Barcelona yenilgisinin ardından Davinson Sanchez patlaması: "Artık tadı kaçtı cinsinden hatalar"

Editör: Özgür Koç

Son Güncelleme /

Spor yazarları, Galatasaray'un UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 2. haftasında sahasında Barcelona'ya 4-1 mağlup olduğu karşılaşmaışı değerlendirdi.

GALATASARAY’IN KOLOMBİYALI FUTBOLCUSU DAVİNSON SANCHEZ, LİVERPOOL MAÇINDA GÖRDÜĞÜ SARI KARTLA CEZALI DURUMA DÜŞTÜ VE RÖVANŞTA OYNAYAMAYACAK.
Haberin Kaynağı:
Ajansspor
Google NewsAbone OlOkunma Süresi: 13 dk
WhatsApp'ta PaylaşFacebook'ta PaylaşX'ta Paylaş

Galatasaray UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ikinci haftasında konuk ettiği İspanya temsilcisi Barcelona'ya 4-1 mağlup oldu.

Sarı-kırmızılı takımın golünü Aleksey Batrakov atarken, İspanyol temsilcisinin gollerini Joao Cancelo, Fermin Lopez, Anthony Gordon ve Karim Adeyemi kaydetti.

G.Saray henüz puanla tanışamadı

"Devler Ligi"nde sezona deplasmanda Portekiz temsilcisi Sporting'e 3-1 kaybederek giren sarı-kırmızılı ekip, ikinci haftada Barcelona'ya yenilerek organizasyonda henüz puanla tanışamadı.

Spor yazarları Galatasaray - Barcelona karşılaşmasını şöyle değerlendirdi:

Güntekin Onay: Bu skor ve oyun farkı sürpriz değil

Barcelona şu an için dünyanın en güçlü takımı ve gerçekten de çok formda. Olağanüstü bir kolektif uyumları var. Bireysel yetenekler ve teknik kalitenin ötesinde, saha içinde top ayaklarında iken bu kadar iyi yardımlaşan bir takımı son dönemlerde görmemiştik. Zaten bu takımın omurgası Dünya Şampiyonu İspanya ile aynı. Böyle bir ekibe karşı Galatasaray ilk 30 dakika bütün fiziksel gücünü ve enerjisini ortaya koydu. Barcelona’nın bazı genç oyuncuları taraftar gürültüsü ve biraz da sert oyundan ürktüler. Yine de pozisyonlara giren Barça’yı kaleci Uğurcan kurtarışlarıyla durdurdu.

Zaman zaman bıraktıkları geniş alanları kullanmaya çalıştık. Açıkçası biz pozisyon bulamamışken öne de geçtik. Victor Osimhen'in vuruşunda top Barış Alper Yılmaz'a çarpmasaydı skor 2-0 da olabilirdi ama yine de böyle bir takıma direnmek çok zor. Barcelona 4 gol attı, bir o kadar kaçırdı, bir o kadar da Uğurcan kurtardı. Özellikle Barcelona 2-1 öne geçtikten sonra Galatasaray'ın direnci tamamen kırıldı.

İkinci yarıda temsilcimiz ne yazık ki varlık gösteremedi ve goller arka arkaya geldi. Galatasaray'ın bundan daha fazlasını yapabilmesi mümkün müydü? Evet, formda bir Galatasaray belki daha dirençli ve hücumda daha etkili olabilirdi. Ama gerçek şu ki; bu skor ve oyun farkı asla sürpriz değil.

Barcelona Avrupa'nın birçok önemli takımına karşı bu oyun üstünlüğünü ve skor farkını bulabilecek güçte ve kalitede. Üstelik bunu yaparken santrforsuz oynuyorlar. Ve hatta şunu da ekleyelim; sakatlığı nedeniyle oynayamayan Raphinha'yı aradıkları gerçeği de ortada.

Galatasaray'ın veya bir başka Türk takımının böyle bir ekiple oyun olarak baş etmesi mümkün değil. Ancak çok katı ve sert bir savunmayla belki bir şeyler yapabilirsiniz. (Hürriyet)

Mehmet Ayan: Bu seviyede bu kadarız

Bir buçuk stoper, orjinal olmayan sağ bek ile maça çıkmak Okan Buruk için gövde gösterisiydi. 19 Ağustos’tan bu yana oynadığı 10 resmi maçta 41 gol atıp 9 gol yiyen Barcelona’ya hodri meydan dizilişi. Barış-Yunus kanadını Beyoğlu Yeniçarşı da, Kasımpaşa da, Barcelona da madene çevirmeye çalışır. O güçlü gövde gösterisinin riski budur!

Gordon/Cancelo ile soldan hücum ederken, sağdaki seçeneğinin Yamal olması avantajın ötesinde bir lüks. İlk 6 dakika %82-18 olan topla oynamayı 20’lerden itibaren %70-30’a getiren temsilcimiz golü bulduğu anlarda 65- 35’lere kadar geliştirmişti.

Haklı olarak ön alan baskısına gerekmedikçe başvurmuyorduk. Pedri/Rodri merkezini tutan rakibe oynamak güçtü; kenarlara atılacak toplarla gelecek golün adresi ise dönen toplar olmalıydı. 28’de Batrakov bunu başardı. Barış Alper’in golü sayılsa iş başka yerlere gidebilecekken, oyunu tekrar ele aldılar; Cancelo ile devre arasına 1-1 gittiler.

Uğurcan 5 kurtarışla maçta kalmamazı sağladı. Yüksek tempo ile biten 45 sonrası ikinci yarı soru işaretiydi. 8 dakikada o soru işareti ortadan kalkıverdi. Yamal’ın asistleri sonrası Lopez ile Gordon, küçücük de olsa içimizde filizlenen umutları yerinden söküp attı. Kalanı serin sulardan kızgın kumlara yolculuk...

Dakikalar geçtikçe oyundan düşen G.Saray’a karşı, sanki maça henüz başlamış bir Barcelona... 58’deki üç değişikliğimiz takımı daha dayanıklı hale getirmek için yapılmış hamlelere benziyordu. 13 dakikada yenen iki gol dışında orta saha merkezindeki şeffaflık sadece tribünü, ekran başındakileri değil Buruk’u da tedirgin etmişti. 9 dakika sürdü o dirençli hal... Adeyemi farkı üçe çıkardıktan sonra umutlar da külliyen çöpe gitti. Kuşkusuz maç önünde gönlümüzden geçenlerle aklımızdan geçenler çelişki içindeydi. Yaprak döken bir yanımız 3-0’a falan razıyız derken, bahar bahçe olan diğer tarafımız GEN İŞİ diyordu... Aklımıza gelen rasyonalite, başımıza gelen gerçek oluverdi.

Bu seviyelerde istediğin kadar GENİN galebe çalsın, karşında dünyanın en iyisi varken top göremiyorsun. Hasarlı gecenin sonunda Z RAPORU’nun kalıcı olmaması gerekiyor. (Hürriyet)

Attila Gökçe: Adresini şaşıran uzun paslar

Heyecanlı, coşkulu, gayretli bir Galatasaray izledik. 28’de Batrakov’la golü buldu Cim-Bom. Buna karşılık Barcelona hiç heyecanlanmadan, sakinliğini koruyarak, geriye düştüğü maçta kendi oyununu dayatarak gösteriyi sürdürdü. İstanbul’a gelene kadar oynadıkları 9 resmi maçtaki ortalama gol sayısı 4,3’tü. Yenik duruma düştükleri Galatasaray maçında yine aynı ortalamayı tutturdular.

Bu hazin yenilginin temel gerçeklerinden biri Uğurcan, Sanchez, Jakobs ve Eren’in uzun top isterisine yakalanıp, saydığım dakikaya kadar 31 uzak pasın 24’ünde topu Barcelonalılara (!), 7’sini öndeki arkadaşlarına ulaştırmasıydı.

Sağ bek Barış Alper Yılmaz, Cancelo ve Gordon’un sol kanattaki etkili hamlelerine karşı, rakiplerinin yolunu kesmekte yetersiz kaldı. Topu kazanıp fizik gücü ve hızıyla topu rakip yarı alana taşıması bekleniyordu. Olmadı. Sağ kanattaki Yunus durgun, soldaki Leao etkiliydi. Ev sahibinin en verimli oyuncusu tek golün sahibi Batrakov’du.

Uzun pas sevdasından da önemli gördüğüm arıza Galatasaray’ın savunma güvenliğinin giderek azalmasıdır. Süper Lig’de de sıkça tekrarlanan arızalar korkarım ki Galatasaray’ın iç hat ve dış hat yolculuklarında daha da sıkıntı yaratacak. Bir şey daha: Torreira ve Lemina da bilinen değerleriyle oyuna katılamadılar. Fizik güçlerindeki yetersizlikler, zor maçlarda olmadık arızalara yol açıyor.

Elbette saygı duyulacak bir konuğu ağırladık. Transfere harcadıkları para filan hiç de önemli değil. Ama böylesine güçlü bir takımı 25,3 yaş ortalamasıyla dünyanın 1 numarası konumuna taşımak… İşte “süper” (üstün) yönetim becerisi… Hansi Flick’i de alkışlamalıyız. (Milliyet)

Osman Şenher: Kalite ve güç farkı

vet, dün maça gelen 50 bin taraftar çok üzüldü. Yapacak bir şey yok. Barcelona’nın futbol çizgisi ile Galatasaray’ın çizgisi çok farklı. Bu sezon Şampiyonlar Ligi’ni kazanacak takımların başında dün gece seyrettiğimiz Barça geliyor.

Tamam ilk yarı sarı-kırmızılılar çok direndi. Bu yüzden devreyi de berabere bitirdiler. İkinci yarı fizik olarak futbolcuların çoğu oyundan düştü. Katalan ekibi de istediği gibi oyunu kontrol etti, gol pozisyonuna girdi, fileleri havalandırdı. Resmen, temsilcimizin gücü yetmedi. Yetmesi de mümkün değil, adamların kadrosu çok kaliteli.

Dünyanın en iyi teknik direktörlerinden Flick, harika bir sistem kurmuş. Hiç zorlanmadan da üç puanı aldılar. Galatasaray ilk yarıdaki futbolu devam ettirebilseydi, skor böyle olmazdı. Leao, Batrakov’un golünün pasını verdi. 3-4 kere de rakip kaleye gitti ama verdiği paslar yerini bulmadı. İkinci yarı zaten sahada yoktu. Osimhen uzun bir sakatlıktan çıktı, o da eski temposunda değil ve devamlı ofsaytta kalıyor.

Torreira ile Lemina da çabukluklarını kaybetmişler. Süper Lig’de bunu anlamıyoruz ama Avrupa’nın iyi takımıyla oynayınca ortaya çıkıyor. Kasımpaşa maçında Barış Alper karşılaşmanın yıldızıydı. Dün gece de sağ bekte oynadı, resmen takımın sağ tarafı çöktü. Batrakov ilk yarıda çok iyiydi. İkinci yarı arkadaşları hücuma çıkmayınca o da kayboldu gitti.

Esas sorun ise defansta. Tamam Sanchez’i yere göğe sığdıramıyoruz ama öyle değil, çok hata yapıyor. Artık tadı kaçtı cinsinden hatalar. Okan Buruk atletik bir kadro sahaya çıkarmış, o kadronun da oynayacağı bu kadar. Ne çok kaliteli bir sağ beki ne de Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir sol stoperi var. Dün geceki maç için taraftar karalar bağlamasın. Bizim bütçelerimizle Barcelona kalitesinde bir takım kuramayız, Türkiye’de hiçbir takım da kuramaz. Sonuçta Barcelona galibiyeti hak etti, fazla söyleyecek bir şey yok. (Milliyet)

Cem Dizdar: Kazanımları artırmanın yolları

Başlamadan kararını vermiş çok insan vardı ve Barcelona’nın kazanacağı kesin görünüyordu onların gözünde. Öyle de ilerledi ilk devre. Top onlarda, baskı onlardaydı ve bu da normaldi. Tekrarlarla oluşturdukları alışkanlıkları üst düzeydeydi. Merak, Galatasaray’ın neler yapacağındaydı. İlk devre boyunca top ayağında çok az kalmışken genel olarak yüksek toplarla oynamayı tercih etti Okan Buruk’un takımı. Lakin en öndeki Osimhen henüz o topları olumlu hale getirecek fiziksel düzeyden uzaktı. 28. dakikadaki Batrakov golü ise o ana kadarki Galatasaray oyununun adeta tekzibi niteliğindeydi! Barış Alper Yılmaz etkisiyle dindirilen Barcelona hücumu, Uğurcan Çakır’dan başlayıp Batrakov tarafından olgunlaştırılıp Leao üzerinden yine Batrakov tarafından bitirildi. Golde tüm sahayı temassızca aşan üç oyuncu gayet pratik bir gol atmış oldu. Ancak defanstan çıkmaya çalışırken ön alan baskısına yakalanıp, Joao Garcia’nın golü engellenemeyince devamında olacaklar da sanki belli oldu.

İkinci devre başlar başlamaz maç Galatasaray kalecisi ve savunmasıyla Barcelona arasında geçer hale geldi. Böyle olacağı baştan belliyse de atılan golde olduğu gibi farklı çözümler üretilebilirdi. Fakat “gürültülü tezahürat”ın bu tip maçların ayırt edici faktörü olduğunu işlemeye bayılan memleket anlatısı bir kez daha gerçekle yüzleşti! Takım da tribün de maçtan çekildi... Evet Barcelona’nın gücü ortada, ancak bizim ülkenin birbirini tüketen vasatı düşük futbolu Milli Takım da dahil uluslararası maçlara çıkan takımların en büyük sorunu. Paralar hesapsızca su gibi harcanırken, ülke futbol seviyesi bu denli düşük kalınca bu sonuçlar kaçınılmaz oluyor. Bakalım bu maçtan hem Galatasaray hem Avrupa’da oynayacak “çok borçlular” neler öğrenecek? Maçlar devam ettikçe hep birlikte göreceğiz. Unutmayalım ki, yürünecek daha çok yol var. Önemli olan kazanımları artırmanın yollarını aramak... (Fanatik)

Serkan Akcan: Başlangıç iyi ama...

Galatasaray, Barcelona karşısında fena sayılmayacak bir ilk yarı çıkardı. İlk golü buldu, peşinden ikinciyi Barış ile tabelaya yazdırdı ama ne var ki, VAR incelemesi sonucu ofsayt gerekçesiyle sayılmadı. Aslında her şey Galatasaray’ın istediği gibi ilerliyordu. Maç tam Liverpool, Juventus maçlarının kıvamına geliyor gibiydi. Ama iptal edilen o gol maçın bir anlamda kırılma noktası oldu. Zaten maçın başlama düdüğüyle birlikte topu alan Barcelona’dan topu almanın pek imkanı olmadığı anlaşılmışken beraberlik golünün devre bitmeden gelmesi denge bozucuydu. Nitekim o denge ikinci yarının başlama düdüğüyle tamamen bozuldu. Lamine Yamal, 3 dakikada 2 asist yapıp maçın fişini çeken adam oldu. İLk yarıda oyunu bir nebze dengeye getirse de ikinci yarı Galatasaray çok erken dağıldı. Taraftar da bir yere kadar ıslıkla Barcelona ataklarını savuşturmayı denedi. Fakat yeryüzünün en formda takımı Barcelona’nın ataklarını etkisiz hale getirmek için çok daha fazlasına ihtiyaç vardı. 58’de Okan Buruk nefeslenmek için Sane, Sara ve Ugechukwu’yu oyuna sürdü. Lemina ve Yunus maçın kötüleriydi, Batrakov ise golü atmasına rağmen Galatasaray’ı öne doğru taşımakta çok zorlanıyordu. Galatasaray’ın 4 yıl üst üste şampiyonluğunda da en eksik parçası Torreira’nın yanıydı. Dün Barcelona karşısında da bir kez daha görüldü ki, Galatasaray’ın uluslararası standartlarda bir merkez orta sahaya ihtiyacı var.

Galatasaray geçen sezon da Liverpool ve Juventus maçlarında rakiplerine karşı favori değilken harika performanslar üretebilmişti. Fakat Barcelona bambaşka bir seviyede. Şu anda dünyanın en kusursuza yakın futbolunu oynayan takımı. Böyle bir takıma karşı ev sahibi olmanın ve ilk golü bulmanın avantajını en azından 70’lere kadar taşıyabilmek gerekirdi. Ama bunun için ikinci yarının ilk 15 dakikalık bölümünü defalarca izleyip, analiz edip, iyi çalışmak gerek. (Fanatik)

Tunç Kayacı: Ancak bu kadar oynanır...

Dün gece maç öncesi çok endişeliydik. Şu an dünyanın en formda, en iyi takımı Barcelona karşısında evinde de olsa puan veya puanlar alabilmenin hiç kolay olmadığını biliyorduk. Ancak öyle bir ilk yarı oynandı ki ‘neden olmasın’ dedirtti. Okan Buruk oyununu analiz ederken, rakibini 1 ve 2. bölgede tutup, kendi ceza alanımıza sokmamayı planlamış. Bu taktik ilk 45 dakika da müthiş işledi. En azından soyunma odasına önde gidebilirdik, talihsiz bir golü kalemizde gördük. Galatasaray’ın en büyük özelliği iyi bir iç saha takımı olması. Dün gece ilk 45 dakikada Barcelona karşısında ‘ancak bu kadar oynanır’ dedirten bir mücadele izledik. Bu futbol ister istemez ikinci yarı için tribünleri daha da inandırdı... İkinci yarının ilk 10 dakikası kabus gibiydi, bir anda 3-1 yenik duruma düşen Galatasaray adeta şoktaydı... Açıkcası Okan Buruk daha hamle şansını kullanamadan demoralize olan bir Sarı-Kırmızılı ekip vardı sahada. Sonrasında 3 hamle geldi ama rakip Barcelona olunca yenik durumda ne kadar reaksiyon göstersen de yetmiyor...

Açıkcası bilek güreşinde ilk yarıda iyiydik ama ikinci yarıda kalite kumaş adını ne koyarsanız koyun, aradaki büyük fark ortaya çıktı ve üst üste golleri kalemizde gördük. Böyle maçlarda sadece fizik olarak değil psikolojik olarak da çöktüğünüzde bütün defolarınızda ortaya çıkıyor... Özetle Şampiyonlar liginin seviyesi bu... İddalı olmak istiyorsanız transferin sonunda değil, sezon başı kadronu kuracaksın ve lige hazır gireceksin. Son sözümüz, bu mağlubiyet sürpriz değil yine de ilk yarıdaki oyunu ligin diğer maçlarında 90 dakikaya yayabilmek olmalı Galatasaray’ın hedefi... Çünkü bu ligde oynayabileceği en zor rakip vardı karşısında... (Fanatik)

Bülent Timurlenk: Kendini imha etti

Oynadığı 9 resmi maçı da kazanırken 3.5 gol ortalaması yakalayan Barcelona'ya karşı G.Saray'ın ilk yarıda oynadığı futbol ve tabeladaki skor için maç sabahı herkes ayakta alkış tutar, Okan Buruk'u tebrik ederdi. Lakin maç 90 dakika... Abdülkerim yerine Davinson'un yanına Jakobs tercihi, Sara'nın kulübede olduğu Lemina'lı orta saha. Pas örgüsünde sürekli rakibin boşluğunu arayan Barcelona'ya karşı G.Saray, ilk yarıda çok sağlam durdu. Tek problem, sol kanattan bindiren Cancelo'nun çok boş bırakılmasıydı. Kırılgan başladı Barcelona. Yamal oyuna girememiş, diğer kanatta Gordon etkisizdi. Üstüne bir de Batrakov-Leao ortaklığıyla gelen golle birlikte takım da tribünle de havayı yakaladı. Barış'ın ince ofsayt ile iptal edilen golü, G.Saray adına maçın kader anı olabilir. Davinson'un yine uzaklaştırmakta geç kaldığı topu Cancelo filelere gönderdiğinde devrenin tabelası çıktı ortaya. İkinci yarının başında Yamal şov izledik. Önce Fermin'e attırdığı kafa golünde yaptığı nefis orta, ardından Eren ile mücadelesinde ayağına yapıştırdığı top ve Gordon'un golü... 5 dakikada ilk yarının bütün güzellikleri yok oldu gitti G.Saray adına. Okan Buruk, tabelayı çevirebilmek için değil elbette yenilgiyi kabul ettiğinden 3 değişikliğe birden gitti. Sakatlık sonrası yarım Victor Osimhen izliyoruz. Şampiyonlar Ligi'nde G.Saray bir kez daha kısa bir zaman dilimi içinde biraz da kendi kendini imha etti. İki maç sıfır puan, 6 maçta en az PSG maçını bir kenara ayırırsak 5 maçta 9-10 puan… Çember iyice daralıyor. Artık 3 galibiyetin nereden geleceğinin hesabı bir an önce yapılmalı. (Sabah)

Levent Tüzemen: Okan hocanın yerinde olsaydım...

G.Saray-Barcelona maçını Erden Timur ile birlikte izledim. Barça takımını analiz ederken 8 oyuncunun İspanyol ekiplerinin altyapısından geldiğini vurguladı. Bu oyuncuların birlikte oynama alışkanlıklarının ne kadar kıymetli olduğunu ikinci yarıda net olarak gördük. Barcelona'ya karşı oynamak gerçekten çok zor. Özellikle Yamal, tam bir futbol cambazı. Gordon'a attırdığı gol öncesi yaptığı çalımlar göz kamaştırdı. İlk yarı 1-1 içeri girmek G.Saray adına büyük bir avantajdı. Hele Barış'ın attığı golün ofsayta takılması şanssızlıktı. Gerçek şu; Barcelona her takımı çok rahat yener. İstedikleri zaman vites yükseltiyorlar gerektiğinde topa basıp rakibe top göstermeden öldürücü paslar yapıyorlar. G.Saray soyunma odasına giderken dostum Haluk San ile Erden Timur'a şunu söyledim: "Lemina bitti, Yunus çok yoruldu. Leao da geri gelemiyor. Okan hocanın yerinde olsam bu üçlüyü çıkarıp ikinci yarıya yeni oyuncularla başlarım" dedim. Maalesef Okan hoca hamleleri skor 3-1 olduktan sonra yaptı. Skor için Okan hocayı çok fazla eleştiremem Barcelona çok güçlü takım. Kim nereye koşacağını iyi biliyor, pasları birbirlerine ezbere atıyorlar. Hiç boşa top kullandıklarını görmedim. Mağlubiyeti doğal karşılayabilirim ama 2-1 sonrası Devler Ligi'nde oynayan G.Saraylı oyuncuların çok çabuk kırılmalarına şaşırdım. Bardağın dolu tarafından bakarsam beraber izlediğim dostlarıma da anlattım, diğer maçlarda özellikle Barça'ya ilk yarıda oynadıkları disiplinli, mücadeleci ve coşkulu oyunlarını sahaya yansıtırlarsa lig aşamasında yeterli puanı alabilirler. (Sabah)

Bu videoya da göz atabilirsin

Sizin için önerilen haberler yükleniyor...