Spor yazarları Fenerahçe için ne dedi? | "Fenerbahçe büyüklüğü başka bir şey"

Editör: Özgür Koç

Son Güncelleme /

Spor yazarları, Fenerbahçe'nin UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 3. haftasında sahasında İngiliz devi Liverpool'u 3-2 yendiği karşılaşmayı değerlendirdi.

FENERBAHÇE, UEFA ŞAMPİYONLAR LİGİ’NİN 4. HAFTASINDA EVİNDE KARŞILAŞTIĞI İNGİLİZ EKİBİ LİVERPOOL'U 3-2 MAĞLUP ETTİ.
Haberin Kaynağı:
Ajansspor
Google NewsAbone OlOkunma Süresi: 12 dk
WhatsApp'ta PaylaşFacebook'ta PaylaşX'ta Paylaş

UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 4. haftasında İngiltere'nin Liverpool ekibini konuk eden Fenerbahçe, sahadan 3-2'lik galibiyetle ayrıldı.

Bu sonucun ardından Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 4 maç sonunda puanını 5'e yükseltti. Liverpool ise bu sezon ilk puan kaybını yaşadı.

Spor yazarlarınğn Fenerbahçe-Liverpool karşılaşmayla ilgili değerlendirmeleri şöyle:

Uğur Meleke: Kadıköy'de tarihi galibiyet

Fenerbahçe’nin bu sezon galibiyet baskısı altında başlamadığı maçlara bakınca çoğunlukla sahadan başı dik ayrıldığını görüyoruz: Lyon deplasmanında alınan galibiyet. Kadıköy’de Roma’ya karşı gösterilen süper performans. Ve dün Liverpool karşısında geriden gelerek kazanılan tarihi zafer. Oysa üstünde başarı baskısı olan, hatta 1-0 da öne geçtiği birçok maçta gösteremedi bu dirayeti sarı-lacivertliler: 1-0 öne geçtikleri Gençlerbirliği ve Göztepe maçları, 2-0’ın erken bulunduğu Slavia Prag müsabakası gibi.

Daha Kasım ayında böyle bir patern oluştuysa bunun mental sebepleri olduğu kesin. Takım İsmail Kartal döneminde de, kısa Kuyt evresinde de aynı sorunla karşılaştı. Yeni teknik adam Emre Belözoğlu’nun çözmesi gereken ilk konu bu: Baskıyı azaltmak. Sporcuların üzerindeki kaygıyı hafifletebilmek. Roma ve Liverpool önünde kahramanca oynayan futbolcuların aynı mantaliteyi sürekli hale getirmesini sağlamak.

İLK 24’E GİREBİLMEK İÇİN 10 PUAN TOPLAMAK YETECEKTİR

Tabii ki bu performans iniş-çıkışının bir de teknik boyutu var. Fenerbahçe’nin bu sezonki kadro planlamasında bir dengesizlik olduğu ortada. Elde defansif özelliği ağır basan 4 merkez orta saha (İsmail, Kante, Guendouzi ve Bartuğ) var. Bunlar rakibin topu talep ettiği maçlarda çok işe yarayabiliyor: Roma maçında Bartuğ-Kante-İsmail müthişlerdi. Lyon’daki son 30 dakika öyleydi. Dünkü Liverpool maçında da konservatif üçlü, özellikle Kante ve İsmail görevlerini çok iyi yaptılar. Ancak maçlar bazen daha fazla yaratıcılık istiyor. Fenerbahçe’nin elinde o tip oyuncu sayısı az. Talisca gitti, Asensio sakat. Ocak’ta yaratıcı orta saha takviyesi şart. Asensio sakatken, Talisca ayrılmışken, yaratıcılık konusunda bunca sıkıntı yaşanırken Fenerbahçe’nin dört maçta topladığı 5 puan çok değerli... 8 maçın sonunda 10 puana ulaşılırsa bence play-off biletine yetecektir. Kadıköy’deki Villarreal, Linz’deki LASK ve Stamford Bridge’deki Shakhtar maçlarından pekala 5-6 puan daha çıkarabilecek güçte temsilcimiz. Bu tarihi zaferle adeta tekrar kontağı çevirdi Devler Ligi’nde Fenerbahçe... (Hürriyet)

Güntekin Onay: Kadıköy'de özlenen ruh geri döndü

Fenerbahçe'yi bu sezon sadece Roma maçında bu kadar yüksek bir mücadele gücüyle oynarken izlemiştik. Dün hakkını verelim Dirk Kuyt da Liverpool karşısında oyunu iyi kurgulamış. Takım halinde topun arkasına geçen ve 2’nci bölgede alan bırakmayan bir Fenerbahçe vardı sahada. Sarı-lacivertli ekibimizin kadro yapısı aslında bu oyun tarzına çok yatkın. Kante, İsmail ve Guendouzi’den oluşan orta saha defansif karakterli. Arkadaki 4’lü fizikli ve savaşçı. Dün Liverpool karşısında skor 1-1 olana kadar İngiliz temsilcisi oyunun hakimiydi. İyi pas yaptılar, topu sabırla dolaştırdılar. Ancak Liverpool’a aradığı boşlukları vermeyen savunma genel anlamda başarılıydı. 1-1’den sonra çok daha güvenli ve cesur bir Fenerbahçe vardı sahada. Sahanın yıldızı Archie Brown’ın ortaya çıkardığı topta İrfan Can Kahveci maçın en net pozisyonunu değerlendiremedi. Ancak o andan itibaren Fenerbahçe, Liverpool karşısında gol ve pozisyonlar bulacağına inandı.

MAÇIN ŞİFRESİ: YÜKSEK FİZİK GÜÇ SERGİLEMESİ

Bu Fenerbahçe takımının üst seviye bir Premier Lig ekibi karşısında bu kadar yüksek bir fizik güç sergilemesi dünkü maçın şifresiydi. Kante, Guendozi ve Archie Brown olağanüstü bir mücadele ortaya koydular. Kante, ilerlemiş yaşına rağmen her boşluğu kapattı, yorulmak bilmedi, inanılmaz faydalı işlere imza attı. Dün 2 kez geriye düşmesine rağmen maçı 3-2’ye getiren Fenerbahçeli futbolcular her maç bu kadar savaşçı ruhla oynasa şu anda ligde de çok farklı bir konumda olurdu. Dün Greenwood da yeteneklerini enerjiyle birleştirince ne kadar etkili olduğunu hatırlattı. Skriniar ve Oppong da hatasız oynadılar.

GEL DE SLAVIA'YA YANMA

Devler Ligi’nde dünkü müthiş galibiyetin ardından gel de Slavia Prag maçına yanma. Son saniye golü olmasa Fenerbahçe şu anda 7 puan olacaktı. Dünkü mücadele ve alınan galibiyet üzerinde kara bulutlar dolaşan camiaya gelecek için büyük umut verdi. Emre Belözoğlu’nun ilk etapta yapması gereken bu kazanma arzusunun devamını sağlamak olmalı. (Hürriyet)

Mert Aydın: Sezon yeniden açılacak!

Dirk Kuyt, eski takım arkadaşı Emre Belözoğlu’na görevi teslim etmeden önce Liverpool maçına çıkarıyordu Fenerbahçe’yi. Art arda gelen kötü sonuçların örselediği taraftarın da bir dünya devine karşı imtihanıydı.

Sert bir orta saha ve kompakt oyunla Liverpool’a göz açtırmadı Fenerbahçe. Rakibin top çevirmesine izin verip kontra kovalamaktı amaç. Gamsız denen Greenwood da bu heyecana kapılmış oyunun içinden çıkmıyordu. Ona yapılan ama verilmeyen penaltı kafaları karıştırınca kalede golü gördü Fenerbahçe. Neyse ki Greenwood, frikikten hesabı gördü.

Her şey güzel giderken Iraola net bir santrforu Isak’ı soktu oyuna. Hemen eşleşmelerde panik ve gol. Böylesine bir ortamda şu noktada Fenerbahçe’nin panik yapacağını zannedebilirdiniz. Ama artık Kuyt mı yönetim mi tribünler mi bilemem Fenerbahçe geri döndü. Hem de ne dönüş! Bir başka İngiliz Brown ile başlayıp Vedat’ın altın kafasıyla zafere giden bir dönüş.

Bu o kadar önemli bir galibiyet ki belki de sezonu yeniden açtıracak Fenerbahçe’ye. Şampiyonlar Ligi’nde de yeniden umut demek. (Milliyet)

Halil Özer: Fenerbahçe büyüklüğü başka bir şey

Konu Fenerbahçe olunca iki kere düşüneceksin... Onları aşağılamayacaksın... Dalga geçmeyeceksin... Alay etmeyeceksin...

Çünkü ruhunda büyüklük var. O formayı kim giyerse giysin o büyüklük bulaşıcıdır. Yeri geldiği zaman kanı ter olur, kalbi bir yerine üç atar, her biri üç kişilik oynar. Hal böyle olunca da önünde Liverpool gibi bir Dünya markası bile duramaz, size bütün tweetleri sildirirler. Çayınızı içip gider uyursunuz.

Maçın ilk yarısı tam bir Şampiyonlar Ligi mücadelesi gibi geçti. İki takım da taktiksel anlamda disiplinli, mücadeleci ve hata yapmaktan kaçınan bir görüntü içindeydi. Fenerbahçe’nin belki de son iki ayın en iyi futbolunu oynaması tabii ki başta bizleri ve Liverpool’u şaşırttı. Hele Liverpool’un attığı golden sonra Fenerbahçe ilk yarının son anına kadar rakibini adeta ezdi. Bırakın beraberliği geride kalan dakikalarda öne bile geçebilirdi. Hatta şaşıracaksınız İsmail bile bir tek hata yapmadı. Savunmada müthiş dikkatli orta alanın bir an olsun konsantrasyonunu kaybetmemesi, Lukaku’nun fizik fiziğe mücadelesi ve Greenwood’un müthiş futbolu Liverpool’un savunmaya dikkatle gömülmesine neden oldu. Tabii hal böyle olunca da hücumda etkisiz kaldılar.

İkinci yarı Fenerbahçe tarihinin Avrupa Kupaları’ndaki en güzel senaryosunu ve oynadığı muazzam futbolunu izledik.

Oysa 2. golü kalemizde görmüştük. Bir anda umutlarımız dağıldı. Ama sahada yılmayan, bir an olsun pes etmeyen, etini kemiğini ve kalbini koyan bir Fenerbahçe vardı. Kesinlikle pes etmediler.

Her alanda maça yeni başlamış gibi istekle hırsla yürekle mücadele ettiler. Önce Brown ardından Vedat takımımızı öne geçirdi.

Sonra 4. golü bile atabilirlerdi. Yine son dakika bir facia olur mu derken onlar Liverpool’u 18 içine bile sokmadılar. Ve maçı sonuna kadar hak ettiler.

Helal olsun Fenerbahçe... (Milliyet)

Ömer Üründül: Kuyt doğruyu yaptı

Fenerbahçe dün gece müthiş bir takım ruhuyla mücadele ederek çok büyük bir iş başardı. İlk yarıda skor dezavantajına düşene kadar kontrol rakipteydi. Fenerbahçe de alanları iyi kapatıyordu, sonra konuk ekibin golü geldi. Hemen ardından da beraberlik yakalandı. Bu golün moraliyle devre sonuna kadar her şey Fenerbahçe'nin lehine gelişti. Tehlikeli ataklar vardı, çok net bir pozisyonda da herkes ağlara bakarken top direkten döndü. İkinci yarıya yine Liverpool oyunu domine ederek başladı. Fenerbahçe de yine disiplinli oyununa devam ediyordu. Sonra İraola 3 ideal forvetini birden sahaya sürdü. İki dakika sonra da biri asist yaptı, biri golü attı. Bundan sonra artık iş çok zordu. Ama sol tarafın gizli golcüsü Archie Brown, arka direkte ele geçirdiği şans topunu iyi değerlendirdi, skora denge geldi. Ondan sonra da Vedat Muriqi 3 kişinin arasından müthiş bir kafa golüne imza attı. Sonra takım halinde direnç gösterdiler ve de büyük bir zaferle 90 dakikayı noktaladılar. Takım olarak herkes yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalıştı. Bana göre sahanın yıldızları İsmail ve Kante'ydi. Gelelim Kuyt'a… Takım tertibinde doğru bir tercih yaptı. Yeri geldikçe vurguluyorum, F.Bahçe'nin eldeki kadrosunda bilhassa zorluk derecesi yüksek maçlarda Guendouzi ve Kante'nin yanında mutlaka İsmail oynamalı. İşte Kuyt bunu gerçekleştirdi. Sonraki hamleleri de yerindeydi. Tabii ki bu galibiyet belki de dün akşam ters bir neticeyle ümitlerin kaybolacağı ilk 24 için büyük bir şans doğdu. (Sabah)

Bülent Timurlenk: Karakter koydular

Prag'dan son dakikada gol yiyip taraftarın tribünde buz kesiyor, derbide mücadeleden uzak mağlubiyetle evinin yolunu tutuyorsan, Göztepe sınavını da kaybediyorsan, Liverpool karşısına çıkan hocan vedaya hazırlanırken yeni teknik direktörün tribündeyse, yapacağın tek şey var; bonservisine kaç para ödendi, yılda kaç para kazanıyorsun, bütün bunların hiçbir önemi yok. Liverpool rotasyonlu kadroyla çıkmış, kazanırsa tarihe Fenerbahçe kazandı ama Liverpool da ideal 11 ile sahada değil diye geçmeyecek. Fenerbahçe formasının ağırlığını hisseden bir takım vardı sahada… İki kez geriye düşmelerine rağmen kazandılar. Bu skor iki şeyi ifade ediyor. Birincisi, Emre Belözoğlu koltuğa oturunca bir diriliş karşılaşması, ikincisi kalan 4 maçta eldeki 5 puanı nasıl 10 puanın üzerine taşırız hesabı. Ön tarafta atletizmi problemli Lukaku, Grenwood, İrfan üçlüsüyle, orta sahada önündekileri besleyecek bir beyinden yoksun üçlüyle sahaya çıkan Fenerbahçe oyun bozan bir futbol ortaya koydu. Temaslı oynadılar, Liverpool'a alan bırakmadılar. Premier Lig'de tek galibiyeti olan İngilizler'in efsane kulübü M.United önceki gece Roma karşısında 2-1 mağluptu. Bir önceki maçında bir başka İtalyan Como deplasmanında kalesinde 4 gol görmüş, artık hocası gider maçına çıkmıştı. Tabelayı çevirdiler... 3-2 kazandıklarında bütün sıkıntıları ortadan kaldırmadılar. Fenerbahçe'nin de dün geceki galibiyetinde taraftarın hissettiği ile M.United taraftarının Old Trafford'daki hisleri muhtemelen aynıdır. Futbolda kimse yolunda gitmeyen bir şeyi ağdalı bir cümleyle değiştiremez. Bazen üç kişinin arasından Vedat'ın kafasıyla çok şeyin değiştirmesini izlersin. Dün gece bunu izledik. (Sabah)

Cem Dizdar: Belki de ‘Plan’...

Yakın tarihteki “huzursuzluğun”, “belirsizliğin takımı” Fenerbahçe, yine zorlu bir tünele girmiş, çıkış arayışındaydı. Emre Belözoğlu’nu teknik direktör olarak açıkladıktan sonra “Çok iyi bir plan hazırladık” diye Dirk Kuyt ile çıktılar maça! Maç başında önde baskıya gidiyor görünseler de baskıyı sürdürecek bağları oluşturamadı Fenerbahçe. Bu nedenle baskı yapıyormuş görünüp, Liverpool’un gezdirdiği topun peşinde koşup durdular. “İyi plan neymiş?” diye düşünürken, yedikleri gole kadar bu durum sürüp gitti. Olanlar Nyoni golüyle oldu. İster “uyanış” ister “silkiniş” deyin, Fenerbahçe daha pratik oynamaya başlayıp ilk bölüme göre daha bilinçli yayıldı sahaya. Plan devreye girmiş görünüyordu. 4 dakika sonra golü de buldular, ardında gol fırsatlarını da... Ancak tek golün dışında fazlası olmadı.

Uykuda yakaladı

İkinci devre de ilki gibi başladı. Rakibin gezdirdiği topun peşinde koşan yine Fenerbahçe’ydi ve yine golü yediler. Üstelik aynı yerde olup konuyla ilgili görünmeyen iki stoperinin arasından attı golü Isak! Lakin Kuyt’ın sözünü ettiği “plan” yine devreye girdi ve tıpkı ilk golde olduğu gibi 4 dakika sonra Şampiyonlar Ligi golcüsü Archie daha önce yaptığı gibi arka direğe sızdı. Derken Archie’nin tac atışını Skriniar ile pastan ortaya çevirmesi bu kez Liverpool stoper hattını “uykuda yakalayan” Muric’e golü attırdı. Topla daha az oynayıp daha az pas yapan Kuyt yönetimindeki Fenerbahçe, maç bitimi ilginç bir istatistik sağlattı rakibine. 529 pasta yüzde 90 isabet bulan Liverpool tam 42 orta yapmış sadece birinde gol bulabilmişti. Belki de “plan” rakibe nafile orta yaptırtmaktı!.. İyi de oldu... (Fanatik)

Serkan Akcan: İnanç farkı

Fenerbahçe’’nin 3 gün içinde yaşadığı mental değişim inanılmaz boyuttaydı. Kante ve arkadaşları Kadıköy’de Liverpool’a karşı öyle yürekten oynadılar ki; sadece maçı kazanmakla kalmadılar, ayların tozunu toprağını üzerlerinden attılar. Kuyt ile çıkılan son maçta Oppong ve İsmail Yüksek ilk 11’de maça başladı. Orta sahayı Kante ve İsmail ile üçleyen Kuyt, İrfan Can’ı sol forvete iterek, topun kıymetini bileceğinin sinyallerini verdi. Büyük bir inançla, Liverpool’a karşı harika bir 90 dakika oynadı Fenerbahçe. Demek ki oluyormuş, kadrodaki yetenekli futbolcularda eksik olan inançmış. Gözlerinin feri sönmüş öz güvenini yitirmiş bir çok futbolcunun mücadelesi ayakta alkışlanacak cinstendi. Kante orta sahadaki en büyük güvencesi oldu. İyi bir taşıyıcıydı zaten, Liverpool’a karşı öylesine ağır bir zeminde işini kusursuza yakın yaptı. Greenwood’un golünden evvel frikiki kazanan oydu, neredeyse hatasız bir maç çıkardı. Oppong çok dinamik, topla çıkışları sorunsuz yapan bir görüntüdeydi. Skriniar’ın yanında çok olgun bir stoper performansı sergiledi.

Çok daha ötesi...

Futbol bir duygu oyunu gerçekten. Üç gün önce Kadıköy’de Göztepe’ye kaybeden takımdan eser yoktu. İsmail’den Greenwood’a kadar her bir futbolcunun gözlerinden adeta ateş fışkırıyordu. Harika oynadılar. Bunlardan biri Archie’ydi. İngiliz sol bek, Lyon ve Roma’dan sonra Liverpool’a da nefis bir arka direk golü attı. Fenerbahçe Kadıköy’de iki kez geriye düştü ve rakibini tekrar yakaladı. Büyük bir karakter koydu her bir futbolcu sahaya. Fenerbahçe artık Emre Belözoğlu’na teslim. Elde edilen bu tarihi galibiyet sadece Emre hocaya bir hoşgeldin hediyesi değil. Çok daha ötesi; Şampiyonlar Ligi’nde Play-Off’un kapılarını ardına kadar açmak anlamına geliyor. (Fanatik)

Tunç Kayacı: Meydan okuma

Fenerbahçe yeni teknik direktörü Emre Belözoğlu’nun tribünde izlediği Liverpool maçında, motivasyonu yüksek bir futbolla başladı. Sağanak yağış altında 90 dakika ayakta kalmanın kolay olmadığı, hatanın pahalıya patlayacağı bir iklimde zorlanmamak mümkün değildi. Ancak yenik duruma düşmesine rağmen, demoralize olmadan reaksiyon gösteren bir Fenerbahçe izledik. Devşirme mevkiler değil, herkes yerli yerinde oynadı ve kompakt bir görünümdeydi Sarı-Lacivertliler. Her ne kadar rakip büyük ölçüde rotasyonlu bir kadroyla çıksa da Liverpool’un kulübesinden gelen isimler de küçümsenemez.

‘Ben de varım’ dedi

Fenerbahçe ilk 45 dakikada savunmayı iyi yaparken, ön alanda etkili baskısıyla Liverpool’a istediği oyunu kurmasına izin vermedi. Greenwood’un biraz sahne alması yetti, beraberlik golünü bulduk hatta galibiyetle soyunma odasına gidebilirdik. Sıkıntılı bir süreç geçiren, belirsizlikler içinde çıkış arayan Fenerbahçe için bir meydan okuma, bir geri dönüşün mesajları vardı sanki... İkinci yarıda dengede giden oyun Liverpool’un hamleleriyle bozuldu. Iraola’nın Gakpo, Isak ve Writz hamlesi hücumda hemen etkisini gösterdi. Kısa kanatları çıkarıp, yüksek topa dönünce Isak ile kafa golünü kalemizde gördük. Ancak dün gece Fenerbahçe’nin pes etmeye niyeti yoktu ve Brown ile karşılık vermeyi başardı... Özellikle Muric girdikten sonra rakip savunmayı zorlarken, harika bir kafa golüyle mücadelesini taçlandırdı ve takımını öne geçiren isim oldu... Çok çok ihtiyacı olan bir dönemde adeta şahlandı ve Liverpool’u harika bir futbolla devirip, Şampiyonlar Ligi’nde ben de varım dedi... (Fanatik)

Bu videoya da göz atabilirsin

Sizin için önerilen haberler yükleniyor...