AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Letonya laneti!

İlk Yayınlanma : 01 Nis 2021 - 00:37 / Son Güncelleme : 01 Nis 2021 - 00:45

2022 Dünya Kupası Elemeleri G Grubu'nda ilk 2 maçında Hollanda ve Norveç'i mağlup eden A Milli Takım, Letonya ile 3-3 berabere kaldı. Milliler, Letonya'ya karşı resmi maçlarda henüz mağlup edemedi. Ahmet Çakır, Ajansspor için yazdı...

Letonya laneti!

Milli Takım tarihi bir fırsatı kullanamadı. İlk kez galibiyet sayımız, yenilginin önüne geçecekti, beceremedik. Üstelik, tek kötülük de bu değildi. 2020 Avrupa Şampiyonası elemelerinde toplam 10 maçta yediğimiz golü, Letonya gibi 5.kategori bir ekipten yeme üzüntüsü yaşadık. Hollanda ve Norveç maçlarıyla yakaladığımız rüzgar kaybolup gitti. Bir kez daha 'Türkiye budur' denilebilecek bir durum yaşadık.

2003'te Güneş, Letonya maçı sonrası görevi bırakmıştı

Bilmeyenler için söyleyeyim: Şenol Güneş'in kariyerinin en berbat kırılma noktası, 2003'teki Letonya maçı olmuştu. Olağanüstü bir kura şansıyla en zayıf rakibi çekmiş ancak orada 1-0'lık yenilgi, burada 2-2 ile 2004 Avrupa Şampiyonasının dışında kalmıştık. 2002 Dünya Kupası ve 2003 Konfederasyonlar Kupası 3'üncüsü Milli Takım, büyük bir hüsran yaşamış, Güneş de görevi bırakmak zorunda kalmıştı.

Bu kez aynı durumun yaşanmaması konusunda gerekli işler yapılmış gibiydi ama fayda etmedi. ‘Tekmeye kafa uzatmak' gibisinden Şenol Güneş'in kişiliğine pek uymayan ve modası geçmiş bir laf bile gündeme sokulmuştu. Çünkü Letonya ile başedemeyişimizin nedeni olarak yeterli sertliği göstermeyişimiz değerlendirilmişti.

Kolay goller yedik

Öyleydi ama o işin bir yanıydı. Öteki yanında onlardan çok kolay gol yememiz vardı ve bizi yakan da bu oldu. Bu düzeydeki bir takım karşısında 3 gol attıktan sonra maç kazanılır. Ancak özellikle 2-0 ve 3-1'den sonraki bölümde Milli Takım gol yemek için özel bir çaba gösterir gibiydi. Yediğimiz goller sırasında bırakın tekmeye kafa uzatmak gibisinden bir özveriyi, pozisyonların başlangıcından bitişine kadar hemen hiçbir müdahalede bulunamadık. Letonya o golleri Karadağ ve Cebelitarık'a bile atamaz ama bize atıyor…

Çok daha üst düzey rakipler karşısında varını-yoğunu ortaya koyan oyuncularımız, bu kez öyle bir özverinin gerekli olmadığını düşünür gibiydi. Bunun yanında sahada bir futbol aklı da yoktu. Sadece 3-2 sonrasında birkaç dakika orta alanda ayağımızda top tutabildik

Futboldan anlama merakındaki vatandaşların sosyal medyada hemen sallamaya başladıkları ‘havaya girdiler' gibisinden basmakalıp lafların bu maçla bir ilgisi yoktu. Çok çabuk yorulduk. Takım ilk yarıyı bile zor çıkardı. İkinci yarıda da pek ayakta duramadık. Şanslı bir penaltı dışında hücum etkinliğimiz sıfırlanmış gibiydi. Savunmada yardımlaşmayı unuttuk. Oyuncularımızın büyük bir bölümü gelişmeleri seyretti. O sırada yazıştığımız WhatsApp grubunda yediğimiz 3 golü de birkaç saniye öncesinden haber vermiştim.

Zorunlu değişiklikler, takımı etkiledi

Aslında bunun da anlaşılır bir yanı vardı. Hollanda ve Norveç maçları son derece hırpalayıcı geçmişti. Bir yandan da sessiz-sedasız geçiştirilen Covid19 vakaları yüzünden rotasyon olanağı kalmamıştı. Savunmanın göbeğinde Premier ligde oynayan iki adamımız, bilinen düzeylerinin uzağındaydı. Güneş bunları görmüyor değildi ama yapabilecek fazla bir şey de yoktu. Değişiklikler sonrasında da iyi birşey olmadı.

Böyle bir maçı oynamayanlar üzerinden değerlendirmenin bir anlamı yok ama Merih'in yokluğu sorun oldu. Öteki maçlarda canımızı yakabileceğini düşündüğümüz durum, bu karşılaşmada ortaya çıktı. Orta alanda Oğuz Çetin, Tugay Kerimoğlu, Sergen Yalçın gibi bir adamımızın bulunmayışı yüzünden oyunu tutamadık. ‘Onlar varken de ne fiyaskolar yaşadık' diyebilirsiniz, doğrudur. Neyi yapamadığımız anlaşılsın diye söylüyorum.

Maçlar, eylül ayında devam edecek

Elbette ki bu maçı kazanamadık diye yaslara bürünmenin bir anlamı yok. Sadece Letonya'yı yenmenin, Brezilya ya da İngiltere'yi geçme gibisinden bir imkansızlık noktasına çıkmış olması karşısında insan ne diyeceğini bilemiyor.

Eylülde evimizde, kazanılabilecek iki maçla devam edeceğiz. Onlarda bilançoyu artıya geçiririz. Letonya karşısında da deplasmanda 4 gollü bir galibiyet alırsak bunu unuturuz. 1-0 öne geçtiğimizde kolaylıkla 1-1 yaptılar, 2-0'dan 2-2'ye geldiler, buna şimdi bir de 3-3 eklediler. Eh, biz de bir sonraki maçta 4 atarız.

Mutlaka söylenmesi gereken bir nokta da 3 maçtaki hakem şansımızdı. Maçların başka hakemlerle oynanması durumunda çok daha üzücü durumlarla karşılaşabilirdik. Gerek pozisyonların değerlendirmesi gerekse kartlar bakımından aleyhimize hemen hiçbirşeyim yaşanmadığı başka 3 maç bulabilmek olanaksız denilecek kadar zordur.

Son söz: 2 maçta 5 puan almayı umduklarını belirten yetkililerin bulunduğu ülkenin milli takımı bundan daha iyi durumda da olamaz.