Bir soluk almak

Türkiye'yi Şampiyonlar Ligi'nde temsil eden Başakşehir evinde Manchester United'ı 2-1 ile geçerken, UEFA Avrupa Ligi'ndeki temsilcimiz Sivaspor da Karabağ'ı 2-0 ile geçti. Bu galibiyetlerin yanı sıra Lille forması giyen Yusuf Yazıcı da performansıyla maçlara damgasını vurdu. Ajansspor yazarı Ahmet Çakır, temsilcilerimizin Avrupa'da aldığı galibiyeti, ülke puanını ve Yusuf Yazıcı'nın performansını değerlendirdi. İşte Ahmet Çakır'ın yazısı...
6 Kasım 2020 15:52- Son Güncelleme - 6 Kasım 2020 15:54
Google news abonelik
Bir soluk almak

Ahmet ÇAKIR

Avrupa kupalarında neredeyse bir kader gibi kabul ettiğimiz yenilgiler dizisine dur deyip bir soluk alma olanağı bulabildik. Aslında M. Başakşehir özellikle ikinci yarıdaki oyunuyla pek de kazanabilecek gibi değildi ama futbolun böyle hoşlukları da olabiliyor. Daha önceki iki maçta oynadığı yabana atılmayacak oyuna karşın hiçbirşey elde edemeyişinin karşılığını temsilcimiz bu karşılaşmada aldı diyelim.

Öteki temsilcimiz Demir Grup Sivasspor da Maccabi Tel Aviv hüsranından sonra bu maçı da kazanmamak için elinden geleni yaptı ama başaramadı! Kardeş Karabağ'ın geçen yıllardaki ısırıcılığından ve çok daha güçlü rakiplere kök söktüren oyunundan uzak oluşu Sivasspor'un şansıydı. İlk atakta gelen gol de öyle… Sonrasında ardından Ninga'nın kaçırdığı fırsata inanmakta epeyce sıkıntı çektik. Pozisyonu anlayabilmek için kalkıp televizyonun içine girme girişiminde bile bulunanlar oldu… Erdoğan Yeşilyurt'un kalecinin olmadığı kaleye topu kafayla havadan göndermek yerine yere vurdurmaya çalışırken, topu önündeki ilk rakibin ayaklarında kalması,, futbolumuzda çok rastlanır türden bir beceri eksikliği idi.

Karabağ'ın hücumdaki etkisizliğine karşın, takımlarımızın böyle maçlarda ne yapıp edip gol yemeyi becermeleri nedeniyle son dakikalara kadar endişe içinde izlenen maçta işi bitiren gol maçın sonunda Kayode'nin becerisiyle geldi. Aradaki güc farkı çok açıktı ve temsilcimizin maçı kazanması normaldi ama bu sezon öyle şeyler yaşıyoruz ki artık en zayıf rakiplerle oynanan maçları kazanmak bile büyük bir olay sayılıyor.

Beşiktaş ve Alanyaspor'un çok kolay elendiği, Galatasaray'ın da iki önelemeden öteye geçemediği yarışta ne kadar sıkıntılı bir durumda olduğumuzu artık herkes görebiliyor. Son 5 yılın toplamı uygulaması nedeniyle 6 600 puanımızın düşeceği ülke puanında şu anda İskoçya'ya da geçilmiş durumdayız. Bu iki galibiyet öncesinde Galatasaray'ın kazandığı iki maç dışında elde-avuçta hiçbirşey olmayışı böyle sıkıntılı bir durum yarattı. İskoçya bu son maçlar öncesinde topladığı 5 250 puanla büyük atak yaptı. Bizse sadece 1 900 puan toplayabilip 13.lüğe gerilemiştik. 12.sıradaki Ukrayna'yı, geçmemiz imkansız. 11.sıradaki İskoçya Celtic ve G.Rangers gibi iki temsilcisiyle arayı daha da açar. 10.luğa tırmanmış olan Avusturya'yı ise kim bilir ne zaman yakalayabiliriz?

Geçmişte bu sıralamada 6.lık için mücadele verme noktasına kadar gelebilen ülkemiz, son yıllardaki perişan performans yüzünden berbat bir duruma düştü. 14.sıradaki Danimarka'ya geçilmeyiz belki çünkü tek temsilcileri var ama daha gerilerden gelen Çekya, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Sirbistan ve Hırvatistan gibi ülkelerin bizi geçme olasılıkları çok güçlü.

Bu da uzun yıllar Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan takım gönderemeyeceğimiz anlamına geliyor. Önelemelerdeki performansımıza bakıldığında önümüzdeki dönemde Devler Ligi'ni sadece televizyondan izleyebileceğimizi görürüz.

M.Başakşehir korkunç bir gruba düştü ve sıfır puanla bitirmesi bile normaldi ama şimdi birkaç puan daha almasına neden olmasın gözüyle bakabiliriz. Gruptan üçüncülükle UEFA Avrupa Ligi'ne devam etmesi muhteşem bir sonuç olur.

D.G.Sivasspor ise çok iyi bir gruba düştü. Villarreal'i elbette ki geçemez ama öteki iki rakibinden daha üstün. Dolayısıyla ikincilikle gruptan çıkması normal ama evindeki Maccabi Tel Aviv yenilgisi bunu tehlikeye attı. Şimdi deplasmanda kazanması gerekiyor. Rıza hoca bunu sık sık dile getiriyor ama ülke puanı konusunda sözden çok eylem gerekiyor artık.

Hiçbirşeyin telafi edilemeyeceği bir yarışta ne yazık ki çok geri düştük ve bunun ağır bir faturası olacak. Hele gelecek yıl silinecek olan 9 700 puanımızın yerine ne koyabileceğimiz çok kuşkulu. Bu da şu anda bulunduğumuz yeri bile artık rüyada görmemize yol açacak.

Durum gerçekten çok berbat ama bu iki galibiyetle biraz soluk almış olduk.

***

Bu arada Yusuf Yazıcı kardeşimizin başardığı muhteşem işi es geçmeyelim. San Siro'da Milan'a 3 gol atmak, futbolun en büyük yıldızlarının bile hayal edemeyecekleri bir başarı. Her geçen gün biraz daha parlayan bir yıldız durumundaki Yusuf'un Milli Takıma da önemli katkısının olacağı açık. Tarihe geçen bu üçleme nedeniyle kardeşimizi kutluyoruz.

NOT: Daha önce yazmadım ama çeşitli yayınlarda söyledim. Bu yıl sonunda yapılacak hesaplamada 6 600 puanımızın silineceği gerçeğini unutup ‘İskoçya'nın bizi bu yıl geçmesi olanaksız' gibisinden sözler etmiştim. O kadarla da kalmayıp biraz sallamıştım. Yanılan onlar değil, benim. Buradan düzeltir, özür dilerim. Gerçi bu hesaplama grup maçları bittikten sonra yapılacak ama o puanın silineceği kesin bir uygulama.