AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Erol Bulut böyle istedi!

İlk Yayınlanma : 24 Ara 2020 - 17:18 / Son Güncelleme : 24 Ara 2020 - 17:36

Fenerbahçe, Süper Lig'in 14. haftasında Başakşehir'i 4-1 mağlup etti. Maçın ardından ağırlıklı olarak hakem Bahattin Şimşek konuşuldu. Bu yazıda ise sadece maçın analizi yer alıyor. Fenerbahçe ne yapmak istedi? Bu galibiyet kısa vadede takımı ayağa kaldırır mı? Başakşehir en çok hangi futbolcuyu aradı? Mert Elam yazdı...

Erol Bulut böyle istedi!

Mert ELAM-AJANSSPOR

Bir yanda son altı maçının dördünü kaybetmiş Fenerbahçe, diğer yanda son dört maçından sadece iki puan çıkarabilmiş Başakşehir. Bu sonuçlar sonrası iki takımda da baskı yüksekti. Haliyle sahada çok kaliteli bir futbol beklentim yoktu benim. Skor 4-1 olmasına rağmen maçtan pek keyif aldığım da söylenemez. Peki takımlar sahada nasıl performanslar sergilediler bir göz atalım.

Fenerbahçe’de sakat ve hasta futbolcular nedeniyle Erol Bulut’un elindeki oyuncu havuzu bir hayli kısıtlıydı. Fakat dünkü tercihleriyle sezonun geri kalanı için bazı sinyaller verdi.

Bir kere Fenerbahçe bu maçta topu rakibe vererek oynamaya çalıştı. Maçı 0-0 götürüp ön alan presi sonrası kazanılan toplarla, Thiam’a atılacak savunma arkası paslarla veya Caner Erkin’in ortalarıyla (akan oyun veya duran top fark etmez) gol bulmaya çalıştı. Bu oyun anlayışına en ters gelen şey nedir? İlk golü yemek. Nitekim öyle de oldu. Başakşehir henüz 6. dakikada Mahmut Tekdemir’in duran topun devamında attığı golle 1-0 öne geçti. (Bu arada golde Tisserand’ın savunmasına dikkat edin. Herkes doğru pozisyon almışken o, Skrtel’in önüne geçemiyor ve ona şut imkanı veriyor. Direkten dönen topta Mahmut golü atıyor)

Peki Erol Bulut’un böyle durumlar için bir B planı var mıydı? Yani 1-0 geride olan Fenerbahçe topu alacak mıydı kalan bölümde? Şaşırtıcı biçimde Fenerbahçe bu bölümde de topu almak istemedi. Topla çıkmaya çalışan Başakşehir’e karşı ön alan presinde ısrar ettiler. Bu oyun anlayışında Thiam ve Ademi’nin iyi iş çıkardığını söylemek gerek. Epureanu ve Skrtel’le adam adama oynadılar. Top Skrtel’e geldiğinde Thiam merkezi kapatarak prese geldi. Ademi de stoperlerin arasına giren veya önlerinde konumlanan Mahmut Tekdemir’e pres yaptı. Top Epureanu’ya geçtiğinde ise bu sefer Ademi ona baskı uyguladı, Thiam Mahmut’a doğru kaydı. Gustavo ve Mert Hakan Yandaş, İrfan Can Kahveci ve Aleksic’le adam adama oynadı. Sağ öndeki Sinan Gümüş Hasan Ali’yle, sol ön başlayan Novak da Rafael’le oynadı.

Fenerbahçe 1-0 geride olmasına rağmen bu anlayışından vazgeçmedi. Dakikalar 20’yi gösterdiğinde sarı lacivertlilerin hala kaleye şutu yoktu. O esnada Erol Bulut sahaya müdahale etti ve Novak’la Caner’in yerini değiştirdi. Bu yer değişikliğinin üzerinden bir dakika geçmeden Caner Erkin savunma arkasına sarkan Thiam’a güzel bir ara topu attı ve Fenerbahçe’nin de ilk şutu gelmiş oldu.

Peki Fenerbahçe orta alanda seri paslaşmalarla rakip kaleye gidemez miydi? Mevcut oyuncu profillerine ve taktik dizilişe bakınca bu pek mümkün görünmüyordu. İyi bir pas takımı olmak için oyuncuların birbirlerine yakın olmaları gerekir. Ama herhangi bir anda görüntüyü durdurun Fenerbahçeli futbolcular arasında derin boşluklar olduğunu görürsünüz. Hal böyle olunca gol için savunma arkasına uzun toplar, Caner Erkin’in ortaları ve presle kapılan toplarla direkt kaleye gitmek dışında pek bir seçenek kalmıyordu gol adına.

40. dakikadaki bir pozisyon da Fenerbahçe’nin neden topa sahip olmaması gerektiğini net bir şekilde anlatıyordu. Başakşehir’i ilk kez kendi sahasına hapseden Fenerbahçe tüm hatlarıyla hücuma çıktı. Top Sinan Gümüş’e geldiğinde ceza sahası içerisinde dört Fenerbahçeli futbolcu (Ademi, Thiam, Mert Hakan ve Caner) vardı. Nazım da ceza sahasına yakındı. Novak da biraz merkeze yakın konumlanmıştı. Gustavo da yine hücumu düşünüyordu. Sinan topu kaybettiği anda Başakşehir’in hızlı hücumu başladı. İrfan Can sol kanada yakın 70-80 metre top sürerken karşısına kimse çıkmadı. Ters kanattan gelen Novak onu bozmaya çalıştı ama başarılı olmadı. Ki bu da gayet normal, çünkü koşuya diğer kanada yakınken başlamıştı. Pozisyonun devamında Hasan Ali Kaldırım altı pas içinde çok net bir gol pozisyonundan yararlanamadı ve sarı lacivertliler maçın içinde kaldı.

İlk yarı biterken Fenerbahçe ikinci kez Başakşehir savunmasını hazırlıksız yakaladı. Orta alanda kazanılan top sonrası Sinan Gümüş savunma arkasına sarktı ve şutu savunmadan döndü. Pozisyonun devamında Caner Erkin topu arka direğe ortaladı ve Gustavo’nun vuruşu taca doğru gitti. Caner Erkin’in kullandığı taçta Novak hem pres yapan Başakşehirli futbolcuyu perdeledi hem topu Caner’e aktardı. Ve milli futbolcu da klasikleşen ortasıyla golü yaratan isim oldu. Volkan Babacan’ın iyi uzaklaştıramadığı topta Nazım fırsatçılığını konuşturdu ve golü attı.

Moral bulan Fenerbahçe’nin daha konsantre olmasını beklersiniz ama öyle olmadı. Golün santrası 47:16’da yapıldı, 47:40’ta Chadli Fenerbahçe ceza sahası içerisinde topla buluştu. Top biraz gerisine gelmese hemen cevap verecekti sarı lacivertli ekibin golüne.

Fenerbahçe ilk yarı 41 dakika skorda 1-0 gerideydi. Normal şartlar altında büyük bir takım evinde 1-0 geriye düştüyse rakibi baskı altına alırdı. Ama öyle olmadığını yukarıda anlattım. Sağlamasını da topla oynama oranlarıyla yapalım. İlk yarı Fenerbahçe’nin topla oynama oranı sadece %48.9’du.

Devre arası herhangi bir hamle yapmayan Erol Bulut’un ilk yarıdaki performanstan memnun olduğunu anlaşılıyor. Zaten ikinci yarıda da oyun anlamında hiçbir şey değişmedi ev sahibinde. Mesela 52’te Ademi’nin kaleci Volkan Babacan’a yaptığı ve faulle sonuçlanan pres tam da bu oyun anlayışının bir tezahürüydü.

53’te Başakşehir bir kez daha gole yaklaştı. Altay önce Deniz Türüç’ün uzaktan şutunu, ardından da Crivelli’nin ceza sahası içinden şutunu çıkardı ve takımını maçta tuttu.

60’ta ise Fenerbahçe’nin golü geldi. Bilin bakalım golün başlangıcında kimin imzası var? Caner Erkin’in sağdan ortaladığı topta Thiam ve Skrtel yükseldiler, hakem korner kararı verdi. Ve Caner’in kullandığı orta sonrası Tisserand Fenerbahçe’yi maçta ilk kez öne geçirdi.

70’ten sonra ise kırmızı kartlarla birlikte maçta heyecan kalmadı. Gerçi 11’e 9 oyunda bile Başakşehir iki üç kez topu rakip ceza sahasına kadar getirmesini bildi. Hatta o ara Mert Hakan Yandaş’ın takım arkadaşlarına serzenişi ekranlara yansıdı. Pas yaparak rakibi yormaları gerektiğini söylüyordu 26 yaşındaki futbolcu.

Bir parantez de Başakşehir’e açalım. Bu maçta idmanda sakatlanan Mert Günok’un yokluğunu hissettiler. Başakşehir savunmacıları Volkan Babacan’a güvenmedikleri için onu oyuna dahil etmemeye özen gösterdiler. Top ona geldiğinde de iyi kullanamadığını gördük. Mert forma giyiyor olsaydı Başakşehir bu presten çok daha rahat kurtulabilir ve Fenerbahçe’ye karşı rahat bir galibiyet elde edebilirdi.

Peki Fenerbahçe 4-1’lik galibiyetle gelecek adına iyi sinyaller verdi mi? Bana göre vermedi. Çünkü ligde çoğu takım Başakşehir gibi topa sahip olmak isteyerek değil tersi bir anlayışla oynuyor. Burada dar alanda etkili olmak zorundasınız. Seri paslaşmalar gerekli. Fakat bunların hiçbirini göremedik Fenerbahçe’de. Anlaşılan o ki Caner Erkin sağlıklı olduğu müddetçe onun üzerinden hücum etmeye devam edecekler.

Olumlu noktalardan bahsetmek gerekirse taktik sadakat üst düzeydeydi. Erol Bulut’un sahada görmek istediği şeyleri harfiyen yapmaya çalışan bir oyuncu grubu izledim ben. Fizik olarak iyi durumda olmaları da olumluydu. Ayrıca goller sonrası teknik heyetle yaşanılan sevinçler de takım bütünlüğü mesajını verdi.

Üzerinde daha fazla durulması gereken noktalardan biri ise duran top savunması. Fenerbahçe bu sezon duran toplar sonucu 11 gol (4’ü penaltı) yedi. Bu alanda ligin en kötü takımı konumundalar. Onlara en yakın takımlar 9’ar gollü BB Erzurumspor ve Göztepe.

Fenerbahçe 14 maçta 26 puan topladı. Haftayı üçüncü sırada geçecek. Liderle aralarında sadece bir puanlık var. Yani şampiyonluk için hiçbir şey kaybedilmiş değil. Ama şampiyonluğu konuşabilmek için Fenerbahçe’nin çok iyi bir saha içi organizasyonuna ihtiyacı var. Alanyaspor, Galatasaray, Beşiktaş, Gaziantep, Hatayspor, Karagümrük, Yeni Malatyaspor gibi takımlar sezon içerisinde zaman zaman çok iyi performanslar izlettirdiler. Fenerbahçe’de ise henüz bunu göremedik. Bu anlayışla bir ileri iki geri gitmeleri kaçınılmaz.