Sergen Yalçın sezon sonunu görecek mi?

Sergen Yalçın yönetimindeki Beşiktaşş, Süper Lig'in ilk 4 haftasında yalnızca 1 galibiyet alırken 4 puanda kaldı. Ajansspor Haber Müdürü Kenan Başaran, Beşiktaş hakkında yazdı. İşte o yazı...
8 Ekim 2020 12:29- Son Güncelleme - 9 Ekim 2020 16:30
Google news abonelik

KENAN BAŞARAN

Fikret Orman, Beşiktaş'ı batırdı.

Ki bu yüzden de Beşiktaş AŞ'de ibra edilmedi.

Peki yeni yönetim şu ana kadar Orman'a bir dava açtı mı?

Hayır.

Açacak mı?

Bilmiyoruz.

Fakat her gün eski yönetimin kulübü batırdığı demeçlerini okuyoruz 'yeni' yöneticilerden.

Orman batırdı. Tartışmasız.

Hukuksuzluk varsa, hesap sorulsun.

Batmış yer aynı zamanda bir devrime de gebedir.

Her şeyi yeni baştan kurma fırsatı ayağınıza gelir.

Yanlış yapma şansı bile size bırakılmamıştır.

Samimiyseniz.

Gerçek sorun Abdullah Avcı mıydı?

Ahmet Nur Çebi yönetimi, 1 yıllık görev sürecinde bu fırsatı kullanamadı.

Konuyu futbol üzerinden daraltalım. Zaten eninde sonunda konuştuğumuz da futbol değil mi ki...

Abdullah Avcı, başarısızdı ama temel sorun ondan değil, kurulan kadrodan kaynaklanıyordu.

Avcı, Orman yönetiminin verdiği takıma itiraz etmedi.

Büyük kulüpte çalışmanın bir gereği saydı.

Orman yönetimini korumak adına "Bu kadro yetersiz ve beceriksiz" demeyerek hem Beşiktaş'a hem kendisine kötülük etti.

Israrla, alakasız oyuncu grubuna kendi oyun sistemini oynatmaya çalıştı.

Olmadı.

Hedef değişikliği yeterliydi. Fakat Çebi yönetimi camia baskısıyla teknik direktör değişikliğine gitti.

Oysa!

Geçen sonbaharda Çebi'ye verilen hasar tespit raporunda "Asıl sorun Avcı değil, kadro" denilmişti.

Orta ve uzun vadeli planlar sunuldu.

Buna mukabil Çebi, 6 haftalık iyi skorlara aldanıp düğmeye basmadı.

Sonraysa Avcı'yı yollayıp Sergen Yalçın'ı getirmek için bastı o düğmeye.

Sergen Yalçın, bir kez daha yarı maratonu iyi koşup başarılı oldu. Tıpkı daha önceki kulüplerde olduğu gibi.

Tek sorun Yalçın'ın tam maraton koşup koşmayacağıydı. O da bu sezon belli olacak fakat emarelerini görmeye başladık.

Sinyaller kötü.

Hedefiniz, ne pahasına olursa olsun şampiyonluksa, Sergen Yalçın ile yola çıkmakta sakınca yok.

Fakaat!

Tıpkı Ali Koç'un bu sezon Erol Bulut'a verdiği derin, tecrübeli ve işlevsel bir kadro verirseniz.

Hem yapılanayım hem şampiyon olayım; hem tasarruf yapayım hem iyi futbolcu alayım...

Bu planın tutma şansı yüzde sıfır. Geçen sezonki elevirişli koşullara rağmen Trazonspor da başaramadı.

Sergen Yalçın ile hedef birliği var mı?

Hedefiniz, uzun soluklu bir yapılanma ve şampiyonluk ikincil bir konuysa Sergen Yalçın'a teşekkür etmeniz gerekirdi.

Zira Sergen Yalçın göreve gelirken zaten şampiyonluk mücadelesi vereceğini açıkça söyleyip, uzun vadeli işlere meyletmeyeceğini belli etti.

İkincisi de Sergen Yalçın, bir yetiştirici teknik adam değil. Hazır kadroyla kısa mesafe koşmaya alışmış bir teknik adam. Transferde de bütçesi olsa, tamamen yüksek teknik kapasiteli futbolcular alacak.

Uzun soluklu yapılanma işine girişmesini beklemek Sergen Yalçın'a da haksızlık.

Her şeye rağmen yönetim içinde Sergen Yalçın'ın da bulunduğu bir model oluşturabilirdi ki, bunun da kıyısından dönüldü.

Masaya kadar gelen bir plan vardı: Mircea Lucescu...

Kısıtlı kaynaklarla neler yaptığını Türkiye'de görmüştük. Bence A Milli Takım'da da kısa sürede farkını gösterdi.

Anlayana...

Yapılandırmadan sorumlu genel koordinatör olarak Mircea Lucescu, çok ideal bir isimdi.

A takımın yönetimine karışmayacaktı.

Sergen Yalçın da bu projeye sıcak baktı. Bu yüzden de Lucescu ile ön görüşmeler yapıldı.

Fakat Lucesu bir türlü imza için çağrılmadı.

Nihayetinde Lucescu gidip Dinamo Kiev'i yapılandırdı. 5 kuruş harcamadan, gençlerle ve eski oyuncularla yola çıkıp Kiev'i Şampiyonlar Ligi'ne taşıdı bile.

Beşiktaş, Alanya'yı yapılandırdı!

Beşiktaş, Alanya'yı yapılandırdı!

Beşiktaş ise önce Şampiyonlar Ligi, sonra da Avrupa Ligi ön elemesinde birer maç ancak oynayıp elendi.

Lucescu görevi bir nevi Mehmet Ekşi'ye verildi. Ekşi'ye göre en az 5 yıl lazım meyve toplamak için.

Peki bu arada altyapıdan hiç mi meyve yoktu?

Olmaz mı? Milli takımlara bile çağrılan çocukları var Beşiktaş'ın.

Ancak ne hikmetse Beşiktaş teknik heyeti ve yönetimine kendilerini beğendiremediler.

Bir Ersin ve bir Rıdvan yetmez.

İki oyuncuyu süs kabilinden A takıma alarak yeniden yapılandırma olmaz.

Sayıdan önce, ortaya bir akıl konulması ve bu kadronun tamamının gelecek vizyonu taşıması gerek.

Hadi diyelim bu kadrodan Ersin ve Rıdvan gelecek sezonlara kaldı.

Ee, yarınlar kurtuldu mu yani?

Bu kadrodan Boyd, N'Sakala, Welinton, Ljajic, Necip, Larin vs kalacak mı?

Ersin ve Rıdvan elde tutulurken, Fatih, Ahmet ve Alpay'ın Alanyaspor'a verilmesi dikkat çekici. Fatih bonservisiyle verilirken, Ahmet ve Alpay da uzun süreli kiralık sözleşmesiyle gönderildi. Örneğin Ahmet bir yılı opsiyonlu 4 yılık gitti ve satışından da Alanya pay alacak.

Bu tabloyabakınca Beşiktaş kendisini değil, Aytemiz Alanyaspor yapılandırıyor!

2 yıl Sivas'ta pişip olgunlaşan Fatih Aksoy, Welinton gibi erken emekli futbolcu görüntüsü veren birisi harcandı.

Bu noktada dikkat çeken bir husus da siyah beyazlıların altyapısındaki oyuncuları alıp Alanya'ya götüren menajerin aynı kişi olması.

Merih Demiral ile şöhret olan Cenk Melih Yazıcı...

Bu ayrı bir konu, bakarız...

'Ortaya karışık' transfer politikası

Vida bile stoperde dökülürken genç yetenek Alpay Çelebi neden elden çıkartıldı? Hatta Sergen Yalçın, Fatih Aksoy'un satışına tepki verenlere "Elimizde Alpay var" dememiş miydi?

Hasılı Beşiktaş, Alanya'ya altyapısını verirken oradan Welinton ve N'Sakala gibi geleceği meçhul oyuncular aldı!

Beşiktaş'ın çok tutarsız kurulan bu kadroyla şampiyon olması mucize olur. Şampiyonluk bir yana, bu gidişatta Sergen Yalçın'ın sezonu tamamlaması da soru işaretleri taşıyor. Yönetimle medya önünde açıktan yaptığı tartışma da ayrı bir sorun.

Ekonomisi çökmüş, kadrosu verimsizleşmiş Beşiktaş'ın pandeminin yarattığı gerekçeleri de ekleyerek, bir futbol devrimi başlatması gerekiyordu. Bunu yerine 'ortaya karışık' bir planmalama (daha doğrusu plansızlık) yapıldı.

Yönetimin kendi içinde sıkıntıları ayyuka çıktı. Transferde üç ayrı kulvardan gidildi. Sonuç ortada. İletişim devrimi yapacağını vaat eden Adnan Dalgakıran, çok çabuk pes etti ve bu görevi bıraktı.

Bırakmam Seni kampanyası başarısız oldu.

1 yılda yapılan tek icraat Fikret Orman dönemi eleştirisi.

Oysa bu fasıl ilk 2 ayda kapatılıp, çare üretimine geçilmeliydi.

Pandemi bir gerekçe ama ortada teorik bir plan bile yok.

Çebi bundan sonra ne yapmalı?

Çebi bundan sonra ne yapmalı?

Çebi yönetimi, kredisini yeniden güçlendirmek için;

  • Orman dönemi mali denetim raporunu bir an önce açıklamalı. Bunu yapmayacaksa da söylemeli.
  • İbra edilmeyen Orman için dava açılacak mı açılmayacak mı?
  • Sergen Yalçın ile yeni ve geleceği kapsayan gerçekçi bir yol haritası çizmeli.
  • Yalçın'ın teknik heyetine yeni takviyeler yapılmalı.
  • Taraflar içinde geleceğin kurtarılmasını öngören bir projede anlaşamıyorsa, yollarını ayırsın.
  • Geçmişte yüksek kontratlara imza atılan ve takımdan ayrılmayan oyuncuları kamuoyu önünde sürekli eleştirip taraftarın önüne atmaktan vazgeçilmeli. Bunun takıma bir yararı olmaz.
  • Kadro dışı uygulamasına son verilmeli. Oyuncularla en kısa zamanda yolların ayrılması sağlanmalı.
  • Kendi gençlerine cesurca şans vermeli. Metin-Ali-Feyyaz efsanesi üstün yetenekli yıldızların değil, ağırlıkla vasat oyuncuların oluşturduğu iyi bir TAKIM'dan doğdu. Unutulmasın ki Ali Gültiken mükemmel bir tekniğe sahip değildi. En parlağı Metin Tekin'di ama o bile mental olarak Gordon Milne ile sorunlar yaşamıştı uzun süre.
  • Mehmet Ekşi üstün yetenekli gençler bulamayabilir ama toplamda üstün bir takım oluşturacak parçaları bulabilir. Altyapıya fiziksel koşullar da yaratılmalı.