Ali Koç, Can Bartu'yla ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı

11 Nisan 2020 17:50- Son Güncelleme - 11 Nisan 2020 17:50
Google news abonelik

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük, Yönetim Kurulu Üyesi Sevil Zeynep Becan ve Turhan Şahin, efsane sporcu Can Bartu’nun vefat yıl dönümün nedeniyle duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Sarı-Lacivertli kulüpten yapılan açıklama şu şekilde:

Efsane futbolcumuz Can Bartu’nun vefat yıl dönümünde Fenerbahçe Televizyonu’nda düzenlenen özel programa telefonla katılan Başkanımız Ali Koç, Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Vefa Küçük, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Sevil Zeynep Becan ve Turhan Şahin, efsane sporcumuzla ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Başkanımız Ali Koç

“Herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Konumuza gelmeden önce sancılı, sıkıntılı, olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Tabii ki bugünler de geçecek. İnşallah bu günleri en kısa zamanda en az kayıp ve minimum tahribatla atlatırız. Şimdi birlik, beraberlik ve dayanışma zamanı, herkesin birbirine destek olma zamanı, devletimizin direktiflerini dinleyip onlara deste olma, yardımcı olma zamanı. Bu konuya girmişken tabii ki canlarını riske ederek bizlerin sağlığı için olağanüstü mücadele veren sağlık çalışanlarımızı unutmamak gerekir. Hepsine tek tek teşekkür etmek gerekir. Ne kadar kutsal bir vazife gördüklerini, neler yaptıklarını her gün televizyonlardan görüp izliyoruz. Onlara güç, kuvvet ve sabır diliyorum. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Tabii ki unutmamak gerekir ki bununla beraber hayatımızın tamamen durmaması için de diğer meslek grupları ve bu meslek gruplarının çalışanları da var, onlara da teşekkür etmek lazım. Onlar da olağanüstü gayret gösteriyorlar. Herkesi Allah’a emanet edelim, Allah’a emanet olsunlar. Tabii ki bu meslek gruplarından bir tanesi de siz medya çalışanlarısınız. Bu vesileyle Fenerbahçe Televizyonu’nda çalışanlara da özverili çalışmaları, bu programın gerçekleşmesinde imkan sağladıkları için de ayrıca teşekkür etmek istiyorum.”

“Can Bartu dediğimiz zaman Fenerbahçe TV’de de çok özel bir yeri vardı. Pek çok kişinin, pek çok kesimin, pek çok camianın kalbinde, gönlünde özel bir yeri vardı ama Fenerbahçe TV için de çok özel bir kişiydi. Çok güzel anılarını, hatıralarını, zamanlarımız vardı. Paylaştığımız çok güzel şeyler vardı. O yüzden bugün bu programın gerçekleşmesi de bizler için çok önemliydi. Efsanemiz Can Bartu’nun aramızdan ayrılışının 1.yıl dönümünde kendisini sevgi, saygı ve şükranla anıyoruz. Mekanı cennet, ruhu şad olsun, nur içinde yatsın. Kıymetli eşi Güler Hanımın, kızı Gülfer’in ve tüm camiamızın da tekrar başı sağ olsun. Güler Hanımın da dediği gibi her ölüm erkendir. Bu sözler özellikle efsanemiz için bilhassa geçerlidir. Onu çok çok erken kaybettik. Kızı Gülfer’in de ifade ettiği gibi geçen sene 14 Nisan Pazar günü oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray derbisini hep beraber seyretmek üzere bir plan yapmıştık. Gülfer de Almanya’dan maç için gelecekti. Ve onunla stadımızda derbi seyretmeyi ümit ederken, omuz omuza çubuklu formaya destek olmayı planlarken 13 Nisan Cumartesi günü stadımızda veda töreni yapmak zorunda kaldık. Buna da Allah’ın takdiri demekten başka bir şey diyemiyoruz. Hayatın cilvesi derler, hayatın cilvesi bu olsa gerek. Can Ağabeyi dostları, onun ne kadar özel biri olduğunu, gerek sportif hayatında gerekse de özel hayatında eş olarak, baba olarak, arkadaş olarak çok güzel anlattılar. Çok güzel hikayeler, anılar anlattılar. Bu vesileyle programımıza katkı sağlayan, yayına katılan herkese de camiamız adına, Fenerbahçe TV adına özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Sayın Vefa Küçük, efsanemiz Can Bartu’yu bir müstesna olarak, Yönetim Kurulu Üyemiz Turhan Şahin ise şahsına münhasır biri olarak ifade ettiler. Can Bartu, her anlamda bambaşka bir insandı. Farklı bir sporcuydu, farklı bir Fenerbahçeliydi, farklı bir karakterdi. Onu anlatmak bu kadar kısa bir sürede tabii ki mümkün değil. Ancak şunu söyleyebiliriz; böyle bir sporcu öyküsü, sadece sportif anlamda söylüyorum. Kişiliğine, karakterine, kendisine has konulara girmeden her sporcuya nasip olmaz. Bu öykü, bu hikaye her sporcuya nasip olmaz. Büyük bir ihtimalle de hiçbir zaman da olmayacak. Bununla ilgili hiçbir zaman olmayacak derken tüm başarılarının yanında neler söylemek istiyorum, birkaç örnek vermek istiyorum. Yaşadığı şampiyonluklar, attığı goller, attığı basketler, Milli formamıza yaptığı hizmetler vardı. Yurt dışında 6 buçuk sene gururla ülkemizi temsil etmesinin yanında az önce de bahsettiğim gibi kimseye nasip olmayacak hatıralar yaşadı, yaşattı. Bunlardan bir tanesi, bilenler bilir ama genç nesil bilmez ve tekrarlamakta fayda var; 24 Mart 1957 yılında gündüz oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde 2 gol attı, akşam da Galatasaray ile oynadığımız basketbol maçında 32 sayı kaydederek bir günde iki farklı branşta derbi galibiyeti yaşayan ilk ve tek sporcu oldu. Bana göre de muhtemelen son sporcu oldu. Bununla beraber dünyada bir ülkenin milli formasını basketbolda ve futbolda giyen, iki ayrı branşta ülkesini temsil eden ilk ve tek sporcu unvanına sahip oldu. Muhtemelen bir daha kimseye nasip olmayacak. 1962 yılında Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda forma giyerek Avrupa’da final maçına çıkan ilk Türk futbolcu oldu. Kendisinin de ifade ettiği gibi Fenerbahçe m arşında isminin yer alması bir başka özelliğiydi. İnsanlar onu çok sevdi ve saydı.

Ona duyulan sevgi ve saygı da onun adını taşıyan nesillere döndü. Herhalde Türkiye’de yeni doğanlara en çok ismi verilen sporcudur. Bazı aileler var ki ya çocukları ya da torunlarından birine Can diğerine Bartu ismini vermişler. Bunlar herkese nasip olmaz. Bu şeref, bu gurur, bu hikayeler herkese nasip olmaz. Efsanemiz Can Bartu’ya nasip oldu. Bu saydıklarım örneklerden bazılarıydı. Pek çok sebeplerden dolayı da Can Bartu iyi ki Fenerbahçeli olmuş. Kulübümüz tarihinde adının yazması camiamız için kelimelerle anlatılamayacak bir gurur ve onurdur. Çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki Fenerbahçe’yi farklı ve ayrıcalıklı kılan konulardan bir tanesi de Can Bartu’nun Fenerbahçeli olmasıdır. Sporcu kimliğinden bahsediyoruz. Bir sporcu kariyerinde muhteşem anılara sahip olabilir ama sporun dışında özel biri olmayabilir. Ancak pek çok kişinin ifade ettiği gibi Can Ağabey bambaşka bir insandı. Örnek bir kişiliği, asil bir duruşu, pek çok dostunun bahsettiği gibi müthiş bir zekası vardı. İnanılmaz derecede zekiydi. Beyefendiliği her zaman ön plana çıkan özelliğiydi. Benim en hoşuma giden unsurlardan bir tanesi de lafını esirgemezdi. Dobra bir karakteri vardı. Kendine has giyim stili de herkesin değindiği noktalardan bir tanesiydi. Sıra dışı hikayeleri vardı. Sportif açıdan eşsiz başarıları vardı. En güzeli ve her şeyden önemlisi de çok iyi bir insandı. İnsanlığıyla bir efsane olmuştu. Bu vasıflar herkese nasip olmaz. Hem dünyalıydı ama herkesten de çok milli ve değerliydi. Bizlere düşen; Can Bartu’yu, onun anısını, insanlığını, sportif başarılarını, Fenerbahçe camiasına ve Türk sporuna yaptığı katkıları gelecek nesillere taşımak. Bizlerin en önemli vasifesi budur. Bu bağlamda, Sevil Hanım da çok güzel ifade etti.

Onun anılarını ölümsüzleştirmek, Fenerbahçe’deki ayrıcalığını taçlandırmak adına geçen sene Yüksek Divan Kurulu’nda ifade ettiğimiz ve Yönetim Kurulu’nda aldığımız kararla heykelini yaptırdık. 1. ölüm yıl dönümünde bu heykeli Yoğurtçu Parkı’na dikmek nasip olmadı. İnşallah en kısa zamanda hayat normalleştiği zaman bu vazifemizi yerine getireceğiz. Bu heykelin oluşumunda fikirleriyle ve önerileriyle katkı sağlayan herkese teşekkür etmek istiyorum. Burada pek çok kişinin aklı kullanıldı. Heykeli yapmak isteyen, camianın içerisinde bulunan birçok heykeltıraş başvuruda bulundu. Onlara da teşekkür ediyorum. Heykeltıraşımın ismini burada vermeyeceğim. Rahatsız edilerek heykelimizin fotoğrafının çekilmesini istemiyoruz. Ama camiamızda tanıdık biri. Ona da teşekkür etmek istiyorum. 1907 Fenerbahçeliler Derneği’ne de heykelin yapılması adına sağladıkları maddi ve manevi destek için teşekkür ediyorum. İnşallah efsanemiz Can Bartu’nun heykelinin etrafında hayat normalleştiği zaman hep beraber bir kez daha buluşacağız. Programı yaptığınız için, olağanüstü şartlarda sağladığınız katkılar için, programa katılanlara da katkıları için teşekkür ediyorum. Güler Hanım’a da sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Çok özel bir insan. Bu kadar özel bir insanın eşinin de özel olması oldukça normal. Ama efsanemizi ne kadar sevdiğini, onun vefatından sonra da yaşayarak gördük. Ona sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Gülfer de çok iyi bir Fenerbahçeli. Programa bağlandığında küpelerine ve Fenerbahçe rozetine dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama kendisini çok iyi bir Fenerbahçeli olarak yetiştirmiş. ‘Can Bartu’nun kızı da böyle Fenerbahçeli olur’ dedirtecek seviyede bir Fenerbahçeli. Onu da sevgiyle kucaklıyorum. Hepinizi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”

Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Vefa Küçük

“Bütün Fenerbahçe camiasına ve Türk ulusuna sağlıklı ve mutlu günler diliyorum. Rahmetli Can Bartu ile özel dostluklarım da oldu. Kendisini uzun yıllar Fenerbahçe formasıyla izlemiş bir kişiyim. İlerleyen hayatında da kendisiyle şahsen dost olma şerefine de nail oldum. Eşi Güler Hanım’a ve kızı Gülfer başta olmak üzere, aile fertlerine ve Fenerbahçe camiasına baş sağlığı diliyorum. Kendisi müstesna bir kişiydi. Futbolculuğunu ya da basketbolculuğunu herkes biliyor. Başarılarını tekrar ederek kısa keseyim. Özel hayatında da çok değerli bir insandı. Giyiminde, davranışlarında örnekti. Özel arkadaşlığımız, benim alt komşumla olan arkadaşlığıyla birlikte daha da ilerlemişti. Sık sık alt komşumu ziyarete gelirdi. Müşterek sohbetlerimiz oldu. Ben yönetici oldum. Divan Başkanı oldum. O dönemde de dostluğumuz devam etti. Kişiliğini ve duruşunu çok beğenirdim. Çok saygın bir insandı. Herkesle mesafeliydi ama can dostları vardı. Türk futbolunda ve Fenerbahçe’de iz bırakmış bir insandı. Fenerbahçe marşında ismi geçecek kadar ve tesislerimize ismi verilecek kadar değerli bir insandı. Benim için de çok değerliydi. Değerli bir Fenerbahçeliyi, değerli bir dostumu ve iyi bir sporcuyu kaybettik. Üzüntümüz sonsuz. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.”

Yönetim Kurulu Üyemiz Sevil Zeynep Becan

“Tüm izleyicilerimizi saygıyla selamlıyorum. Bu programı özveriyle hazırladıkları için tüm Fenerbahçe Televizyonu çalışanlarına teşekkür ediyorum. Efsanemizi birinci yıl dönümünde anmak için özel bir program hazırlamıştık. Programın içeriğinde, onu mezarının başında anmak, onun adına özel bir serginin açılışını gerçekleştirmek ve ona yakışır bir heykelin açılışını yapmaktı. İçinde bulunduğumuz pandemi nedeniyle evde kalmamızın hepimiz için iyi olacağını bildiğimiz için bugün bu programı hayata geçiremedik. Onu buradan canlı yayınla anacağız. İnşallah bir araya gelebileceğimiz zaman da heykelinin açılışını tüm taraftarlarımızla, camiamızla, onu sevenlerle birlikte yapacağız. Onu tekrar anma töreniyle ruhunu şad edeceğiz. Efsanemizin Nisan ayında stadımızda yaptığımız törenle uğurladıktan sonra ay sonunda Yüksek Divan Kurulu’nda Başkanımız ona yakışır bir heykelden bahsetmişti. Bunun ardından gerek camiamızdan gerek de diğer camialardan ve tüm Türkiye’den heykeltıraşlardan öneriler geldi. Tek tek teşekkür ederim.

Anlaştığımız isimle yaptığımız sohbetlerde, özellikle efsanemizin kimliği, centilmenliği, kişiliği, farklı dallardaki sportmenliği, uluslar arası başarıları, Türkiye’yi uluslar arası platformlarda temsil etmesi gibi bilgileri vererek bütün hepsini yansıtacağı bir anıt heykeli olmasını istedik. Kendisi de sağ olsun derin bir araştırmayla tasarımı ortaya çıkararak bizle buluşturdu. Başta efsanemizin saygıdeğer eşi Güler Hanım olmak üzere, onun da desteğiyle birlikte spor yaptığı arkadaşları, birlikte büyüdüğü arkadaşları bir araya geldik. Değerlendirerek tasarım sonunda da bir maket ortaya çıktı. Maketi başta Başkanımız ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz olmak üzere her gören çok beğendi. Yapım sürecine başlandı. Heykelin yapım aşamasını da aralıklarla kayıt altına aldık. Amacımız ondan da güzel bir belgesel oluşturmaktı. Başkanımızın söylediği gibi; efsanemize yakışır bir heykel olduğuna inanıyorum. İnşallah heykeli hep beraber Yoğurtçu Parkı’nda planladığımız gibi dikeceğiz. Yurt dışından da açılışa özel misafirlerimiz olacak. Bunu da planlamıştık. Gençlerimizin, gelecek nesillerin böyle bir efsaneye sahip olduğumuzu bilmelerini amaçlıyoruz. Efsanemizin ruhu şad olsun.”

Yönetim Kurulu Üyemiz Turhan Şahin

“Öncelikle tekrar kendisine rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet, ruhu şad olsun. Hiçbir zaman unutamayacağımız bir büyüğümüz. Kendisiyle benim ilk tanışmam, ilk karşılaşmam 1960 senesinde sezon açılışında olmuştu. Sezon açılırken futbolcularımızın oksijen kapasitelerinin artması için uzun koşular yaptırılırdı. O dönemin Fenerbahçe Spor Kulübü Genel Sekreteri eski atletlerimizden Eşref Aydın idi. Ben de atletizm şubesinde orta mesafe koşucusu olduğum için futbolcularımıza tempo verme adına beni görevlendirdi. Ve antrenmana çıktık, yavaş yavaş koşmaya başladık ve giderek tempo, mesafe arttı. Can ağabeyim de pek koşmayı sevmezdi. Bunun üzerine ‘Ya delikanlı yeter artık, biz atlet miyiz kardeşim, bizi bu kadar koşturuyorsunuz’ demişti. Bu sözü Eşref ağabeye söylemişti. Eşref ağabey de tempoyu biraz yavaşlat dedi. Bu şekilde ilk karşılaşmamız oldu.

Ama Can ağabey, nevi şahsına münhasır bir insan idi. Her hareketiyle bizim gibi genç sporculara örnek olurdu. Özellikle de giyim tarzı bizim idolümüzdü, biz onu taklit etmeye çalışırdık. Bir şeye daha değinmek istiyorum, Allah Can ağabeyi sanki sporcu olarak yaratmış. Yani her spora o kadar yatkındı ki vücudu çok yumuşaktı, esnekti. Örneğin basketbolda Milli formayı giydi, aynı şekilde futbolda Milli oldu. Bir anım daha var, onu da paylaşmak istiyorum. O dönemlerde zaman zaman çeşitli branşlardaki milli takımlarımızın kampları aynı otele denk gelirdi, öyle bir kamp süreci içerisinde ben onun masa tenisindeki becerisine de şahit oldum. Muazzam bir masa tenisi oyuncusuydu. Dediğim gibi komple bir sporcuydu. Bu, spor tarihinde çok az kişide bu kabiliyet vardı. Mesela bizim eski atletlerimizden Melih Kotanca da aynı kabiliyete sahip bir ağabeyimizdi. O da atletizm müsabakalarından sonra gider futbol oynardı. O da Fenerbahçe’ye çok katkısı olmuş bir insandı ve bu vesileyle de ona da rahmet diliyorum. Gerçekten futbol camiası için, spor camiası için, bizim için Can ağabeyimizin kaybı büyük bir üzüntü kaynağıdır. Ama biz onun hatırasını ilelebet yaşatacağız.”