Futbolun bin bir suratı!

Bana "yaşın kaç?" diye sorup meslek dostum, yaşıtım Lucescu'nun peşinde koşan zihniyeti gündeme getirmeyen medya neyi aydınlatmaktadır acaba?
11 Mart 2016 14:04- Son Güncelleme - 11 Mart 2016 14:04
Google news abonelik

Öncelikle belirtmeliyim ki satırlarımda kimseyi hedef almadım ve sübjektif değilim.  
Sadece herkesin konuştuğu ama sözde kalan gerçekleri yazıyorum.  

Futbolumuzun kaosu hiçbir zaman bitmedi ve bitmeyecek.  Her zaman malzeme olacak bir dolu enstantane var içinde.  İçi bomboş kişiler dahi futboldan nemalanır veya gündem yaratabilir. Biz genelde üç büyüklerle futbolumuzu ölçü almış bir ülkeyiz. Hiç bir zaman bilimsel yapılar ve uygulamalar  devamlılık kazanamamıştır. Dün öyle bu gün böyle dönekliğinin en iyi uygulandığı alandır "Futbol Dünyamız"!

Bu anlamda çok kurban verse de gerçekler saklanmıştır veya üstü örtülmüştür. Beslemeler doludur futbol dünyamızda... Hani sadece bir şişkin küre olarak baktığımız TOP 'un  etrafında bir çok insanlar ve değerler harcandığı gibi, bazı batakçı ve aslında başarısız  sistemli olmayan günlük kişiler de tepelere getirilmiştir bilerek! Çünkü futbolumuzu medya ve hele şimdi daha da etkin sosyal medya yönetir ve baskı altında tutar.  Herkes oradan yönlendirilir ve herkes ona yaranmaya çalışır.  Yalancıların dünyasıdır medya, içindeki senaryo ve çıkar kovalayanlar  nedeni ile... Toplumu en iyi etkileyen güç olduğundan büyük paraların ve uzantısı avantajların otobanı olan bu alan  kirletilmektedir.  "Çamur at izi kalsın!" en büyük gücüdür medyanın! Başarıya sabır gerektiren sistemli çalışmaya, tavizsiz gerçeklere ve aslında değer olması gereken harika kişilere çok haksızlık yapılmıştır, yapılmaktadır ve bu gidişle yapılmaya da devam edecektir.  

Ama bir tehlike kapıya dayanmış ve en büyük zararı da altın yumurtlayan FUTBOL görmektedir.  Hani derler ya "Eller Aya bizler Yaya!" diye, tam da bu örnekte olduğu gibi dünya futbolda tavan yapan imkanlar yaratır ve eğitime dayalı  üreticiliği ile pazar olurken, bizler sadece tüketici olarak işporta pazarından  kazanma kolaycılığı nedeniyle futbolu batırmışızdır. Kaç oyuncun var kendi emeğinle yurt dışında!? Ve kaç yabancı  futbolcu transfer edilmiş milli geliri hala düzenlenemeyen ülkemde yağmalanan kulüp hataları sonucu !?

Galatasaray son örnek şu anda! Daha altı ay önce en başarılı olup tüm kupaları alan kulübümüz şimdi sosyal medyanın eline düşmüş ve teknik adam, futbolcu beğenmez olup   CAS kapısına düşmüştür! Ezeli rekabet burada da derbi oynuyor!

Bu ülkede bir köşeyi işgal eden ama çıkarı  için kendini akşam masalarda kabul ettirmeye çalışanlarla dirsek temasında olanların kalemleri çok can yaktı ve daha da yakacak! Bu ülkede Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe kendi evlatlarına sahip çıkmak veya güvenmek stratejisini de kötü kullanan bir bakışla yok ederken, sürekli transfer avcılığı yaparak günlük ve rutin hale dönüştürülen fanatik kitlelere hitap eder duruma düştüler.

Biraz da  yeni jenerasyonun karşısında nankörce, adeta yok kabul edilerek, saha ve eğitim başarım unutturulmaya  çalışılmış ve  futbol travması geçiren ortama acil müdahale lazımdır. Oysa bir gerçek ve canlı tarih gibi karşılarında duruyorum. Temel Futbol eğitimi, en zor kulüplerde profesyonel şampiyonluk  başarıları, okullarda spor eğiticiliği, akademik görevler, antrenör kazandırma, milli futbol yıldızları yaratma, milli takım başarım, Beşiktaş, Fenerbahçe kulüplerinde teknik direktörlük, yarım asırdan fazla gazete, dergi ve televizyonlarda sportif  yazı ve oturumlarım, sadece sahadan gelen büyük ve inanılmaz mücadelem, yurt dışı kurs ve seminerlerdeki bilgi alış verişlerim ve futbola adanan bir ömür ile Pro lisans gerçeğim hiç bir işe yaramamıştır...

Çünkü medya ve içine sızan sözde futbol menajerleri, kapalı kapılar arkasındaki pazarlıklar, bana bu kariyere karşın, çalışmama ve başarılı olmama, ülkeme hizmete engel olmamın engelleri olmuşlardır! Bu gün acı gerçek  bir çok öğrencim görevli oldukları yerlerde ve toplum karşısında adımı adeta yasaklanmış gibi yaptığım ve onlara olan emeğimi dahi konuşamayacak kadar susmaktadırlar! Bu nasıl bir futbol dünyasıdır? Hiç mi vicdanen rahatsız olmuyorsunuz beyler! Bir kişi de mi yok öyle değil böyledir diyecek?

Bu yapı ile futbolun başı hiç bir zaman beladan kurtulamaz! İleri ülkeler  çağdaş futbol başarısı gösteren yaşlı ve ya genç ayrımı yapmadan başarılı teknik adamlara inanmış ve görev verirken bana "yaşın kaç?" diye sorup meslek dostum, yaşıtım Lucescu'nun peşinde koşan zihniyeti gündeme getirmeyen medya neyi aydınlatmaktadır acaba?

Yıllarca  bilimsel ve çağdaş futbol  mücadelesi  verdiğim, ağacın gövdesi gibi olduğum bir gazete kalemimi elimden kırk yıl sonra alırken sadece orada yazmamı sıfatlandırarak gol yememiş Milli takım da dahil mazeret gösterip başardıktan sonra takımlarımı elimden alan kulüplerin gasp ettiği haklarımı bilerek susanlar veya çanak açanlar  neyi kanıtlamıştır?

Net olarak  İHANETİ! ve VEFASIZLIĞI!

İşte medya gerçeğinin en kalın çizgileri kendimden verdiğim kısa örnekle budur! Gerisi laf! Bu detayları ve benzeri sorunları bilenler sustukça hiç bir zaman ceza kapılarından ve Dünya futbolundan nasibimizi alamayız.  

Günlük ve anlık senaryolarla sadece derin  yaranın bulunduğu lokal  tedavi ile rahatsızlık geçmez.  Kesilip atılması gereken kısımlar artık çok bellidir! Kangren olmuş ayıpların artık operasyonla  atılması şarttır!

İşte bu perspektifle baktığımızda  kötü ortamda Fenerbahçe ve  Beşiktaş iyi mücadele verirken sahip çıkmalıyız.  Birbirlerine küfür edenlere izin vermeyecek  ılımlı, terbiyeli ortama ihtiyaç vardır.  Pereira teknik direktörlük  disiplininden ödün vermeden psikolojik yaklaşımla zor da olsa takımını  yönetiyor ve Avrupa'daki temsilciliğimizi iyi yapıyor.  Sahada futbol gerçeğini ortaya koymaya çalışıyor.  
Şenol Güneş ise Beşiktaş tarihine altın bir destan yazma sürecinde.  
Terim elindeki iyi kadroya doğru futbol oynatma cesareti ile bizleri sahada temsil etmeye hazırlanıyor.  

Bu çalışmaları günlük senaryolarla unutmaya mahkum  değil daha adil bir sistemle güçlendirmeye çalışmalıyız. Kendini kanıtlamak için dersine çalışmayıp kopya çeken veya iyi antrenman yapmadığı için rakibine tekme atan olmayalım.  Artık gerçekleri  gözden uzak tutmayalım.  

Transferlerde getir-götür yapan illegal kimselerin pazarından değil kendi prensiplerimizle yarattığımız seçkinci  örneklerinden konuşalım. İngiltere'de son örnek Leicester  gibi mesela!

İşte o zaman spor medyası eğitici ve sağlıklı olur.  Çünkü Futbol Zeki, Çevik ama aynı zamanda Ahlaklı bir ortama ihtiyaç duymakta!

Bilmem anlatabildim mi? Ama Arif olanlar anladı!