AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Dortmund'un güçlü ve zayıf yanları

Ajansspor Editör
Deniz ŞEN
İlk Yayınlanma : 15 Eyl 2021 - 00:18 / Son Güncelleme : 15 Eyl 2021 - 14:00

Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş, Dortmund'u ağırlıyor. Kartal savunma sıkıntısı olan rakibini arka direk toplarıyla yıkabilir. İşte Dortmund'un güçlü ve zayıf yanları...

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Dortmund'un güçlü ve zayıf yanları

Kenan BAŞARAN - ANALİZ

Beşiktaş, UEFA Şampiyonlar Ligi C Grubu'ndaki ilk maçında bu akşam Alman devi Borussia Dortmund'u ağırlayacak. Vodafone Park'ta saat 19.45'te başlayacak maçı İspanyol hakem Antonio Mateu Lahoz yönetecek. Mücadeleyi dijital yayın platformu Exxen yayınlayacak. Böylece ilk kez bir Türk takımının Şampiyonlar Ligi maçı dijital bir kanaldan yayınlanacak. Beşiktaş, bu akşam iki takımla karşılaşacak desek yeridir: Borussia Dortmund ve Erling Haaland!

Dordmund kusursuz değil, tutarsız

Eşleşmenin olduğu günden beri Borussia Dortmund, grubun favorisi olarak görülüyor. Otoriteler, Beşiktaş'a az şans tanıyor. Sergen Yalçın ve öğrencilerinin bu akşam alacağı her puan sürpriz sayılacak. Dortmund özellikle de güçlü gol makinesi Erling Haaland ile tedirgin ediyor. Peki Beşiktaş'ın şansı nedir, ne yapmalı ve rakibinin zaafları nelerdir,  nasıl faydalanabilir? Peşinen şunu söylemekte yarar var: Borussia Dortmund kusursuz bir takım değil. En azından şu dönemde, tutarsız bir takım görüntüsü veriyor.

Reyna ve Hazard'ın olmayışı iyi

Emre Can, Reyna, Thorgan Hazard, Zagadou, Schulz ve Schmelzer sakatlıktan ötürü takımda yok. Özellikle Emre, Reyna ve Hazard'ın yokluğu önemli. Takımın hücumlarında sahte 9 pozisyonunda oynayan ve atak başlangıçlarında topsuz oyunla etkili olan Reyna'nın olmayışı kâğıt üzerinde bir avantaj sayılabilir. Buna karşın Mats Hummels'in takıma dönmesi de iyi bir haber değil.

Keşke Witsel stoper çıksa

Borussia Dortmund, Bundesliga'da 4 maçta 3 galibiyet 1 de mağlubiyet aldı. 4 maçı da gollü geçti. 13 gol atarken, kalesinde de 9 gol gördü. Bu istatistik de savunma zaafiyetini gösteriyor. Bunun nedeni Hummels'in yokluğunda stoperde Axel Witsel'in oynamasıydı. Esasen bir 8 numara olan Witsel'in stoperlik sınavı kelimenin gerçek anlamıyla berbattı. Akanji ile iyi bir tandem ikilisi olmayı beceremedi. Son maçta savunma önünde oynadı ve stoperde Pongracic yer aldı. Ama Dortmund yine de 3 gol yedi. Teknik direktör Marco Rose, muhtemelen Hummels ile başlayacak.

Arkaya sarkmak zor değil

Dortmund savunmasının arkasına sızmak zor değil. Bundesliga'da 4 rakibini bunu defalarca fotokopi şeklinde pozisyonlarla ıspatladı. Bu kontrada olduğu kadar, yerleşik savunmada da mümkün oluyor. Kornerlerde arka direk zaafı da yaşıyorlar. Bu şekilde 2 gol yediler. Ceza sahası çizgisi veya hemen içinde çekilen şutlarda da 5 gole engel olamadılar. Kaleci Kobel, iki önemli transferden biri gözükse de performansı henüz yükselmiş değil.

Hücum hattına laf yok

Elbette Dortmund'un ürkütücü bir hücum gücü bulunuyor. Haaland tek başına bile bir takıma bedel. Yeni nesil bir golcü. Tabiri caize 'Z kuşağı golcü'. Güçlü ve iri fiziğine rağmen geniş alanda da dar alanda da muazzam işler yapıyor. Golcü olduğu kadar asistçi ve orta alana kadar gelip top alan bir 10 numara gibi de. 4 maçta 5 gol ve 3 asistle oynadı. Ve hücumların bir başka kurucu özellikli oyuncu, Dortmund efsanesi Marca Reus...  Dortmund set hücumları Haaland'ın arkasında kurulan üçgenlerle şekilleniyor. Reus ile birlikte Donyel Malen-Jullian Brandt-Reyna-Torgan Hazard'tan hangileri oynuyorsa, oluşan üçlü, oyunun aklını belirliyor. Kim oynarsa, Reus'a çok yakın pozisyon alıyor. Reyna ve Hazard sakat olduğunda Malen ve Brandt'ın forma giymesi elbette kuvvetle muhtemel.

Beklerin çıkışına dikkat

Jude Bellingham da ataklarda bazen kilit rol üstleniyor. Diğer yandan Malen, yalancı koşularla sola deplase olurken, Sol ve sağ bekte beklenen Raphael Guerreiro ve Thomas Meunier'in birlikte hücuma katıldıklarında birbirlerini uzun çapraz toplarla görüp atak yönünü değiştirdiklerine tanıklık ediyoruz. Sonuç olarak Beşiktaş maçına kadar, gel-giti çok fazla olan, savunma disiplinini sağlayamamış; çok fazla gol yediği gibi bir o kadar da yiyecek kadar pozisyon veren bir Alman takımı. Ancak bu kötü açığı da kuvvetli hücum hattıyla kapatan bir Borussia Dortmund var. Gol repertuvarına bakıldığında akan oyun, set oyunu ve kontrada neredeyse eşit bir dağılım var; üçer golle. Diğer goller duran toplar, rakibin kendi kalesine atması ve karambolde...

Beşiktaş daha tutarlı ama...

Peki Beşiktaş, bu akşam ne yapmalı? Siyah - beyazlıların lig performansına bakıldığında çok daha tutarlı bir takım olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 4 maçta yenilgi yüzü görmemiş; 7 gol atıp gol yememiş bir Beşiktaş. Elbette, bu istatistiki kıyaslamada iyimserliği kılan Bundesliga ve Süper Lig arasındaki kalite farkı. Düşündüğümüz kadar bir fark olup olmadığını maçta göreceğiz ama Sergen Yalçın, peşinen futbolumuzun Şampiyonlar Ligi seviyesi için yetersiz olduğunu söyledi. Elbette ne Yalçın ne de Beşiktaş peşinen teslim olaraka sahaya çıkmayacaktır. Beşiktaş, bir anda hücumda Avrupai ölçekte çabuk oynamayacağına ve yüksek koşu mesafelerine çıkamayacağına göre, rakibine kendi temposunu dayatmalıdır öncelikle. Hani Dordmund'u mümkünse Süper Lig seviyesine çekmeye çalışmalıdır.

Vida ve Alex Teixeria'nın yokluğu

Vida gibi bir tecrübenin bu akşam olmaması Beşiktaş'ın en büyük handikapı. Montero-Welinton ikilisinin birlikte mesaisi çok az olduğu gibi, bu üst düzey maçta ne yapacakları da soru işareti. Dar alanın da marifetlisi Alex Teixeria'nın da kadroda olmaması Yalçın'ın seçeneklerine bir darbe. Buna karşın Miralem Pjanic'in varlığı siyah beyazlılar için Alex Teixeria yokluğunu hafifletecektir bir nebze.

Savunmada ne yapmalı?

Beşiktaş'ın takım boyu çok uzun. Hatları arasında bu kadar boşluğu Dortmund gibi bir takım affetmez. Dolayısıyla hücum ve savunma daha yakın olmalı. Merkez ve elbette kanatlar daraltılarak kapatılmalıdır. Doğrudan kontradan ligde üç gol buldular.

 

Elbette söylemesi kolay ancak siyah - beyazlıların sakin kalarak, sabırlı bir savunma örgüsü kurması lazım. Hücumlarda kaptırılacak toplar ve fırsat tanındığı verilecek şut şansları başına bela olur. Josef-Atiba ikilisinin orta sahada bozcu bir rol de üstlenmesi gerekecek. Valentin Rosier'in bu maçta arkasını biraz kollayarak hücumu düşünmesinde fayda var. Ligde ödetilmeyen fatura burada ağır olabilir zira.

Formül 'arka direk Larin'

Pjanic ve Ghezzal gibi iki usta ayak, henüz oturmamış Dortmund savunmasına karşı çok şey yapabilir. Onlar, arkaya çok rahat oyuncu kaçırabilir veya arka direği çok iyi kullanabilir. Akla hemen Larin geliyor. Ne de olsa adı geçen sezon 'Arka direk Larin'e çıktı. Bu akşam Larin veya bir başkası olur ama Beşiktaş, bu arka direk pozisyonlarını da zorlamalı. Ki Malatya maçında bir provasını da gördük: Ghezzal kornerden yolladı Necip kafayla arkaya sıyırdı ve arka direkte Welinton, mutlak durumda topu ağlaraya yollayamadı. Pjanic'in genel performansı Beşiktaş için belirleyici olacak. Zaten Pjanic-Ghezzal-Michy Batshuayi aksı, Dordmund'u da düşündürecektir.

Gel-gitli oyuna izin vermemeli

Özetle: Evet Borussia Dortmund favori ama en iyi zamanında gelmedi. Kusursuz değil. Takımın tamamı Haaland'ın verdiği makine duygusunu vermiyor. Beşiktaş'ın da hatırı sayılı bir hücum kuvveti var ve savunma terbiyesi henüz oluşmamış Dortmund'a karşı gol veya goller bulabilir. Beşiktaş, bugün dengeli oynamaya çalışacaktır ancak bunda aşırıya kaçarsa yanlışa düşer. Akıllı ve cesur olmalı. Mutlak kazanmak veya mutlak yenilmemek olmamalı hedef. Gel-gitli oyuna müsade ederse kazanan 4 haftadır kendi liginde böyle oynayan Dortmund olur. Ama alanı daraltırsa, rakibin arkasına sarkarsa dengeyi kurabilir.

Beklenmedik bir kart ve sakatlık olursa...

Tüm analizler oynanmış, bitmiş maçların verilerine ve eldeki malzemenin taşıdığı potansiyelden kaynaklanan tahminlere dayanır. Maç başlar. Öngörüleriniz büyük oranda doğrulanabilir de birinci dakikada çöp de olabilir. Bir kırmızı kart, bir penaltı veya bir sakatlıkla tüm planlar alt üst olabilir. Beşiktaş, her şey bir yana önce sonuna kadar mücadele etmeyi, fizik olarak baş etmeyi bilmeli bu maçta.