AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Futbol böyledir

İlk Yayınlanma : 05 Mar 2021 - 23:07 / Son Güncelleme : 05 Mar 2021 - 23:14

Ajansspor.com yazarı Ahmet Çakır, Süper Lig'de şampiyonluk mücadelesi veren Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş maçlarını değerlendirdi. Çakır, sarı-kırmızılı takımın Mısırlı yıldızı Mostafa Mohamed'in kırmızı kartı ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Tüm detaylar haberimizde...

Futbol böyledir

Futbol böyledir

Ahmet ÇAKIR

Futbol böyledir. Aslında bu söz kendi başına hiçbir şey anlatmaz ama çoğu zaman söylenebilecek daha anlamlı bir söz de bulamazsınız.

Galatasaray'ın 8 maç üstüste birbirinden zorlu rakipleri yenip lig sonuncusuna kaybetmesi, açıklanabilir bir durum değil. Fakat aynı zamanda önceki sezonlarda ve başka ülkelerde de defalarca yaşanmış bir durum. Yani en azından bu açıdan bakılabilecek bir yenilgi.

Aradaki büyük güç farkına karşın, bir 90 dakikada her şey olabiliyor. Yüzde yüz favori olarak çıktığınız maçtan hüsranla ayrılabiliyorsunuz. Bunu futbolun güzelliği olarak görenler, zaten bu nedenle böylesine büyük ilgi görmüyor mu, diyenler de var. Yanlış değildir.

Maç sabahı arayan bir dostuma bunu söylemiştim demeyi komik bulurum. ‘Ben dememiş miydim' lafını sadece mizah amaçlı olarak kullanırım. Benzer kehanette bulunan başka insanların da bulunduğunu en azından sosyal medyadan takip ettim. Bu, sadece ‘nazar değdi' gibisinden hurafelerle filan da açıklanamaz. Futbol böyledir.

100 maç yapılsa 90'ını bizim takım kazanır, gibi bir şeydir

Galiba en iyi açıklama, istatistikte Büyük Sayılar Yasası denilen olguya dayanarak yapılabilir. Gerçi onun açıklaması biraz daha başkadır. Yani herhangi bir iş ne kadar sık yapılırsa, o kadar normaline ulaşır, gibi bir açıklamadır bu. Daha açık deyişle, bu iki takım arasında 100 maç yapılsa 90'ını bizim takım kazanır, gibi bir şeydir.

Ancak yüzde 10 da bir olasılıktır ve bazen o gerçekleşir. Aslında bu tür yenilgilerin kaçınılmazlığını gösteren pek çok durum var. Örneğin, Feldkamp gibi müthiş bir adamın yönetimindeki Galatasaray, 1992-93 sezonunda fırtına gibi esip şampiyonluğa ulaşırken 5 kez yenilmişti ve bunların 2'si Altay karşısındaydı. Cim Bom sadece deplasman sayılamayacak İzmir'de değil İstanbul'da da rakibine yenilmişti.

Galatasaray geçen sezon da aynı rakip karşısında yıkıcı bir yenilgi yaşamış ve bırakın şampiyonluğu, ilk 3'e bile giremeyişinde bunun büyük etkisi olmuştu. Bu kez durum o kadar dramatik değil. 5 maç öncesinde ‘Galatasaray bu sezon 88 puanla şampiyona olur' kehanetinde bulunulmuştu. Bu da Sarı-kırmızılı takımın kalan maçlarda 11 puan yitirme marjının olduğunu gösteriyordu. Bunun 3 puanı gitti. Cim Bom kalan maçlarda 8 puandan daha fazlasını kaybederse şampiyonluk da kaçabilir.

Fenerbahçe'nin zorlu bir virajı döndüğü, Beşiktaş'ın kayıpsız yürüdüğü dönemde bu puan kaybı Cim Bom için çok yıkıcı oldu. Maç sonundaki açıklamaları bu açıdan yorumlamak gerek. Takımın en parıltılı adamı durumuna gelen Mohamed Mustafa'nın gördüğü kırmızı kart ile verilmediği düşünülen penaltılar tartışılabilir ama bunlardan hiçbir sonuç çıkmayacağını da bilmek gerekir.

Madem size karşı tuzak hazırlandığını biliyorsunuz, o zaman bu tuzağı bozmak için ligin dibindeki rakibinizi de yenmeyi becerin! İleri sürdüğünüz mazeretlerin çok da inandırıcı olmadığını sosyal medyadan rahatlıkla görebiliyoruz. İçleri yansa da akıl çizgisinden ayrılmayan taraftarlar, “Ne oynadın, kazanmak için ne yaptın ki hakemden, federasyondan yakınıyorsun?” diyebiliyor.

İşi bu noktada da bırakmayıp Ali Sami Yen'in perişan zemininden doğabilecek sorunlardan yönetimin genel kurul sürecine girmesiyle ilgili sıkıntılara kadar pek çok etkeni dikkatle değerlendiren bir taraftar kesimi de var. Yani milyonlarca fanatiği kolaylıkla etkileyebilirsiniz ama bunları kabullenmeyenler de yok değil.

Her şeye karşın mutlu ve umutlu olmak isteyen bir taraftarsanız, duruma şöyle bakabilirsiniz. 9 maç öncesinde biri çıkıp da size bu karşılaşmalarda tam 24 puan toplayıp haftalarca lider olacaksınız deseydi, herhalde sizinle alay ettiğini düşünürdünüz. Çünkü bu 9 maçın 7'sinin kazanılmasının epeyce zor olduğu açıktı.

Tabii bizim taraftarlık anlayışımıza göre, yapılması gereken en önemli iş, takımı için kahırlanmak ve acı çekmektir. Sarı-kırmızılı takım, haftalardır taraftarından esirgediği bu imkanı Ankaragücü maçıyla vermiş oldu. Üstelik bu yenilgi doğal olarak Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarını da çok mutlu etti.

Peki bundan sonra ne olacak? Mostafa kaç maç ceza alacak? Onun yokluğunda nasıl maç kazanılacak? Yoksa bu sezon da geçen defa olduğu gibi son dönemeçte yine koronavirüs vurgunu mu yiyeceğiz, gibi konularda da endişelenme noktalarının uçları açık…

Galatasaray bu sezon 11. ve 14.haftalarda ele geçirdiği liderliği çok kolay kaybetmişti. Bu kez epeyce direndi. Sonuna kadar götürür derken de bu beklenmedik yenilgi ortaya çıktı. Şu ana kadar yaşadığı bütün öteki sıkıntıların üstesinden gelen Cim Bom bunu da aşar gibi görünüyor ama liderliği bir süre devretmek zorunda kalabilir.

Futbolumuz bir arpa boyu ilerlemiyor

Normal koşullarda büyüklerin 4'ünün de potada olduğu bir şampiyonluk yarışı harika olabilir ama bitmez-tükenmez hakem tartışmaları, TFF suçlamaları ve bir yığın komple teorisi herşeyin tadını-tuzunu kaçırıyor. Başka türlü yaşayamadığımız için de futbolumuz bir arpa boyu ilerlemiyor.