İyi maç, kötü hakem!

Zulimpiyat Stadı'nda 30 bin kadar taraftar yoktu. Türkiye'nin en önemli derbilerinden birinde bu kadar az seyircinin olmasına ve deplasman yasaklarının hiçbir şekilde dile getirilmeyişine anlam veremiyorum. İtiraf etmeliyim ki; bu deplasman yasakları bazen beni futboldan soğutuyor!
28 Eylül 2015 18:28- Son Güncelleme - 28 Eylül 2015 19:52
Google news abonelik
İyi maç, kötü hakem!

Zulümpiyat Stadı'nda 30 bin kadar taraftar yoktu. Türkiye'nin en önemli derbilerinden birinde bu kadar az seyircinin olmasına ve deplasman yasaklarının hiçbir şekilde dile getirilmeyişine anlam veremiyorum. İtiraf etmeliyim ki; bu deplasman yasakları bazen beni futboldan soğutuyor!

İlk yarıda Fenerbahçe, top oynayan ama skor üretemeyen bir görüntüdeydi. Beşiktaş, duran toplardan skoru 2-0'a getirerek beni gerçekten şaşırttı. Kötü oynamalarına rağmen, rakibin de ikramıyla tüm planları alt-üst ettiler. Tosic'in kendi kalesine gol atma konusunda Kjaer ile yarışı, eminim ki taraftarları zıvanadan çıkarmıştır. Maşallah, Kjaer ve Tosic, "kendi kalesine en çok gol atan oyuncu" unvanını ele geçirmek için canla, başla çalışıyor gibi...

İlk yarıda Rüzgârın oğlu Markovic'in sakatlanması Fenerbahçe adına dezavantaj oldu diyeceğim ancak ; oyuna sonradan giren Volkan Şen performansıyla beni büyüledi. Birinin şanssızlığı, bir diğerinin şansı olabiliyor. İlk yarıda ortaya koyulan futbolun kalitesi beni tatmin etmedi. Realist yaklaşmak ve doğruları söylemek boynumuzun borcu. Tabi ki; herkes kendi gördüğüne doğru der!

Pereira, kredisini tüketiyor...
Maçın ikinci yarısında Van Persie'nin oyuna girmesi Fenerbahçe'yi ofansif anlamda güçlendirdi. Nitekim geçen sezonun gol kralı Fernandao, derbide Guiza ve Emenike'yi hatırlattı. Ayrıca Pereira'nın Van Persie ile yaşadığı sıkıntı takıma zarar veriyor. Pereira, son vuruş üstadı Persie'yi ilk 11'de sahaya sürmeyerek kendi kredisini tüketiyor. Pereira'ya, "Ne elde etmek istedin, ne elde ettin?" diye sormak gerek. Pereira, Van Persie'nin turşusunu mu kuracak?

Beşiktaş adına derbinin kazanılmasında en büyük etkenlerden birinin Töre ve Gomez'den önce Şenol Güneş olduğunu söyleyebiliriz. Güneş, yıldız oyuncu "idare etme" anlamında Pereira'dan 5 kilometre önde. Büyük oyuncular, büyük maçlarda farkını ortaya koyar. O forma Cenk Tosun'un hakkı olsa da Gomez hamlesi Şenol Güneş'in ne kadar stratejik düşündüğünü gösteriyor. Vitor Pereira halen "Burada patron benim" havalarında... Portekizli adına tehlike çanları, Celtic maçı sonrası en acı şekilde çalabilir. Pereira, bu homurdanmaların farkına varmalı!

Özkahya ikinci yarıda kontrolü kaçırdı...
Hakeme ayrıca bir parantez açalım. Cüneyt Çakır dışında elle tutulur bir hakeme sahip olmayan MHK, zorunluluktan Halis Özkahya'yı bu maça atadı. Özkahya, kesinlikle iyi bir hakem değil. Sadece zorunluluktan derbide görev aldı. Kağıt üstünde profesyonel olmak çok kötü bir durum. Önce zihinlerin profesyonel olması ve eyyamdan uzaklaşması gerek. Özkahya, özellikle ikinci yarıda her şeyi eline-yüzüne bulaştırdı!

Beşiktaş'ın ilk golünde net ofsayt vardı. Atılan 3. golde de faul olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Ersan Gülüm, rakiplerine resmen dayak attı. Özkahya, Ersan'ı oyundan atmalıydı. Fenerbahçe'nin 2. golünde hiçbir sıkıntı göremiyorum. Kurallara göre topun "tamamının" çizgiyi geçmesi gerek. Özellikle ikinci yarıda Halis hoca kuralları uygulama anlamında hafıza kaybı yaşamış gibiydi. Hem Beşiktaş hem de Fenerbahçe aleyhine garip kararlar verdi! Doğrusu, bu hakemin nasıl bir not alacağını çok merak ediyorum.

Neticede Beşiktaş, büyük maç kazanmayı hatırladı. Beşiktaş'ı tebrik edelim. Futbolculardan önce maçın adamı Şenol Güneş'ti. Siyah-beyazlı camianın Şenol Güneş'e desteği çok önemli. Fenerbahçe'de ise Pereira kredisini tüketmeye devam ediyor. Celtic karşılaşmasında alacakları muhtemel bir kötü sonuç, çok sürpriz gelişmeleri gündeme getirebilir!