''Beşiktaş taraftarını coşturan oyuncu olmak istiyorum!''

13.10.2017 - 15:03 | Son Güncellenme: 13.10.2017 - 15:03

Dört sezonun ardından Ufuk Sarıca ile bu kez Beşiktaş Sompo Japan çatısı altında buluşan Can Maxim Mutaf'a merak ettiklerimizi sorduk.

Beşiktaş Sompo Japan geçtiğimiz sezon Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde önemli bir başarıya imza atmış, play-off resminden uzakta geçen iki yılın ardından finale kadar yürümüştü. Yeni sezona temel parçalarını büyük oranda koruyarak giren siyah-beyazlılar, bu kadro istikrarına güveniyor. 1 ve 5 numaralardaki Thompson-Stimac ikilisinin yerini Ryan Boatright ve Augusto Lima ile dolduran Ufuk Sarıca, yeniden buluştuğu Can Maxim Mutaf ve Jon Diebler’ın dış şutlarını da takımının hücum planlarına dâhil edecek.

Fenerbahçe, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Pınar Karşıyaka, Trabzonspor, Banvit ve Anadolu Efes’ten sonra BSL’deki yedinci takımının formasını giymeye hazırlanan Maxim’in aslında Akatlar’da birçok parlak hatırası var. Lig kariyerinde daha önce yedi kez Beşiktaş deplasmanına çıkan 26 yaşındaki oyuncu –18 yaşındayken sahada 1 dakika kaldığı ilk maçını değerlendirme dışı tutarsak– bu maçlarda 12 sayı ortalaması tutturdu ve toplamda 21/42 (%50) isabet oranıyla şut attı. Yeni sezonda üçlükleriyle Akatlar sakinlerini bu kez mutlu etmeyi hedefleyecek Maxim’le bir araya geldik.

2012-13 sezonundan sonra Ufuk Sarıca’yla bir kez daha bir araya geliyorsunuz. Koç Sarıca’nın güvendiği oyunculara sadakat gösterdiği ve onlarla yeniden çalışmanın yollarını aradığı bilinir. Senin transferinde de süreç böyle mi işledi?

Ufuk Abi’nin Pınar Karşıyaka’daki ilk senesinde onunla birlikte yarım sezon geçirmiştik. Hem benim adıma, hem de takım adına güzel bir dönemdi. O günden sonra kulüp seviyesinde bir türlü denk gelemedik, sadece milli takımda beraber çalıştık. Bu yaz böyle bir fırsat oluştuğunda gerçekten çok isteyerek, mutlu ve heyecanlı bir şekilde Beşiktaş Sompo Japan’e transfer olma kararı aldım. Zorlukların da farkındayım ama takım olarak başarılı olacağımıza inanıyorum. Zaten takım halinde yakalayacağımız başarılar, takım içindeki bireyleri de daha başarılı hale getirecek. Dolayısıyla öncelikli olan, takımın başarısı.

''Beşiktaş deplasmanlarında şimdiye kadar iyi maçlar çıkardım. Artık Akatlar'da o taraftarı coşturan oyuncu rolünde olmak istiyorum.''

- Can Maxim Mutaf -

Kariyerinin en özel performansları arasında birçok Beşiktaş maçı da var. Bahsettiğin Karşıyaka sezonunda, deplasmanda aldığınız galibiyete 15 sayıyla katkı vermiştin. Daha sonra Akatlar’da Banvit formasıyla 13 dakikaya 17 sayı sığdırdığın bir maç var, geçen sezon da Anadolu Efes formasıyla ilk maçlarından birinde yine Akatlar’da 16 sayıyla galibiyette başrolü oynamıştın. Şimdi roller biraz değişiyor...

Haklısın, Beşiktaş deplasmanlarında iyi maçlar çıkardım. Şimdiyse o taraftarı coşturan oyuncu rolünde olmak istiyorum. Geçtiğimiz sezon takımın ortaya koyduğu performans gerçekten üst düzeydeydi, beklentilerin çok ötesine geçtiler. Takıma yeni katılanlar olarak biz de bu başarının üstüne koymak istiyoruz. Sezona BSL’de final oynamış bir takım olarak girdiğimize göre, bir tık üstünü başarmak için üç kulvarda da şampiyonluk hedefi taşımalıyız. Herkes de bunun farkında, buraya gelme amacımız bu. Birbirimize kenetlenerek, daha çok çalışarak başarabiliriz bu hedefleri. Bunu zaman içinde sahada da göstereceğimize inanıyorum.

Beşiktaş basketbolunun geçmişine baktığımızda, bir sezondan diğerine bu kadar parçanın taşınabildiğini, böylesi bir kadro istikrarı sağlanabildiğini çok sık göremiyoruz. Aslında Avrupa basketbolunda da buna nadiren rastlıyoruz. Çekirdeğini koruyan bir takımın hazırlık sürecinde ne gibi avantajları oluyor, eski tecrübelerine göre bir fark hissettin mi?

Kesinlikle bir fark hissediyorsunuz. Çalışmalara başladığımız, bir araya geldiğimiz ilk gün bile soyunma odasında hiçbir soğukluk yoktu. Örneğin ben Pınar Karşıyaka’dayken Jon Diebler ile birlikte oynamıştım. Sonraki takımlarımda da D.J. Strawberry’yi savunma görevini genellikle ben üstlenirdim ve onunla da bir diyaloğumuz vardı. Diğer oyuncular için de aynı şey geçerli. Yanılmıyorsam bu sezon Ufuk Abi’yle ilk kez çalışacak yalnızca iki oyuncumuz var: Ryan Boatright ve Augusto Lima. Takımın geri kalanı birbirini çok iyi tanıyor. Alışkanlıkları olan bir takımız ve bu alışkanlıklar çok değerli.

Bildiğim kadarıyla Ryan Boatright’ın da Earl Clark ile yolları Brooklyn Nets kadrosunda kesişiyor...

Evet, onların da birlikte vakit geçirmişliği var. Bu alışkanlıklar uyum sürecini çok hızlandırıyor. Takım arkadaşını tanımakla zaman kaybetmiyorsun; onun neyi sevdiğini, neyi sevmediğini bildiğin için saha içinde ve saha dışında çabucak ortak bir dil yakalayabiliyorsun. Bu bizim için çok büyük bir avantaj. Bu sayede doğrudan asıl yapmak istediklerimize, işimize odaklanma fırsatı buluyoruz.

Aynı şekilde Boatright ve Lima dışındaki herkes koçun felsefesine de aşina durumda.

Doğru, bu da çok büyük bir artı. Değinmek istediğim diğer konu da takımın tamamen iyi karakterlerden oluşuyor olması. Zaten aksi bir durum olsaydı, koçun bu oyuncularla yeniden çalışmayı isteyeceğini pek sanmıyorum.

''Oyun sistemimiz topu paylaşmak üzerine kurulu. Bu da bizim gibi dış şutörlerin işini kolaylaştıracaktır. Bu düzen içerisinde her gün farklı birinin devreye girdiğini, farklı isimlerden sürpriz katkılar aldığımızı da görebiliriz.''

Geçtiğimiz sezon ligdeki bütün o başarılı sonuçlara rağmen, Beşiktaş Sompo Japan’e hücum verimliliği açısından baktığımızda özellikle dış şutlardaki zayıflığın büyük bir problem yarattığını görüyorduk. Takımın en istikrarlı skorerlerinden D.J. Strawberry sezonu yayın gerisinden %33 ile kapattı. Michael Roll da bu açıdan ortalamalarının altında bir sezon geçirdi ve daha çok orta mesafe şutlara meyletti. Roll önemli bir kayıp olsa da, senin ve Diebler’ın katılımıyla bu takım daha modern ve verimli bir hücum takımına dönüşebilir mi sence?

Zaten buraya geçen sezon takımda olmayan şeyleri getirmek için geldik. Bu elbette Jon için de geçerli. Takımı bir seviye yukarı çekmek için bu ekstra katkıları vermemiz gerekiyor. Yeri geldiğinde dış şut olarak, yeri geldiğinde savunma enerjisi olarak... Oyun sistemimiz de topu paylaşmak üzerine kurulu. Bu da bizim gibi dış şutörlerin işini kolaylaştıracaktır. Bu düzen içerisinde her gün farklı birinin devreye girdiğini, farklı isimlerden sürpriz katkılar aldığımızı da görebiliriz.

O isimler arasında takımın genç oyuncuları da yer alabilir mi? Özellikle geçtiğimiz sezonu Yeşilgiresun Belediyespor’da geçiren Ömer Utku Al hakkında ne düşünüyorsun, bu sezon fırsat bulabilir mi?

Güçlü bir ligde oynuyoruz ve genç oyuncuların forma şansı bulması her zaman çok kolay olmuyor. Geçtiğimiz yıl bir başka Beşiktaş Sompo Japan oyuncusu olan Enes Berkay Taşkıran da Giresun’daydı ve bu tecrübe her ikisi için de önemli bir şanstı. Bu şansı da bence iyi değerlendirdiler. Umarım oyunlarını daha da ileriye taşırlar. Samet Geyik ve Kenan Sipahi de aslında hâlâ yaş olarak genç isimler ama ligde yıllardır o kadar çok deneyim kazandılar ki artık onlara “genç oyuncu” demek yanlış olur. Ben de özellikle son iki sezondur genç oyunculara daha farklı yaklaşmaya, onlara belli konularda yardım etmeye başladım. Artık onların yaşadıklarında kendi tecrübelerimden izleri görebiliyorum.

TBF

Senin için hazırladığımız haberler