Fatih Terim'in hamlesi Galatasaray'ı nasıl etkileyecek?

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'in Yeni Malatyaspor maçı sonrasında yaptığı açıklamalar dikkati çekti. “Çok derin bir yalnızlık hissediyorum” sözleriyle ne anlatmak istedi, Fatih Terim'in hamleleri Galatasaray'ı nasıl etkileyecek? Ahmet Çakır, Fatih Terim'in hamlelerini yazdı.
13 Ocak 2021 16:10- Son Güncelleme - 13 Ocak 2021 16:18
Google news abonelik

Ahmet ÇAKIR

Uzatmaya hiç gerek yok, 50 yıldır bilinçli olarak izlediğim futbol dünyasında herhangi bir teknik adamın, transferi çok zor bazı oyuncuların adlarını, ‘yönetimden istedim’ diye verdiğine ilk kez tanık oldum. Bu gibi konularda ‘imzalar atılmadan birşey söyleyemem’ düsturunu bizler, başta Fatih Terim olmak üzere öteki hocalardan öğrendik. Bunun tam tersi yapılıyorsa orada sıkıntı var demektir.

Bunun ardından Malatyaspor maçı sonrasında “Çok derin bir yalnızlık hissediyorum” ve öteki sözleri geldi İmparator’un. Sözleşmesinin mayısta bittiği gibi bilinen bir durumun hatırlatılması ve verilmiş sözlerle ilgili vurgu…

Bu çok açık bir çatışma ama yönetimin dönüp de birşey söyleyecek hali yok. ‘Durumu bildiğin halde bizi taraftarın önüne atıyorsun’ nasıl desinler?

Yönetim tam anlamıyla can derdinde. Zaten bilinen koşullar nedeniyle mali açıdan perişan durumdayken, bir de Oğulcan badiresi karşısında ne yapacağını şaşırmış bir yönetime biraz insafla yaklaşılmalı. Taraftarın bir bölümü onları yetersiz görüyor ama yapılanları takdir edenler de yok değil. Özellikle Mustafa Cengiz başkanın Galatasaray hizmet için kendini helak ettiği gün gibi ortada. Bırakıp gitmeye çoktan razı ama ona da virüs izin vermiyor.

***

Elbette ki kapalı kapılar ardından olupbitenlerin bu çatışmada önemli bir yeri var. Muhabir arkadaşlarımız, takımın nasıl oynaması gerektiğiyle meşgul olduklarından sağlıklı bir haber akışı da sözkonusu olamıyor. Söylentiler, duyumlar, dedikodular ve birtakım palavralar haberin yerine geçiyor.

Şu anda bütün liglerde mücadele eden kulüpler arasında maddi açıdan en iyi durumdaki M.Başakşehir’in temel direği sayılabilecek oyuncularını satabileceğini düşünmek çok tuhaf. Üstelik, geçen sezonki şampiyonluk fiyakasının ardından şu anda yaşanan sıkıntı da ortada.

M.Başakşehir bu oyuncularını vermeye razı oluyorsa bu işi bırakacaklar demektir. Birara dillerde dolaşan ‘Katarlılara satılacak’ durumunun gerçekleşmesi için bile İrfan Can Kahveci ile Edin Visca’nın kalması gerekir. Yoksa düşme adayı haline gelmiş bir takıma kim niye talip olsun!

Elbette ki şu olabilir: Oyuncular gitmek istiyorsa onları tutmaya çalışmak daha büyük sıkıntı yaratır. Doğru zamanda satılmayan oyuncu, hem sorun olur hem de maddi açıdan büyük kayba yol açabilir. Ancak adları anılan iki oyuncunun böyle bir durumlarının olduğunu hiç sanmam. Visca neredeyse kulübün sembolü haline gelmiş bir adam, Kahveci de daha uygun zamanda parlak bir transferi rahatlıkla yapabilir.

***

Galatasaray yönünden işi ele aldığımızda, isimlerin açıklanmasıyla işin çıkmaza gireceği gün gibi ortadaydı. Bunu Fatih Terim hepimizden daha iyi bilirken niye böyle bir hamle yapmaya gerek görmüştü? Demek ki yönetimle artık ancak bu biçimde konuşulabileceğini düşünüyor İmparator. Peki, böyle bir savaş ilanından sonra birlikte çalışma nasıl sürdürülecek? İşi bu şekilde kopma noktasına getirmemek daha uygun olmaz mıydı? Bunca zamandır uygulanan ‘kol kırılır yen içinde kalır’ı artık uygulama olanağı kalmadı mı?

Biliyorum, camia değilse bile taraftar Terim’i haklı görmekten yana. Olabilir, belki onlar doğru düşünüyordur. Peki, Terim bu çatışmanın takımı iyi etkilemediğini göremeyecek biri mi? Zaten ligin daha yarısı gelmeden uğranılan 4 yenilgide onun hiç mi hatası yok? Öncesinde hepsi İstanbul’da 3 yenilgiye karşın 11. ve 14.haftalarda liderliğe yükselebilmiş bir takımın, bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmesine imkan olmadığını mı kabul edeceğiz?

Galatasaray’ın kadro yapısı, kötü oyunu ve kaybedilen puanlarda sanki Terim’in hiçbir kusuru yokmuş gibi bakılıyor. İyi olan herşeyi Terim yapıyor, yönetim ise yetersiz ve beceriksiz. Öyle mi sahiden? ’Nerede kalmıştık?’ diyerek göreve başladığından bu yana Sarı-kırmızılı takımın bütün transferleri kimin tarafından yapıldı? Bu kadroyu kim oluşturdu?

Elbette ki verdiğiniz listedeki birinci adamları alabilmek mümkün değil. İçinde bulunulan koşullarda, yönetimin, garanti gibi görünen Onyekuru’yu getirebilmesi bile büyük bir olay. Ayrıca Galatasaray’ın yarı değerinde kadroya sahip Beşiktaş’taki gelişmeleri de herkes görüyor. Yönetimin Terim’den asıl beklediği de bu. Hep parlak birtakım adamların transferi yerine, eldekilerin biraz daha yukarıya çıkarılmaları.

***

Galiba temel sıkıntı şurada: Mehmet Demirkol kardeşim Terim’in bugünkü konumunu tanımlarken, “Galatasaray’da Ali Sami Yen’den sonra 2 numaralı adam durumunda” demişti. Katılıyorum. Hocanın varlığı çok önemli. Bugüne kadar kazandırdıkları da ortada. Başka kulüpler ‘bizim niye bir Terim’imiz yok’ diye hayıflanırken siz tutup da ondan yakınamazsınız.

Ancak bütün bunların yönetim açısından yarattığı sıkıntı da ortada. Konumu, yönetimin çok üstünde bir teknik adamla çalışmanın ne kadar zor olduğunu muhtemelen Mustafa Cengiz başkan zaman zaman çevresindekilere anlatıyor. Zaman zaman gündeme gelen ‘Terim başkan olacak’ söylemlerinin bile bugünkü yönetim için ne anlama geldiğini görmek o kadar zor değil. Kaldı ki Terim’in geçmiş yönetimlerle çatışmalarında, ‘önümde ceketlerini ilikleyenler’ gibisinden söylemleri de kolay unutulmaz.

Yüzyüze görüşmelerde, ‘Hocam, sen kendi işine bak, biz de kendi işimize bakalım’ gibisinden bir söz söyleyebilecek durumda değil yönetim. Hele, ‘her yıl girdiğin bu gereksiz çatışmalarla aldığın cezalar bize çok pahalıya maloluyor. Sen takımın başında olmayınca çok açık bir sıkıntı yaşanıyor. Belki de şampiyonluğu buralarda kaybediyoruz’ gibi birşeyi hiç söyleyemez. Fakat çevresindekilerle bunu mutlaka konuşur. Bu da sorun yaratır.

Kuşkusuz ki farkediyorsunuz, arada bir denge unsuru sayılabilecek olan Abdurrahim Albayrak da “I love you hocam” mavralarını çoktan bıraktı. Terim’e yapışık gibiydi eskiden, şimdi yanyana bir fotoğraflarını çekmek bile mümkün olmuyor.

Geçmişte Terim, bu tür çatışmaların ardından bazı büyük sıçramalar gerçekleştirdi ve önemli başarılar elde etti. Ancak bunu her zaman yapmanın mümkün olmadığını, geçen sezonun ilk yarısındaki aldığı ceza nedeniyle yaşanan kayıplar ve sonrasında da salgın döneminde takımın darmadağın oluşuyla gördük. Uzun lafın kısası, Terim’in bu hamleleri Sarı-kırmızılılara pek de mutluluk getirecek gibi görünmüyor.