Spor yazarları Fenerbahçe'yi değerlendirdi
Editör: İsa Kethüda
Son Güncelleme /
Spor yazarları, Fenerbahçe'nin UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Slavia Prag ile berabere kaldığı maçı değerlendirdi.

- Haberin Kaynağı:
- Ajansspor
AJANSSPOR-HABER
Spor yazarları, Fenerbahçe'nin UEFA Şampiyonlar Ligi'nin üçüncü haftasında Slavia Prag ile sahasında 2-2 berabere kaldığı maçı değerlendirdi.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Hem iki puanı kaybetti hem de Ake'yi
F.Bahçe maça çok hırslı ve alışılmış dışında bir tempoyla başladı. Önce Oğuz mükemmel bir gol attı. Hemen sonrasında da Greenwood klas bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. Her şey tozpembeydi ama beklenme dik bir anda Guendouzi'nin hatasıyla fark bire indi. Bu gole rağmen Fenerbahçe bir şok yaşamadı.
Etkili ataklarına devam etti. 30-35'lere kadar bütün kontrol Fenerbahçe'nin elindeydi. Rakip 2-3 pas bile yapamıyordu. Ama birden tempo düştü, yorgunluk başladı. İkinci devrede de bu durum devam etti. İlk yarının aksine kısıtlı bir kadroya sahip Slavia Prag tehlikeli ataklar yapmaya başladı. Bu arada maçın kırılma anı Oğuz'un yerine oyuna giren Nene'nin kaleciye nişanladığı gol fırsatıydı. Sonra yine herkesi tedirgin eden anlar geldi.

Sonuçta Slavia Prag aradığı golü 90'da buldu. Fenerbahçe için sonuç kâbus oldu. Bu maç için İsmail Kartal'a yapacağım olumsuz bir eleştiri yok. Çünkü değişik bir düzen denedi. Oğuz'u sağ açıkta, Greenwood forvet arkası orta sahada oynattı. Ben bunu çok doğru bulmasam da bu iki oyuncudan 11 dakikada iki gol buldu. Bir de Nene'yi oyuna aldıktan bir dakika sonra Nene golü atsa bu da Kartal'ın doğru hamlesi olacaktı.
"Seviyemizde olmayan bir takım bile bizim takımları zorluyor"
Maalesef futbol biraz da şans istiyor. Bu şoktan sonra ikinci şok da derbi öncesi kadroda alternatifi olmayan tek oyuncu olan Ake'nin sakatlığıydı. Şu da bir gerçek seviyemizde olmayan bir takım bile bizim takımları zorluyor. (Sabah)

BÜLENT TİMURLENK: 2 tulumba ve sonrası
Üniversitede okuyor, bir taraftan iplik işi yapıyoruz. Öğlenleri tabldot geldiğinde Boşnak ustabaşımızla hem sohbet edip hem yemek yerken masaya oturur oturmaz yemeğe iki tulumba tatlısı ile başlamasını hiç unutmam. Alışkın değilim tabii! 'Biz böyle başlarız 'demişti. Dün de F.Bahçe Stadı'na gelenler maça iki tulumbayı mideye indirerek başlayan bir takım gördüler.
Önce Oğuz'un nefis gol ardından Greenwood'un güzel bitirişi. Daha 11. dakika da 'farka gider' havası vardı maçta. F.Bahçe sezonun en iyi futbolunu Avrupa'nın Barcelona ile birlikte en formda takımı Roma'ya karşı oynamış, galibiyetin kenarından dönmüştü. Aston Villa deplasmanındaki ağır mağlubiyet bir tarafta, ligde son 4 maçta kalesini gole kapatıp 14 gol atan bir F.Bahçe...
Kartal'ın İrfan'ı dinlendirip Greenwood'u Vedat'ın arkasına koyması, Lukaku'yu dinlendirmesi, Kerem'i ilk 11'de başlatması bütün bunların hepsi pazartesi günkü derbinin 11'ine hazırlıktı. O iki tulumba tatlısının üzerine Ederson-Guendouzi'nin oyun kurarken fahiş hatası ortamı ekşitti. Çeklerin bireysel hatadan golle maçın içinde kalması ikinci yarıda F.Bahçe'nin rakibi ile topa sahip olmayı eşit paylaşması sonrasında ve hücumdaki verimsizlikle oyunu bıçak sırtı bir son çeyreğe soktu…

Doğrusu ne F.Bahçe 3. golü atacak kadar ne de S.Prag beraberliği bulacak kadar baskın görünmediler. Ama futbol bu! Rakip, Ederson'un neredeyse ağzının içinden vurdu topu filelere. Elbette 2 farktan beraberlik Roma ile berabere kalmak gibi değil. Kartal, Prag'ı bir düşündüyse G.Saray üzerine 5 kez kafa patlatacak. (Sabah)
HALİL ÖZER: İnanılmaz ama gerçek
Fenerbahçe’nin artık İsmail hoca ile olmayacağını anlaması için başına kaç tane daha felaket gelmesi gerekir..
Bence dün aldığı beraberlik Aston Villa maçından bile daha ağır bir sonuç. Yani bu hocayla bu işler artık olmuyor. Adam yetersiz ve hocalık yetenekleri eksik. Koskoca kulüp böylesine yoksun bir hocaya bu kadar nasıl bağımlı olabilir. İnanılır gibi değil.
Gelelim maça.
Acaba Dünya’da bu kadar adrenalin bağımlısı bir takım var mıdır?
Bence yoktur. İyi giden bir maç. Rahat rahat kazanacağın bir maçı kendi eliyle ayağıyla zora soktu Fenerbahçe.
Ama bu yeni değil. Son 15 yıldır hep yapıyor bunu Fenerbahçe. Ancak buna rağmen duran top dışında yine pozisyon vermedi. Aksine rakip kalede yine çok tehlikeli oldu.
İlk yarıda Oğuz ile Greenwood rakibin sol kanadını neredeyse perişan etti. Bu iki oyuncu iki şık golün yanı sıra oynadıkları iyi futbolla da ilk yarıya damga vurdu.
Ama böylesine pis bir golle rakibi ortak edersen maç sonuna kadar da sıkıntıyı çekersin.
Ve çekti de. Koca 45 dakika rakibin baskısına mahkum oynadı Fenerbahçe. Tamam belki gol pozisyonu fazla vermedin. Ama oyun öyle bir gitti ki herkes her an bir golü bekledi.
O dakikaya kadar Fenerbahçe yine rakibinden daha çok gol pozisyonu yakaladı. Hele bir tanesinde Nene kaleci ile karşı karşıya topu nereye vursa gol olacaktı kaleciye nişanladı. Tabii bir de İsmail hocanın Greenwood ve takımın en iyisi Oğuz’u çıkarması da maçın sonucuna doğrudan etki yaptı. Çünkü iki oyuncu çıkınca rakip tamamen yüklenmeye başladı. Daha da rahatladı. İyi pas yaptı. Fenerbahçe ise bir türlü oyunu kontrol altına alamadı. Top çeviremedi. Çok pas hatası yaptı. Ve sonunda da golü yediler. Şöyle bir baktığında 2. yarı tek pozisyonları var o da gol oldu.
Ve sonuçta uçup giden iki puan oldu. Yazık gerçekten çok yazık. (Milliyet)

MERT AYDIN: İsmail Kartal bu yükü taşır mı?
Geçen haftaki Aston Villa felaketinin ardından Fenerbahçe hem takımıyla hem seyircisiyle maça öyle başladı ki, Slavialı oyuncular daha atmosfere alışamadan 2-0 oldu skor.
Dünya üzerindeki Fenerbahçeliler’in büyük çoğunluğu yılların tecrübesiyle şöyle düşündü: “Mümkün değil. Bu şekilde rahat maç kazanmak bize göre bir şey değil”. Bu düşünceleri haklı çıkarma görevi Guendouzi’ye düştü. Ortada fol yok yumurta yok topu ceza alanının önünde rakip futbolcunun önüne yuvarladı.
5 dakika sonra Ake’nin sakatlanması da bu hatanın üzerine tüy dikti. Takım temposunu kaybetti, taraftar temposunu kaybetti. Hatta İspanyol hakem bile ortalama Süper Lig hakemi garipliklerine başladı.
Slavia Prag’ın ikinci yarıda yavaş yavaş kaleye gelmesi İsmail Kartal’ın biraz geç de olsa değişikilik yapmasına neden oldu. Bunun şokuyla Nene ile inanılmaz bir gol kaçtı. Sonra yine aynı endişeli bekleyiş.
Fenerbahçe güle oynaya kazanabileceği bir maçı acayip şekilde sıkıntılı hale soktu. 3 puanın neredeyse gelmesinde rakibin de gücünün sınırlı olmasının payı vardı. Ancak bu kadar geriye yaslanırsanız bu gibi takımlar da sonunda golü atar. Guendouzi’nin gol dışında da hataları orta sahayı oyundan düşürdü. Hem de Kante’nin enerjik seviyesine rağmen. Oğuz, takımın en iyilerinden biriyken onun da ilk çıkanlardan olması ilginçti. Guendouzi’nin oyunda kalması belki de maçı kopartma şansını da ortadan kaldırdı.
Galatasaray maçı öncesi Şampiyonlar Ligi’nde böyle bir sonuç alınması gerçek anlamda düşünülebilecek en kötü senaryoydu. Maç karşılıklı gollerle 2-2 bitseydi bu kadar sıkıntı olmayabilirdi. Ama artık İsmail Hoca’nın üzerindeki yük birkaç katına çıktı. (Milliyet)

