AjanssporAjansspor uygulamasını indir

İlhan Palut: "Mahallede bana Roberto Baggio derlerdi"

Ajansspor Editör
Özgür Koç
İlk Yayınlanma : 07 Oca 2022 - 13:25 / Son Güncelleme : 07 Oca 2022 - 14:55

Konyaspor'un başarılı teknik direktörü İlhan Palut, takımının ligdeki durumu ve geleceği, kariyer planı ve birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Süper Lig'de ilk yarının flaş takımı Konyaspor'un genç teknik direktörü İlhan Palut, yeşil beyazlı  takımın başarılı performansından şampiyonluk yarışına, büyük takım çalıştırma hedefinden Avrupa hayaline kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu. Genç teknik adam, Serdar Gürler için A Milli Takım'ı çalıştırdığı dönemde Şenol Güneş ile arasında geçen diyaloğu da açıkladı. Sabah'a konuyan Palut'un açıklamaları şöyle:

"TÜRKİYE KONYASPOR'U KAYBETTİĞİMİZ GALATASARAY MAÇIYLA FARK ETTİ"

- Ligin kaçıncı haftasından sonra izleyenler, güçlü bir futbol oynayan Konya'nın farkına vardı?


"Çok enteresandır bu sorunun cevabı. Normalde takımların gümbür gümbür kazandığı bir maçtan sonra "ya bu takım çok iyiymiş" Veya farklı bir galibiyet aldıktan sonra iyi yorumlar yapılırken biz bunu yenildiğimiz bir maç sonrası başardık. O da Galatasaray maçı oldu deplasmandaki. Galatasaray maçı sonrası spor kamuoyu evet Konyaspor iyi bir takım, çok iyi oynadılar, bugün yenildiler ama sahada ne yapmak istediğini bilen planlı bir takım anlatımını bize değer gördüler. "

"Onun için ben bu sorunun cevabına çok net olarak Galatasaray maçı cevabını verebilirim. Zaten Galatasaray maçından önce oyuncularıma şunu söyledim. Sonuç benim için çok önemli değil dedim ama mağlup olmak her ne kadar önemli değil dediysek de bizi üzdü ama o bahsettiğim kamuoyunda Konyaspor iyi takım algısını en güçlü bir şekilde oluşturan maçtı."

"DEĞİŞİMİN ANAHTARI HEDEFTİ"

- Önceki senelerde kümede kalmaya çalışan bir Konya vardı. Ne değişti de, düşme hattından kurtulmaya çalışan bir Konyaspor'dan, zirveyi zorlayan bir Konyaspor'a evrildi?


Yakın tarihte son senelerde özellikle küme düşme baskısını sonuna kadar hissetmiş bir camia. Biz 2.yarının ikinci maçında takımın başına geldiğimizde yine acaba düşme potasına girer miyiz endişesini taşıyan bir takımdı. Puan konforuna ulaşıp artık futbolla alakalı önümüzdeki senelerin planlarına geçmeye başladık. Oyunumuzu nasıl geliştirebiliriz, ligin fark yaratan takımlarından birisi olabiliriz buna çalışmak için gerekli zamana sahip olduk. Burada oyuncularımız da bu noktaların üzerinde çalıştık.

 Zaten benim bir önceki seneden ne istediğimi bilen bir takım vardı ama bunu pratiğe dökme anlamında çok daha fazla zamanımız oldu. Lige iyi başlayan Konyaspor'un yere daha sağlam basması, 2-3 senedir bahsedilen acaba düşer miyiz korkusunun bir anda yerini acaba ligin ne kadar üst sıralarında konumlanabiliriz hedefine bırakması ve istikrar o bahsettiğiniz değişimin anahtarıydı bence.

"ÖNÜMÜZDEKİ MAÇ DAHA DEĞERLİ"

- Konya'da 'altın senenizi' yaşıyorsunuz. Bu başarı yeterli mi?


Bulunduğumuz nokta o konuyu çok fazla irdelersek, üstüne basarsak belki bizi gereksiz bir şekilde başarı hissine, puan konforuna, görevini yapmış olmanın rehavetine sokabilir. Biz bu durumu daha sonraki süreç adına bir özgüven, bir yapabiliriz, kendimize olan ispatı olarak almaya çalışıyoruz. Ama gerekli ortamı takımımıza sağlamak zorundayız. Bunun dışında camia dışından, camia içinden gelen üst sıralarda yer almalıyız, ikinciyiz daha iyisi neden olmasın baskısını da, stresini de oyuncularımız üzerinde bırakmamamız lazım. 

Biz bu ikisini bir arada dengede götürüyoruz. Bunu başarabiliriz. Hem de oyuncularımızı strese sokmadan çünkü bu stresi çok fazla yaşayan oyuncu kulübümüzde yok, takımımızda yok. Ben de zaten bu noktada daha yolun başında sayılabilecek bir teknik adamım. Şu anda lig haftasına tekrar giriyoruz. Sivas maçıyla alakalı neler yapabiliriz, Sivas maçında nasıl başarılı olabiliriz düşüncesi bizim için sezonun sonunu düşünmekten çok daha değerli, çok daha önemli, çok daha doğru. Maç maç gitmeye devam edeceğiz.

"FUTBOLDA TEPETAKLAK DA OLABİLİRSİN"

- Futbolcu gibi teknik adam da kazandıkça üstüne mi koyuyor?


"Zaman zaman düşeşler yaşanacaktır. Ama tabi futbol her şeye açık. Çok dikkatli olmalıyız. Ama insanın şunu görmesi çok güzel. Hangi işi yaparsa yapsın evet demek ki ben doğru çalışıyorum ekibimle beraber, doğru işler yapıyorum, daha fazla konsantre olmalıyım, üstüne daha koymalıyım ve bu yoldan ayrılmamalıyım mesajını eğer bir teknik direktör veriyorsa iyi konumda olmak, kazanmalar, galibiyetler bu yolda bu kariyer yolunda güven katıyor."

"Ama tersten baktığınız zaman ne güzel gidiyorum, ligi 2. bitirdik." şeklinde yaklaşım, yani kendini rahatlatıcı ve artık bu anın tadını çıkarma noktasına gelirsen futbol hiç acıması olmayan bir oyun, tepetaklak da olabilirsin."

"POTADA OLURSAK ŞAMPİYONLUĞA OYNARIZ"

- Şampiyonluk düşüncesi var mı?


"Ligin üçte ikilik bölümden sonra söyleyeceğim. Yani şu anda maçlarda en iyisini verebilmek. Biz bu dönemi istediğimiz gibi bitirip son döneme girdiğimiz zaman artık puan tablosundaki durum nereyi işaret ediyorsa biz de onu yüksek sesle söyleyip takımımla beraber hedefimizin peşinden koşacağız."

"BAŞTAN SONA AYNI DİSİPLİNDEYİZ"

- Son haftalarda hep son dakikalarda kazanan bir Konyaspor vardı. Bunu nasıl okumak gerek?


"Hedefimiz şu değil; maç başlasın dengede gitsin son dakikada zaten atarız. Bunun hiçbir garantisi yok. Böyle bir plan da yok. Şunu anlarım 60.dakikaya kadar oyunu tutalım son 30 dakika oyuna yüklenelim ya da ikinci yarıya oyuncu değişiklikleriyle kozları elimize alırız bunlar stratejilerdir, hepsine saygı duyarım ama biz takım olarak birinci dakika ve son dakika arasında aynı oyunu oynamaya çalışan gol atsak da gol yesek de bunu nasıl sürdürebiliriz, konsantrasyonu içerisinde olan bir ekibiz."

"Ama tabi ki bu bahsettiğiniz durumun gerçekleşmesi için belli gereklilikler var. Bunlar sahadaki oyuncu konsantrasyonu, maçın başından sonuna kadar bu konsantrasyondan ayrılmamak, belli bir fiziksel güce sahip olmak. Yani oyunun son dakikalarında mesela Beşiktaş maçına gidersek bir oyuncunun 50-60 metre topu taşıyabilmesi diğer oyuncunun bunu 80-90 metre onu takip etmesi gibi noktalar bir takımın fiziksel kalitesini de ortaya koyan noktalar. Son olarak da taktik disiplinine bağlılık. Bir konsantrasyon, iki yeterli fiziksel güç, üç taktik disipline bağlılık. Eğer bu özellikler bir takımda var ise o oyunun her dakikası skor alabilmeye açık bir takım oluyorsunuz."

"FARK YARATTIK, BUNU SÜRDÜRMELİYİZ..."

- Konyaspor olarak bu seneye sımsıkı sarılmalıyız. dediniz. Takım ve camia bu mesajı aldı mı?

"Doğal şampiyonluk adayları var ligimizde. Belki 10 senede 5 kere, 6 kere, 7 kere şampiyonluk yarışı, zirve yarışı içerisinde bu kulüpler olabiliyor. Ama bizim tarzımızdaki takımların böyle fark yarattığı sezonlar oluyor. Böyle bir ritim yakaladığınız zaman her takım için geçerli bunu sürdürmek gerekir." 

"Ligin bu boyutunda da olsa bu konumda olmak kolay değil onun için aynı motivasyonla, aynı istekte camia olarak yönetimden başlayan daha sonra bizim sorumluluğumuz, oyuncuların sorumluluğu, taraftarın desteği herkesin bir şekilde bu sezonun değerini bilmesi lazım ve sürdürmek için gerekli çalışmaları yapmamız lazım. "

"ELİT TAKIM OLMAK İSTİYORSAK STRESLE DE BASKIYLA DA BAŞ ETMELİYİZ"

- Üst sıralar futbolcularınızda baskı oluşturuyor mu? Neler yapıyorsunuz bu baskıyı azaltmak için...


"Oluşturduğunu söyleyemem. Oyuncularımızın maç maç istemelerini ve maça konsantre olmalarını istiyorum. Oyuncularımdan hiç şampiyon olmak için bu maçı kazanmalıyız. Ya da ikinci olmak için maçı kazanmamız tarzında konuşma ya da toplantı yapmadık. Sadece bu maçı kazanmamız lazım, 3 puan alırsak çok iyi olur tarzında devam ettik. Tesislerin içerisinde de sadece önümüzdeki maçın konuşulduğunu görüyor ve hissediyorum."

"Bu gerginliğin herhangi bir antrenmanda yansıması ya da maçta yansıması bir gerginlik, sinir, gereksiz oyundan atılma tarzı ya da antrenmanda bir sürtüşme, tartışma tarzı bir durum oluşturduğunu görmedim. Şu an için steril gidiyoruz. Tabi ki ligin sonlarına doğru inşallah buralarda kalırız. İnşallah bu strese daha çok gireriz, inşallah bahsettiğiniz bu stres bizi kaplar. Oyuncularım için yeni bir sınav olur, yeni bir test olur. Eğer elit oyuncular, elit antrenörler, elit bir kulüp, elit bir camia olmak istiyorsak bu bahsettiğimiz bu bahsettiğiniz stresle de başa çıkmak zorundayız. Ama şu an için bunu görmüyorum."

"İSTANBUL'A HAZIR GELMEK GEREKİR"


- Konya ile olan uyumunuz belli. Ancak iş İstanbul'a gelince durum farklı oluyor, dinamikleri farklı?


"Hazır gelmek lazım İstanbul'a. Yani teknik adamların başarıyı hedeflemeleri lazım. X takımı ya da Y takımı değil. Hep başarıyı hedeflememiz lazım teknik adam olarak. Yoksa gerçekten bir hedefinize giderken bu benim hedefimdi ben burada başarılı olmalıyım baskıları içinde bulabilirsiniz kendinizi. O camiaların bütün baskısını üstünüze almış olabilirsiniz. Herkes çalıştığı camiada fark yaratmaya çalışmalı. Oranın en üst potansiyelini kullanmaya çalışmalı, en başarılı şekilde olmaya çalışmalı."

"Aynı düşünceler içerisinde İstanbul'a bir kariyer onu götürürse bunu tekrar bir kulüpte çalışıyorum ve bu kulüpte en başarılı işler yapmak zorundayım diye algılamalı yoksa evet bahsettiğiniz o camiaların taraftar, basın, yeni çıkan acımasız sosyal medya baskılarının içine bir teknik adam kendisini sokarsa bence bir kere kendi potansiyelinden almış olur onun için dediğim gibi bizim gibi teknik adamların tek hedefinin nerede olursa olsun başarmak olması lazım. Bu kafayı kuma gömmek değil, bu sadece işine konsantre olmak, yan etmenlerden, ekstra baskılardan kendini korumak olduğunu düşünüyorum."

"KORKMADAN BAŞKA SINAVLARA DA HAZIRIM…"

- İlhan Palut'un büyük takımda çalışma hayali var mı?


"Günü gelince neden olmasın. Ama bir gün şunu söylemem lazım. Evet Konyaspor'da benim misyonum tamamlandı, burada yapabileceklerimizi yaptık, artık başka bir sınav zamanı, başka bir defteri açma zamanı dediğimiz zaman neden olmasın ama bunun için gerçekten burada başarılı oldum haydi gideyim. Birileri bizi konuşuyorken de bunu değerlendirelim telaşında asla değilim. Doğru işler yapabildiğim, insanların güvenini hissedebildiğim ivme yakaladığım bir yerden neden ayrılma telaşına düşeyim ama günü gelince bundan korkar mıyım asla korkmam ama doğru zaman çok önemli."

"BU SORUNUN CEVABI BENDE YOK…"

- Konyaspor'dan misyonunuzu ne olursa tamamlamış olursunuz?


"İnan bana şu anda bunun cevabı yok. Belki bir gün Konyaspor'da 3. Olacağım. Evet diyeceğim. Bundan iyisini daha yapamayacağım diyeceğim kulübün hedefleriyle. Belki 2. Olacağım diyeceğim ki hayır bu kulüp, bu camia şampiyonluğa da hazır ama gerçekten samimi olarak söylüyorum bu sorunun cevabı bugün için ben de yok."

"TÜRK MİLLİ TAKIMININ ANTRENÖRLERİYİZ"

- A Milli Takım'da teknik direktörü dışarıda arıyoruz. Neden mesela bir İlhan Palut'un kapısı çalınmıyor?


"Çalınacaktır belki bir gün. Ama ben Türk antrenörlerin milli takım işini kotarabileceğini inanıyorum. Ama bu demek değildir ki illa Türk antrenör olacak. Türkiye Futbol Federasyonu, Türk antrenörler çalıştı. Belli bir yıpranma oluştu. Bu baskılara daha uzak kalabilecek birini tercih etmiş olabilir. Ama ben tekrar söylüyorum. Türk teknik direktörler Türk Milli Takımı'nda görev alabilir ve başarılı olabilirler. Ama şu an Stefan Kunt hoca görevde inşallah çok başarılı olur. Çünkü bizim milli takımımız. Zaten şöyle düşünün aslında Türk Milli Takımının antrenörleri bizleriz…" 

"Daha çok Süper Lig'de daha çok görev yapan antrenörler, teknik direktörler. Çünkü milli takım Stefan Kuntz ekibi milli oyuncularımızla 3-4 gün beraber oluyorlar. Belki doğru dürüst antrenman yapmıyorlar. Hemen analiz, bir maç stratejisiyle çıkıyorlar ama bu oyuncuları hem fizik olarak hazırlayan, hem taktik olarak daha ileri gitmelerini sağlayan. Hem de mental olarak daha güçlü olmalarını sağlayanlar aslında hali hazırda bizleriz." 

"Şu anda biz Stefan Kuntz hocanın en önemli yardımcılarıyız. Bu yardımı en üst seviyeden, seviyeden milli takımımıza sağlayabilmek. Mesela Abdülkerim'in gelişimi, Serdar Gürler'in gelişimi, Ahmet Çalık'ın yeniden İstanbul takımlarında oynayabilecek seviyeyi yakalaması. Bunlar da bizim milli takıma çok büyük katkılarımız. Şunu diyemeyiz biz neden Türk hoca değil de Stefan Kuntz. Benim katkım da milli takımımıza, ülkemize bu şekilde olur. "

"Evet bir gün derlerse ki ya hocam sen gel milli takımda görev al. Bu tüm Türk antrenörler için olduğu gibi benim için büyük onur, gurur olur ve taşın altına elimizi sokarız. Bugün hizmetimiz bu şekilde. Ama Alman hoca görev yapıyor, Türk hoca görev yapmıyor noktası inanın sonuç olarak da milli takımımıza zarar verir. Kuntz'a destek verelim…Milli takımımıza destek verelim. Ama gün gelecektir bu görev belki beni belki bir arkadaşımı bulacaktır. İşte o zaman da ben Türk antrenörlerinin de bunun altından başarıyla kalkabileceğini düşünüyorum."

"AVRUPA İÇİN DERSİME ÇALIŞIYORUM"

- Avrupa'da çalışma hedefiniz var mı? Futbolcu gidiyor. Ama hoca gidemiyor? Türk teknik adamları neden Avrupa'da görev yapamıyor…


"Yeni bir Türk antrenörü jenerasyonundan bahsediyoruz. Bu jenerasyon benim Göztepe'ye gitmemle başlayan diyebilirim. Çok bekledi….Ben şuna inanıyorum bizden sonra da bir jenerasyon var. Hayat doğal akışında devam ediyor. Biz de bu noktada evet şu anda bu görevleri yapıyoruz. Çok değerli görevler, kulüpler, çok değerli camialar. Bir ileri adım atmaya en azından bunun mücadelesini vermeliyiz. Bu neden Avrupa olmasın."

"Ben bu jenerasyondan ülkemizi Avrupa'da temsil edecek çok fazla teknik direktör adayı olduğunu düşünüyorum. Bundan herhangi bir korkum veya hazırlıksızlığım yok. Şu an bir camiada misyonum var. Yurtdışında çalışabilme adına yoğun bir şekilde devam ettirdiğim yabancı dil eğitimimi tamamlamam gerekiyor. Çünkü her ne kadar teknik, taktik futbolda çok değerli olmazsa olmazı iletişim de bu üçlü sac ayağının en önemli direklerinden bir tanesi. Onun için ben şu anda bu eğitimime devam ediyorum."

"Bu eğitimime devam ederken futbol olarak da gelişmeye devam ediyorum. Günün birinde çok uzun bir zaman sonra değil, buna kendimi çok hazır hissedersem en ufak bir tereddüt duymadan ülkemizi futbolcularımızın da başarıyla yaptığı gibi yurtdışında temsil etmek isterim."

"GUARDİOLA, KLOPP VE SİMEONE HAYRANIYIM"

- Avrupa'da beğendiğiniz hocalar var mı? Varsa hangi özelliklerini kendinizi almaya çalışıyorsunuz?


"Var tabi ki. Mesela Pep Guardiola'yı çok beğeniyorum. Çünkü hiçbir risk altında vazgeçmediği pas oyunu, topu pasla üçüncü bölgeye taşıması ve bundan hiç ödün vermemesi… Liverpool'da Jurgen Klop, korkunç bireysel antrenörlük, kariyer yükselişi, takımına oynattığı inanılmaz tempolu futbol, hem set oyunu hem hücuma geçiş oyunundaki inanılmaz etkinliği…"

"Diego Simeone'ye döndüğümüz zaman takım savunmasının bence tüm denklemlerini çözmüş mükemmele yakın takımına uygulatıyor takım savunmasına hayranlıkla bakıyorum. Bu gibi öne çıkan teknik direktörlerin ön plana çıkan yönlerini almaya çalışıyorum ama bu asla birebir taklit değil. Her antrenörün bir tarzı olmalı, sistemi olmalı, dokunuşları olmalı. Buna da kendi bugüne kadar ki işte yardımcı antrenörlük alt yapıda çalıştığım andan itibaren kendimde geliştirmeye çalıştığım oyun sistemini, saha duruşunu hitap şeklini bir şekilde kendimi de yansıtmam gerekiyor bunu da yansıtarak kendime bir futbol felsefesi antrenörlük felsefesi oluşturmaya çalışıyorum ve onları da ortaya koyabildiğim kadar koyuyorum zaten."

"ŞENOL GÜNEŞ: 'SERDAR İYİ AMA İSTİKRARI YOK' DEMİŞTİ"

- İstikrarı olmayan, sürekliliği olmayan bir Serdar Güler, Konya'da bu eksikliğini de giderdi?


"Geldiğimiz zaman Konyaspor evet Serdar Gürler'den bahsettik. Ahmet Çalık, Abdülkerim gibi takımımdaki bir çok oyuncu ile gördük bunu… Bizim temel görevimiz takım performansını takım potansiyelini hep derler ya hani takımın potansiyelinden en üst seviyede yararlanmak.. İnsanların potansiyeli gelişebilir artabilir. Oyuncuların mental, taktiksel ve fiziksel gelişimlerine temas etmek lazım. Bire bir çalıştığımız oyunculara karşı görevlerimizden biriside bu."

"Oyuncularımıza dokunmaya çalışıyoruz. Serdar Gürler örneği… İnsanlar bence bu sene Serdar'ın sadece hücum görevlerine bakmıyor. Ayrıca Serdar'ın takım savunmasındaki görevlerini hiç aksatmamasına da bakıyorlar. Bunlar çok değerli. Artı istikrarlı oyuncular önemli. Göztepe teknik direktörüyken Şenol Güneş'in milli takımlar teknik direktörlüğü döneminde ben Serdar'ın ismini verdiğimde Şenol hoca bana "Ya çok iyi oyuncu ama istikrarı yok demişti." 

"SERDAR MİLLİ TAKIMA KATKI VERİR"

- Serdar'ın milli takıma çağrılacağını düşünüyor musunuz? Onun milli takım siteminde haklılık var mı?


"Serdar'ın milli takıma net bir şekilde katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ama tabii ki oyuncuların bazen duygusal serzenişleri olabilir onlar bizlere göre daha genç bunun da saygısızlık boyutuna gelmediği sürece bence tolere edilmesi gerekir. Serdar'ın da o ölçek de bir durumdu. Ben Serdar'ın milli takıma katkı vereceğini net bir şekilde düşünüyorum."

"Buna aday oyuncularımız var. Serdar Gürler, Abdülkerim Bardakcı, Ahmet Çalık tekrardan çıkış içerisinde…Oğulcan belki bir sonraki jenerasyonda milli takıma çok katkıda bulunacağını düşünüyorum. Bu oyunculardaki gelişime ne kadar katkıda bulunursak bugün Kunt hocaya yarın daha sonra milli takıma gelecek hocaya da sonuç olarak da milli takımımıza da katkıda bulunmuş olacağız."

"TEK SERMAYEMİZ TAKIM OYUNU"

- Çok yıldızı oymayan bir takımsınız. Sermayeniz takım oyunu mu?

"Biz, her maç savaşmalıyız, mücadele etmeliyiz, yardım etmeliyiz. Takım oyunu sistemini sahaya koymalıyız. Bizde şöyle bir durum kolay değil. Ya bugün çok kötü oynamadık ama 2 tane futbolcumuzda ön plana çıktı bireysel yetenekleriyle maçı bize çevirdiler söylemi belki bugün için değil, teknik direktörlük hayatımda hiç böyle açıklamam olmamıştır. Takım oyunu bizim en önemli kozumuz. Evet sermayemiz takımı oyunu..."

- Lig ikincisi takıma devre arasında takviye olacak mı?

"Takım içinde hem gereğinden fazla, hem de takımını karakterine uygun olmayan transfer yaparsan, bu noktada bazı sektelere uğrayabilirsin. Gomis ismini hiç duymadım. Ahmed Hassan ve Sokol Cikalleshi.. Biz şuanda sağ kanat oyuncusu istiyoruz. Serdar Gürler'in olmadığı noktada 2 tane kanat oyuncumuz var. Sayı eksiğimiz var. 1 tane net sağ kanat oyuncusu almak istiyoruz."

"İlerleyen günlerde ayrılabilen oyuncular olabilir mi ya da biz özellikle Türk rotasyonuna katkıda bulunabilecek isimlerle alakalı düşüncelere girer miyiz şuan bilmiyorum. Ama şuan bir oyuncu almamız gerekiyor duruyor… Bunun olabileceği maksimum sayı iki. Birle de bitirirsek az transfer yaptık demeyiz bizim için idealdir."

"HATAY'IN SÜPER LİG'E ÇIKMASINDA BİZİM DE KATKIMIZ VAR!"

- Türkiye, sizi Hatayspor'dan tanıdı. Hatay Süper Lig'e çıkınca neler hissetiniz?


"Modern Hatayspor'un kuruluşunda tabi ki benim de bir emeğim oldu. Yönetimle ve camiayla beraber sorumluluk üstlendik. Ama o bahsettiğiniz 6. Hafta tabi ki istemeden de olsa bir ayrılık gerçekleşti. Göztepe'ye gittim Ama Hatayspor'u da takip ettim. Çünkü kurduğumuz, 2.5 sene emek verdiğimiz bir takımdı. Takımın bizim 3 sene önce koyduğumuz hedefe ulaşması tabi ki hem emeği olan birisi olarak hem de bir Hataylı futbol adamı olarak beni mutlu etti."

"MÜTEVAZİ OLAMAYACAĞIM BENDEN SONRA GENÇ HOCALARIN ÖNÜ AÇILDI"

- Sizin alt ligden gelip Göztepe'deki başarınız, sizden sonra gelen genç hocaların da önünü açtı mı?


"Süper Lig belli başlı isimlerin üzerinde dar bir havuzda dönen bir çerçevedeydi. Süper Lig hatta 3 büyüklerde oynamış olmak sanki bir ön koşulmuş gibi bir kural vardı. Ama Göztepe'ye alt liglerde görev yapmış bir teknik direktörün, İlhan Palut'un gidişi, Süper Lig'de görev alabilecek diğer teknik adamlar için çok önemliydi. Göztepe'ye ilk gittiğim zaman hızlı bir şekilde takımı yukarılara taşıdık. "

"Bu süreç belki diğer kulüp yöneticileri için 'evet bu profildeki teknik adamlara da şans verebiliriz' onlarla da yolumuza devam edebiliriz noktasında yol açtı. Burada çok mütevazi olamayacağım evet yeni yüzlerin Süper Lig'de olması anlamında Mehmet Sepil'in cesareti ve teklifi çok değerliyken benim oradaki performansım daha sonraki arkadaşlara da yol açtı."

"Bu süreç belki diğer kulüp yöneticileri için 'evet bu profildeki teknik adamlara da şans verebiliriz' onlarla da yolumuza devam edebiliriz noktasında yol açtı. Burada çok mütevazi olamayacağım evet yeni yüzlerin Süper Lig'de olması anlamında Mehmet Sepil'in cesareti ve teklifi çok değerliyken benim oradaki performansım daha sonraki arkadaşlara da yol açtı."

"MAHALLENİN ROBERTO BAGGİO'SU…"

- Hocalığınız döneminde çok çalışkan bir kişisiniz. Futbolculuğunuz döneminde de öyle miydi…? Var mı sizi anlatan iki kelime? Ya da lakap?


"Futbolculuk dönemimde çok çalışırdım ama yeteneklerim çok kısıtlıydı. Ama iş disiplinim vardı. Özel çalışmalarım vardı. Şunu diyemem; futbolda da çok çalıştık ama hak ettiğimiz yerlere gelemedik. Futbol oynarken de hep futbola teknik taktik yönünden bakardım. Başka takımları izledim.Teknik direktörleri incelerdim. Acaba nasıl bunu yaptı? Neden yaptı böyle yapsa daha iyi olur muydu diye.. Hiçbir maçı sıradan seyrettiğimi hatırlamam devamlı bir teknik taktik gözüyle seyretmeye çalıştım. Mahallede Roberto Baggio derlerdi. Okulda saçlarımızı öyle kestirirdik. Mahallede ve okulda en iyi top oynayanlardan birisiydik doğal olarak. Saç ve oyun sitilimden dolayı Roberto Baggio lakabını takmışlardı."

"MEVLANA ŞEHRİNİ GEZMEYİ ÇOK SEVİYORUM"

- Konya'da futbol dışında ne yapıyorsunuz?


"Futbol dışında yürüyüş yapmayı çok seviyorum. Konya tarihi ve mistik bir şehir. Buradaki önemli noktaları ziyaret etmeyi seviyorum. Selçuklu'dan kalan bir çok eser var. Konya Mevlana şehri. Bu noktalarda ziyaret etmeyi seviyorum. Aslında çok da zamanımız olmuyor. Zamanın birçok bölümü tesiste geçiyor. Ailem İzmir'de yaşıyor. Ben tesisten arta kalan zamanda dediğim gibi şehirde yürüyüş ve kültürel noktaları ziyaret etmeye çalışıyorum."

"BAMYA ÇORBASI FAVORİM"

- Hataylı biri olarak Konya'nın mutfağında en çok beğendiğiniz yemek ne?


"Bamya çorbası en çok beğendiğim yemek."

 

"KİTAP OKURUM, FİLME ZAMANIM YOK"

- Kitap okur musunuz? Film izlemeyi sever misiniz? En son ne okudunuz?


"Daha çok kitap okumayı severim. Bir filmi veya diziyi takip etmek son zaman kaybı. Ama belki ayda bir film seyrederim. En son liderlik konusunda 'Beden dili" kitabını okudum."

"İŞ HAYATIMDA ÇOK KATI KURALARIM VAR"

- İlhan Palut, kendini nasıl tanımlar?


"Çok farklı bir insan değilim aslında. Her zaman kendim gibi davranmaya çalışıyorum. Oyuncularımla ekibimle basın toplantısında konuştuğum zaman tamamen kendim gibi olan duygularımda hareket etmeye çalışan insanları kırmaktan çekinen ama bazı noktalarda da çok katı prensipleri olan ve bunda ödün vermeyen özellikle iş noktasında böyleyim. Sosyal hayatımda Teknik direktörlük kimliğimi bir tarafa bırakıp insanlarla yakın ilişkiler kurmaya çalışan insanlarla mesafe bırakmaktan hoşlanmayan hayvanları çok seven merhamet duygularım yoğun..Ve aileme son derece düşkün birisiyim. Bizim iş aileden de fedakarlık gerektiriyor. Her hangi bir boş zamanım olduğu zaman bunu ailemle geçirmeye çalışan birisiyim."