AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Çıplak heykeller yapmalıyız

Ajansspor Editör
Feride Kara
İlk Yayınlanma : 17 Nis 2022 - 00:45 / Son Güncelleme : 17 Nis 2022 - 11:38

Sait Faik muhteşem şiirinde çıplak heykeller öğütler. Tekirdağ’da iki adımda dört heykelle karşılaşıyorum. Kimisi yarı çıplak kimisi kötü giydirilmiş…

KENAN BAŞARAN

İstanbul öncesi son etaptayız. Gelibolu’dan Tekirdağ’a geçiyoruz. Organizasyon komitesinin kararı nedeniyle foto muhabirleri hariç, biz diğer gazeteciler düz yoldan basıp Tekirdağ sahiline gidiyoruz. Bizim yolculuğumuz ne kadar rahatsa bisikletçilerinki aksine o kadar zor.

Rodosto’ta küçük bir tur

Bizans’ın Rodosto dediği Tekirdağ, şurada burnumun dibinde olduğu halde hiç konaklamadığım bir şehir. Hep geçip gittiğim bir yer. Edirne’ye gitmişim, Çanakkale’ye gitmişim ama hiç bu şehirde durmamışım. İlk kez Tekirdağ’da soluklanıyorum. Bisikletçilerin gelmesine daha 2-3 saatlik bir zaman var. Fırsattan istifade şöyle bir tur atıyoruz birkaç arkadaş.

Hüseyin Pehlivan önyargıyı da tuş ediyor

İlk adıma Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan’ın heykeli bizi karşılıyor. Kaidenin üzerindeki yazıyı okuyorum. Pehlivanın önyargıları da tuş eden bir sözü yer alıyor. Şöyle diyor: “Pehlivanlıkta esas olan kuvvet ve akıldır. ‘İnsanın akılsızı pehlivan olur’ sözü, sporu sevmeyenlerin uydurmasıdır. Görüşte aklın rolü büyüktür.

Yalnız kuvvetle galip gelinmez

1927’de Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden Pehlivan Hüseyin, 9’u üst üste olmak üzere 13 şampiyonluğu vardır. Bu arada bir çok ilimizde şehir merkezinde o yöreye ait meşhur bir şeyin heykeli var. Bunlar çoğu kez de mizah konusu oluyor. Tekirdağ’ınki de kiraz! Pehlivan Hüseyin’in 10 metre arkasında yer alan kiraz heykelinin diğer şehirlere göre daha makul olduğunu da vurguluyayım.

Süleyman Paşa at üstünde ok atıyor

Biraz yukarıda bu kez başka bir heykelle karşılaşıyoruz. Ki bu aynı zamanda bulunduğumuz merkez ilçeye (Süleyman Paşa) adını veren Süleyman Paşa’nın atı üstünde ok atarken yapılmış heykeli. Orhan Gazi’nin oğlu olan Süleyman Paşa, Gelibolu Fatihi olarak nam salmıştır. Onun da kaidesinde avlanırken geçirdiği kazada vefat ettiği yazıyor.

Tekirdağ’ın jönü Namık Kemal

Efendim bitti mi? Bitmedi. Şimdi sıra başrolde. Yani Tekirdağ’ın ‘jön’ünde. Jön Türkler’in en karizma isimlerinden Namık Kemal… Bizim rönesansımızın fikri önderlerinden; namı diğer Vatan Şairi… Süleyman Paşa’nın okunun hedefinden biraz geride dururcasına, beyaz mermerden heybetli bir Namık Kemal heykeli var. Sadece heykeliyle değil, başta üniversite olmak üzere, bir çok ilk ve orta dereceli okula da verdiği ismiyle de şehrin hatırında her gün Namık Kemal.

Peynir tatlı ama fiyatı tuzlu!

İki adımda üç heykel görmek memlekette pek alışık olduğumuz bir durum değil. Çarşının içinde doğru yürüyoruz. Bu sefer de iki adımda bir vitrinlerde peynir helvası görüyoruz. Peynir tatlı ama fiyatı tuzlu! Kilosu 110 lira. Bu arada biz tam bir dükkânın önünden geçerken, fiyatlar ‘güncelleniyor’. Çırak, tüm fiyatları 10 lira artıran etiketleri, yapıştırıyor!

Bir grup ördek yavrusu sanki

Dalga kıranlar sayesinde sahil bandında deniz bir göl dinginliğine sahip. Belediyenin kafelerinde insanlar deniz kokusunu da duyumsayarak, çayını kahvesini içiyor. Bakın burada fiyatlar çok uygun. Misal çay 2.5 lira. Tabii İstanbul’da deniz kenarında bir bardak çayı 10 liraya içen bizler için ucuz yani. Bir grup minik yelkenci geçiyor. En öndeki hocalarının botlarına bağlanmış 5-6 tane küçük çocuk yelkenlisi annelerini takip eden ördek yavrularına benziyorlar. O kadar tatlılar ki…

O nasıl Atatürk öyle!

Yarış alanına dönerken bir heykel daha! Harf devrimini anlatan Mustafa Kemal Atatürk’ün. Bembeyaz bir takım giymiş ama siyah kravatı ve mendili olan bir Atatürk. Ne yalan söyleyeyim, çok sanatsal bir çalışma değil. Daha estetik olması gerekir. Hele arka taraftaki kabartmadaki Atatürk… Dehşet, alakası yok. Hani “sanatsal bir yorum” diyeceğim, öyle de değil. İlgili makamların bu heykeli ehil bir sanatçıya yeniden yaptırması elzemdir. Sait Faik, muhteşem Sevişme Vakti şiirinde çıplak heykeller öğütler. Şehirlerimizdeki heykellerde kulak verilmesini beklemiyorum. Nafiledir ama en azından heykellerin giyim kuşamları daha sanatsal olsun. 

Uçmakdere turu alt üst ediyor

Bu küçük civar turum biterken bisikletçiler de Uçmakdere cenderesinden geçip geliyor. Tekirdağ’da büyük bir sürpriz yaşanıyor. Yeni Zelandalı Patrick Bevin, bir gün önce attığımız manşetleri tabir caizse bize yediriyor. Öyle bir fark atıyor ki genel klasmanda liderliği Eduardo Sepulveda’dan alıyor. 8 etaplı tura açıkçası Anzaklar damga vuruyor. Toplamda 4 etabı onlar kazanıyor ki manevi açıdan çok önemli olan Akçay-Gelibolu’yu da Avustralyalı Caleb Ewan kazanmıştı. Hasılı Gelibolu yarımadasına Anzaklar damga vuruyor. Bu arada etaba Türkiye Güzellikleri için verilen Beyaz Mayo ile başlayan Sakarya Belediyespor'un Ukraynalı bisikletçisi Vitaly Buts, ne yazık ki kötü bir şekilde düşüyor ve önlem amacıyla hastanaye götürülüyor.

Bevin, manşetleri bize yediriyor!

Spil dağındaki zorlu Kraliçe Etabı’ını kazandığı için biz  Sepulveda için “Şampi” başlığı atıyoruz ama Tekirdağ’da Bevin, kağıtları yeniden karıyor. Bu büyük sürprizin nedeniyse etaptaki Uçmakdere. Bu bölüm 500 metrelere çıkan inişli çıkışlı yoluyla büyük kırılmalar yaratıyor. Öyle ki toplu finiş beklenen Tekirdağ’da Bevin, elini kolunu sallayarak geçiyor. Ve 20 saniyelik bir avantaj da yaratarak İstanbul’a gidiyor.

Bekle bizi İstanbul!

Evet, turun 8. ve son etabı İstanbul’da. Bisikletçiler bir kez daha kıta değiştirecek. 1915 Çanakkale’den sonra bu defa da 15 Temmuz Köprüsü’nden geçecekler. Önce Anadolu yakasına, sonra tekrar dönüp Taksim meydanında finiş yapacaklar. “Peki Bevin şampi mi?” Yoğurdu üfleyerek yiyorum artık. Bugün İstanbul’da her şey olabilir. Hasılı kelam, Bisikletçiler dün “Bekle bizi İstanbul” dedi. İstanbul, Kadıköy’ü, boğaz köprüsü, tarihi yarımadası, Sultanahmet ve Taksim’iyle onları bekliyor.  O halde siz de çıkın bu güzel doğa dostu sporu izleyin ve destekleyin…