"Elbette elenebilirsin ama böyle değil!" | Spor yazarları Galatasaray için ne dedi?
Editör: Özgür Koç
Son Güncelleme /
Spor yazarları, Galatasaray'ın Şakpiyonlar Ligi son 16 turu rövanşında Liverpool'a deplasmanda 4-0 yenilerek turnuvaya veda ettiği karşılaşmayı değerlendirdi. Detaylar haberimizde...

- Haberin Kaynağı:
- Ajansspor
Galatasaray, 1-0'lık avantajla konuk olduğu İngiltere temsilcisi Liverpool'a 4-0 yenilerek UEFA Şampiyonlar Ligi'ne son 16 turunda veda etti.
Spor yazarlarının Liverpool-Galatasaray karşılaşmasıyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:
Banu Yelkovan: "İkinci gol geri dönüş ihtimalini bitirdi!"
Bir maçın hikâyesi bazen taktikle, bazen yıldızlarla, bazen de oyunun ritmini kimin belirlediğiyle yazılır. Bazı geceler de daha ilk düdükle birlikte hikâyenin yönünü hissedersiniz. Anfield’da öyle oldu. Daha ilk dakikalarda oyunun sınırlarını kimin belirleyeceği öne çıktı ve maalesef cevap oyunculardan çok, düdüğün sahibine yakındı.
Bu maçın tamamı tabii ki hakemle açıklanmaz. Yine de Galatasaray’ın oyuna tutunma çabası daha ilk andan törpülendi. Özellikle ilk yarıda verilmeyen fauller, devam ettirilen temaslar ve ilk golün başlangıcındaki tartışmalı pozisyon, oyunun dengesini kıran küçük ama kritik anlar olarak biriktikçe birikti. Üzerine bir de penaltı eklendi. Uğurcan Çakır’ın Salah’ın vuruşunu kurtarması, sadece skoru değil, adalet duygusunu da bir süreliğine ayakta tuttu.
KALiTE FARKI ORTAYA ÇIKTI
Uğurcan'ı bir kenara ayırırsak, Galatasaray’ın ne bireysel ne de kolektif olarak iyi bir gecesi değildi. Özellikle ilk yarıda topu ayağında tutacak, oyunun ritmini düşürecek bir oyuncuya duyulan ihtiyaç fazlasıyla hissedildi. Gününde bile değil, yılında bir İlkay olsaydı belki oyunun kontrolünü bu kadar erken ve bu kadar belirgin biçimde kaybetmezdi.
İkinci yarıda Liverpool’un kalitesi, bu seviyede affetmeyen bir netliğe dönüştü. Bu sezon daha önce iki kez yendiğimiz için Arne Slot’un takımının, Avrupa’da ve Premier Lig’de hücum verimliliği açısından en istikrarlı ekiplerden biri olduğu gerçeğini unutmuş olabiliriz. Ama hatırlattılar. Sezon genelinde iç sahada oynadıkları son 19 Avrupa maçının 15’ini kazanan bir takımın öz güveni sahaya net şekilde yansıdı. Avrupa kupalarında oynadıkları son 51 maçın hiçbirinin 0-0 bitmemiş olması, maçın bir yerde kırılacağını gösteren bir başka detaydı.
ALKIŞLAR UĞURCAN ÇAKIR’A
Galatasaray için o kırılma noktası ikinci yarının hemen başında oldu. Yapılan değişiklikler oyuna adapte olamadan gelen goller, farkı kısa sürede açtı. 62. dakikada skor tabelası artık geri dönüş ihtimalini bitirmişti.
Ve bütün bu tablo içinde bir tek isim ayrı bir parantezi hak etti: Uğurcan Çakır. Farkla kaybedilen bir maçta kaleciyi övmek abesle iştigal olabilir ama Uğurcan yaptığı kurtarışlarla alkışı hak etti. Keşke bu maç penaltılara kalsaydı da bu turun hikayesini Uğurcan’la yazsaydık dedirtti. (Hürriyet)
Uğur Meleke: "Elbette elenebilirsin ama böyle değil!"
Bu sezonki Liverpool, geçe sezonki görüntüsünün gerisinde. Birçoklarına göre zaten geçen sezonki Liverpool hâlâ Klopp’un takımıydı ve o fiziksel seviye düşünce bu yıl bazı gerçekler ortaya çıktı. Slot’un idmanları Klopp kadar yoğun değil. Ve Liverpool takımı fiziksel olarak gerileyince zaaflar da belirginleşti.
Kaptan Van Dijk da Burnley maçının ardından 60’tan sonraki düşüşlere çare bulmamız lazım diye konuşmuştu. Mevcut Liverpool forvetleri, eskileri kadar çalışkan değil. Özellikle Ekitike, Isak ve yaşlanan Salah, Nunez-Diaz kadar pres yapmıyorlar.
Dün enteresan bir istatistik okudum: Klopp’un son sezonunda Liverpool maçlarında top ortalama 220 kez el değiştiriyormuş. Bu sezon bu sayı 170’in altındaymış. Özellikle rakipleri topa sahip olduğunda kazanmakta güçlük çeken ve çok fazla geri koşmak zorunda kalan bir takıma dönüşmüş Liverpool.
Yani Liverpool’a topu bırakırsanız size geri vermiyorlar. Ama siz oynarsanız da geri kazanmakta güçlük yaşıyorlar. Dün ilk 45 dakika boyunca Galatasaray topu Liverpool’a bıraktı. Bir daha da geri alamadı! Liverpool 1 gol attı, biri penaltıdan olmak üzere 5 kez de Uğurcan’a takıldı. Soyunma odasına 1-0’la gidilmesi Galatasaray’ın şansıydı gerçekten.
OKAN BURUK NELERi FARKLI YAPABiLiRDi?
Peki bu Liverpool analizini, Osimhen-Lang’ın şanssız sakatlıklarını ve Anfield’ın atmosferini de dikkate alarak, Okan Buruk dün sonucu değiştirebilir miydi? Neleri farklı yapabilirdi Galatasaray’ın hocası?
1-) Juventus rövanşında da benzer bir durum vardı. Dün topu tamamen rakibe bırakmak ve sadece 1 golü savunmayı düşünmek gerçekçi bir strateji değildi.
2-) Özellikle dün ilk devre mucizevi bir şekilde 1-0 bittikten sonra ikinci yarıya Galatasaray’ın coşkuyla, sertlikle ve önde presle başlayacağını düşünmüştüm. Yanılmışım. Aynı tutucu tavır devam edince 15 dakikada turun fişi çekildi.
3-) Bence Boey-Sallai başlangıcı da bu doz aşırı tutucu tavrın simgesiydi. Lang ilk maçta müthiş oynamıştı. İlk maçta Liverpool’un sağını felç etmiş bir oyuncuyu rövanşta başlatmamak bence haksızlıktı. (Hürriyet)

Mert Aydın: "Bu maç Buruk'a yazar"
Liverpool’un Anfield’da maçı başından itibaren forse etmeye çalışacağını hepimiz biliyorduk. Ama bilmek her zaman doğruyu bulabileceğiniz anlamına gelmiyor. Avrupa’da alınan başarılı sonuçları nasıl Okan Buruk’a yazıyorsak, bu hezimeti de ona yazmamız gerekiyor.
Sahaya çıkan 11’de hem Boey hem Sallai vardı. Ama bu ikili devamlı onların bölgesine uzun oynayan Liverpool’un ekmeğine yağ sürdü. Fiziksel olarak ezildiler. Seyircisi önünde sert oynayan Liverpool, G.Saray’ı tam anlamıyla sindirdi. Liverpool’un ilk golünde Sallai, Szoboszlai’ye gidemedi bile. Çünkü Konate duvarına çarptı.
Osimhen’in sakatlığına rağmen çıkmak istemeyişi, Galatasaray’ı bir devre 10 kişi oynattı. Eğer Uğurcan olmasaydı daha ilk yarıdan maç bitebilirdi.
İkinci yarı başında yapılan değişikliklere rağmen Juventus rövanşındaki çaresiz ve şaşkın görüntüsüne bürünmüştü Galatasaray. İlk yarının sonunda Uğurcan’ın kurtardığı penaltı bile ayıltmadı.
Sonuçta ilk maçta hak ederek kazanan temsilcimiz, o karşılaşmadaki görüntüsünün çok uzağındaydı. Liginde sallanan Liverpool hem oyun olarak hem de fiziksel olarak Galatasaray’ı perişan etti. Sarı-kırmızılılar 3 sezon üst üste vedayı yine farklı yenilgiyle yapmış oldu. (Milliyet)
Osman Şenher: "Galatasaray baskıyı kaldıramadı"
Ne hayal ediyorduk, ne oldu! İstanbul’daki maçta devleşen Galatasaray dün gece sahada yoktu. Liverpool ilk dakikadan bitiş düdüğüne kadar öyle bir baskı yaptı ki, Galatasaray’a adeta nefes aldırmadı.
Şöyle düşünün, Okan hoca maçtan önce, “Gol atmamız lazım diyordu” ama bırakın gol atmayı, neredeyse takımın bir tek gollük şutu yok. Bir de buna Osimhen’in ilk yarıda sakat sakat oynayıp takıma katkı verememesi ve ikinci yarı oyundan çıkmasını da eklersek hakikaten sarıkırmızı takım için çok zor bir geceydi. Ayakta duran tek futbolcu vardı, o da kalesinde devleşen Uğurcan’dı. Penaltı kurtardı, dört tane de yüzde 100 gol diyebileceğimiz topu uzadı, çıkardı.
Defans çok ağır kaldı. Orta saha aynı şekilde. Liverpool’lu futbolcular her ataklarında çok rahat şut çekebildiler. Hadi bunu da geçtim dönen topların hepsini aldılar.
Boey ilk yarı iyi, kötü oynuyordu. Okan hocanın Boey’i oyundan alıp, Sallai’yi sağ beke çekmesi oradaki düzeni de bozdu. Sallai’nin defansif yönü çok zayıf ve nitekim onun kanadından iki gol buldular. Barış Alper önceki maçların yıldızıydı dün hiç etkili olamadı. Brezilya Milli Takımı’na çağrılan Sara’nın tek olumlu hareketi yoktu. Bilemiyorum Liverpool’un baskısından mı yoksa Galatasaray’ın kötü gününde oluşundan mı bu kadar etkisiz kaldılar?
Sonuçta üzülüp karalar bağlamaya gerek yok. Şampiyonlar Ligi çok zor. Buraya gelmek bile başarı. Demek ki Galatasaray kadrosunun gücü bu kadarmış. Bunu da kabul etmek lazım. Hakem maalesef bu seviyede maç yönetecek kalitede değil. O kadar çok hata yaptı ki bu turnuvaya yakışmadı. (Milliyet)
Bülent Timurlenk: "Hepsinin emeklerine sağlık"
Futbol, üzerine saatlerce düşünsen de ilk düdükle beraber bütün doğrularımızı çöpe atabilen bir oyun. Salah'ın Şampiyonlar Ligi finalinde, erken dakikalarda sakatlandığını hatırlayın. Dün bir benzerini Osimhen yaşadı. Ama bir farkla; bandajlı koluyla, acılar içinde. Koşamıyor, pres yapamıyor, ikili mücadeleye girmekten çekiniyordu. Oyundan çıkmamak için direndi, hataydı… Onun bu hali, takımı da mental olarak çökertti. Bir kişi hariç: Uğurcan. Okan Buruk'un ikili mücadele gücü için Sallai'yi tercih etmesi, maçın hikâyesine bakarsanız bir detay olarak kaldı. Galatasaray maçları hariç her Şampiyonlar Ligi maçında tabela yapan Szoboszlai'nin, iyi hazırlanmış korner setinden bulduğu gol… Uğurcan'ın 3 kurtarışı, yetmemiş gibi Salah'ın penaltısını kurtarması. İlk 45'te 8'i isabetli 15 şut ve karşılığında Galatasaray'ın %68'e düşen isabetli pas yüzdesi. Biri değişmeliydi ve elbette, oyun da değişmeliydi. Osimhen kenara geldi ama maç da tur da 46-55 arasında gitti. Hakem Marciniak'ın sakatlanıp maçı yönetememesi, Osimhen'in sakatlığı derken; doğrusu bu oyun ve tabela sonrası ne Buruk ne de oyuncular eleştirilir. Bir de sonda Lang'ın sakatlığı, kâbus gibi bir geceydi. Bu sezon Okan Buruk ve Galatasaray adına, başarılı bir Şampiyonlar Ligi macerası oldu. Atletico Madrid maçı performansı, Juventus galibiyeti ve Premier Lig'in son şampiyonunu iki kez mağlup etmek… Hepsinin emeklerine sağlık! (Sabah)

Levent Tüzemen: "Bu maçta alkışlar Uğurcan Çakır'a!"
Galatasaray'a Avrupa'da ortaya koyduğu başarılardan dolayı teşekkür etmek gerekir. Devler Arenası'nda ilk 24'e kalıp, ardından İtalyan devi Juventus'u 7 gol atarak elemek büyük bir başarıydı. Liverpool'u iki kez yenmek çok değerliydi. İngiliz medyası tarafından eleştirilen Arne Slot ve Liverpoollu oyuncular, Galatasaray'a karşı müthiş bilenmişlerdi. Gecenin en büyük sürprizi Polonyalı ünlü hakem Szymon Marciniak'ın şaşırtıcı sakatlığı sonrası, dördüncü hakem Pawel Raczkowski sürpriz bir şekilde maçın baş hakemi oldu. Özellikle Arne Slot'u hiç bu kadar yedek kulübesinde öfkeli, tepkili ve kendini yerden yere atan bir durumda görmemiştim. Yaptığı hareketlerle değerli hocam Yılmaz Vural'ı bile geride bıraktı. Galatasaray'da Osimhen'in sakatlandıktan sonra oyuna devam etmesi büyük hataydı çünkü hiç katkısı olmadı. Osimhen'in sakatlandığı pozisyonda İngiliz rejisi tekrar bile vermedi. Penaltı kurtaran Uğurcan Çakır, Galatasaray adına gecenin en iyi oyuncusu olmasına rağmen ikinci yarı Liverpool'un gollerine yapabileceği hiçbir şey yoktu. İlk devre pas yapmakta zorlanan G.Saraylı oyuncular, Liverpool baskısından kurtulamadıkları gibi rakip kalede pozisyon bile üretemediler. İkinci yarıda vites yükselten Liverpool, G.Saray'ı yenerken farklı skora da ulaştı. Penaltıyı kaçıran Salah ikinci yarı, resmen Liverpool'un lokomotifi oldu. (Sabah)
Serkan Akcan: "Derin hezimet!"
Galatasaray, Liverpool’a karşı bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde iki nefis maç oynamış ve ikisini de 1-0 kazanmıştı. O iki maçın ortak özelliği; ön alanda oynamak, bire bir baskılarla Liverpool’un oyun başlangıç fazını sabote etmekti. Ama Galatasaray Juventus rövanşında olduğu gibi Liverpool deplasmanında da savunmayı derinde yapıp oyunu geride kabul edince dağıldı.
Osimhen maçın henüz başında Konate ile orta sahada girdiği bir ikili mücadelede kolunu tutarak yere düştü ve o dakikadan itibaren kolunu kıpırdatamadı. Sanırım acısı çok fazlaydı ve ondan dolayı sürekli bandajlı kolunu tutarak sahada kaldı. Osimhen o dakikadan sonra maçtan koptu, hiçbir topa gitmedi. Alışılagelmiş ön alan baskısını yapmadı, ikili mücadelelerden kaçındı. Garip bir 45 dakika oynadı. Okan hoca Noa Lang’ı oyuna sokmak istediğinde kabul etmedi. Ama Osimhen’in kolundaki bu acı, tüm takımın acısına dönüştü. Galatasaray resmen 10 kişi oynadı tüm yük Uğurcan’ın sırtına bindi. Boey’den Singo’ya kadar herkes topu geriye oynayınca maç Liverpool forvetleri ile Uğurcan arasında oynandı. Uğurcan, ilk yarının son dakikasında Salah’ın penaltısını kurtararak maçın tek yıldızı benim dedi.
Aynı hataya düştü
Osimhen yüzünden Galatasaray tıpkı Juventus maçında olduğu gibi oyunu geride kabul etme hatasına yine düşmüştü bir kere. İkinci yarıda Sane ve Lang girince, Sallai sağ beke, Barış santrfora geçti ama bu kez de Anfield’in ambiyansı devreye girdi, yine kimse topu öne taşıyamadı. Galatasaray savunmayı ceza sahasına kurmayı beceren bir takım değil. Bu bir felsefe meselesi. Torreira ve takım arkadaşları topla oynamaya ne kadar iştahlılarsa topsuz oyunu o kadar beceremiyorlar. Liverpool deplasmanı her takım için zor ama en azından baskıyı birkaç kez kırıp rakip kaleye top taşıyabilmek gerekiyor. Aksi halde hezimetle burun buruna gelmekten kurtulamıyorsunuz. (Fanatik)
Cem Dizdar: "Kolay bıraktı"
Başlangıç kadrosunda Sacha Boey ile Rolland Sallai’yi arkalı önlü görenler muhakkak ki şaşırmış olmalı. Belli ki Davinson Sanchez’in yokluğu bu ‘’savunma çağrışımlı’’ formasyona yöneltmişti Okan Buruk ve ekibini. Lakin bu durum İstanbul’daki karşılaşmaların aksine topu Victor Osimhen merkezli hücumlara taşımada sorun yaratmış göründü. Devre haniyse Uğurcan Çakır ile Liverpool oyuncuları arasında geçerken, o güçlü orta saha üçlüsü haniyse varlık gösteremedi.
Salah’ın penaltısı dahil ilk devrede 6 önemli kurtarış yapan Uğurcan skoru 1-0’da tutmaktan öte teknik ekibe de ikinci devre oyunu gözden geçirip, değiştirmeleri konusunda fırsat tanımış oldu. Ve Galatasaray ikinci devreye tam da bu minvalde ‘’savunma çağrışımı’’ndan ‘‘hücum tehditi’’ne terfi ederek çıktı. Sakatlanan Victor Osimhen yoktu ama Leroy Sane ile Noa Lang’lı ofansif yanı güçlü bir takım vardı sahada… Ancak oyun daha kendini bulamadan maçın başlangıçtan beri etkili olan Liverpool biraz da Davinson’un yerleşim ustalığına muhtaçlığı gösteren pozisyonlarda üst üste bulduğu gollerle maçı 55. dakikada bitirdi!
Bodo kadar kötü
İstanbul’daki maçlarda olduğu gibi doğru anda doğru baskılara gidemeyen, top kendine geçtiğinde alan yaratıp kullanamayan Galatasaray tıpkı Juventus maçının normal süresinde yaşananlar gibi maçı kolayca bırakıverdi. Takım tıpkı bir akşam önceki Bodo Glimt kadar kötü olunca da tıpkı onları kalecisi Nikita Haikin gibi Uğurcan Çakır bu kaybın en gözde oyuncusu olarak göze battı! Artık başlangıç planı sorunu mu dersiniz, Davinson Sanchez’in yokluğu mu? Osimhen’in erken sakatlığı mı ya da ‘’taraftar etkisinden uzak kalma’’ mı, bilemem... Bence yaşananlara hepsi ve daha fazlası neden oldu. Yine de Galatasaray, harcadığı parayı dışarıda tutarak söylüyorum, ülkeye ciddi ilham verdi. Bundan sonrası artık hepimizin ortak sorunu... (Fanatik)
Ercan Taner: "Galatasaray nakavt oldu"
Maçın ilk yarısında kaleyi bulan ilk atak bitime bir dakika kala geliyorsa, ‘Oyun planı tutmadı’ demektir.
Liverpool’un beklenen hırslı oyunu karşısında rakip yarı sahada hiçbir etki gösteremeyen Galatasaray, çok zor anlar yaşadı. Galatasaray’ın iyi gitmeyen oyunu, Liverpool’a golü getirecekti. Bu belli olmuştu. Szoboszlai golü atan isimdi.
Uğurcan, maçın ilk yarısında ayakta kalan, direnen ve isyan eden yapısıyla ilk devreye damga vurmasa tur 45 dakikada giderdi. Salah’ın penaltısını çıkararak Galatasaray’ı tek başına maçta tutmak büyük işti.
Osimhen, kolundan sakatlandıktan sonra ısrarla oyunda kaldı. Hiç etkili değildi ve takım bir kişi eksik kalmıştı. Okan Buruk onu daha erken oyundan almalıydı. Böyle maçlarda asla riske girmeyeceksin değerli hocam.
Boey ve Osimhen’in çıkması doğru karardı ikinci yarı başlarken. Lang ve Sane oyundaydı, ne yapacaklardı acaba?
Onları merak ederken bir trajedi yaşamaya başladık. Ekitike, Gravenberch ve Salah golleri atınca her şey bitti. Maç iyice kâbusa döndü. Sahanın her yerinde Liverpool takımı oyuncuları vardı sanki.
Bu maçlar için alınan Sane, dün akşam hayal kırıklığı yarattı. Lang’ın sakatlığı çok üzücüydü.
Dün akşamın gerçeği şuydu; Uğurcan olmasa sonuç çok daha vahim olacaktı. (Sözcü)




