Ergin Keleş: Devrim kanunları çıkartırım, futbolla siyaseti ayırırım

03.04.2022 - 16:57 | Son Güncellenme: 03.04.2022 - 17:31

Trabzonspor altyapısından yetişen Ergin Keleş, Türk futbolundaki sorunlardan Şenol Güneş ve Özkan Sümer'e, Karim Benzema'dan Arda Güler'e kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Abone Ol
Okuma süresi: 12dk

AHMET UYKAN - MASKESİZ SÖYLEŞİLER

Trabzonspor'un altyapısından yetişti. Fatih Tekke'nin veliahtı olacağı söyleniyordu. Haksızlığa karşı olduğu için 'problem futbolcu' yaftası yedi. Trabzonspor'dan ayrıldıktan sonra birçok Anadolu takımının formasını giydi. Ankara Demirspor'da aktif futbolculuk hayatını sürdüren Ergin Keleş 'Maskesiz Söyleşiler'e konuk oldu. 

"LİSENİN ARKA BAHÇESİNDE KEŞFEDİLDİM"

-Futbola ne zaman ve nasıl başladın?


9 yaşındayken başladım. O zaman meşhur Trabzon Lisesi vardı. Şimdi adı değişti. Trabzon Lisesi’nin arka bahçesinde yapılan seçmelerde beğenildim. Trabzonspor’un altyapısına seçildim. Sonrasında minik takımdan A Takım’a kadar yükseldim.

"ÖZKAN SÜMER TALEBESİ OLMAK BİR AYRICALIK"

-Altyapıda yeterli eğitimi aldığına inanıyor musun?

 

Ben Özkan Sümer talebesiyim. Bugün 35 yaşındayım. 15-16 farklı kulüpte forma giydim. Oynadığım kulüplerdeki genç oyuncuları görünce; özellikle de altyapıdan gelenleri görünce Özkan Sümer öğrencisi olmanın çok büyük farklılık ve ayrıcalık olduğunu söyleyebilirim.


-İdolün veya örnek aldığın biri var mıydı?


İdol demeyelim de beğendiğim isimler vardı elbette. Trabzon şehrinin çocuğuyduk. Doğal olarak kahramanlarımız o zamanki Trabzonspor’un yıldız oyuncularıydı. Şota, Hami, Fatih Tekke gibi isimlerdi.  Avrupa’da ise İtalyan Christian Vieri, Arjantinli Hernan Crespo ve Brezilyalı Ronaldo’yu beğenirdim. 

"OKULLA FUTBOL BİR ARADA GİTMEDİ"

-Futbolla eğitimi birlikte götürmek genelde zordur.  Nereye kadar okuyabildin?


Kendim için otodidakt (okula gitmeden kendi kendini yetiştiren) biri olduğumu söyleyebilirim. Üniversite mezunu değilim. Trabzon Lisesi mezunuyum. Fakat öncesinde ortaokulu kolejde okudum. Liseden sonra üniversite sınavına girdim. İki kez kazandım ancak devam edemedim.  Çünkü futbolla birlikte okumak zordu. Onun haricinde sürekli kendimi geliştirmeye, öğrenmeye gayret ettim. 

"ONLARLA AYNI ORTAMDA BULUNMAK HEYECAN VERİCİYDİ"

-16 yaşındayken profesyonel oldun. Trabzonspor’daki takım arkadaşların seni nasıl karşıladılar?


A Takım ile ilk kez antrenmanlara 16-17 yaşında çıktım. Çok önemli bir andı benim için. O zamanlar hayranlık duyduğunuz insanlarla aynı ortamda bulunmak çok değerliydi. Genelde destek oldular. Yardım ettiler. Küçümseme veya yok sayma gibi bir durumla karşılaşmadım.

"FATİH TEKKE GİBİ OLMAYA ÇALIŞINCA HATA ETTİM"

- Fatih Tekke’nin veliahtı olarak lanse ediliyordun. Bu yakıştırma üzerinde baskı oluşturdu mu?


Asla baskı hissetmedim. Fakat bir noktadan sonra sürekli bu tarz söylemler nedeniyle o insana benzemeye veya onun gibi olmaya çalışıyorsunuz.  Bu da sizi hataya sürüklüyor. Çünkü herkes kendi olmalı; kendi yapabildikleri ile bir noktaya gelmeli. Benim gençliğimde hatalarımdan biriydi bu. Farklı bir oyun oynamaya çalıştım. Saha içerisinde oyunsal açıdan farklı bir tavır takınmaya çalıştım. O da benim için hataydı. Beni Fatih Tekke gibi görüyorlardı. Ama ben bir Fatih Tekke değildim. Bunun da farkına varmam biraz zaman aldı. Kaybettikten sonra insan farkına varıyor ya...İşte öyle oldu.  

"TRABZON’UN MERKEZİNDE FUTBOL VAR"

-Trabzonspor’da oynamanın artıları ve eksileri neydi?


İlla ki var. Çünkü orası bir futbol şehri. Trabzonlu insanların hayatlarının merkezine koyduğu şey Trabzonspor’dur. O yüzden Trabzon’da futbol oynamak zor. Ama zor olduğu kadar heyecan verici. Eğer o baskının altından kalkabiliyorsanız; bir şekilde onların desteğini alabiliyorsanız size ivme kazandırabilir. Size seviye atlatabilir. Ama bu baskınının altından kalkamadığınızda fazlaca yıpranıyorsunuz. Artık Trabzon’da kalmak zorlaşıyor. Birçok oyuncu da bunu yaşadı.

"TARAFTARLAR, SİNEMANIN ÖNÜNDE HESAP SORDU"

-Bizzat yaşadığın taraftar baskısına bir örnek verebilir misin?


Çok yaşadım... O zaman Trabzonspor iyi bir dönemde değildi. Bir gün sinemaya gitmiştim. 3-4 taraftarın beni sinemanın önünde durdurup bana hesap sorduğunu hatırlıyorum. ‘Bu takım niye kötü gidiyor’ diye tepki göstermişlerdi. Bu tarz şeyler oluyordu. Şimdi var mıdır bilmiyorum?  Belki bu sene yoktur. Çünkü takım çok iyi gidiyor. Dediğim gibi onların merkezinde Trabzonspor var. Oradaki herkesin hayali Trabzonspor’da futbolcu olmak. Onu elde edemeyen insanlar da doğal olarak hesap sorma hakkı kendisinde bulabiliyor.

"EN KÖTÜ HOCADAN DA BİR ŞEYLER ÖĞRENDİM"

-Olumlu ve olumsuz anlamda etki bırakan hocalar kimlerdi?


Birçok hocayla çalıştım. Hepsinden bir şeyler öğrendim. Buna çalıştığım en kötü teknik adam da dahil. Sonuç itibarıyla kimse kusursuz değil. Herkesin bir noktada eksiklikleri oluyor. Futbola farklı gözle bakmaya başladığımdan itibaren; bu da 26-27 yaşından sonra oldu. Çalıştığım her teknik adamdan bir şeyler almaya gayret ettim. En kötüden de öğrendim. Bu rahmetli Özkan Sümer’in bana öğüdü idi.

"EN İYİ 11’İ ÇIKARMAK ŞENOL GÜNEŞ’İN İŞİ"

-Şenol Güneş, Ersun Yanal ve Vahid Halilhodzic gibi hocalarla çalıştın. Onlardan neler öğrendin?


Üç hocayla da genç dönemlerimde çalıştım. Şenol Hoca, takım kurma konusunda başarılıydı. Sahaya en iyi 11’i çıkarmayı iyi biliyordu. Kaliteli oyuncularla iyi oyun oynatabilen bir teknik adamdı. Futbolculara değer katabiliyordu. Ersun Hoca'nın, antrenman metotları farklıydı. Bilimsel antrenmanlara önem veren biriydi. Kendine has bir tarzı vardı. Oyun içinde her zaman fiziksel açıdan güçlü oyuncuyu tercih ederdi. Vahid Halilhodzic varken ben çok gençtim. Farklı bir kültürden gelen bir hocaydı. Onun hakkında net bir yorum yapamam.   

"HAKSIZLIĞA KARŞI GELDİM, PROBLEMLİ OYUNCU OLDUM"

-Bugüne kadar 15 farklı takımda forma giydin. Neden bu kadar çok takım değiştirdin?


Birincisi kimi takımlarda bekleneni veremedim. Kötü performans her zaman hak ettiğini bulur. Kimi takımlarda ise problemli oyuncu oldum. Problemli oyuncudan kastım; bazen yanlış gördüğünüz şeylere karşı bir tavır alırsınız. O noktada problemli oyuncu olursunuz. Türkiye’de problemli olmanın karşılığı bu. Ondan dolayı bazen kadro dışı kaldım. İstenmedim.  Haksızlığa karşı tahammülü olmayan biriyim. Herkesin de bu şekilde olması lazım diye düşünüyorum.

"BENZEMA’YI GÖRÜNCE DÜŞÜNCELERE DALIYORUM"

-Fransız yıldız Karim Benzama ile birlikte 2002 UEFA Meridyen Kupası’nda gol krallığını birlikte paylaşmıştın. Onu şu anda Real Madrid formasıyla izlerken neler hissediyorsun?


Bir şeyler hissedemiyorum ya… Onu izlerken bir parça üzülüyorum bazen de gülümsüyorum. İkisi arasındayım. Kendisinin kat ettiği yol ile benim bulunduğum noktayı düşününce ister istemez üzülüyorum. Düşüncelere dalıyorsun. Diğer taraftan da gülümsüyorsun. 

"YABANCI OYUNCULARIN NEYİNİ ÖRNEK ALALIM?"

-Genelde yabancı futbolcuların yerli oyunculara örnek oldukları söylenir. Birlikte oynadığın yabancı futbolculardan seni etkileyen oldu mu?


Yok öyle bir şey…Ben öyle yabancı oyuncular gördüm ki profesyonellikte onları katlarız. Onlara profesyonellik öğretiriz. Bunun yabancısı Türk oyuncusu yok. İnsanın işine saygısı var mı yok mu? İnsan işinde ahlaklı  mı değil mi? Buna bakmak lazım. Yok neymiş; Türk oyunculara yabancıları örnek alsın. Nesini örnek alacağız? Türkiye’ye gelmiş birkaç isim hariç kaç tanesi akılda iz bırakmış? Hagi’yi sayarsın, Alex’i sayarsın…Eee başka? Bu ülkeye kaç yabancı gelmiş. Anadolu kulüplerine her yıl yüzlerce yabancı futbolcu  geliyor. Hangisi akılda kalmış? Bir çırpıda 5 tane sayabilir misin? Pablo Martin Batalla dersin…Eee başka? O zaman Türk oyuncu kimi örnek alacakmış?

"14 YABANCI İLE KÜME DÜŞÜYORLAR"

-Yabancı sayısı sınırlaması için görüşlerini de aktarır mısın? Yabancı futbolcular Türk oyuncularının önünü kesiyor mu?


Bana göre yabancı sınırlaması saçmalık. Türkiye’de şöyle oluyor; kulüpler yabancı oyuncu alma ihtiyacı hissediyorlar. Herhalde Süper Lig’in şu anki kalitesini konuşmaya gerek yok. Kaliteli bir ligimiz yok. Küme düşen takımlara bakın. Hepsinin kadrosunda en az 14 yabancı vardır ve hepsi ligin çoğunluğunu yabancı oyuncu ağırlıklı oynamıştır. O zaman burada bir sıkıntı var. Bu yabancı oyuncu niye alıyorsun? Türkiye gibi kalitesiz bir ligde yüzde 80-85 yabancı futbolcu ile oynayıp küme düşüyorsan burada problem var demektir. Yabancıyı bir fark yaratsın diye alıyorsun.

"PARAN YOKSA OYUNCU ALMA!"

-Fakat şöyle de bir durum var. Anadolu kulüplerinin yerli oyuncular için astronomik bonservis bedelleri istemeleri sıkıntı yaratmıyor mu?


Alma o zaman…Hangi yabancıyı daha ucuza transfer ediyorsun? Kulüplerin ekonomisi ortada. Paran yoksa niye alıyorsun? Dövizin durumu ortada. Sen neyin peşindesin? Kaç yıldır ülkemizde yabancı sayısı serbest. Var mı Avrupa’da bir tane başarı? Yok. Demek ki burada bir hata var. Mesele yabancı oyuncu değil. Mesele yabancı oyuncuyu tercih eden kişiler. Hangi şartlarda ve neden tercih ediyorsun? Bu sene Anadolu’da oynayıp fark yaratan 5 yabancı sayar mısın? Bana Mario Balotelli deme. Zaten o büyük kariyer. Değer katan yabancı getireceksin. Gidip sıradan 14 yabancı alıp kadronu şişirmeyeceksin. Sonra da gelirlerimiz az demeyeceksin. 6-7 yabancı getir ama kaliteli yabancı olsun. Ben bir de böyle saçmalık görmedim. Sana 14 yabancı alabilirsin diyorlar. İstersen hiç de almayabilirsin. Ama bizde yabancı oyuncu tercih edilmesinin nedeni farklı. O yüzden o konulara girmeyelim. 

"TRABZONSPOR’DA DOĞRULAR ÇOK FAZLA"

-Trabzonspor’un bugünkü başarısının sırrı nedir?


Bana göre her anlamda doğru bir yönetim var Trabzonspor’da. Bu çok net. Hem takımı doğru yöneten bir teknik direktör var. Hem takımın içinde takımı yöneten lider oyuncular var. Doğru işler yapan kulüp başkanı ve yönetim kurulu var. Bunlar başarıyı getiriyor. Diğer takımların nispeten formsuz oluşu da etkili tabii.  Fakat formda olsalar bile yine Trabzonspor şampiyonluğu kazanabilirdi. Belki arada bu kadar puan farkı olmazdı. 

"BU OYUN HIZI AVRUPA İÇİN YETMEZ"

-Trabzonspor’un kadrosu  Avrupa için yeterli mi?

 

Yok yeterli değil tabii ki. Onlar bizim konumuz değil. Trabzonspor yönetimi ve teknik heyeti bunları bizlerden çok daha iyi biliyorlar. Biz sadece gördüklerimizi söylüyoruz. Fakat Avrupa ile ülke futbolumuz arasındaki makas çok büyük. O yüzden Türkiye’den hangi takım olursa olsun hiçbirinin kadrosunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. Kadrodan ziyade oyun hızının da yeterli olduğuna inanmıyorum.

"BIRAKIN BENİM YERİNE DJANİNY VE CORNELİUS  OYNASIN!"

-Bu takımda oynamak ister miydin peki?


(Gülüyor)…Ben oynamak isterdim de taraftar beni istemezdi gibi geliyor bana. Şimdi Nwakaeme ordan topu alacak, iki üç kişiyi geçecek. Sonra topu bana atacak. Kazara attığı o topu kaybettiğim zaman yuhalanırdım. O yüzden bırakın benim yerime Cornelius oynasın. Hiç gerek yok. Bu dakikadan sonra o toplara girmeyeyim. (Gülüyor). Cornelius ve Djaniny’i devam etsin. 

"EN İYİSİ UĞURCAN ÇAKIR AMA…"

-Uğurcan Çakır ve Altay Bayındır, Süper Lig’de iyi oynasalar da milli maçlardaki performansı tartışılıyor. Bir golcü olarak bu iki isim için neler söylersin?


Biz son günlerde enteresan bir millet olduk. Milli maçları kulüp taraftarı gözüyle izliyoruz. Bu bence çok yanlış. Milli Takım ve bu ülke taraftarı olarak maçları izlememiz lazım. Hangi takımın oyuncusu olursa olsun bunlar bizim oyuncularımız. Bana göre Uğurcan Çakır, Türkiye’nin en iyi kalecisi. Bunu asla tartışmam. Milli Takım’ın kalesinde kim olursa olsun onu desteklemek zorundayız. Arkasında durmalıyız. Zaten başarısızlık bedel ödetir. Ama ben şuna karşıyım; milli takımda oynayan bir oyuncuyu diğer bir oyuncu üzerinden eleştirmek bana doğru gelmiyor. Eleştireceğin kişi oyuncu değil, tercih yapan kişidir. Bu durum oyuncular üzerinde stres oluşturur. Sonuçta her iki kaleci genç ve değerli isimler. Bu çocukları birbiri ile yarıştırmanın anlamı yok. 


-Bugüne kadar Trabzonspor’da forma giymiş en iyi yabancı kim? 

 

Benim gözümde Şota. 

"ÜÇ BÜYÜKLERDE OYNASAYDIM HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEZDİ"

 -İstanbul’un üç büyüklerinde forma giyme şansın olsa hangi takımı seçerdin?


Bilmiyorum. Hiç o tarz bir düşüncem olmadı. Üçünde de oynarım ya..(Gülüyor) Hiç ayırt etmem.
-Peki Trabzonspor yerine bu üç takımın birinde oynasaydın farklı bir kariyerin olur muydu?
Ben geçmişe dönüp şöyle olsaydı veya böyle olsaydı gibi cümleler kurmayı çok sevmiyorum. Sonuç itibarıyla ne yaptıysan kendin yaptın. Orada olsaydım yine aynı şeyleri yaşardım diye düşüyorum. Çünkü karşılaştığın o anlarda tepki veren kişi sensin.

"ARDA GÜLER’İ İZLERKEN HEYECANLANIYORUM"

-Fenerbahçeli Arda Güler’in performansını nasıl buluyorsun. İsmail Kartal’ın ‘Onu koruyoruz’ sözleri için yorumun nedir?


Müthiş bir oyuncu…Onu çok beğeniyorum. Futbolda artık yaş diye bir olay kalmadı. Yani yaşa takılıp kalmamak lazım. Elbette genç oyuncuların gelişimi çok önemli. Fakat Fenerbahçe’nin bu sezon şampiyon olma ihtimali yok. O zaman Arda Güler’i neden koruyorsun? Kimden koruyorsun? Bir de bu oyuncu senin oynattığın futbolculardan daha fazla iş yapıyor. En azından aldığı süreye baktığımız zaman…Ben açıkçası Arda’yı izlerken heyecanlanıyorum. Hem saha içinde hem de sosyal anlamda doğu işler yapar ve doğru yönlendirilirse çok başarılı bir kariyer yapacağına inanıyorum. 

"GENÇ VE CESUR OYUNCULAR DESTEKLENMELİ"

-Arda Güler dışında gözüne kestirdiğin genç oyuncular var mı?


Beşiktaşlı Emirhan İlkhan ile Trabzonsporlu Ahmet Can’ı da beğeniyorum. Emirhan da tıpkı Arda gibi cesur bir oyuncu. Ben genç oyuncular sahaya çıktığında ilk olarak vücut dillerine bakarım. Genç bir oyuncu, top ayağına geldiğinde veya saha içinde duruşunda güvene ve cesarete sahipse birçok şeyi elde edebilir. Yeteneği varsa üzerine koyabilir. Ahmetcan Kaplan öyle…Maşallah iyi gidiyor. Beşiktaşlı Emirhan o da aynı şekilde. Bu tarz genç ve cüretkar oyuncuları desteklemek lazım.

"BİZ DE KATAR’A GİDEBİLİRDİK"

-Milli Takım’ın kadrosunu nasıl buluyorsunuz?


O konuyu hiç konuşmayalım. Sonuç itibarı ile elendik. Bir dünya kupasını daha evden izleyeceğiz. Yazık ya…Bence gidebilirdik o turnuvaya.

"BURAK YILMAZ’DAN İYİSİ YOK"

-Portekiz maçında Burak Yılmaz’ın kaçırdığı penaltı yüzünden elendiğimizi düşünenler var.


 Böyle bir durum yok. Burak Yılmaz, bu ülkenin yetiştirdiği en büyük oyunculardan biri. 

"ENES ÜNAL'A YAPILANLAR UNUTULDU"

-Penaltıyı Enes Ünal’ın atması gerektiğini söyleyenler var.


Maalesef çok çabuk unutan bir toplumuz. Enes Ünal, daha önceki bir milli maçta penaltı kullanmış ve kaçırmıştı. Enes’e yapılmadık hakaret kalmamıştı.  Bir de kimse kusura bakmasın. 50 tane penaltı olsa 50’sini Burak Yılmaz atar. Çok iyi bir penaltıcı Burak. Ama penaltı kaçmaz diye bir şey yok. Herkes kaçırabilir.

"MİLLİ TAKIM’A YENİ GOLCÜLER BULMALIYIZ"

-Burak Yılmaz’ın Milli Takım’ı bırakma kararına  şaşırdın mı?


Hayır…Normal karşıladım. Burak, 37 yaşına geldi. Kararına saygı duymak lazım. Mesele artık Burak Yılmaz değil; mesele orayı doldurabilmek. Oraya sadece bir oyuncu bulmak yeterli değil. Oraya aday en az 6-7 oyuncu çıkarmak mesele. Bunu başarmamız gerek.


-Şu anda iki aday var gibi. Enes Ünal ve Serdar Dursun.


Böyle değil. Enes tamam da Serdar Dursun 30 yaşın üzerinde yanlış bilmiyorsam. Enes’in dışında 3-4 aday daha çıkarmamız lazım. 

"ALTYAPIMIZ OLMADIĞI İÇİN GURBETÇİLERE SARILIYORUZ"

-Son yıllarda Milli Takımlara genelde gurbetçi oyuncuların daha çok tercih edilmesini nasıl değerlendiriyorsun?


Bunun için ben bir şey diyemem. Türkiye’de oyuncu yetiştirenlerin ve altyapıdaki hocaları seçenlerin buna cevap vermesi lazım. Onların çıkıp konuşması lazım. 

-Unutamadığın bir maç veya gol hangisi?

Aklıma gelmiyor. Çok da gol atan bir oyuncu olmadım ya…(Gülüyor)

"BURSASPOR’A O GOLÜ ATMALIYDIM"

-Pişmanlık duyduğun veya keşke dediğin bir olay var mı?


Var…Trabzonspor’dayken Bursaspor maçında Gökdeniz Karadeniz’in bana çıkardığı ve benim dışarıya attığım bir top var. Keşke gol atsaydım dediğim an odur.

"İLK İCRAATIM DEVRİM KANUNLARI ÇIKARTMAK OLURDU"

-Türk futbolunun en büyük sorunu nedir?

 

Futbolsuzluk. Güzel bir cevap oldu diye düşünüyorum. (Gülüyor)


-Evet...O zaman soruyu şöyle değiştireyim. Futbol Federasyonu başkanı olsan ilk icraatın ne olurdu?


Olmayacak şeyleri sorma lütfen…(Gülüyor) Beni kimse TFF başkanı seçmez. Ama varsayalım oldum.  İlk icraatım devrim kanunları çıkarırdım. Bir kere futbolla siyaseti birbirinden ayırmak için son derece keskin hamleler yapardım. 

"ÖNCE KÜÇÜK KIZIM, SONRA ETKİNLİKLER"

-Futbolun dışında nelerle meşgul oluyorsun?


Bu aralar küçük kızımla oynuyorum. Onunla vakit geçiyorum. Onun dışında gezmeyi çok seviyorum. Mümkün olduğunca etkinlikleri takip etmeye çalışıyorum. Konser, gösteri, tiyatro gibi…

"HEDEFİMDE HOCA OLMAK VAR"

-Gelecekle ilgili bir planın veya beklentin var mı?


Var elbette. Şu an futbolcuyum. En azından duygularımın, düşüncelerimin bana yeter dediği ana kadar oynamak istiyorum. Futboldan sonra da yine futbolun içinde kalmayı hedefliyorum. 

KİMLİK KARTI

Adı soyadı: Ergin Keleş

Doğum tarihi: 1 0cak 1987 (35 yaşında)

Doğum yeri: Arsin, Trabzon

Boyu: 1,84 m

Mevkii: Forvet

Forma numarası: 9

Altyapı kariyeri: 1996-2005 Trabzonspor

Profesyonel kariyeri: 2005-2009 Trabzonspor, 2005 Akçaabat Sebatspor (Kiralık), 2006-2007 Sakaryaspor (Kiralık), 2009-2010 Manisaspor, 2011-2012 Ankaragücü, 2012 Karabükspor, 2012-2013 Mersin İdman Yurdu, 2013 Göztepe, 2013-2014 Adanaspor, 2015 Büyükşehir Gaziantepspor, 2015-2016 Adanaspor, 2016-2017 Sivasspor, 2018 Karabükspor, 2019 Giresunspor, 2019-2020 Akhisar, 2020 Altay, 2020 Adanaspor.

Şu anki kulübü: Ankara Demirspor 

Senin için hazırladığımız haberler