Adı Fenerbahçe ile anılan Eroğlu'ndan flaş itiraf

Adı Fenerbahçe altyapısı ile anılan Altınordu Teknik Direktörü Hüseyin Eroğlu, "Elbette Fenerbahçe'de çalışmak isterim" dedi.
17 Nisan 2020 09:58- Son Güncelleme - 17 Nisan 2020 10:06
Google news abonelik

Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder, Berke Özer, Barış Alıcı gibi yeteneklerin futbola kazandırılmasında büyük emeği olan Altınordu'nun başarılı teknik adamı Hüseyin Eroğlu, gündeme ve Fenerbahçe iddialarına ilişkin çok önemli değerlendirmelerde bulundu.

Fanatik'e konuşan Eroğlu'nun açıklamaları şöyle...

‘Fenerbahçe ile anılmak...’

“Uzun yıllardan beri çalıştığımız bu ligde çok başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Adımın Fenerbahçe ile anılması... Fenerbahçe, Türkiye’nin en önemli kulüplerinden biri. Böyle bir haberin gündemde yer alması beni mutlu etti. Resmi boyut kazanmadı ama Fenerbahçe ile anılmak beni mutlu etti. Böyle kulüplerde elbette çalışmak isterim. Her zaman hedeflerim doğrultusunda A Milli Takım’a hazırlamaya çalışıyorum kendimi. Biz işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışalım. En büyük hayalim Altınordu ile Süper Lig’e çıktığımızda çalışmak. Süper Lig’de teknik direktörlük yapmak çok önemli. Avrupa’da birçok genç teknik adamı görüyorsunuz. Bir sistemi oturttuktan sonra geliyorlar, bizle eşleştiklerinde zorluklar yaratıyorlar. Çünkü onların bir sistemi var, oyun planı var, formasyonu var. Biz bunu düşük maliyetli kadrolarla yapıyoruz. Süper Lig’de bu işin daha kolay olacağını söyleyebilirim.”

‘Karar başkanımızın’

“Altınordu bir sistem kulübüdür. Bu sistemden kaliteli oyuncular kadar kaliteli hocalar da yetişecek her zaman. Tabii ki bu doğru çalışmaların yetiştirdiği hocalara da teklif gelecek ve bunun kararını da başkanımız verecek.”

 

U-15'te başlayan hikaye

"2007'de göreve başladım. O dönemde gerçek anlamda ülkemizde bir akademi kuruldu. Başlangıçta U-15 takımı ile çalıştım. Hem kendimi hem de oyuncularımı geliştirdim. İlk senemde yıldızlar liginde Türkiye 3.’sü olduk. Sonrasında Avrupa Şampiyonluğu ve Nike Premier Cup’ı kazandık. ‘Günü kurtarmayı değil, sürekli olarak futbolcuları yetiştirmeye çalıştım. U-15 Milli Takım’ı açıklandığında 7-8 oyuncu Buca’dan çağrılırdı. 3. olduğumuz yılın ardından ligin bitimine 8 hafta kala Sait Karafırtınalar’ın yardımcısı olarak A Takım’a çıkarıldım. Dolu dolu geçen 3.5-4 yıl, bugünlerin de habercisiydi. Ben o zamandan beri iyi oyunun uzun vadede kazanç getireceğinin farkındaydım. O süreçte Emre Güral, Alpaslan Erdem, Kamil Ahmet Çörekçi ve Salih Uçan gibi isimleri yukarıya taşıdık.”

"Altınordu'yu sıfırdan yarattık"

“Başkanımızın verdiği şansla Altınordu’da teknik direktörlüğe başlamıştım. Artık takımımın başında tek sorumluydum. 3 futbolcu var, tesis yok, takım küme düşmüş. İnanın sıfırdan yaratılan bir takım. 3. Lig’deydik ve hiç bilmediğimiz bir lig. Yaklaşık 17-18 oyuncu transfer ettik. Altınordu’ya gelmeye çekiniyorlardı. Çünkü daha önce yaratılan imaj iyi değildi. Biz takımı kurduk. İlk deneyimimizdi. Altyapıdaki deneyimlerimizin faydasını gördük ve şampiyon olduk. 3 hafta önce şampiyonluğumuzu ilan ettik. 2. Lig daha zor görünüyordu. Ankaragücü, Alanya, Nazilli, Bandırma, Diyarbakır gibi takımlar vardı. Onların arasında yine hedefe ulaşmayı başardık.”

 

"Felsefenin doğuşu"

“Altyapıdayken felsefem oyunu geliştirmekti. Oyunu geliştirdiğin zaman sana maç kaybettirebilir ama sonrasında kazanma alışkanlığını getirir. İnsanlar, ‘Altınordu’da çalışıyor tabii istikrarlı. Başkanı sahip çıkıyor’ gibi yorum yapabilir. Ama bu süreci atlatmadan bu günlere gelemezsin. 1. Lig ’e çıkınca yavaş yavaş işliyordu süreç. İlk senemizde, ilk yarıda 18 puanla bitirdik. İkinci yarı düşeceğimiz düşünülüyordu ama son 10 maçta alınan 9 galibiyet ile müthiş bir ivme yakalamıştık. 1 puan ile Play- Off’u kaybettik.”

"Süper Lig'e çıkacaktık"

“O yıl Play-Off’a kalsak Süper Lig’e çıkacaktık. 5 senenin 4’ü, üçlü averaj veya bir puan ile dışarıdakaldığımız yıllardı. Yetiştiricilik kimliğimizin ön plana çıkması, birçok oyuncuyu Türk futboluna kazandırmamız, madalyonun gerçek yüzüydü. Amacımız, futbolcuyu değerinin üstüne çıkararak Türk futboluna kazandırmak. Neden Hüseyin Eroğlu’nda bunlar gerçekleşiyor? Demek ki doğru işler yapıyoruz. A Takım’a oyuncular gelince belli bir süre hazırlık dönemi geçirmeleri gerekiyor. Yaşı büyük olan oyuncular sayesinde yanındaki gençleri değerli kılabiliyorsun. Genç futbolcu, sistemin bir parçası olarak görevini yerine getirebiliyorsa, taktik disiplinine de uyuyorsa benim için yeterli. Yaşın önemi yok. 15 yaşındaki Burak’ı da 16 yaşındaki Ravil’i de tereddütsüz oynattık.”

 

"Cengiz'i düşünmeden oynattım"

Cengiz Ünder’in dönemine geleceğim. 16.5 yaşındayken antrenman performansını zaten biliyorduk. Hiç kimse tahmin edemiyordu. Ama ben o oyuncunun, antrenmanındaki performansını gördükten sonra sahaya da yansıtabileceğine de inanıyordum. Cengiz’i hiç düşünmeden sahaya koydum ve takım içinde de kendini kabul ettirdi. Takımın en ufağı ama en tecrübelisi oldu belki de. Genç oyuncuları oynatmak, onlara güvendiğini hissettirmek önemli değil. Doğru zamanda oynatmak çok daha önemli. Bu sene Hatay maçının ikinci yarısında mağlup durumdaydık ve Burak İnce’yi oyuna aldık. Onun potansiyelini biliyoruz. Yaşı 15 olabilir ama futbol yaşı daha ileride.”

"Önemli olan sistem"

“1.Lig’de yaşadıklarımızı Süper oynattık.” Lig’de de yaşayabileceğimizi düşünüyorum. Modern futbolun, bütün gerektirdiklerini yapmaya çalışan, bunları sahada uygulamaya çalışan bir teknik ekibe sahibim. Söylem de değil uygulama da olduğumuz için başarılıyız. Yoksa futbol anlamında herkes yorumlar,herkesin teorik bilgisi vardır. Ama önemli olan bunu futbolcuya anlatmak, benimsetmek ve sahada uygulamasını sağlamak. Kolay bir iş değil ama bizde zoru sevdiğimiz için, zorları başarmak bizim işimiz. Süper Lig’de de bunları yaparsak,devrim olur.”

Film tavsiyesi: Bobby Robson: More Than a Manager, The English Game

Kitap tavsiyesi: Beyaz zambaklar ülkesinde