• Diğerleri

Portekiz futbolu ona çok şey borçlu! İşte Mourinho, Pereira gibi isimlerin fikir babası...

31 Mayıs 2017 19:03- Son Güncelleme - 31 Mayıs 2017 19:03
Google news abonelik
Portekiz futbolu ona çok şey borçlu! İşte Mourinho, Pereira gibi isimlerin fikir babası...

Bu sezon Avrupa'nın önemli liglerine Portekizli ve İtalyan teknik adamlar damga vurdu. İtalyanlar'dan Antonio Conte Chelsea'yi, Carlo Ancelotti Bayern Münih'i, Massimiliano Allegri Juventus'u, Massimo Carrera da Spartak Moskova'yı şampiyon yaparken Portekizliler'den Rui Vitoria Benfica'yı, Leonardo Jardim Monaco'yu, Paulo Fonseca da Shakhtar Donetsk'i liglerinde mutlu sona ulaştırdılar. Peki bu İtalyanlar ve Portekizliler'in olayı nedir? Neden bu kadar başarılılar, bunların hepsi tesadüf mü?

Elbette değil. Bir plan program çerçevesinde bu başarıları elde ediyorlar ve görünen o ki etmeye de devam edecekler. Bu yazıda Portekizli teknik adamların başarısının arka planında yer alan Vitor Frade'yi ve onun futbol dünyasına kazandırdığı "Taktiksel Periyodikleştirme (TP)" sistemini ele alacağım.

Vitor Frade 73 yaşında eski bir öğretim üyesi. 30 yılı aşkın bir süre Porto Üniversitesi'nde hocalık yapan Frade'nin hiçbir teknik direktörlük deneyimi bulunmuyor. Ama buna rağmen kendisi bugün futbol dünyasındaki hemen hemen her Portekizli teknik adamın ilham kaynağı. Nedeni ise 80'li yıllarda geliştirdiği "Taktiksel Periyodikleştirme" isimli idman sistemi.

Ülkemizde her sezon öncesi kampı sıklıkla şu haberlerle karşılaşırız: "Sabah idmanında bütün takım ormanda koşuya çıktı. İlk iki hafta henüz toplu idmanlara geçilmedi, takıma fizik kondisyon yüklemesi yapılıyor." İşte Frade'nin felsefesinde böyle bir şeye yer yok. Ona göre futbol bir bütün olarak ele alınmalı.

Frade özetle diyor ki futbolda fizik, taktik, teknik ve mentali ayrı ayrı ele alamazsınız. Yani Portekizli teknik adamların sezon öncesi kampları genelin aksine topsuz değil toplu başlar. Fiziksel hazırlığı taktik hazırlıktan ayırmazlar. Fiziksel egzersizler yapılırken bunun oyuna nasıl yansıtalacağı düşünülür. Mesela idman öncesi ve sonrası düz koşulara yer yoktur bu sistemde. "Maçın hangi bölümünde böyle koşular yapıyorsun ki?" derler.

Elbette birçok kişinin aklına gelen ilk soru, "Peki bu takıma nasıl kondisyon yüklenecek?" oluyor. Ona buldukları çözüm ise şu şekilde: Dayanıklılık ve kondisyon çalışmak istediğinizde sahayı genişletir ve süreyi uzatırsınız, yok eğer kas gücünü artırmak istiyorsanız bu sefer sahayı daraltır ve kısa zamanlı bol tekrarlı egzersizler yaparsınız, topla.

Bu sistemde teknik direktör önemli bir yere sahip. Daha sezon öncesi kamp başlamadan bir oyun modeli oluşturulmalı ki idmanlar bu model üzerinden şekilledirilsin. Hoca bu modeli belirlerken kendi düşüncelerini, kulübün yapısal organizasyonunu, oyunun anlarını, kulüp ve ülkenin futbol kültürünü, kulübün hedeflerini, oyuncuların yeterliliğini ele alır. Bu modele göre bir ana prensip oluşturulur ve onu detaylandıracak alt prensipler belirlenir. Mesela 4-2-3-1 oynamaya karar verdin, ana prensibin defans hattını geride kurup rakibi hızlı ataklarla zor duruma düşürmek olsun. Alt prensipler ise savunma pozisyonununda dört defansla iki orta saha arası birbirine yakın olacak, top kanatlara yakın olduğunda baskı yapılacak, dörtten az pasla sonuca gidilecek. Bu alt prensipleri daha da detaylandıracak başka alt prensipler de oluşturulur ve idmanlar buna göre yapılır.

Her şey maçta yaşanabilecek senaryolarla ilgili. Mesela Barcelona'yla özdeşlemiş bir rondo egzerzisi vardır. Çember oluşturan futbolcular seri paslarla topu ortadaki iki oyuncuya kaptırmamaya çalışır. TP'de böyle bir egzersize yer yoktur çünkü maçın herhangi bir bölümünde böyle bir senaryonun yaşanması beklenmez.

İdmanlar sert geçer. Frade ilk başta geçerli bir senaryo olmaması gerektiğini söylüyor. Bir problem verilir ve oyuncuların bunu kendi başlarına çözmeleri istenir. "Önemli olan süreçtir. Cevapları kendileri bulmak zorundalar" diyor Frade.

TP'de haftalık idman programları önemli bir yer teşkil ediyor. Morfocycle adını verdikleri haftalık programlarda, oynanan ve sıradaki maça göre her gün farklı bir nokta çalışılıyor. Mesela pazar maç yapılmış olsun. Pazartesiye izin, salı top kendilerindeyken ne yapılacağı, çarşamba top rakipteyken ne yapılacağı, perşembe rakibin güçlü yanları vs. Egzersizler haftadan haftaya rakipten rakibe göre değişebilir. Ama her zaman takımın oyun modelini güçlendirici nitelikte olmalı. Frade herhangi bir rakibi alt etmek için takımın kimliğinden ödün verilmemesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor: "Bukalemun renk değiştirir ama onun bukalemun olduğunu asla unutma."

Frade'ye göre maçlar 4 ana bölümden oluşuyor. Bunlar hücum, hücumdan savunmaya geçiş, savunma ve savunmadan hücuma geçiş. İdmanlarda bunlar üzerinde durulur ve prensipler ve alt prensipler bunlara göre oluşturulur.

Odası ziyaretçi akınına uğruyor!
Emekli olmasına rağmen hala üniversitedeki odasını aktif olarak kullanan Frade burada kendisine danışmak, tavsiyesini almak için gelenleri kabul ediyor. Ünü Portekiz sınırlarının çok ötesinde. Avustralya, Brezilya, İngiltere, İskandinavya başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından misafirleri var. Çalışmalarını merak edenler bir e-mail grubu oluşturmuş. Burada Jose Mourinho dahil 542 kişi olduğunu söylüyor.

Dedik ya Portekizli teknik adamlar son dönemde dünya futboluna damga vuruyor diye. İşte Frade'nin felsefesinden yararlanan isimler; Jose Mourinho, Jorge Jesus, Andre Villas Boas, Vitor Pereira, Carlos Carvalhal, Leonardo Jardim, Marco Silva ve bir Kuzey İrlandalı olmasına rağmen şimdilerde Celtic'i çalıştıran Brendan Rodgers.

Eski öğrencisi Vitor Pereira hakkında ilginç sözler: "Barcelona'ya zaafı vardı"
Frade verdiği bir röportajında en özel öğrencilerinden birinin 1860 Münih'le 3. lige düşme üzüntüsü yaşayan Vitor Pereira olduğunu söylüyor. Onun için "kendini adamış, çalışkan, her zaman ne yapacağını bilen, hiç ders kaçırmayan biri" ifadelerini kullanan Frade, "Pereira'nın Barcelona kültürüne zaafı vardı. Tezi oldukça iyiydi. Futbolla ilgili her şeyi öğrenmek istiyordu. Bana, "Hoca buraya teknik direktör olmak için geldim" diyordu. Cruyff ve Barcelona ile ilgili çok tez yazan öğrenci gördüm ama onun kadar detaylı yazanını görmedim. Barcelona'ya idmanları izlemeye gittiğini ve evinin kasetlerle dolu olduğunu biliyorum" diyor.

Futbolu erken yaşta bırakan Pereira, Frade ile üniversitede tanışmış. 27 yaşında Gondomar'da yardımcı antrenörlük deneyimi yaşarken daha sonra Frade onu Porto U15'in başına getirmiş. O dönem altyapıda olan çocuklardan birinin ifadesi şöyle: "14 yaşındaydık ve neredeyse bütün taktiksel varyasyonları çalışıyorduk; defansif ve ofansif pozisyonlar, alan savunması, her şey... Birbirimize bakıp onun burada ne işi var diyorduk. Bu yaş kategorisi için fazla olduğu belliydi."

Frade hiçbir zaman teknik direktörlük yapmasa da Porto'da zaman zaman yardımcı antrenörlük yaptı. 1998'de Fernando Santos, 2003'te Jose Mourinho'nun yardımcılığını yapan Frade, Porto'ya da danışman olarak hizmet vermeye devam etti.

Sonuç
Kabaca, idmanları adeta maçların bir öngösterimi olarak düşünen ve oyuncuların maçlarda karşılaşacakları pozisyonları idmanlarda çalışarak onları maçlara daha hazır hale getirmeyi (fizik, teknik, taktik ve mental açıdan) hedefleyen bu sistem dünyada git gide popüler hale gelmeye başladı. Bu sezon Lens'i Ligue 1'e çıkarmaya oldukça yaklaşan Alain Casanova, İngiltere Rugby Milli Takımı'nı çalıştıran Eddie Jones, Frade'nin öğretisinden yararlanan ve Portekizli olmayan isimlerden birkaçı.

Tabii ki başarıya giden tek bir yol yok. Önemli olan bir yolunun olması ve onu kararlılıkla uygulaman. İtalyanların, efsanevi teknik direktörler yetiştirdiği "Scuola Allenatore"si var mesela. Arrigo Sacchi'ler, Trapattoni'ler, Conte'ler, hepsi orada yetişmiş. Almanlar hep yakaladıkları iyi jenerasyon futbolcularla ön plana çıksa da onları yetiştiren antrenörler de yavaş yavaş üst seviyede çalışmaya başlıyorlar.

Bu yazıyı da cevabını bildiğimiz bir soruyla bitirelim. Bizim nasıl bir sistemimiz var?

 

 

Dünya Rugby Şampiyonası | Yeni Zelanda vs Galler