• Diğerleri

Bay fair play... Dünyanın en centilmen sporcusu...

27 Mart 2020 00:14- Son Güncelleme - 27 Mart 2020 07:50
Google news abonelik

İnanılmaz bir süreçteyiz.

Korkunç günler yaşıyoruz.

İnşallah en kısa zamanda el birliği ile atlatacağız.

Her konuda dikkatli ve duyarlı olmamız gerekiyor.

Tabii moralimizi de çok iyi tutmamız gerekiyor.

Yaşama tutunmamız şart...

İzninizle... Bir yaşam öyküsü aktaracağım bugün size.

Yıl 1982... Ocak ayının 15’i...

Konya 1. amatör kümede kader maçı oynanıyor. Derbentspor ile Çumraspor arasında... Yenilen takım küme düşecek.

Maçın 41. dakikası... Derbentspor kalesi önünde bir karambol oluyor.

Bayram vuruyor, kaleci İsmet dokunuyor... Top çizgi üstünde dolanıyor... Eller havaya kalkıyor.

Çumrasporlu futbolcular “Gooolll” diye bağırıyor... Derbentsporlu oyuncular “Top çizgiyi geçmedi” diye haykırıyor.

Saha karışıyor... Hakemin etrafı sarılıyor.

Hakem Sabri Demir “Ben de göremedim” diyor.

Herkes birbirine bakıyor.

Hakem formülü buluyor:

“Kaleci İsmet’e soralım... O bize doğruyu söyler.

Hakem soruyor:

- “İsmet, gol mü, değil mi?”

İsmet tereddütsüz cevaplıyor:

- “Hocam, top çizgiyi geçti, kurtaramadım. Gol...”

Demir gol kararını veriyor.

Devre oluyor...

Derbentsporlu futbolcular “Yaktın bizi” diye kaleci İsmet’in etrafını sarıyor.

Kulüp Başkanı Erol Kişnişçi, “Önemli olan dürüstlüktür... İsmet’i kutluyorum” diyor.

Karşılaşma 1-0 sona eriyor.

Derbentspor yediği bu golle küme düşüyor.

Konya İl Spor Müdürü Bahtiyar Demir, bu mevzuyu Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’ne (TMOK) bildiriyor. TMOK, İsmet Karababa’yı ödüllendiriyor.

Aynı TMOK, UNESCO’ya (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) bir yazı gönderiyor.

UNESCO da gereğini yapıyor.

Ne mi oluyor?

Modern olimpiyatların kurucusu Baron Pierre de Cobertin adına ilk kez düzenlenen Fair-Play Ödülü İsmet Karababa’ya veriliyor.

Dünyadaki çok seçkin isimlerden oluşan büyük jüri, Karababa’yı oy birliği ile ödüle layık görüyor.

163 ülkenin adayları arasından sıyrılan Karababa, bu ödülü kazanan ilk sporcu olmanın onuru ile tarihe geçiyor.

Karababa ödülünü Paris’te alıyor.

Alkışlar arasında...

Büyük bir coşkuyla...

Büyük bir onurla...

Türkiye’nin gururu oluyor.

Ve bir süre sonra...

Karababa futbolculuğu bırakıyor... Antrenörlüğe başlıyor.

Zeki, çevik ve ahlaklı sporcu yetiştirebilmek için teknik adamlığa soyunuyor.

İlk görev yaptığı kulüp haliyle Konyaspor oluyor.

Konyaspor altyapısında harika işlere imza atıyor. Milli takımlarımıza çok sayıda oyuncu kazandırıyor. 5 yıl içinde Konyaspor genç takımı 4 kez şampiyon oluyor.

Ve de... Konyaspor genç takımı aralıksız 84 maçta hiç kırmızı kart görmüyor.

TMOK yine gerekeni yapıyor. Ne mi yapıyor? Konyaspor’un bu pırıl pırıl gençlerini “ülkemizin örnek takımı” ilan ediyor.

Ve ardından yine UNESCO devreye giriyor. UNESCO da Konyaspor genç takımını “Dünyada örnek takım” seçiyor.

Paris’te yine muhteşem bir tören düzenleniyor. Yine İsmet Karababa’nın adı anons ediliyor.

Karababa için bu kez “Dünyanın en centilmen futbolcusu, dünyanın örnek takımını yarattı” deniliyor.

Salonda bulunan herkes ayağa kalkıyor, Karababa alkışlar arasında bu şahane ödülü de alıyor.

Bu ödülden 2 yıl sonra... Ne mi oluyor? Karababa’nın Konyaspor’daki görevine son veriliyor.

Sebep? Sebep yok...

Normal şartlar altında Konyaspor Kulübü’nün en müstesna köşesine heykeli dikilmesi gerekirken... Konya’daki bazı cambazların uğraşı sonucu işini kaybediyor.

Fakat şu var. Her ne kadar Konyaspor Kulübü’nün malum bazı yöneticileri hiçbir zaman kadir kıymet bilmese de... Konya’daki antrenörler gerekli duyarlılığı gösteriyor.

İsmet Karababa, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği’nin Konya Şubesi başkanlığına seçiliyor.

Halen de bu saygın koltukta büyük bir onurla oturuyor.

İlginç bir yaşam öyküsü değil mi?

Onuruyla, gururuyla, acısıyla, tatlısıyla...

Kitap olur.

Evet, oldu.

İsmet Karababa’nın yaşam öyküsü bir kitap oldu.

Hem de şahane bir kitap...

Okullarda ders niteliğinde okutulması gereken bir kitap.

Birbirinden ilginç anılar... Olaylar... Kupalar... Başarılar... Haksızlıklar... Türk futbolundaki çarpıklıklar... Ve de çarpıcı mesajlar.

Dolu dolu...

Elinizden düşüremeyeceğiniz bir eser bu...

Yarından itibaren tüm kitapçılarda bulabilirsiniz.

Karababa gecesini gündüzüne katarak bu kitabı hazırladı.

Her cümle üzerinde titizlikle durdu.

Dünyanın en centilmen sporcusuna yakışır mahiyette bir kitabı bizlere sundu.

Kitabın adını tahmin etmişsinizdir mutlaka...

-“BAY FAIR PLAY”

Evet... Bataklığa dönen spor camiamızda...

Ne mutlu bize ki... Sayıları az da olsa...

İsmet Karababa gibi nilüferler de yetişiyor.

ÖNEMLİ NOT:

Hoşgörünüze sığınarak büyük bir acımı paylaşmak istiyorum.

Bir süre önce vefat eden Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Ankara Şubesi Başkanı Tahir Çopur benim özbeöz teyzemin oğlu idi.

Aynı yaşta olduğumuz için birlikte büyüdük...

Birlikte serpildik, birlikte bu günlere geldik.

Kardeş gibiydik...

Hayatımda çok ayrı bir yeri vardı...

Çok özeldi...

Telefonu açar açmaz “Naber Atik” derdi...

Dert ortağımdı, neşe kaynağımdı.

Adam ötesi bir adamdı.

Çok farklıydı...

Harika bir babaydı.

Gerçek bir dosttu.

Yaşamının tamamını ülke futboluna adamıştı.

Bir insan için söylenebilecek tüm güzel sözleri yan yana koysanız bile sevgili kuzenimi anlatmaya yetersiz kalırdı.

Ne mutlu bize ki... Çok büyük bir miras bıraktı.

Hem de 7 sülalemize yetecek kadar büyük bir miras...

Evet... İçinde tamamen onur, gurur, dürüstlük ve saygınlık olan bir miras...

Nur içinde yat benim dünyalar güzeli kuzenim...

Mekanın Cennet olsun...

EDİTÖR NOTU: Başın sağ olsun Atilla Türker...  Tahir Çopur'a Allah'tan rahmet diliyoruz, mekânı cennet olsun. Size ve tüm yakınlarına da sabır temenni ediyoruz. (AJANSSPOR AİLESİ)

Kevin de Bruyne - En Güzel 5 Gol | Premier League (2017/18 - 2019/20)