Spor yazarları A Milli Takım için ne dedi? | "Montella'nın arkadaşları milli kulübü!"

Editör: Özgür Koç

Son Güncelleme /

Spor yazarları, A Milli Futbol Takımı'nın UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'taki 4. maçında deplasmanda İtalya'ya 3-1 yenildiği karşılaşmayı değerlendirdi.

Spor yazarları A Milli Takım için ne dedi? | "Montella'nın arkadaşları milli kulübü!"
Haberin Kaynağı:
Ajansspor
Google NewsAbone OlOkunma Süresi: 10 dk
WhatsApp'ta PaylaşFacebook'ta PaylaşX'ta Paylaş

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'taki dördüncü maçında deplasmanda İtalya'ya 3-1 mağlup oldu.

Türkiye 4 maç sonunda puansız

Gruptaki ilk maçında Kocaeli'nde Fransa'ya 1-0 yenilen ardından Bursa'da İtalya'ya 4-1 mağlup olan ay yıldızlılar Belçika ile oynadığı grubun 3. maçından da deplasmanda Belçika'ya 3-0 yenilmekten kurtulamamıştı, Deplasmanda oynadığı İtalya maçından da puansız ayrılan A Milli Takım, 4 maç sonunda grubunda son sırada yer alıyor.

Spor yazarları İtalya - Türkiye karşılaşmasını şöyle değerlendirdi:

Uğur Meleke: Montella'nın arkadaşları milli kulübü!

11 günde 4 müsabaka oynadık. 360 dakikanın 260 dakikasını mağlup geçirdik. Kalemizde 11 gol gördük. Dört yenilgi aldık. Daha üzücü olansa şu: 44 tane de oynasak hepsini kaybedecek gibiydik maalesef.

Ev sahibi olduğumuz Fransa ve İtalya maçlarında 5-4-1 oynadık. Neden 5-4-1 oynadık, beşli savunma ile neyi amaçladık, biz henüz bunu anlamaya çalışırken Cuma gecesi Belçika deplasmanına klasik 4-2-3-1 ile çıktık. Dünse Bologna deplasmanında 3-4-1-2 şeklinde dizildik; on numarada İrfan, çift santrfor rolünde de Aral-Yunus...

Peki Montella’nın 4 maçta 3 farklı formasyon kullanmasının sebebi ne? Henüz ideal dizilişimizi bulamamış olması mı? Milli kadronun birden fazla formasyonu başarıyla oynayacağını düşünmesi mi? Yoksa oyuncular eksildikçe yaşanan çaresizlik mi?

Yanıt hepsi olabilir. Ama hiçbiri bu istikrarsız oyunun, organizasyon eksikliğinin gerekçesi olamaz. Maç kaybedebilirsiniz ama bir kimliğiniz, oyun tanımınız olmalı. Çok dağınık gözüküyor bizim takımımız.

Vincenzo Montella, 2024 ve 2026 elemelerinde gayet başarılıydı. Ancak bugün onu başarıya götüren seçimlerinin mahkumu olmuş gibi. Futbol değişiyor, dönüşüyor. Futbolcular aynı form grafiğinde kalamıyor, milli takımın en iyi oyunculardan oluşması gerekiyor, en sadıklardan ya da en sevdiğimiz arkadaşlardan değil!

İlk yıllardan değil! İlk yıllarında büyük saygı duyduğum Montella’nın şu sıralar aynen patronları gibi demagoji konusunda ustalaştığına üzülerek şahit oluyorum. Önceki gün diyor ki, “Bana 31 yaşındaki üçüncü lig santrforunu soruyorlar”.

Sayın Montella, öyleyse lütfen şuna yanıt verir misiniz: 29 yaşında birinci lig, hem de La Liga santrforu vardı seçebileceğiniz. Enes Ünal, İspanya’yı Avrupa’da temsil eden Getafe’nin birinci santrforu. Bu sezon 9 resmi maçın tamamında oynadı. 720 dakika forma giydi. 11 günde kırıcı 4 maç oynayacağımızı bile bile nasıl almazsınız Enes’i kadroya? Önce Barış Alper santrfor oynadı. Sonra Kerem... Dün de Aral ve Yunus... Getafe’nin birinci santrforu Enes’se evinden izledi bu maçları. Fıkra bu kadar! (Hürriyet)

Vincenzo Montella
Vincenzo Montella

Mert Aydın: A Ligi başka bir seviye

Milli maç arasını pek de sükunet içinde geçirmiyoruz. Bir yandan Uluslar Ligi maçlarını kaybediyoruz bir yandan da hakemler ve onları yöneten MHK ile ilgili suçlamaları dehşet içinde izliyoruz. Böyle bir ortamda Ali oynamış, Veli oynamamış, santrforsuz olmuyor, kolay gol yiyoruz gibi laflar da anlamsız kalıyor.

Bologna’da sakatlar ve cezalılar nedeniyle idealin çok dışında bir 11’le başladık. Aslında İtalya da... Onlar da rotasyon yapmışlardı. Hem de geniş bir rotasyon.

Aslında bu maçtaki hikayemiz çok da farklı değil öncekilerden. Topu ayağımıza aldığımızda iyiyiz güzeliz ama o top bir türlü içeri girmiyor. Rakibin ilk ciddi atağı kalemizde gol oluyor.

Türkiye, bu sıkıntıyı Dünya Kupası’ndan beri yaşıyor. Top rakipteylen daha rahatız sanki. Ama topu bize verdiklerinde özellikle dar alanda rakibi nasıl açacağımızı bulamıyoruz. Hangi oyuncunun oynadığı da fark etmiyor. Bu takımın en büyük yıldızı Arda Güler oynadığında da oynamadığında da durum değişmiyor.

A Ligi bize büyük geldi. Bu lig başka bir seviye. Bu seviyeye uygun oyuncularımız var. Ama futbol yönetim şeklimiz, ülkenin genel futbol algısı bu seviyenin çok altında. Montella, bu maç sonunda gider mi bilemem ama bu kafayla Türk futbolunda bir şey değişmez. (Milliyet)

Halil Özer: Çürüyen ağaç

Sabahattin Ali ne demiş; Geçer gitsin fırtınalar, erir gider karlar.

Acil olarak gölge düşmüş şu günleri geride bırakmalıyız. Ve yeniden başlamalıyız. Ama bunun için yepyeni bir TFF, hoca ve takımımızda kocaman bir rötuş ile pozitif bir psikoloji gerekiyor. Bunu yapabilir miyiz bilmiyorum.

Dört maç üst üste ağır maçlar. Ardından lige dönüş ve sonra Avrupa kupaları.

Buna can dayanmaz. Hem de neredeyse 10 günlük süre içinde. Biz dağıldık diye yazmıyorum. UEFA bu garabeti bir an önce düzeltmeli. Üstelik bir hedef de yok. Şampiyon olsan 10 milyona yakın para o kadar.

Gelelim bize. Eylül sonu ve Ekim’in ilk haftası tarihimizin en kabus dönemlerinden birisi oldu. Sadece sahada değil dışında da kapkara olduk. Ülkenin MHK başkanı içeride. Daha ötesi var mı? Hem de sahtecilik ve mobbingten. Ortalık alev alev. Futbolun her yerinden sıkıntı fışkırıyor. Ve asıl acı olan kimsenin umurunda değil. Herkes kulüpçülük peşinde. Yani oyuncularımızın bu ortamdan etkilenmemesi mümkün mü? Tabii ki değil.

O yüzden dün hiç pozisyon yokken Scamacca’nın attığı gole şaşırmamak lazım. Bir kere dağıldın mı arkası gelir. Bu iş böyledir.

İlk yarı iyi başladık, pozisyon da bulduk ama golü biz yedik. Yine striker eksikliğinden golü atamadık. İtalya strikerı ile golü attı. Bu kadar basit. Bu yarıda biraz İsmail, biraz Eren, ilk 20 dakika İrfan Can kendini hissettirdi o kadar.

2. yarı daha iyi başladık. Özellikle Yunus bu yarıda son derece etkili ve çabuktu. İyi koşular yaptı ve attığımız gol de onun sayesinde Aral’ın ayağından geldi. Ancak hemen ardından yine gereksiz bir gol yedik. Sonra yine dağıldık.

Sonuçta 3. gol de geldi.

Aslında kötü oynamadık. Ama bu dört maç kaderimizde yazılmış. Yapacak hiçbir şey yok.

Öyle bir duruma geldik ki içeride çürüyen ağacı yıkmak için fırtınaya gerek yok. Hafif bir rüzgar bile yetiyor.

Ve küme düştük. İşin özeti bu. (Milliyet)

Ömer Üründül: Şahsiyetli mücadele sergilediler

Uluslar Ligi A Grubu'ndaki 4. maçı da yenilgi ile kapattık. Dün gece rekor sayıda önemli oyuncularımız eksikti. Buna rağmen futbolcularımız korakor şahsiyetli bir mücadele sergilediler. Ama değiştiremediğimiz makus talihimiz var; o da kolay goller yemek. Dün yine bu tarzda 3 gol yedik. Bunun dışında İtalya'nın Uğurcan'ın kurtardığı bir tane net pozisyonu var. Biz ilk yarıda 25 dakika oyunu karşı alanda oynadık, 5 korner kazandık. Ama hiçbir şekilde üretemedik. Zaten bu boy vasatisi ile kornerlerden gol çıkarmak tesadüfe bağlı olurdu. İkinci yarının ilk bölümünü de iyi oynadık. Aral ile iki pozisyon bulduk, sonra Aral ile golü bulduk. Ama kısa süre sonra yine yenik duruma düştük. Bu arada yine oyunu bırakmadık. Salih'in bir şutunu Donnarumma kurtardı. Son dakikalarda yediğimiz golle maçı 2 farklı kaybettik. Oyuncularımız ellerinden geleni yaptılar. Ön plana çıkan İsmail ile Salih'in mücadelesi oldu. Bunun yanında Yunus'un başarılı performansı ve devamlılığı oldu. Bu dört maçtan sonra şöyle bir görüş belirtmek istiyorum. Grubumuzda çok güçlü takımlar var, bu herkesin bildiği bir gerçek. Hakan-Kenan ve de Orkun'un eksiklikleri son derece sıkıntıydı. Güçlü rakiplerimizin kadroları bol alternatifliydi. Onlar eksik oyuncuları da olsa giderebilecek hamleler yapabildiler. 4 maçtan görüşüm şöyle; İtalya ve Belçika maçlarında performansımız her yönden olumsuzdu. Ama Fransa'nın yanında dün geceki maçtaki mücadele ve kafa tutmamız olumluydu. (Sabah)

Murat Özbostan: Artık gerçeklerle yüzleşme vakti!

luslar Ligi A seviyesi, Türkiye'nin alıştığı B ve C seviyelerinden çok farklı! Her üç günde bir Fransa, Belçika ve İtalya gibi güçlü takımlarla karşılaşmak ciddi bir fiziksel ve mental sınavdı. Ancak bu mazeret olamaz!. Türkiye bu seviyede yer almak istiyorsa bu tempoya ve mücadeleye hazır olmalıydı. Ne yazık ki bunu başaramadık; üstelik yalnızca fiziksel olarak değil, oyun olarak da ezildik. Savunma organizasyonu alarm verdi. Merkezde ikiye birler, set oyunları, duran toplar ve özellikle korner savunması sürekli aksadı. Rakip hızlandığında dengemiz bozuldu. Montella'nın kompakt oyun, geriden pasla çıkma ve kanatları kullanma planı, yüksek baskı karşısında etkisiz kaldı. İşler kötü gittiğinde devreye girecek bir B planının olmaması da en büyük soru işaretlerinden biri. Montella'nın 2023-2025 arasında Türk futboluna kattıklarını ve Avrupa Şampiyonası'ndaki performansı yok saymak doğru değil. Ancak geçmiş başarılar bugünkü tabloyu sorgulamamıza engel olamaz. A Ligi'nde bu kadar savunmasız, kırılgan ve plansız bir milli takım görüntüsü kabul edilemez. Montella ile devam edilip edilmeyeceğine TFF karar verecek; fakat hangi karar alınırsa alınsın, bu gerçekle yüzleşmek gerekiyor. Futbolcuların sorumluluğu da en az teknik heyetinki kadar büyük. Ligimizde ve Avrupa'nın önemli kulüplerinde oynayan, kariyerleri ve yetenekleri tartışılmayan oyuncuların milli forma altında bu kadar düşük seviyede kalması kabul edilemez. Bu formayla sahaya çıkan herkesten mücadele ve sorumluluk beklerdik. Şimdi aynaya bakma zamanı! Yazık! (Sabah)

Serkan Akcan: Demirspor kafası!

İtalya'ya karşı Montella'nın tercih ettiği kadro ve seçtiği oyun planı aslında hiç de yabancı olmadığımız cinstendi. Doğrusunu söylemek gerekirse Arda Güler'den Barış'a kadar bir çok futbolcunun kadroda olmayışı, oyuncu grubu üzerindeki baskıyı da azaltan unsurdu. Yani ilk 11'i gördüğümüzde tam da reaksiyon verebilecek kadro gibi geldi. Montella'nın Adana Demirspor günlerinde Belhanda, Emre Akbaba, Yunus, Vargas'ı sürekli yer değiştirerek kullandığı hücum setlerinden esintiler izledik.

Yunus Akgün en uçta, Aras solda, İrfan Can sağda başladı. Arka tarafta ise Ferdi sağ bek, Eren sol kanat bekiydi. İtalya'yı beşli karşıladık merkezde Salih'le İsmail topu geri kazanmada çok başarılı işler çıkardılar. Takımımızdan ve kadrodan beklenti düşük olunca performans büyük oldu. Yunus çok iyi oynadı, herkes performansını maksimumda sergiledi. Buna rağmen yine kolay gol yedik ama Aral ile çabuk cevap verdik. Reaksiyon gecesine engel olan ise İtalya'nın soldaki Calafiori oldu.

Montella Türk futbol kamuoyuna karşı o kadar davranış modeli sergiliyor ki şaşırmamak elde değil. Kendisine İtalya ile Bursa'da oynadığımız maçtan sonra sorulan bir soruyu İtalyan medyasına öyle bir küçümseyerek anlattı ki hayretler içerisinde kaldık. Kimse ondan üçüncü lig futbolcusunu Milli Takıma almasını istemedi, sadece Kahramanmaraşspor'da 30 gol üstünde atan bir futbolcudan haberi olup, olmadığı soruldu. Hepsi bu kadar. Ayrıca bir futbolcunun ikinci ligde oynayıp, Milli Takıma seçilmesi de hayatın olağan akışında olmalı. Ama o bunu öyle bir küçümseme ifadesiyle aktardı ki rencide olan futbolcuya mı yanalım yoksa Montella'nın algı sorununa bilemedik doğrusu. (Fanatik)

Tunç Kayacı: Maalesef...

Uluslar Ligi'nde 4. maçımızda İtalya deplasmanında hedefimiz ilk puanımızı almaktı. Sakat ve cezalılar nedeniyle önemli isimlerden yoksun sahaya çıkarken, Montella her ne kadar 3'lü savunma söylese de 5'li bir defans hattı kurmuştu. Mancini ise çok farklı bir 11 çıkartırken, oyuncu havuzunda herkesi kullandığını gösterdi. İlk 20 dakika baskıyı iyi yapan ve topu iyi kullananan Milliler üst üste kazanılan kornerlerle etkili oldu. Klasik yan ortalardan vazgeçen Montella, doğru bir taktik anlayışla savunma arkasına ve arasına atılan toplarla gol bulmayı planlamış.

Tabii ki Bursa'daki kötü futbol ve skordan sonra oldukça temkinli oyun doğrusuydu. İyi bir başlagıca rağmen rakibin ilk atağında kalemizde golü gördük ve yenik duruma düştük. Açıkcası bizim bu seviyede oynayacağımız futbol öncelikle topu kendimizde tutup, rakibe tempo yaptırmadan önceliği gol yememek olan bir tarz geliştirmemiz lazım. İtalya karşısında belli bölümlerde bunu kısmen yapsak da savunma zaafımızın hala sürdüğünü de yediğimiz golde gördük. Dün geceye bir de tabii ki yaşadığımız futbol iklimimiz açısından bakmak lazım. Teknik direktörün kamuoyunda gözden düştüğü, federasyonun çalkantılı bir dönem yaşadığı ve oynadığımız 3 maçtan da puansız ayrılmamızdan sonra İtalya deplasmanından çok şey beklemek biraz abartı olurdu...

4 maçlık seride genel izlenimim Milli Takım top bizdeyken iyi bir 1. ve 2. bölge takımı ama 3. bölgede yokuz. Top rakipteyken ise savunma zaaflarımız 3 bölgede de devam ediyor. Yani bütün bunları halletmemiz için kompakt bir ekip olmamız gerekiyor. Sanırım Montella'nın karnesinin başarızlığının sebebi böyle bir takım oluşturamaması... İkinci yarıda momentumu ve organize bir golle de beraberliği yakaladık. Ancak duran toptan tekrar yenik duruma düştük. Dün geceyi özetlersek; beklentinin üzerinde pozitif bir Milli Takım izledik, bu kadar olumsuzlukların yaşandığı bir dönemde. Özellikle İsmail ve Yunus dikkat çekici performanslarıyla gözdolduran isimlerdi... Kötü olan Uluslar A Ligi genel puan cetvelinde puan alamayan takımlardan biri olmamızdı maalesef... (Fanatik)

Bu videoya da göz atabilirsin

Sizin için önerilen haberler yükleniyor...