Beşiktaş ve Galatasaray, Fenerbahçe için isyan etmeli yoksa...

TFF Takım Harcama Limitleri, ligdeki adaletsizliği daha da büyütüyor. Avrupa'dan men alan, bağış toplayan takımın limiti borçsuz takımdan daha yüksek oluyor. Limit hesapları doğru mu? Büyük borcu olan kulüplere limit nasıl veriliyor? Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor, Fenerbahçe'ye neden destek vermeli? FIFA ve UEFA, TFF'nin bu gidişatına kırmızı kart gösterebilir mi?
5 Ağustos 2020 14:36- Son Güncelleme - 5 Ağustos 2020 15:45
Google news abonelik

Kenan BAŞARAN

Türkiye futbolunda derin bir yönetim krizi var.

Yasalara göre Türkiye'de futbola dair her türlü kararı alması gereken tek kurum Türkiye Futbol Federasyonu'dur (TFF).

Ama ne yazık ki TFF, bu tartışmasız özerk konumunu, sürekli ihlal ettirerek, kaybetmiştir.

Sorunları kendi çözmek yerine, habire siyasetin kapısını çalıyor.

Ligde küme düşme kararını açıklarken bile TFF Başkanı, kameraların karşısına bakanla geçiyor.

Haliyle kulüpler de teşekkür afişlerinde siyasilerin adını en üste yazıyor.

Yayıncı kuruluş ödemeleri yapmıyor. Çözüm makamı yine bakanlık oluyor.

Yabancı kuralı tartışması oluyor, yine bakanlığın ağzına bakılıyor.

Peki nerede kaldı özerklik?

Biçimsel olarak bile artık özerklik görüntüsü verilmiyor.

Umarım bu FIFA ve UEFA nezdinde bize zarar vermez.

Özdemir ne diyorsa tersini yapıyor

Nihat Özdemir, yönetime geldiğinden beri alınan her karar büyük tartışmalara neden oldu.

Çünkü Özdemir, futbol kulüpleriyle ve çözüm mekanizmanlarını havale ettiği siyasetle büyük bir iletişim problemi yaşıyor.

Ya da çevresi tarafından yaşatılıyor!

Politikalarında bir tutarlılık yok.

Bir iki örnek yeterli:

Limitler yüzde 30'dan 40'a çıkartıyor, üç gün sonra vazgeçiyor.

"Maçlar seyircili oynanacak" diyor, iki gün sonra Galatasaray-Beşiktaş derbisi dahil, tüm maçlar seyircisiz oynanıyor.

"Küme düşmeyi kaldırırsak, dünyaya anlatamayız" diyor, ama lig biter bitmez küme düşme kaldırılıyor!

Gelelim esas konumuza; TFF Takım Harcama Limitleri'ne...

Baştan söyleyeyim: Mesele Fenerbahçe'ye verilen limitin düşüklüğü değil. Mesele, harcama limitlerinin ta kendisi.

Bu limitlerin temel amacı ne?

Kabaca, kulüpleri mali disipline kavuşturmak.

Ancak, sonuç tam tersi çıkıyor.

Fenerbahçe aslında eksi 436 milyondu

Fenerbahçe aslında eksi 436 milyondu

TFF, kulüplerden gelen bilançolar alıp, her kulüp için kullandığı formülü uygulayarak, bir tutar belirliyor.

Bu durumda şayet Fenerbahçe'nin limitinde fahiş bir hesap hatası yoksa veya ayrı bir formül uygulanmamışsa, açıklanan limite itirazın da bir mantığı yok.

Ancak dikkat edin!

Fenerbahçe'nin esas itirazı limit tutarı değil, hesaplanma mantığındaki yanlışlık.

Haksız mı? Değil.

Çünkü bizzat TFF, Kulüp Lisans Talimatı'nda geçen haftalarda sessiz sedasız bir değişiklik yaptı.

Bizim gözümüzden kaçmadı ve haberini de yaptık.

Bu değişiklik sayesinde üç büyüklere toplamda 530 milyon liraya yakın bir ek harcama marjı yaratıldığını yazdık.

Fenerbahçe de yaptığı açıklamada bizi teyit etti.

Kulüp, eski talimatla hesap yapılsaydı limitinin -436 milyon lira çıkacağını açıkladı.

Demek ki Kulüp Lisans Kurulu bu rakamı görünce "Yahu bunu nasıl izah ederiz" dedi ve talimat değişikliğine gitti ve böylece Fenerbahçe'ye 178 milyon liralık limiti çıkartabildi.

Genel bir hesapla bugün dört büyüklerin mali durumu üç aşağı beş yukarı aynı:

Borsaya kote şirketlerinin hepsinin öz sermayesi negatif durumda. Yani borca batıklar.

Dört büyükler, vaziyeti dernek üzerinde idare ediyor.

Yani şirketten derneğe, dernekten şirkete suyu aktararak, hayatlarını idame ettiriyorlar.

Lakin TFF Takım Harcama Limitleri'ne göre Galatasaray ve Beşiktaş, Fenerbahçe'den çok daha zengin!

'Harca harca bitmez' gelirleri var!

UEFA'nın gördüğünü TFF görmüyor mu?

Şu tuhaflığa bakar mısınız?

Avrupa'dan 1 yıl men alan Trabzonspor, nasıl harcama limiti elde edebiliyor?

Diyeceksiniz ki bu ceza önceki 3 yılın bilançolarından kaynaklandı.

Peki TFF, geçen sezon artı harcama limitini nasıl verdi?

Aynı bilançolara baktıkları halde UEFA sorun görüyor ama TFF görmüyor!

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi başta olmak üzere yöneticiler Adnan Dalgakıran ve Mesut Urgancılar, kulübün geleceğinin satıldığını defalarca açıkladı.

Çebi, daha geçen hafta "100 milyon lira bulamazsak Avrupa'ya gidemeyiz" dedi.

Aynı Beşiktaş, 2 aydır taraftarından bağış topluyor; 20 liralık SMS'lerle...

İki futbolcusu parasını alamadıkları gerekçesiyle sözleşmesini feshedip gitti.

Peki, kulüp kendisi resmen battık olduğunu ilan ettiği halde, TFF, nasıl oluyor da Beşiktaş'a 300 milyon lira harcama olanağı tanıyor?

Beşiktaş yönetimi bile, "Olsa da 300 milyon lira harcasak" diyordu.

  1. olan yaklaşık 100 milyon Euro'luk takımın Galatasaray'a faturasını da yakında görürüz...

Harca diyorsun da kaynak nerede?

Harca diyorsun da kaynak nerede?

Meselenin bam teli şudur: Kaynak!

TFF, Takım Harcama Limitleri'ni belirlerken, kaynağı sormalı.

X takıma, "Senin 100 liralık bir limitin oluşuyor ama sen bu parayı nereden bulacaksın, kaynağını gösterebiliyor musun?" diye sormalı.

Bu cevabı ekonomik gerçeklerle alabiliyorsa, versin limiti.

Aksi halde, Avrupa'dan men cezası alanla, bağış kampanyası yapana, böyle 'bol bol harca' limiti verince adaletsizlik oluşuyor!

Kulüpler bir bilanço yolluyor, yollamasına fakat bunun ne kadarı makyajlı biliyor muyuz?

Hayır. Çünkü kamuoyuna açıklanmıyor.

Oysa limit konusunda örnek alınan İspanya'da tüm kulüplerin bilançoları kamuyla paylaşılıyor.

Futbol ekonomisti Tuğrul Akşar, Ajansspor Youtube yayınında Hüseyin Özkök'e verdiği mülakatta önemli bir noktanın altını çizdi:

"Limit hesabında gayrimenkul geliri kullanılmıyor. Geçen sezon Başakşehir'in gelirlerinin içinde gayrimenkul de olduğu söylendi.

Ama ne kulüp ne de TFF bir yalanlama yaptı."

Borsaya açık olmayan hiçbir kulübün bilançolarını bilmiyoruz.

Haliyle kıyaslama yapamıyoruz, kriterlerin gözetilip gözetilmediğini kontrol edemiyoruz.

Borcu harcı olmayan son şampiyon Başakşehir'in limiti Galatasaray'ın neredeyse üçte biri kadar.

Ligde ikinci yılını yaşayan Gaziantep'ten de sadece 20-30 milyon fazla limite sahip!

Genel olarak da borcu yüksek olanlar, borçsuz kulüplerden daha fazla limit alıyor!

Nereden baksan tutarsızca...

Gelecekte Galatasaray ve Beşiktaş ağlayacak

Kaba hatlarıyla baktığımızda Fenerbahçe, Türkiye Bankalar Birliği ile yapılan borç yapılandırma anlaşmasının dışında kaldığı için limitleri düşük oluyor.

Çünkü, Fenerbahçe özellikle önümüzdeki dönemde önemli miktarda bir kredi ana para ve taksidi ödemesi gerçekleştirecek.

Bu da haliyle limitlerini olumsuz etkiliyor.

Buna karşın Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor ise yapılandırma anlaşması yaptığı için, yüksek borçları olsa da, 2 yıl kredi ana para borç ödemesinden muaf.

Ancak bu kulüpler anlaşmalarının 3. yılından (yani 2021-22 sezonundan itibaren) itiaren borçlarının ana para geri ödemesine da başlayacak.

Hele hele, 5. yılında öyle büyük ödemeler yapacaklar ki, limitleri eksi bile çıkabilir.

O zaman da bu kulüpler, bugün Fenerbahçe'nin yaptığı itirazlarda bulunacaklar.

Aslında önümüzdeki sezonlarda Fenerbahçe avantajlı, diğerleri dezavantajlı hale gelecek.

O yüzden ezeli rakipler, bugün Kasımpaşa'nın da yaptığı gibi, bu limit hesabına itiraz etmeli.

Bugün Fenerbahçe zarar görüyor diye sevinirlerse, yarın kendileri ağladıklarında kimse dönüp bakmaz.

Ha dönüp bakan olursa ve limit hesabı değiştirilirse veya borçları devlet tarafından bir kez daha yapılandırılırsa o zaman bu da Fenerbahçe'ye karşı ADALETSİZLİĞİN ZİRVESİ olur!

Ve o gün "Fenerbahçe ligden çekilse hakkıdır" derim.

'Burası Türkiye' kafası kazanıyor

Muhtemeldir ki yapılandırma anlaşmasına imza atanlar "Bugünü kurtaralım da yarın Allah kerim" demiş.

Yoksa, söz konusu anlaşmanın uygulanamaz olduğunu Fenerbahçe görüyor da onlar görmüyor mu?

Elbet görüyorlar.

Zaten Ahmet Nur Çebi yönetimi de yapılandırma anlaşmasının ellerini kollarını bağladığını ve ana para geri ödemesi başladığında altından kalkmalarının mümkün olmadını söyledi.

Bu anlaşmayı yapan Fikret Orman yönetimi, tabir caizse, "Benden sonrası tufan" diyerek, imzayı atıp gitti.

Esasen bu üç kulüp haklı! Öyle ya, onlar şunu idrak etmiş: "Burası Türkiye, iki yılda neler neler değişir."

Yani uzun vadeli planlama yapan bu ülkede cezalandırılır, kısa vadede günü kurtarmak için hareket edense ödüllendirilir!

Alın size küme düşmenin kaldırılması kararı...

Düşünün, ligin altındaki pandemiden zarar gördüğünü belirtip küme düşmeyi kaldırtırtıyor ama zirvedeki şampiyonluğu kaybettiği halde pandemiden zarar gördüğünü söyleyemiyor!

TFF uçurumu daha da büyütüyor

TFF uçurumu daha da büyütüyor

Takım Harcama Limiti, bu haliyle daha rekabetçi ve adil bir lig yarışı yaratmıyor. Aksine, takımlar arasında daha büyük uçurum yaratıyor.

Mali açıdan da kulüpleri tamamen iflasa sürüklüyor.

Aklı başında hiçbir Galatasaraylı ve Beşiktaşlı, kulüplerinin öz sermayesi negatifken, gelecekteki gelirleri temlikliyken, TFF'nin kendilerine tanıdığı 'bol bol harca limiti'ne sevinmez.

Bilakis, "Bu işte fena bir yanlışlık var" der...

Tuğrul Akşar'ın hatırlattığı üzere; geride bıraktığımız sezonda ligdeki 18 kulübün toplam borcu 6 milyar, geliriyse 4.5 milyar lira ve TFF, yaklaşık 2.5 milyar lira harcama limiti tanıdı.

Bir kez daha sorup kapatalım konuyu: Ey TFF, hangi parayı harca diyorsun, hangi?

Söyle de biz de bilelim...

Hayatın her alanı gibi futbolumuz da sağlıklı ve adil rekabet ortamıyla gelişir.

Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor, bu hesabın yanlış olduğunu ilan ederek, Fenerbahçe ile yan yana durmalı.

Kısa gün kârı derlerse, yanlış hesap yapmış olurlar.

Ezeli rekabet birbirinden beslenir.

Daha adil, güçlü ve kârlı bir rekabet için gerektiğinde rakibine yapılan haksızlığa ses vermeli.

Hasılı, başta Beşiktaş ve Galatasaray olmak üzere rakipleri, Fenerbahçe için bu limitlere isyan etmeli...

Yoksa yarın da onlar yanacak...

Spiker canlı yayında soyundu!