AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Sadettin Saran: Ali Koç'un Fenerbahçe'ye şampiyonluk borcu var

Ajansspor Editör
Ramazan Dengiz
İlk Yayınlanma : 29 Tem 2021 - 19:09 / Son Güncelleme : 30 Tem 2021 - 18:48

Saran Group Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran Play Spor'da Okay Karacan'ın sorularını yanıtladı. Saran Fenerbahçe dahil çarpıcı açıklamalar yaptı.

Sadettin Saran: Ali Koç'un Fenerbahçe'ye şampiyonluk borcu var

AJANSSPOR - HABER

 

Saran Group Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran, YouTube'da yayın yapan Play Spor kanalına konuk oldu. 'Sadettin Saran ile Tele Spor' başlıklı programda Okay Karacan'ın sorularını yanıtlayan Saran, spor yayıncılığı ve S Sport kanalı, yeni medya trendleri ve Fenerbahçe gündemine ilişkin özel açıklamalarda bulundu. İşte, Sadettin Saran'ın açıklamalarından önemli kesitler:

'Akıtmadığın ter, gözyaşı olarak geri döner'

Karacan'ın sınav dönemindeki gençlere değinerek,üniversitelerin 1. sınıfındaki öğrencilerin nasıl ideal bir 'CEO' olabileceğini sorması üzerine Saran, "Bu işlerin kolay olduğunu düşünüyorlar. Ama hep söylediğim bir şey var: Merdivenleri çıkarken akıtmadığın ter, sana gözyaşı olarak geri döner" dedi.

'Spor olmasaydı, Amerika'ya gidemezdim'

Hayat öyküsünün gelişiminde annesinin vizyonunun çok önemli yer tuttuğunu kaydeden Saran, spora olan tutkusunun da yazgısında belirleyici olduğuna dikkat çekti:

"Tereddütlerim vardı tabii. Ama benim kaybedecek çok şeyim de yoktu. Amerika’da üniversiteden döndüm. O dönemde iyi bir işim vardı. Makine mühendisliği okudum. Spor bursuyla gittim. Spor olmasaydı Amerika’ya gidemezdim. Biz dört erkek büyüdük. Annem sağ olsun, vizyoner bir kadın. Bizimle baş etmesi de kolay değildi. Spora teşvik etti bizi. Benim ve kardeşlerimin sporda yeteneği var. Onların sanatta da yetenekleri var ancak benim sadece sporda..."

'Kanal kurmak yasaktı'

Yüzme ve güreş sporlarıyla ilgilendiğini anlatan Saran, "Amerika’ya aslında futbol bursuyla gidiyordum. Daha sonra cankurtaranlık işi sayesinde yüzme bursuyla gittim. Amerika’da mühendislik okudum, orada güzel bir işim de vardı. Ama bir gün Türkiye’ye dönme kararı aldım. Sonra 'Hata mı yaptım acaba' diye düşündüm. Çünkü Türkiye 80’lerin sonu ve 90’ların başında ekonomik bir darboğazdan geçiyordu. Bense kendi işimi yapmak istiyordum. O dönemde çok fazla televizyon izliyordum. Amerika’da bir sürü kanal vardı. Türkiye’deyse bir tek TRT vardı. Türkiye’ye gelip birkaç kişiye danıştım. Onlar bana 'Türkiye’de özel kanal kurmak yasalara aykırı” dedi. Ben de içerik işine girdim. 

'Yeri geldi banklarda, parklarda yattım'

Önce sermaye topladığını kaydeden Saran, "İçerik işlerden anlayan biriyle konuştum. 3 bin 500 dolar masraf çıkarttım. Londra’ya gidip arkadaşlarımda kaldım. Yeri geldi banklarda, parklarda yattım. O zamanlar 23-24 yaşına gelmiştim. Kimse bana iş vermedi. Bakıyorlar genç bir adam.Sonra, ESPN bana şans verdi. Bugün orada da her gün anlatıyorlar; 'Şans verdiğimiz' adam diye. ESPN’in sahibiyle ilk görüşmemde, 'Türkiye’den geldim' dedim. Bana, Türkiye nerede' dedi. Orada bir küre vardı. Küreden Türkiye’yi gösterdim. Bana üç aylık deneme fırsatı tanıdı. O üç ay, oldu altı ay! Ama sonunda başardım. 1989’dan 2021’e kadar; tam 32 senedir ESPN’le çalışıyoruz.

'Biz kimseye yük olmadan yetiştik' 

Hayat felsefesinin kendi ayakları üzerinde yükselmeye yanadığını kaydeden Sadettin Saran, "İranlı düşünür Ali Şeriati’nin bir lafı vardır. Çok beğeniyorum. Şöyle: 'Küçükken anneme, ‘Anne yardım et de şu ağaca çıkayım’ dedim. Annem de ‘Oğlum başkasının yardımıyla çıkılan yerden düşersin'. Annem de bizi böyle yetiştirdi. İyi ki de öyle yetiştirmiş. Biz kimseye yük olmadan yetiştik.

 

'İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybederim'

Başlangıçta kendilerinin spor müdürlerinin kapısında beklediğini anlatan Saran, "Ancak doğru içerikler almaya başlayınca oradaki adamlar da bizi tercih etmeye başladı. Şimdi bütün o stüdyolarla biz çalışıyoruz. Spor müdürlerinin kapılarında beklerken, bir anda kanalların sahipleri bize gelip gitmeye başladı. Biz hep uzun vadeli düşündük. Gençler için de bunu diyorum: Yeri gelince zarar edeceksin, yeri gelince başka şeyler olacak ama insanların güvenini kaybetmeyeceksin. Alman sanayici ve mucit mühendis Robert Bosch, 'İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim' der. Ben de hep bunu önemsedim."

'Hep ben kazanayım dersen iş kısa sürer' 

Okay Karacan, programda Saran Group'un yıllardır Premier Lig'e yaptığı yatırımı da gündeme getirdi. Saran ise, dünden bugüne gelinen noktayı özetledi: "İngiltere Premier Ligi biz ilk aldığımızda bedeli 50 bin dolardı, şimdilerdeyse 50 milyon dolara geldi! Satamadığımız dönemlerde bile parasını ödedik. 'Sadece ben kazanayım' dediğin zaman, çok kısa süreli olur. Karşı taraf da kazanırsa uzun sürer." 

'Şifreli kaçınılmaz, bu iş sportainment oldu'

Saran, yayınların şifreli olmasına dair Karacan'ın yönelttiği soruya verdiği cevaptaysa bunun kaçınılmaz olduğunu vurguladı: "Artık dünyanın geldiği noktada bu içeriklerin maliyetini açık kanallar karşılayamıyor. Bu uzun bir süre böyle devam edecek. Amerikalılar ne yaptı? 'Sportainment' diye bir şey oluşturdular. Dünyanın en büyük sektörlerinden birisi.NBA şova döndü. Sportainment, araba sektöründen daha büyük bir sektör haline geldi. Tüm sporlara ilgi gösterilince, Super Bowl’dakine benzer şovlar yapılmaya başlandı." 

'S Sport'u bugün 21 milyon insan izliyor'

S Sport Plus ve S Sport kanallarının başarısına da değinen Saran Group Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran, "Bizim S Sport Plus diye bir aplikasyonumuz var. Aynı anda 4 tane canlı yayın hizmeti veriliyor. Mesela bu app'te pandeminin de etkisi oldu, beıN’le yaşadığımız sorunların da etkisi oldu. Pandemide yüzde 400 büyüdü orası. Önemli olan bunları takip edebilmek. Biz şimdi hâlâ televizyon işinde kalsaydık, batmıştık. O yüzden gençlere şunu söylüyorum: 'En güçlü olan değil, adapte olan yaşıyor'. Bizim kanalımız S Sport’u bugün 21 milyon insan izliyor" dedi. 

'NCAA maçlarını anlattım'

Saran, iş hayatına başlarken yaptığı ilginç bir işi de ilk kez Play Spor'a açıkladı. Saran, ilk yıllarda sahip olduğu spor içeriklerinin satılması için spikerlik yaptığını da söyledi. Saran, 'Spor müdürlerine gidip gelirken 'İnşallah bir gün ben de kanal sahibi olurum' dediğimi hatırlıyorum. Çok uzak bir hayal olarak gözüküyordu o zaman. Bir gün basketbol maçı satarken rahmetli Kenan Onuk bana 'Sen anlatırsan olur' demişti. 'Abi ben anlamam, nasıl anlatayım' dedim. Gidip diksiyon dersleri aldım ve hafta sonları ATV’de NCAA maçları anlattım. Değişik espriler yapıyordum içeriklerimin satılması için" dedi.

'Bu sene İtalyan Serie A'ya yatırım yaptık'

Saran, Alman ligi Bundesliga'da Bayern Münih'in kurduğu hegemonyadan ötürü, yeniden yükselişe geçen Serie A'yı tercih ettiklerini söyledi. Saran, "İçerik işinin farklı bir DNA’sı var. 'Ben gidip alıyorum' demekle olmuyor. İlişki yönetimi var, bu işi bilmek var, UEFA’sı var. 'Ben geldim kanal kurdum, petrol sattım, çok büyük paralarım var. Bana İngiltere Premier Ligi’ni sat' demekle olmuyor. O markayı da düşünecek, yayıncısını da. Birkaç sene önce bir şey satıldı büyük bir rakama. Bugün ihaleye giren yok, sırf pandemi sebebiyle. Niye yok o zaman? Demek ki markaya yeteri kadar yatırım yapılmadı. Kısa vadede düşünüp kazandın ne oldu şimdi? Alıcı yok! Ömür boyu İngiltere Premier Ligi bizde kalacak diye bir şey de yok. Almanya Bundesliga için bir karar verdik. 'Her sene Bayern Münih şampiyon oluyor' dedik. Bu sene İtalya’ya yatırım yaptık. Türkiye’de izlenen içeriklerin çoğu bizde" diye konuştu.

'İki spor kanalına ortak olduk' 

Saran, yeni bir işbirliğini de ilk kez yine Play Spor'a açıkladı: "Ülke ismi şimdilik vermeyeyim çünkü onlar daha açıklamadılar. Biz, Avrupa’nın göbeğinde iki büyük spor kanalına ortak olduk. Keşke ülke ismi verebilsem ancak önce onlar basın toplantısı yapacak. İki ülkenin spor kanalıyla ortak olduk." 

'1 milyar izleyiciye ulaştık' 

Saran Group’un toplamda 1 milyara yakın izleyiciye ulaştığını belirten vurgulayan Saran, "Uzakdoğu’da da yayın aldık. 67 ülkeyle iş yapıyoruz. 1 milyara yakın izleyicimiz var. Çekim işlerini büyüttük. Arkadaşlar kaliteli çekim yapıyor. Asya Şampiyonlar Ligi’nde de çekim yapıyoruz. Bir de biz insanlarımıza yatırım yapıyoruz. Orada çok kaliteli bir ekibimiz var. Dünyanın her yerinde çekim yapıyorlar" dedi. 

'Yayıncıyla biz de aynı sorunları yaşadık' 

Okay Karacan, yayıncı kuruluşla yaşanan krizi de gündeme getirip, neler olduğunu sordu. Saran, bu konuda şunları söyledi: "Biz yayıncı kuruluşla ters düştük. Ben ilerideki zamanlarda bu konuya gireceğim ama şöyle söyleyeyim madem sordunuz, TFF’yle yaşanan sorunları biliyorsunuz. Ona benzer sorunlar, bizimle yaşananlar. Ama biz bu konuyu açacağız. Türk insanının istismara uğradığı konusunda benim düşüncelerim var. Yoksa biz istemez miyiz, yayıncıyız biz. İçeriklerimizin daha fazla yerlerde yayınlanmasını isteriz."

'Devletten sonra en çok spor salonunu biz yaptık' 

Annesinin, kendisine "Topluma nasıl geri vereceksin?" diye sorması üzerine, baba toprağı Kırıkkale'de bir okul açtığını anlatan Saran, "Başarıda ailenin payı muhakkak var. Benim kardeşlerimin hepsi benden daha başarılı. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Bir abi olarak. Bir tanemiz hariç, hepimiz Saran Holding’teyiz. Burada olmayan da Türk Hava Yolları’nda. Biraz önce annemin etkisinden bahsediyordum. Annem iyiliğe yatırım konusunda hepimizi çok ufak yaşta; hiç paramız yokken bile etkiledi. Ben para kazanmaya başladığımda 'Oğlum ne yapmayı düşünüyorsun, topluma nasıl geri vereceksin' diye sorup, yönlendirmişti. Ben de Kırıkkale’ye gittim. Baba toprağında il müdürünü buldum. 'Bir okul yaptırmak istiyorum' dedim. Önce inanamadı! 28-29 yaşındaydım. Sonra öğrendim ki, bunu siyaset karşılığında yapacağımı düşünmüşler. Biz bugün Türkiye’de devletten sonra en çok spor salonu yapan kuruluşuz. 21 salon yaptık. 22'ncisi Çanakkale'de olacak" dedi. 

'Tek şart: Sarı lacivert ve Atatürk'

 

Sadettin Saran, spor salonu yaptırırken hiçbir şey istemediklerini ama tek bir şartları olduğunun altını çizdi: "Spor salonlarını yapıp devlete bağışlıyoruz. Tek şartımız var, renkleri 'Sarı-lacivert' olacak diyoruz. Atatürk ismini veriyoruz. Tabii hep Atatürk ismini vermiyoruz. Emine Bulut ve Ömer Halis Demir’in adlarını da verdik. 22. spor salonunun adına da Atatürk’ün adını vereceğiz."  

'Futbolumuzda çok büyük kriz var'

Okay Karacan, Türk futbolunun durumunu da dile getirip, Saran'ın düşüncelerini sordu: "Büyük sıkıntı var. Hissedilmeyecek gibi değil. Bütün kulüplerin sorunu aşağı yukarı aynı. Bugüne kadar, istisnalar var ama çok kötü yönetildiler. Kulüpler yasası da bir türlü çıkmadı. Bir türlü hesap sorulamadı. Bizde böyle bir şey olmadı. Bence yasanın ivedilikle çıkması gerekiyor. Birinci sorumluluk kötü yönetim. İkincisi taraftar baskısı. Yöneticiler eziliyorlar, büzülüyorlar ve bunun sonucunda da popülist davranıyorlar. Ama gelinen noktada artık böyle davranılmayacağı da çok net ortada. Birilerinin çıkıp, 'Şampiyonluk beklemeyin biz bu borcu toparlayacağız' demesi lazım. Bir de bu sene yayıncı krizi işin tuzu biberi oldu. Ve elbet bir de pandemi var. Büyük bir kriz…"  

'Fenerbahçe'nin şampiyon olmaması için hiçbir neden yok' 

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'a ikinci döneminde başarılı olmasını dileyen Sadettin Saran, "Bir santrforla Fenerbahçe şampiyonluğun en güçlü adayı olur. Geçen sene de öyleydi ama birtakım hatalar yapıldı. Bu sene şampiyon olmamamız için hiçbir neden yok. Ali Koç’un Fenerbahçe’ye şampiyonluk borcu var. Bir başkan minimum 2, maksimum 3 dönem başkanlık yapabilir. Dolayısıyla inşallah bu dönemde başarılı olur" dedi.

 

'Pereira için müthiş bir ikinci şans'

 

Saran ayrıca, teknik direktör Vitor Pereira için de çarpıcı bir yorum yaptı: "Benim bildiğim kadarıyla Fenerbahçe’de şampiyon olmadan gidip geri gelen teknik direktör yok. Bu ona verilmiş müthiş bir şans. Üçüncü şans bir daha da eline geçmez. Dolayısıyla bunu inşallah iyi kullanır."  

'Fenerbahçe Başkanlığı hayalim ama...' 

Yayının son bölümünde Okay Karacan'ın Fenerbahçe başkanlığı konusunda ne düşündüğünü de sormasına üzerine Sadettin Saran, şu cevabı verdi: "Bana bunu bir gün canlı yayında sordular. Ben de 'Düşünüyorum' dedim. O zaman 'abi' dediğim bir kişi de 'İnsan başkan olacağını söyler mi?' dedi. 'Niye abi, hayalim bu' dedim. Ben hiçbir zaman saklamadım. Borussia Dortmund gibi tecrübeler bana çok şey kattı. Yöneticiliğimde de 'İnşallah buraya bir şey veririm' diye geldim. Faydam olsun istedim. Başkan olacaksam, -ki bugün Türkiye’den her 10 kişiden 6’sı zaten başkan!-, önemli olan iyi başkan olabilmek. Önemli olan fark yaratabilmek. Olursa olur, olmazsa da dünyanın sonu değil."