• Diğerleri

Ali Koç, bu düzende şampiyon olamaz!

Ajansspor Haber Müdürü Kenan Başaran, PFDK kararları ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'un açıklamalarına ilişkin bir yazı kaleme aldı.
2 Temmuz 2020 16:08- Son Güncelleme - 2 Temmuz 2020 16:22
Google news abonelik

KENAN BAŞARAN

Trabzonspor Başkanı Ali Ağaoğlu'na 100 gün veya 200 gün hak mahrumiyeti cezası verilseydi ne olurdu? Hiç! Fiilen bu tür cezaların çok fazla bir manası yok. Eskiden hak mahrumiyeti cezası alan başkanlar, stada giremezdi. Şimdiyse sadece protokole giremiyorlar, o kadar.

Ama Alanya'da yaşanan olaylardan sonra Ağaoğlu'na verilen sadece 15 günlük ceza, resmen spor kamuoyuyla alay etmektir.

Bu cezaya ilk önce Ağaoğlu itiraz etmesi gerekirdi.

Bakın sırf Covid-19 talimatını ihlal ettiği için bile Ağaoğlu'na en az 60 gün hak mahrumiyeti cezası verilmesi lazımdı.

Çünkü tribünden akredite olmadığı sahanın içine girdi. Diğer tüm iddiaları da bir kenara bırakıyorum.... Ancak PFDK neredeyse Ağaoğlu'na yılın centilmenlik ödülünü verecekmiş!

Nihat Özdemir müdahale etti!

TFF Hukuk Kurulu, bir sevk yapar. PFDK yeri gelir, o sevk maddelerinden istenen cezaları gözardı edebilir. Yani Hukuk Kurulu'nun değerlendirmelerine katılmayabilir. Ancak bu son olayda neye göre istenilen cezaları gözardı etti?

Cevap açık:

TFF yönetimi müdahale etti!

Nereden mi biliyoruz?

Hürriyet yazarı Tahir Kum, köşesinde yazdı. Gelen temsilci raporları çok ağırmış. Bunun üzerine olaya bizzat TFF Başkanı Nihat Özdemir el koymuş. Ve ek raporlar istenmiş.

Ek raporlara da anlaşılan ne tekme varmış ne tokat ne de Covid 19 ihlali...

Geriye kala kala 'tahrik' kalmış.

Yani Ağaoğlu tahrik edilmiş ve bu yüzden ceza indirimi almış.

Bu nasıl bir tahrik ki 400-500 gün olabilecek bir hak mahrumiyeti cezasını, 15 güne kadar düşürüyor?

Madem öyle, bu tahriki yapan(lar) kim ve ne kadar ceza aldı?

Alanya Başkanı Hasan Çavuşoğlu mu tahrik etti? Öyleyse o niye 7 gün ceza alabiliyor?
Tahir Kum'un yazısından sonra TFF Başkanı Özdemir'den herhangi bir yalanlama gelmedi. Yani "Ben temsilcilere müdahale etmedim" demedi.

Normal şartlarda bu yazı, tüm medyada manşet olup günlerce sorgulanmalıdır.

Fakat hayır, bu yazı bir tek Ajansspor'un dikkatini çekti!

Eski PFDK Başkanı Hüseyin Karaahmetoğlu da yine Ajansspor'a yazdığı yazıda, temscil raporlarına olayların yansımadığını söyledi.

E raporlar temiz olunca, PFDK da ceza veremiyor.

Yine de "Hayır, verebilirdi" diyorum. Karaahmetoğlu da bunu teyit ediyor: PFDK, yayıncı kuruluştan görüntüleri isteyerek, kamuoyunun beklediği cezaları kesebilirdi.

Öbür türlü, bu PFDK üyeleri, temsilcilere, "Yahu bizim ekranlardan gördüklerimizi siz görmediniz mi, niye rapora yazmadınız" diye sormaz mı?

Sormaz!

Normalde Hukuk Kurulu, PFDK'nın cezalarına, düşük olduğu gerekçesiyle, Tahkim Kurulu giderek itiraz edebilir. Ama etmesi mucize olur.

Neden?

Tahkim'deki skandala karşı 3 maymun!

Çünkü ne Hukuk Kurulu ne PFDK ne de Tahkim Kurulu bağımsız değil.

Bu kurullardaki isimlerin birbiriyle, futbolcu ve başkanlarla ilişkisini Atilla Türker, aylardır Ajansspor'da yazıyor. Daha dün (Salı günü) Tahkim Kurulu Başkanı'nın futbolcuları dolandıran menajerlerin avukatlığını yaptığını yazdı. Bu bile yılın skandalıdır. Ve başkan koltuğunda hâlâ daha oturmaya devam ediyor. Kimse bu yapıdan rahatsızlık duymuyor. Herkes üç maymunu oynuyor. Yine normal şartlarda bu TFF yönetiminin bile istifasını gerektirir.

Ne yazık ki 'yeni normal' diye bir şey yok. Her şey 'eski normal' devam ediyor!

O yüzden "Adalet istiyoruz" diye bağıranlara sadece hüzünle gülüyorum.

"Kurullar bağımsız değil" derken de beylik bir laf etmiyorum.

Bunu bizzat Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) söyledi.

Eski Trabzonsporlu Ömer Rıza'nın yürüttüğü hukuk mücadelesinin sonunda AİHM "TFF kurulları bağımsız değil" dedi.

Ömer Rıza kararından sonra bugüne kadar TFF kurullarından ceza alıp mağdur olduğunu düşünen herkes yeniden yargılama isteyebilir, teorik olarak.

Bakın bu karar İngiliz veya Alman futboluna dair olsaydı yer yerinden oynardı. Bizdeyse kimseden ses çıkmıyor.

TFF Başkanı'nın temsilcilere açıkça müdahale ettiği yazılıyor ama buna ses çıkartılmıyorsa, kim takar AİHM'i MAHİM'i zaten.

'Kokuşmuş, çürümüş düzen'

'Kokuşmuş, çürümüş düzen'

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Habertürk'te futbol düzeni için 'kokuşmuş, çürümüş' dedi. Daha ne desin?
Bu yapı değişmezse, bu yapıya 'kokuşmuş, çürümüş' diyen Ali Koç'un da başarılı olma şahsı yoktur.

Çünkü o yapı, kendisini hedef alana karşı tüm gücünü kullanır.

AİHM, "TFF kurulları bağımsız değil" diyor ancak ben bir adım daha ileri gidiyorum: TFF bağımsız değil!

Kulüpleri güdümündeki 303 delegeyle seçimlere giden, buna karşın yıllardır rekabetin yaşanmadığı genel kurullarda önceden belirlenmiş bir ismin koltuğa oturup yönettiği TFF'den adil değil, konjonktürel yönetim beklenir ancak.

TFF'de şekli bir seçim yapılıyor. Yönetim kurullarında kulüp çıkarlarından siyasi etkiye kadar bir çok denge gözetiliyor.

Bunu Ali Koç çok net şekilde ifade etti ve ekledi:

"Siyasetle futbolun bu ilişkisi iki tarafa da yarar sağlamıyor."

Kovulana kadar koltuktalar

Bu şekilde oluşan TFF, sonra Tahkim Kurulu, PFDK, Hukuk Kurulu, Etik Kurulu, ve Uyuşmazlık Çözüm Kurulu gibi kurullar oluşturuyor.

Seçim kriterleri keyfi, görev süreleri keyfi... Temsilci ve gözlemcilere hiç girmiyorum. Ahbap çavuş ilişkilerinin gırla belirleyici olduğu yapılar...

Haliyle kurullara gelen yönetici ve üyler de her türlü baskıya açık oluyor. Birisi de çıkıp "Ben bu baskıları etik bulmuyorum, istifa ediyorum" demiyor.

Kovulana kadar koltukta oturuyor.

Yayın parasını da tahsil edemiyor

Futbolu adil şekilde yönetemeyen TFF, gelinen noktada işin mali boyutunda da kifayetsiz kalmış durumda.

Dün (Salı günü) TFF ve Kulüpler Birliği toplantısı yapıldı. Yayıncı kuruluş da katıldı. Aylardır kulüpler yayın parasını doğru düzgün alamıyor. Bu işi çözmesi gereken TFF'nin hükmü kalmamış. Geçenlerde 103 milyon liralık ödeme yapıldı ve bunu Gençlik ve Spor Bakanlığı sağladı. Zaten 'müjde'yi de bakan açıkladı.

Dün de kulüpler TFF'yi pas geçip yayıncı kuruluşla kendileri pazarlık yapmaya başladı.

Futbolu adil bir şekilde yönetmek ve yayın ihalesinin şartlarının harfiyen yerine getirilmesini sağlamakla mükellef olan TFF, asli işlerini yapmak yerine, kulüpleri sportif olarak eleştirir hale gelmiş.

Süper Lig AŞ kurulmalıdır

Hasılı kelam, bu sezon da açıkça gösterdi ki, endüstriyel futbol artık TFF tipi bir yönetimi kaldıramıyor. Özerkliğini koruyamayan bir TFF ile bu iş hiç olmuyor.

Kulüplerin daha önce üzerinde çalıştıkları 'Süper Lig AŞ'yi bir an önce kurmaları gerekiyor. Ligi kendilerinin yönetmelerinin zamanı gelmiştir.

Zira bu TFF yönetmiyor, idare ediyor. İdare de demek 'eyyam' demektir.

Habertürk'teki yayını izlerken kafamda hep şu soru dolandı:

Bu yapı değişmedikçe Ali Koç'un Fenerbahçe'si şampiyon olamaz. Koç ya bu yapının değişmesi pahasına şampiyonluklardan olmayı göze almaya devam edecek ya da o da düzene uyacak. Ki kendisi de göreve gelirken, böyle bir seçeneği olduğunu da söyledi.

Değişimden yana tercihini kullandı. Evet, transferleri tutmadı vs... Ama yarışta geriye düşmesinde TFF'nin kendisine karşı açtığı cephe de önemli bir rol oynadı. Bu ülkede bir sezonda 3 teknik direktör değiştirip şampiyon olan takımlar oldu. Yani kulüp yönetimleri hata yapsa da şampiyon olabiliyor...

Güvenlik kamerası bu kez gol sevincini çekti