Fenerbahçe'de gündem yaratacak açıklama! “70-80 milyon Euro kayboldu”
Editör: Orhan Gülek
Son Güncelleme /
Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Üyesi Hürer Fethi Gündüz, yabancı oyuncu kuralının sarı-lacivertli kulübe ve Türk futboluna ekonomik zarar verdiğini savundu. Gündüz, Fenerbahçe'nin kaybının 70-80 milyon Euro seviyesine ulaşabileceğini belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Son 5 Haber

Ertuğrul Doğan'dan Hüseyin Çimşir'e telefon! Yeni karar çıktı

Fenerbahçe'yi korkutan istatistik! Tarih tekerrür ederse...

Hakan Çalhanoğlu, Formula 1 pistinden gündem oldu

Filenin Sultanları'nın şampiyonluk ödülü ne kadar? İşte 2026 VNL ve Avrupa Şampiyonası ödülü

Luis Suarez'in Fenerbahçe itirafının ardından açıklama geldi: "Hakan Safi, 50 milyon euroya anlaşmıştı"
- Haberin Kaynağı:
- Ajansspor
Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Üyesi ve Fenerbahçe’nin 27 Yıllık Ulaşım Sponsoru Hürer Fethi Gündüz, yabancı kuralı ve bu kuralın sarı-lacivertlilere verdiği zarar ile ilişkin değerlendirmede bulundu.
Hürer Fethi Gündüzden Fanatik'e özel açıklama Milyonlar buhar oldu
Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Üyesi ve Gürsel Turizm Ortağı, Fenerbahçe’nin 27 Yıllık Ulaşım Sponsoru Hürer Fethi Gündüz, yabancı kuralının Sarı-Lacivertliler ile Türk futboluna zararına ilişkin bir değerlendirmede bulundu. İşte o değerlendirme:
'F.BAHÇE EN ÇARPICI ÖRNEK'
"Türk futbolunda yabancı kuralını artık yalnızca sportif açıdan değil, kulüplerin bilançolarına verdiği zarar üzerinden de tartışmak zorundayız. Fenerbahçe'nin son dönemde yaşadığı tablo bunun en çarpıcı örneği. Kulübün yalnızca bonservis yatırımları ve kaybolan oyuncu değerleri üzerinden 70-80 milyon Euro'yu bulan bir ekonomik kayıpla karşı karşıya olduğunu düşünüyorum. Üstelik buna fesih süreçlerinde oluşan maaş ve sözleşme yükleri dahil değil. Futbolda bir oyuncu yalnızca sahaya çıkan bir sporcu değildir. Aynı zamanda kulübün bilançosundaki önemli bir varlıktır. Bonservis ödediğiniz, maaşını karşıladığınız ve yatırım yaptığınız futbolcunun bir piyasa değeri vardır. Dolayısıyla federasyonların oluşturduğu düzenlemelerin kulüplerin bu varlıklarının değerini koruması gerekir."
'EKONOMİK PROBLEM VAR'

"Bugün Türkiye'de ise tam tersini yaşayabiliyoruz. Fenerbahçe örneğine bakalım. Cengiz Ünder, Sofyan Amrabat, Diego Carlos ve Anthony Musaba için toplam 45.5 milyon Euro seviyesinde bonservis ve kiralama yatırımı yapıldı. Çağlar Söyüncü ve Becao için de önemli bonservis bedelleri ödendi ve onlarla da yollar ayrıldı. Buna Anderson Talisca'yı da eklemek gerekiyor. Fenerbahçe'ye 44 gollük olağanüstü bir skor katkısı veren bir oyuncudan söz ediyoruz. Normal şartlarda böylesine üretken bir futbolcu kulübü için önemli bir ekonomik değerdir. Ancak kontenjan baskısının yarattığı şartlarda Fenerbahçe Talisca'nın sözleşmesini feshetmek ve oyuncudan herhangi bir bonservis geliri elde edemeden yollarını ayırmak durumunda kaldı. Ortada çok ciddi bir ekonomik problem var."

Luis Suarez'in Fenerbahçe itirafının ardından açıklama geldi: "Hakan Safi, 50 milyon euroya anlaşmıştı"
'PAZARLIK GÜCÜ AZALIYOR'
"Ekonominin en basit kurallarından biridir: Bir malı veya varlığı satmak istemeniz başka, satmak zorunda olduğunuzun piyasa tarafından bilinmesi başka bir şeydir. Türk kulüplerinin problemi tam olarak burada başlıyor. Avrupa'daki kulüpler sizin yabancı kontenjanınızı açmak zorunda olduğunuzu biliyor. Transfer döneminin biteceğini biliyor. Yeni futbolcu kaydedebilmek için elinizdeki oyunculardan birini çıkarmanız gerektiğini biliyor. O halde neden size gerçek piyasa değerini ödesin? Bekliyor. Transfer döneminin son günlerine yaklaştıkça pazarlık gücünüz azalıyor. Dün 10 milyon Euro değer biçtiğiniz futbolcu için önce kiralama teklifleri geliyor. Ardından bedelsiz kiralama konuşuluyor. Son aşamada ise sözleşme feshi gündeme geliyor. Ekonomi literatüründe buna benzer durumları “zorunlu satıcı iskontosu” mantığıyla açıklayabiliriz. Alıcı sizin satmak zorunda olduğunuzu biliyorsa fiyatı artık yalnızca varlığın değeri belirlemez; sizin ne kadar mecbur olduğunuz belirler."
'HERKES AYNI PROBLEMİ YAŞIYOR'
"Fenerbahçe'nin yaşadığı sürece bu perspektiften baktığımda ekonomik etkinin 70-80 milyon Euro seviyelerine ulaştığını düşünüyorum. Üstelik burada yalnızca bonservis yatırımları ve kaybolan potansiyel oyuncu değerlerinden söz ediyorum. Sözleşme fesihleri sırasında ödenen veya üstlenilen maaş yüklerini de hesaba kattığınızda gerçek maliyet daha farklı boyutlara ulaşabilir. Ama bu yalnızca Fenerbahçe'nin problemi değildir. Süper Lig'de kadrosunu yeniden yapılandırmak isteyen birçok kulüp aynı problemle karşılaşıyor. Bir taraftan sportif rekabet için güçlü kadro kurmaya çalışıyorsunuz, diğer taraftan regülasyon nedeniyle elinizdeki ekonomik değerleri yok pahasına çıkarmaya zorlanabiliyorsunuz. Bunun Türk futbol ekonomisine yıllık toplam maliyetinin ayrıca hesaplanması gerektiğine inanıyorum."
'YAPILMASI GEREKEN BUDUR'
"Elbette Türk futbolcusunun daha fazla oynamasını istiyorum. Türk futbolunun oyuncu yetiştirmesi gerektiğine de sonuna kadar inanıyorum. Ancak yerli oyuncuyu teşvik etmek ile yabancı oyuncuyu sınırlamak aynı şey değildir. Avrupa'nın önemli futbol organizasyonlarına baktığımızda bunun farklı modellerini görüyoruz. Premier League'de “home-grown” sistemi uygulanıyor. Oyuncunun pasaportundan ziyade futbol eğitimini nerede aldığı önem kazanıyor. UEFA da kulüpte ve ülkede yetişmiş futbolcular üzerinden kadro kriterleri oluşturuyor. Buradaki temel düşünce çok önemli: Yabancıyı cezalandırmak yerine oyuncu yetiştireni ödüllendirmek. Türkiye'nin de yapması gereken budur."
'YERLİ OYNATANA PARA VERİN'
"Ben olsam sistemi yasaklar üzerinden değil, ekonomik teşvik üzerinden kurarım. Altyapısından oyuncu çıkaran kulübü ödüllendiririm. Türk oyuncuya süre veren kulübe yayın havuzundan daha fazla pay veririm. Genç milli takımlara futbolcu yetiştiren kulüplere ekonomik avantaj sağlarım. Akademisinden yetiştirdiği oyuncuyu Avrupa'ya ihraç eden kulübün teşviklerini artırırım. O zaman kulüp başkanı hesap makinesini eline aldığında şunu görür: “Türk oyuncu oynatmak bana ekonomik olarak da kazandırıyor.” İşte sürdürülebilir sistem budur. Yasak koyduğunuz zaman kulüp mecbur olduğu için Türk oyuncu oynatır. Teşvik verdiğiniz zaman ise Türk oyuncu yetiştirmek kulübün ekonomik modelinin parçası haline gelir."
'FEDERASYONUN GÖREVİ BU'
"Ben meseleye bir spor ekonomisti olarak baktığımda Federasyonun temel görevlerinden birinin Türk futbolunun ekonomik pastasını büyütmek olduğunu düşünüyorum. Yayın gelirini nasıl artıracağız? Süper Lig'i yurt dışında nasıl daha değerli hale getireceğiz? Yeni sponsorluk modellerini nasıl oluşturacağız? Kulüplerin uluslararası pazarlama gelirlerini nasıl büyüteceğiz? Türk futbolcusunun ihracat değerini nasıl yükselteceğiz? Federasyonun enerjisinin önemli bölümünün bu sorulara yönelmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Avrupa'daki rakiplerimizle zaten eşit ekonomik şartlarda mücadele etmiyoruz. Yayın gelirleri farklı, ticari gelirler farklı, kur şartları farklı. Bir de kendi oluşturduğumuz düzenlemelerle kulüplerimizin transfer piyasasındaki pazarlık gücünü azaltırsak Avrupa'yla aramızdaki ekonomik mesafeyi kendi elimizle büyütmüş oluruz."
'TÜRK FUTBOLUNUN PARASI'
"Fenerbahçe bugün bunun çok çarpıcı bir örneğini yaşadı. Milyonlarca Euro yatırım yaptığınız oyuncuları bonservis geliri elde edemeden göndermek zorunda kalıyorsanız burada yalnızca transfer başarısını veya başarısızlığını konuşamayız. Sistemi de konuşmak zorundayız. Çünkü futbol ekonomisinde sürdürülebilirlik yalnızca ne kadar para kazandığınızla ilgili değildir. Sahip olduğunuz varlığın değerini ne kadar koruyabildiğinizle de ilgilidir. Türk futbolunun ihtiyacı daha fazla yasak değil. Daha fazla üretim, daha fazla altyapı yatırımı, daha yüksek yayın geliri, daha güçlü pazarlama ve doğru ekonomik teşviklerdir. Türk oyuncusunu değerli hale getirelim. Ancak bunu yaparken Türk kulüplerinin milyonlarca Euro'luk varlıklarını değersiz hale getirmeyelim. Çünkü sonunda buhar olan para Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın, Beşiktaş'ın ya da Trabzonspor'un değil; Türk futbolunun parasıdır."