Av. Fatih Şaşıoğlu'dan TFF'ye Maruf Güneş çağrısı!
Editör: İsa Kethüda
Son Güncelleme /
Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi Av. Fatih Şaşıoğlu, Galatasaray yöneticisi Maruf Güneş'le ilgili TFF'ye çağrıda bulundu.

Son 5 Haber

Amedspor'dan Gift Orban'ın ardından bir bomba daha! Anlaşma sağlanan yıldız futbolcu Türkiye'ye getirildi

Acun Ilıcalı, Hull City’nin transfer listesini paylaştı!

Trabzonspor'a transfer olmamak için eylem yaptı! Sahanın ortasına oturdu, tesislere girişi yasaklandı

Türk futbolcu Burak Akıncı, PFC ARDA'ya imza attı!

Christ Ouali, Firorentina formasıyla çıktığı ilk maçta kendine hayran bıraktı! Yaptığı hareket tribünleri ayağa kaldırdı
- Haberin Kaynağı:
- Ajansspor
AJANSSPOR-HABER
Trendyol Süper Lig ekiplerinden Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi Av. Fatih Şaşıoğlu, Galatasaray yöneticisi Maruf Güneş'le ilgili TFF'ye çağrıda bulundu.
Av. Fatih Şaşıoğlu X sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "TFF'nin soruşturma başlatmaktan imtina etmesi, UEFA ve FIFA müdahalesi sonucunu doğurabilir!
Dün, Galatasaray yöneticisi hakkında görev yaptığı dönemde kendi kulübünün maçlarına ilişkin bahis oynadığına ilişkin somut bulgular karşısında Türkiye Futbol Federasyonunun neden resen soruşturma başlatması gerektiğini yazmıştım. Bugün cevaplanması gereken soru şudur:
TFF bu yükümlülüğünü yerine getirmezse ne olacaktır?
Türk futbolunun adil rekabete dayılı bütünlüğünü tehdit eden somut bulgular, ulusal federasyonların diledikleri gibi görmezden gelebilecekleri iç meseleler değildir. UEFA ve FIFA düzenlemeleri, ulusal federasyonların etkili bir soruşturma yürütmediği hâllerde uluslararası futbol kuruluşlarının devreye girmesine açıkça imkân tanımaktadır. UEFA Disiplin Talimatının 29/4. maddesi bu noktada önemlidir:
UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu; bir üye federasyonun veya ona bağlı organların, UEFA’nın temel amaçlarını ciddi biçimde ihlal eden bir olayı soruşturmaması ya da uygun biçimde soruşturmaması hâlinde dosyayı ele alma yetkisine sahiptir.
Başka bir ifadeyle UEFA’nın yetkisi yalnızca Avrupa kupalarında meydana gelen olaylarla sınırlı değildir. Ulusal federasyonun ciddi bir bütünlük ihlalini örtbas etmesi, sürüncemede bırakması veya göstermelik bir incelemeyle geçiştirmesi hâlinde UEFA doğrudan devreye girebilir.
Üstelik UEFA Disiplin Talimatının 31. maddesi uyarınca etik ve disiplin müfettişleri;
– Kendiliğinden soruşturma başlatabilir,
– Disiplin süreci açılmasını isteyebilir,
– Üye federasyonlar, kulüpler ve kişiler hakkında yaptırım önerebilir,
– Ulusal ve uluslararası kurumlarla birlikte araştırma yürütebilir.
Talimatın 55. maddesi daha da açıktır:
UEFA’daki disiplin süreci, bir kamu otoritesinden alınan belgeler üzerine doğrudan başlatılabilir. Dolayısıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından elde edildiği açıklanan bahis ve mali hareket kayıtları UEFA bakımından da doğrudan soruşturma açılmasına dayanak oluşturabilecek niteliktedir.
FIFA düzenlemelerinde ise çok daha somut bir müdahale mekanizması bulunmaktadır.
FIFA Disiplin Kodunun 30/6. maddesine göre; özellikle maç manipülasyonu, doping ve ayrımcılık gibi ciddi ihlallerde, olay FIFA’nın bilgisine ulaştıktan sonra yetkili ulusal federasyon tarafından 90 gün içinde resmî bir soruşturma başlatılmaması hâlinde, FIFA yargı organları dosyayı bizzat soruşturma, kovuşturma ve yaptırıma bağlama hakkını saklı tutmaktadır.
Buradaki 90 günlük süre, olayın basına yansıdığı tarihten değil, dosyanın FIFA’nın bilgisine resmen ulaştığı tarihten itibaren işler. Bu nedenle Fenerbahçe veya konuya ilişkin hukuki menfaati bulunan ilgililer tarafından dosyanın FIFA ve UEFA’nın bütünlük birimlerine taşınması, sadece sembolik bir başvuru olmayacaktır.
Elbette FIFA’nın bu hükmü her bahis iddiasında otomatik biçimde uygulanmaz. Ancak bir kulüp yöneticisinin, görev döneminde kendi kulübünün maçlarında rakip takımın kazanması, gol sayısı veya futbolcu performansı gibi seçeneklere bahis oynadığı iddiası; kişinin sahip olabileceği içeriden bilgiler ve müsabakalara etki edebilme imkânı nedeniyle sıradan bir bahis dosyası olarak değerlendirilemez. Bu iddiaların maç manipülasyonu veya müsabaka bütünlüğünün ihlali boyutuna ulaşıp ulaşmadığını belirlemenin yolu da soruşturmaktan geçmektedir.
Dünyadaki uygulama bunun somut örnekleriyle doludur.
İtalya’daki “Calcioscommesse” bahis soruşturmasında Cremona Savcılığının adli soruşturmayı başlatması üzerine İtalya Futbol Federasyonu aynı günlerde kendi sportif soruşturmasını açmış; savcılıktan belgeleri istemiş, futbolcu ve yöneticileri ifadeye çağırmış ve ceza yargılamasının kesinleşmesini beklememiştir.
Çünkü spor yargısı ile ceza yargısı birbirinden bağımsızdır. Savcılık soruşturmasının bulunması, federasyonun beklemesi için bir gerekçe değil; tam tersine sportif soruşturmanın başlatılması için ciddi bir işarettir. Türkiye bakımından en çarpıcı örnek ise ne yazık ki Kulübümüzün bizzat yaşadığı süreçtir.
UEFA, 2013 yılında Fenerbahçe ve Beşiktaş hakkında Türkiye’deki adli ve sportif süreçlerin tamamlanmasını beklememiş; disiplin müfettişlerini görevlendirmiş, ulusal dosyalardaki belgeleri kullanmış ve kendi bağımsız disiplin sürecini yürütmüştür. Fenerbahçe söz konusu olduğunda spor yargısının ceza yargısından bağımsız olduğu, kesinleşmiş mahkûmiyet gerekmediği ve UEFA’nın resen harekete geçebileceği günlerce anlatılmıştı.
Aynı ilkelerin Galatasaray hakkında ileri sürülen çok ciddi iddialar bakımından göz ardı edilmesi mümkün değildir. FIFA’nın ulusal federasyonlara müdahalesi de teorik değildir.
FIFA Konseyi, Filistin Futbol Federasyonunun başvurusu üzerine İsrail Futbol Federasyonu hakkında doğrudan soruşturma yürütülmesi için FIFA Disiplin Komitesini görevlendirmiştir. Yürütülen süreç sonucunda İsrail Futbol Federasyonunun üye federasyon olarak yükümlülüklerini ihlal ettiği belirlenmiş; federasyona 150.000 İsviçre Frangı para cezası, uyarı ve FIFA tarafından onaylanacak kapsamlı bir önleme planı uygulama yükümlülüğü getirilmiştir.

Bu olay bahis soruşturması değildir. Ancak FIFA’nın gerektiğinde bir üye federasyonun davranışlarını doğrudan soruşturabildiğini, federasyona yaptırım uygulayabildiğini ve belirli tedbirleri hayata geçirmesini emredebildiğini gösteren güncel ve somut bir örnektir.
TFF’nin kendi uygulaması da bugünkü sessizliği açıklamamaktadır. Federasyon daha önce hakemlere manipülasyon yapıldığı iddialarını, Tuzlaspor hakkındaki yasa dışı bahis iddialarını, Darıca Gençlerbirliği hakkındaki müsabaka sonucunu etkileme teşebbüsü iddialarını ve çeşitli VAR kayıtları hakkındaki iddiaları Etik Kuruluna sevk ettiğini kamuoyuna açıklamıştır. Demek ki TFF’nin soruşturma başlatmak için kesinleşmiş mahkûmiyet kararını beklemek şeklinde bir uygulaması bulunmamaktadır.
Öyleyse TFF kamuoyuna şu soruların cevabını vermelidir:
- Maruf Güneş hakkındaki iddialar Etik Kuruluna sevk edilmiş midir?
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından bahis ve mali hareket kayıtları istenmiş midir?
- İlgili bahis şirketlerinden ayrıntılı hesap dökümleri talep edilmiş midir?
- Bahis konusu yapılan maçlarla yöneticilik dönemi karşılaştırılmış mıdır?
- İçeriden bilgiye erişim ve müsabakaları etkileme ihtimali araştırılmış mıdır?
- UEFA ve FIFA’nın bütünlük birimleri bilgilendirilmiş midir?
- Herhangi bir soruşturma başlatılmışsa neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?

TFF’nin önünde iki yol vardır:
Ya kendi talimatlarını uygulayarak bağımsız, etkili ve şeffaf bir soruşturma yürütür ya da dosyanın FIFA ve UEFA’nın müdahale alanına girmesi riskini kabul eder.
Uluslararası müdahale hâlinde ilk aşamada bilgi ve belge talepleri, etik ve disiplin müfettişi görevlendirilmesi, doğrudan disiplin soruşturması, TFF’ye yönelik direktifler ve uyum tedbirleri gündeme gelebilir. TFF’nin işbirliğinden kaçınması veya ciddi bir ihlali bilinçli şekilde soruşturmadığı kanaatinin oluşması hâlinde ise federasyon hakkında uyarı, para cezası ve daha ileri kurumsal yaptırımların tartışılması mümkündür.
Ben, TFF'nin üzerine düşeni yapacağına dair inancımı koruyorum" ifadelerini kullandı.
