası kabul görme düzeyi yükseltilecek hem de artan takım sayısı nedeniyle uluslararası alanda daha çok tanınmış sporcu tura katılacak. Turun şu anda uluslararası düzeyi 2.2 olarak gösteriliyor, gelecek yıl bu 2.1’e yükselecek.

AKRA-Barut Oteller ana sponsorluğunda ve Antalya Valiliğinin de desteğiyle düzenlenen tur sadece 2 yıl içinde büyük bir aşama yaptı. Antalya Büyükşehir Belediye ve artan sponsor desteğiyle önümüzdeki yıllarda daha büyük bir gelişmenin yaşanacağını görebilmek hiç de zor olmaz.

İki kez İtalya Turunu kazanmış olan Gilberto Simoni’nin halk yarışı olarak adlandırabileceğimiz Gran Fondo’ya katılması, yarışa renk katan unsurlardan biri oldu. Kendi yaş grubunda 3.lük kürsüsüne de çıkan Simoni, tur boyunca sempatik tavırlarıyla ilgi gördü.

İpek Özgüden Özen kardeşimizin Erdi Aydemir ile birlikte basın mensuplarının her sorununa koşmaları da bize çok rahat çalışma olacağı sağladı. Turun medya koordinatörü Faik Gürses ile TSYD’nin temsilcisi Birgül Pullukçu’nun emeklerini de unutmayalım.

Turun en büyük talihsizliği herhangi bir televizyon kanalından naklen yayınlanmayışı oldu. Sportstv geniş yayınlarıyla bu eksikliği gidermeye çalıştı ama yine de naklen yayının etkisi başka olurdu. Gelecek yıllar için üzerinde durulması gereken önemli noktalardan biri de bu olmalı.

Bunu mutlaka yazmalıyız

Bunu mutlaka yazmalıyız

Özellikle Faik Gürses arkadaşımızın adını boşuna anmadım. Tur sırasında Antalya’nın pek de bilinmeyen tarihi güzelliklerinden Perge ve Termossos antik kentlerinden çok etkilendik. Buralar daha önce kağıt üzerinde ya da kitabi bilgi olarak haberimiz olan yerlerdi. Daha yakından baktığımızda da etkilenmemek mümkün değildi.

Faik’in edindiği bilgilere göre Cumhuriyetimizin kurulmasından bu yana hiçbir kültür bakanı gelip de Termossos’u görme isteği duymamış. Biraz da buna bağlı olarak burada yapılmakta olan çalışmaları çok daha hızlandırma gereği hep istek ve niyet olarak kalmış, uygulamaya geçmemiş.

Oysa oraları gidip gördüğünüzde neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Deniz seviyesinden 1 150 metre yüksekte kurulmuş olan amfitiyatronun, yüzyıllara meydan okuyan görkemi insanı etkiliyor. Ancak hem burasının onarımı hem de çevrenin düzenlenmesinin burayı muhteşem bir tarihi-turizm yeri olabileceğini düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Döneminde neredeyse dünyayı fetheden Büyük İskender’in burayı alamamış olmasından tutun da bunun gibi daha bir yığın tarihsel yaşanmışlık, turistlerin burayı ziyaret etme isteğini artıracak etkenlerden biri olabilir.

Evet, ülkemizin hemen her yerinde böylesine büyük önem taşıyan tarihi eserler var ve bunlarla ilgili çalışmalar büyük parayı gerektiriyor. Bunu bulabilmek de kolay değil. Bu mazereti bir türlü aşamadığımız için de çok üzücü bir tıkanıklık yaşıyoruz. Tabii, toplumun bu konulardaki ilgisizliği de ciddi bir sorun.

Örneğin, kendi alanında dünyanın en zengin eserlerine sahip olduğu belirtilen Antalya müzesinin 2015’teki ziyaretçi sayısı sadece 30 000 (yazıyla otuzbin) imiş. Bunu, başka ülkelerdeki benzerleriyle kıyasladığınızda dehşet içinde kalıyorsunuz. Elbette ki tanıtım çalışmalarının yetersizliği de önemli bir sorun.

Kısacası, Tour Of Antalya sırasında “Bisiklet sadece bisiklet değildir” denilebilecek durumlar da yaşadık. Bunları gazete, televizyon ve internet siteleri gibi medyada dile getirme konusunda da sözleştik. Ben bu konuda minik bir adım atmış olmak istiyorum. Aslında Türkiye’nin her alanda yapacağı o kadar çok iş var ki…

Bunları yapmak için seferber olmak yerine birbirimizle uğraşmayı daha çok önemsememiz de çok acıklı bir durum. Biraz silkinip de bu işlerin bir ucundan tutmaya çalışsak ne kadar iyi olacak…

Bu gol nasıl kaçar