Fenerbahçe Beko’yu Guduric mi kurtaracak?

THY EuroLeague’de sancılı günler yaşayan Fenerbahçe Beko, çözümlerinden biri olarak eski oyuncusu Marko Guduric’i kadrosuna kattı. Peki, birçok EuroLeague maçında farklı kaybeden Fenerbahçe Beko, Marko Guduric’in gelmesi ile yeniden şahlanacak mı? Sarı Lacivertliler’in çıkışa geçmesi için neye ihtiyacı var? İşte yanıtları…
18 Aralık 2020 15:47- Son Güncelleme - 18 Aralık 2020 15:58
Google news abonelik

Bertan ERMAN – AJANSSPOR

İspanya’da alınan art arda ağır yenilgiler ile Fenerbahçe Beko’da ciddi bir sorun olduğu gözle görülüyor. Bunun fiziksel mi yoksa mental anlamda bir sorun mu olduğu düşünülüyor. Bunun cevabını vermek için sezonun başına gitmek gerekiyor.

Ben Fenerbahçe Beko’nun hazırlık maçlarını izlediğimde heyecanlanmaya başlamıştım. Obradovic döneminden daha farklı, daha heyecan verici bir Fenerbahçe Beko’nun temellerini görmüştüm. Bunun yansıması da, sezonun başlaması ile ortaya çıkmıştı. THY EuroLeague bazında düşünecek olursak, karar maçı gibi gözüken Kızılyıldız’ı 77-63 yenmesi, ardından geçen sezonun flaş takımı Anadolu Efes’i Sinan Erdem’de 80-71 mağlup etmesi, düşündüklerimin sahaya yansımış olmasıydı. Sarı Lacivertliler, ING Basketbol Süper Ligi’nde rakip ayırt etmeksizin birbirinden güzel galibiyetler alıyordu. Ama ne olduysa, bu takımın bir anda tepetaklak olması, hakem facialarının yaşandığı CSKA Moskova maçı ile oldu. Takımı mental anlamda çok yoran bir maç ve deyim yerindeyse alınan pis bir yenilgi. Telafi edilir diye düşündüm. İki gün sonra Bayern Münih maçını izlemeye gittim. Evet, benim bildiğim Fenerbahçe Beko ilk yarıda sahadaydı. Önemli bir rakibi yine farka boğacak düşüncesindeydim. Ama en büyük ilk hata burada yapıldı; rehavete kapılmak. Sonucu ağır oldu ve Bayern 20 sayı geriden gelerek Sarı Lacivertliler’i yendi. Hadi, OAKA’da maç kazanmak zordur, Pao yenilgisini de bir kenara koyalım. Akabinde Maccabi ve Khimki galibiyetleri beni yeniden umutlandırdı bu takım için. Fakat Khimki sonrası tam bir sıkıntılar serisi…

Sırasıyla Barcelona, Baskonia ve Real Madrid karşısında, İspanya’da alınan ağır yenilgiler, bir anda, “Fenerbahçe Beko’da neler oluyor?” sorusunu aklına getirtti. Ben size söyleyeyim; böyle bir durumla Fenerbahçe Beko gibi yeni bir oluşum içindeki takımın bu duruma düşmesi, doğal olarak mental anlamda önemli hasarlar verir. Kafalarda, “Biz bu işi yapamayacak mıyız?” diye düşündürür. Lakin şunu unutmamak lazım; bu süreçte Nando De Colo sakattı. De Colo olmadan neredeyse sil baştan olan bir takıma yeterli anlamda önderlik edecek bir gardın olmayışı ortada. (Hem 1 hem de 2 numara oynayabilen bir gard) Bu nedenle De Colo’nun yokluğu arandı. Bunun için Alex Perez alındı; fakat o da gelir gelmez talihsiz bir sakatlık yaşadı. Dönüşler de genelde pek kolay olmaz.

Kokoskov’un kafasında neler var?

Kokoskov’un kafasında neler var?

Evet, son zamanlarda Igor Kokoskov’u bazı noktalarda eleştirmiştim ama ona da eleştirmek de denilmez bence. Ben Kokoskov’un kafasında yapmak istediği birçok şeyin olduğunu ve kendisine çok yüklenildiğini düşünüyorum. Kokoskov'u anlamaya da çalışıyorum. Yerden yere vuranlar çok. Fakat Kokoskov’un Avrupa basketboluna yepyeni bir soluk getireceği de aşikar. Sezon başını düşünün; Kokoskov kafasındaki her şeyi oturtmuş durumdaydı. Hem TÜBAD Turnuvası hem de sezonun ilk maçları bunu gösteriyordu. Takımın en önemli parçaları sakatlanınca sekteye uğramaz mısınız? Anadolu Efes, sezon başında Shane Larkin’in yokluğunda aksamalar yaşadı. NBA’den de bir örnek verelim; Golden State’in yıldızları Curry ve Thompson sakatlandı; Batı’da hanedanlık kuran takım bir anda yerlere düştü.

Komsuoğlu'nun dedikleri sonuna kadar doğru

Geçenlerde Fenerbahçe Beko Basketbol Takımı’ndan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Sertaç Komsuoğlu güzel bir noktaya değindi; sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Bu arada bir anlamda takım özgüvenini yitirdi, sakatlıklar başladı. Leo, Melih, Ahmet, Barthel, Pierre, Nando sakatlandı. Sakatlıklar üst üste gelince de takımın oyun kurgusunda da belirli aksaklıklar yaşanmaya başladı. Bu sakatlıkların ardından ‘doktorlarda mı bir hata var, tedavi yöntemlerinde mi hata var?’ yönünde taraftarlarımızdan eleştiriler aldık.  İşin aslı öyle değil. Bu takım pandemiden dolayı 6 ay top oynamadı. Sonra tam idmanlara başlandı, Antalya’ya gidildi. Oradaki turnuvada korona olan oyuncular sebebiyle hiç maç yapmadan geri dönüldü. Geçmiş yılarda Fenerbahçe Beko sezon öncesi yurt dışında birçok maç yapardı. Bunların hiç biri oynanmadı. Sadece bu takım değil birçok takım bu nedenle sezona hazırlanamadı. Sonrasında gelen sıkışık maç temposu nedeniyle belirli oranda sakatlıklar oluşmaya başladı. Bir konuda takımımızı çok takdir ediyoruz. Takımımızı çok iyi koruduk. Şu anda EuroLeague’de koronadan dolayı oyuncu kaybetmeyen tek takımız diye biliyorum. Zor bir süreç.”

Bu açıklamalar Fenerbahçe Beko’nun neden bu duruma düştüğünü özetliyor. Sayın Komsuoğlu’nun bu sözlerine imzamı atarım. Virüs sorunu olmadı ama sakatlıklar da virüs kadar önemli; es geçmemek lazım.

Geçmişi bir kenara bırakalım. Obradovic döneminde klasik bir Avrupa basketbolu oynanıyordu. Geçen sezona kadar da işledi. Ama genelde yavaş oynayan bir takım, günümüzdeki bu dönüşümde sıkıntılar yaşamaya başladı. Bir de oyuncuların çoğunda bir doygunluk vardı. Şimdi ise NBA’e yakın, aslında aç ve hevesli oyuncular; fakat pandemi ortamında oluşumuz ve önemli maçlarda eksik kadro ile çıkılması, Fenerbahçe Beko’yu bugünkü konumuna getirdi. 

Guduric kurtarır mı?

Guduric kurtarır mı?

Fenerbahçe Beko’dan önemli bir hamle Marko Guduric. NBA’e gitmesi aslında doğru bir karar değildi. Ya da doğruydu; çünkü orada yapıp yapamayacağını gördü. Henüz ABD için hazır biri isim değildi. Lakin Avrupa’da kendini rahatlıkla gösterebilecek bir isim. Guduric, 2 numaraya konulduğunda gerek De Colo ile gerekse Ali Muhammed ile iyi anlaşıp doğru şutları bulacaktır. Kısa bir 5 ile sahaya çıkıldığında da 3 numaraya geçip bir şut tehdidi olacaktır. Guduric bu havayı solumuş bir isim. Özellikle yeni gelen isimlere buranın önemini onlara iyi bir şekilde aksettirmesi de oyunun mental kısmındaki en büyük görevi olacaktır. Taraftarların sabretmeye devam etmesi lazım. Daha kalıcı başarılar için bazen sancılı dönemler atlatılabilir. Sistemi farklı ama Boston Celtics, yaşlanmış yıldızları gönderip draft hakları alarak, Doc Rivers’ı gönderip Brad Stevens’ı takımın başına geçirerek ne kadar doğru bir iş yaptığını yeni yeni anlıyoruz. Fenerbahçe Beko için de buna benzer bir durum söz konusu. Gerek oyuncular, gerek teknik ekip, gerek idari kadro ve bilhassa taraftarlar için ihtiyaç olan iki şey var; zaman ve sabır. Yıllar sonra bu takımın meyvelerini göreceğiz.