Tatsız-tuzsuz çorba!

Aşçı, "Size çok güzel yemekler yedireceğim" diyor demesine ama ; önümüze koyduğu tatsız-tuzsuz bir çorba!
19 Ekim 2015 13:58- Son Güncelleme - 19 Ekim 2015 13:58
Google news abonelik
Tatsız-tuzsuz çorba!

Kayserispor, ligin en 'cılız' takımlarından biri. 1-2 oyuncu haricinde PTT takımı hüviyetinde olduklarını net şekilde ifade edebiliriz. Tolunay Kafkas ile birlikte çıkış arıyorlar ama imkânlar el vermiyor. Kafkas'ın işi çok zor. Önemli silahları yok. Maçı kazanmak için çabalasalar da işte o 'öldürücü darbeyi' bir türlü vuramıyorlar rakibe. Kazanmak bir yana, gol atmak bile onlar için kolay olmuyor!

Fenerbahçe ise ciddi bir değişim yaşamış, profesyonel bir anlayış ile yoluna devam etmeyi hedefliyor. Takımın teknik patronu ise Türkiye'de olan bitenden habersiz. Olaylara pek bir 'Portekizli' kalıyor. Yemek yapmak için malzeme bol. Fakat; aşçıda iş yok. Aşçı, "Size çok güzel yemekler yedireceğim" diyor demesine ama ; önümüze koyduğu tatsız-tuzsuz bir çorba!

Futbolu iyi oynamak için iyi futbolculara her zaman ihtiyaç duyarsınız. Doğru. Fakat; iyi futbolcuları koordine ve disipline edebilecek teknik adam, takım için çok önemlidir. Haftalardır sabırla beklenen Fenerbahçe, uygulamada ortalıklarda yok. Her Portekizli teknik adamın Mourinho olmadığını (Mourinho da bu aralar sıkıntılı) anlamak gerek. Fenerbahçe iyiye gitmiyor. Bu kötü gidişata müdahale edecek adama müdahale etmek, uyarmak gerek!

"Ligin ortasındayken kimse Kayserispor maçındaki kötü futbolu hatırlamaz" diyebilirsiniz. Bir noktada haklısınız. Peki, günü kurtarmak mı, geleceği şekillendirmek mi önemli? Günü kurtarmak diyorsanız bir sorun yok. Ancak; gelecek adına Fenerbahçe pek parlak bir görüntü çizmiyor. Hele hele, Avrupa Ligi'ndeki Ajax ve ligdeki Galatasaray derbileri de Pereira adına 'kader' maçları olacak. Sarı-lacivertliler kaybederse sıkıntı büyür. Taraftarların da, camianın da Pereira'ya karşı 'peygamber sabrı'na sahip olmadığını unutmamak gerek!

Beşiktaş lider ama...
Şenol Güneş ; kaliteli, disiplinli bir teknik adam. Düşüncesini futbolcularına iyi aşılıyor. Bunda da şu ana kadar başarılı. Kalitede devamlılığı artırmak adına müdahalelerini iyi okumak gerek. Formayı adaletli dağıttını düşünüyorum. Quaresma konusunda taraftarlar tepki gösterebilir lâkin Portekizli kontrol edilmesi gereken bir güç. Şenol Güneş, Q17 konusunda şu ana kadar çok başarılıydı.

Takım oyunu konusunda Beşiktaş, maçın genelinde 'mutsuzluk' yaratıyor. Önceki yazılarımda da vurguladığım, "kalitede devamlılık" problemini Şenol hoca zamanla çözecektir. Formsuz futbolcular da var takımda elbette. Mesela; Şenol Güneş bazen Gökhan Töre'ye iyi sabrediyor. Sanırım, oynatmak zorunda (transfer yapabilmek ve pazarlayabilmek için) kalıyor!

Ligin ağabeyleri arasında bir kıyaslama yapacak olursak, 'bütünlük' anlamında Beşiktaş bir adım daha önde. Fenerbahçe'de yaşanan değişim, Galatasaray'daki sancılı süreç kesinlikle Beşiktaş'ın işine yarar. Şu an liderler. Bunu devam ettirebilmek için daha çok çalışmalılar. Devre arasında özellikle savunma bölgesine yapılacak transfer çok önemli. Bence, Beşiktaş'ın iyi bir sol beki halen yok!

Hakemlerin performansı iyi mi?
Merkez Hakem Kurulu Başkanı Kuddusi Müftüoğlu, geçtiğimiz günlerde hakemlerin performansından 'genelde' memnun olduğunu söylemişti. Müftüoğlu ve ekibinin, genç ve kaliteli hakem seçme konusundaki kıstasını gerçekten çok merak ediyorum.

Maçlara atanan hakemlerin, çifte standart ve eyyamdan uzak durmaları gerektiğini iyi bilmesi gerek. Profesyonel hakemliğe destek veren biri olarak, önce zihniyetlerin profesyonelleşmesi gerektiğini de bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum!