Erzurumspor maçının ardından flaş Kerem Aktürkoğlu iddiası
Spor yazarları, Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası C Grubu'nun 3. haftasında sahasında Erzurumspor FK'yı 3-1 yendiği karşılaşmayı değerlendirdi. İşte detaylar...
Mehmet Ayan: "İki devreli oyun, akıllarda 9"
TFF 1. Lig’de son 6 maçını kazanan, o seride Türkiye Kupası’nda Rizespor’u da dize getiren Erzurumspor için beklenti skordan bağımsız iyi futboldu. Maçın ilk bölümünde kenarlarda etkili buluşturdular Mustafa ve Hüsamettin’i... Onlar da rakibi gibi rotasyonlu ve alternatif oyuncularına şans vermişlerdi. Tıpkı santrforsuz Fenerbahçe gibi..
Ön tarafta 3 pırpır (Kerem-Nene-Musaba) hareketli ve bazen değişerek oynadı Fenerbahçe. Savunmada iri duran doğu temsilcisi, rakibini sete zorlayarak arkaya adam kaçırmamaya özen gösterdi. Merkezdeki üçlüden katkı geldiğini söylemek de güçtü Kanarya adına. Küçük denemelerle kilidi açmak isteyen ev sahibi, 30 Mayıs 2015’ten sonra ilk kez Saracoğlu’na çıkan Mert Günok ve ilk kez A takım ile onbire çıkan Kamil Efe’nin ortaklaşa hatasından kalesinde golü bulunca, soyunma odasına 1-0 geride girdi.
İkinci yarıya çıkarken 4 oyuncu değiştiren Fenerbahçe hem oyunu hem arzusunu değiştirdi. Yeni girenlerle klasik oyununa dönen sarı lacivertliler, ön taraftaki dağınıklığı da toparladı. Pozisyon sadakati Nene ve Kerem’den yeni girenlere birer asist oluverdi. Oyuna ve topa hükmeden ev sahibi için iki güzel golle son 20 dakikaya galip girmek çok da zor olmadı.
Kuşkusuz maçı izleyen taraftarlar da staddaki seyirciler de bu maçtan çok ‘9 numara’ sorunu ile meşguldü. Devre arasında büyük harcamalarla yapılan transferlerle SANTRFORSUZ kalmak maç esnasındaki en önemli konuydu. Yazı bitimiyle kalan 27 saat son derece kritik! Söz Sayın Saran ve yönetiminde...
Erzurumspor, bol rotasyonlu kadrosuyla ilk yarıdaki oyunu ile Süper Lig’e yakın gibi duruyor. Serkan Özbalta hocayı kutlarım. (Hürriyet)
Gürcan Bilgiç: "Bu yemeğin tuzu Asensio"
Tedesco doğru tercihlerle çıktı maça. Kendi sahasında, bir alt ligden rakibe karşı kurmayları yanında, askerleri zeminde tuttu. Konsantrasyonun diplerde kaldığı bu tip maçlar, aslında kendi yıldızlarını da yaratırlar. Uzun zamandır şans alamayanlar için fırsat dakikaları, aynı zamanda karar anlarını da peşinden getirir. Oğuz Aydın, Alvarez, İsmail ve Fred... Üstlerine biraz Kerem ve Musaba ekleriz. Bakalım ne yemek çıkacak?
Tadı - tuzu olmayan bir ilk 45 verdiler seyredenlere. Kerem Aktürkoğlu ile Nene "deli gibi" koşu yapıyor defans arkasına, bu arkadaşlar bakıp, geriye pası tercih ediyorlar. O anda oyun zekâsı ile yetenek arasındaki farkı anlıyoruz hep beraber. Takımın teknik açıdan en çok tartışılan oyuncusu Oosterwolde atıyor bunları. En azından deniyor. İsmail ve Alvarez ise istatistikte "top kaybı" yazmasın hesabındalar (muhtemelen). Ne yapacaklarını bilenler girince sahaya, baskının da anlamı farklılaştı, pasların da. Erzurumspor geçiş oyunu için hazırlanmış, tek paslarla baskıdan kurtularak atak geliştirmek istedi. Çok da iyi yaptılar bunu. Klasik söylemde; "yeteneğe çare" bulamadılar.
Mırıldanan - homurdanan taraftarına galibiyeti de gösterdiler, takım yapısının sınırlarını da. Evet Kante geldi ama bu yemeğin tuzu Asensio... (Sabah)
Halil Özer: "Bir hocalık dersi"
Tedesco dünkü karşılaşmada ne kadar önemli bir hoca olduğunu hepimize bir kez daha gösterdi.
İlk yarı sahaya çıkan kadro belki özüne baktığınız zaman kötü bir kadro değildi. Ancak birbirleri ile oynamaya çok alışkın olmayan bir kadroydu. Ama kötü günlerindeydiler. Rakip de 2. ligin en önemli takımlarından birisi. Müthiş top yapıyorlar. Ve bu yönlerine bayıldım. Zaten ligdeki durumları da ne kadar iyi olduklarını gösteriyor. Üstüne üstlük garip bir golle de olsa öne geçtiler.
Normalde bizim Türk hocalar olsa; bunu üzülerek yazıyorum ama doğru olduğunu düşünüyorum. İkinci yarının hemen başında takımdaki genç oyuncuları oyundan alırdı. Ama Tedesco öyle yapmadı. Onları sabit tuttu. Eğer çıkarsaydı ihalenin onlarda kalacağını biliyordu. Çocukların psikolojik olarak sıkıntı yaşayacaklarını düşündü. Onun yerine orta alanda İsmail, Musaba, Oğuz ve Alvarez’i çıkardı. Yerlerine de tabiri caizse birbirleri ile oynama alışkanlığı üst düzeyde olan abileri oyuna aldı.
Bu değişiklik belki size basit gelebilir. Ama değil. Bu bir teknik direktörün oyun içinde sadece skoru değil, kötü giden oyunu değil oynayan futbolcuların psikolojisini de düşünmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Yani taşların oturması için tozun toprağın oturmasını bekledi.
Ve tabii böyle olunca, orta alanda taşlar yerine oturunca skor da kendiliğinden geldi. İsmail’in Guendouzi’den alacağı çok dersler var. Topa nasıl hamle yapılır, nasıl oyuna sokulur, faul yapmadan top nasıl kazanılır. Adamda hepsi var. Tabii Asensio ve Talisca sazı eline alınca Nene ve Kerem de kanatlarda çok iyi oynamaya başladı.
Şöyle söyleyeyim eğer Kerem ikinci yarıdaki futbolunu oynarsa Tedesco onu asla kesemez ya da kesmez.
Yani sonuç olarak dün bir hocalık dersi izledik. Fenerbahçe bu hocayla çalıştığı için gerçekten çok şanslı.
Ama tabii ki sonuç olarak Fenerbahçe’nin santrfora ihtiyacı var mı derseniz, var... Ama sonunda da ölüm yok. Olmasa da olur. (Milliyet)
Serkan Akcan: "Asensio ile hayata dönüş"
Fenerbahçe Camiası gün boyunca Kante transferinin coşkusunu yaşıyorken takımın akşam Kadıköy’de Erzurumspor’a karşı aynı şevkle oynadığını söylemek güç olsa gerek. Tedesco elinde santrfor kalmadığı için Kerem Aktürkoğlu’nu en önde kullandı, Musaba’yı solda, Nene’yi sağda konumlandırdı. Bu zorunlu tercih ister istemez tüm tribünleri Kerem’e odakladı. Maça konsantrasyonu düşük kalan Kerem ilk yarıda önde top tutamadı, pozisyon üretemedi, savunma arkasına ne topla ne topsuz gidebildi. Fred ise tribündeki Kante’nin gölgesi altında yine vasat bir ilk yarı oynadı. Brezilyalı orta saha, kendine güvenilmediğinin çok farkında. Ama buna sebep olan bizzat kendisinin sezon performansı olduğunun da farkında olmalı. Erzurumspor’a karşı arkasında Alvarez, yanında İsmail varken hücum bölgesinde yine hiçbir aksiyonun içinde yoktu. Aslında Fenerbahçe’nin üç orta saha oyuncusunun performansı hayret verecek derecede kötüydü.
Tedesco, oyun kuramayan, topu öne doğru taşıyamayan bu üçlüden İsmail ile Alvarez’i devrede çıkarıp Guendouzi, Asensio, Talisca ve Mert Müldür’ü oyuna sürdü. Tedesco’nun bu değişikliklerinin ardından Fenerbahçe sahada fabrika ayarlarına döndü. Kerem sola, Talisca santrfora, Asensio da en konforlu olduğu santrfor arkasına geçti ve sonra maçın ibresi Fenerbahçe’yi göstermeye başladı. Asensio, Fenerbahçe için en vazgeçilmez karakter. Yeteneklerini fizik kalitesiyle uyum içinde kullanıyor ve hemen her maça etki ediyor. O, sahadayken Fenerbahçe’nin özgüveni yükseliyor, Talisca’dan Nene’ye kadar herkes hücum aksiyonlarının içinde kendine yer buluyor. İspanyol yıldızın resitali, Talisca'nın 2 golü, Kerem ile Nene’nin ikinci yarı uyanışları gecenin önemli detaylarıydı. (Fanatik)