AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Oyunun perde arkası

İlk Yayınlanma : 02 Nis 2021 - 09:07 / Son Güncelleme : 02 Nis 2021 - 09:18

Kaan Polat Cüreklibatır Ajansspor için yazdı: "Oyunun perde arkası" Detaylar haberimizde...

Oyunun perde arkası

Hep şunu görüyorum. Bizim oyuncularımız da  yetenekler tek tek ortaya çıkıyor. Fakat takım oyununda yetenekler ya bir heyecan içerisinde ortaya çıkıyor veya anlık parlamalar halinde ortaya çıkıyor. Ama hiçbir zaman bir 'sistem' halinde olmuyor. Bunun bir nedeni olmalı ve ben eleştiriyi tam buradan yapıyorum. Milli Takımımızın bir oyun 'sistem'i yok. Şu oyuncu girseydi, bu oyuncu çıksaydı şekilciliği hep ön plana çıkıyor. Bu da oyunumuzun asıl kökenindeki aksamaları görmemizi engelliyor. Aksayan şey futbolcularımızda ya da yeteneklerinde de değil, çünkü Letonya maçında ilk on birin dokuzu, Avrupa'da top koşturan ve hayli başarılı olan futbolcular. Avrupa'yla rekabet edecek yeteneklerimiz var.

Peki sorun nerede! Sorun futbolcularımızın yetiştiriliş ve takım haline getirilmeleri tarzından kaynaklanıyor. Futbolu daha kolay oynama imkanı verecek 'Ortak bir ekip' oyunu geliştiremiyoruz. Rahat giden bir maçın sonunu da istediğimiz gibi sonuçlandıramıyoruz. İşte bütün marifet burada. Futbolu takım halinde bir 'disiplin' ve 'düzen' içerisinde oynayabilmek. Son derece disiplinli bir 'ekip çalışması' gerekiyor. Bizde bu disiplin, düzen ve ekip çalışması eksik. Bu gerçeği görmüyor, şekilciliğe sarılıyor, üstesinden gelemeyeceğimiz daha derin bunalımlara yol açıyoruz.

Şimdi bakın!

Maç sonu Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş ne demiş,

''Kazanacağımız maçı koruyamadık. 3-1'den 3-3 bizim için hayal kırıklığı. Her geçen dakika oyundan düştük. Sakatlık oldu, yorulanlar oldu. Yavaş oynadık, baskılarımız yeterli değildi. Daha önce yaptığımız doğru işler, bu maçta yoktu. Fiziksel yeterlilik yoktu.''

Şenol Hoca'nın cevabı müphem.
Hollanda ardından Norveç galibiyetleriyle başladığımız turnuvanın ilk iki maçında hızlı oyun, yeterli baskı, fiziksel zindelik var mıydı? Var idiyse niye Letonya maçında yoktu? Daha önce yaptığımız doğru işleri niye Letonya maçında yapamadık?

Beş ay önce UEFA Ulusal Lig' inde, sonuncu bitirdiğimiz turnuvada, nispeten daha kolay denilen takımlara yenildik. Beş ay sonra Avrupa Şampiyonası'nın en zor takımlarını yenme başarısını gösterdik.  Yoksa bu maçlarda her vurduğumuz top gol mü olmuştu!
Benim gibi birçok futbolsever bu duygulara kapılmıştır mutlaka.

Görme problemi var

Futbolumuzda bir de 'görüş problemi' var. Ya da 'görmek.' diyelim.
Gerçekçilikle 'görmek' arasındaki ilişki...
Gerçekçiliğin en düz tanımlamasında gerçeği yansıtmak var. İşte bizim futbolumuz da bu, böylece vardır. Gerçeği vermek için, onu önce görmeliyiz.
Futbolumuzda antrenörlerin çoğu maç sonu açıklamaları oyunu kabaca, şöyle üstünden, gözüne çarptığı gibi yorumluyor.Hele oyun içinde hiç beklemediği bir durumla karşılaşmışsa ya da yenilmişse ne yapsın, gerçekçilik katına çıkabilmek için gördüklerini çarpıtıyor, ya da mazeretler üretiyor.
Tutum böyle olunca; düz, yavan bir gerçekçiliğin kısır döngüsüne düşüyoruz.
Evet, görüş problemi. Oynanan futbol kaç türlü görülebilir? Bir kere, Letonya maçından söz açalım, rakip topu bize bıraktı,onlar ani çıkışlarla gol aradı. Duran top ve boy avantajlarını kullandılar, son derece 'disiplinli' ve bir 'düzen' içerisinde 'takım oyunu' oynayıp, karşılığında üç gol attılar. Biz de yakın paslarla ileriye çıkmaya çalıştık. Golleri de bulduk. İkinci yarı yorulan oyuncularımızı değiştirme hamleleri yaptık. Ama iki farklı üstünlüğü koruyacak bir strateji geliştiremedik. Oyunun son dakikalarını, korku dolu gözlerle izlemek zorunda kaldık. Kalecimiz rakip oyuncunun şutunu kurtarmasaydı, maçtan yenik ayrılabilirdik.

Sonuç:
Antrenörler daha geniş bir perspektiften, durumlara bakabilmeli. Değişen koşulların neden ve sonuçlarını belli bir mantık, belirli bir yöntem sınırları içinde gözleyip stratejiler geliştirebilmeli. Senteze varabilmelidir. Senteze varmak gerçeği görmekle olur. Akıl ve yöntemle olur. Yoksa kendini gerçeği görüyor sanır, sonra yalancı bir gerçekçiliğe kapılmak zorunda kalırsın.