Ajansspor

Spor yazarları A Milli Takım'ın Avustralya yenilgisini değerlendirdi: "Bu kadar hazırlık bunun için miydi!"

Editör: Özgür Koç

Son Güncelleme /

Spor yazarları A Milli Futbol Takımı'nın 2026 Dünya Kupası'ndaki ilk sınavında Avustralya'ya 2-0 yenildiği karşılaşmayı değerlendirdi.

Haberin Kaynağı:
Ajansspor
Google NewsAbone OlOkunma Süresi: 14 dk
WhatsApp'ta PaylaşFacebook'ta PaylaşX'ta Paylaş
😀-
😂-
😢-
😡-
😲-

A Milli Futbol Takımı 2026 Dünya Kupası D Grubu'ndaki ilk maçında Avustralya'ya 2-0 mağlup olarak turnuvaya kötü bir başlangıç yaptı.

Spor yazarları Türkiye - Avustralya karşılaşmasını şöyle değerlendirdi:

Uğur Meleke: 27 dakika topa hiç dokunamayan santrafor olmaz!

Nisan sonunda bir fıtık operasyonu geçirdim, boynuma platin takıldı, 40 gün kadar çalışamadım. Üzerinize afiyet, aslında iyileşme sürecim halen devam ediyor. O yüzden 6 Haziran gecesi milli takımımız Florida’da Venezuela ile hazırlık maçı oynadığında ben de tatilde idim. Ancak o gün Venezuela, ulusal takımımıza öyle güçlükler çıkardı, öyle ciddi uyarı sinyalleri verdi ki dayanamadım ve 1 gün sonra yazdım o sinyalleri köşemde.

Ancak dünkü Avustralya maçımızı izledikten sonra anladım ki, 6 Haziran gecesi oynanan Venezuela-Türkiye maçını kimse seyretmemiş. Hatta korkarım ki Montella da pek dikkatli izlememiş maçı kenardan.

Elbette Venezuela maçında Montella’nın kulübede olduğunu ve 90 dakikayı hepimizden dikkatli takip ettiğini biliyorum. Mübalağa etme nedenimse şu: O maçta Venezuela bize karşı ne yaptıysa, dün Avustralya da aynısını oynadı neredeyse. Ve Venezuela önünde nereden açık verdiysek, maalesef Dünya Kupası’nın açılış maçında da aynı arızaları yaşadık.

1-) Venezuela maçından sonra da ifade etmeye çalışmıştım: Montella’nın en büyük sınavı, Montella gibi düşünen rakipler. Topsuz oyunu iyi oynayanlar, kontratağa iyi çıkanlar. Bizim tamamlayamadığımız her hücumda Venezuela geçiş fırsatı yakalamıştı o gün. Aynısını Avustralya karşısında da yaşadık.

2-) Florida'da oynadığımız hazırlık maçında Venezuela kazandığı her topu sol açığı Mendoza’ya ulaştırmıştı. Mendoza sağımızı deyim yerindeyse felç etmişti. Zeki çok çaresiz kalmıştı Mendoza karşısında. Dün de özellikle ilk devrede Avustralya’nın sol açığı İrankunda karşısında bulamadım ben Zeki’yi.

3-) Tabii ki bir kanattan sürekli zaaf yaşıyorsanız sadece beke değil, oradaki yapıya da büyüteç tutmanız gerek. Dünyanın en iyi on numaralarından birini (belki de en iyisini), Arda Güler’i sağ açığa hapsediyoruz. Hem Arda kaleye uzak kalıyor. Hem de savunmada zaaf yaşıyoruz.

4-) Montella boyu sadece 1,72 olmasına rağmen şahane bir santrfordu. Çalışkandı, zekiydi, kuvvetliydi. Golü koklardı. Ancak şunu anlaması gerek: Kerem Aktürkoğlu bir Montella değil. Dün İrankunda 27’nci dakikada golü attığında Kerem’in topla buluşma sayısı 0’dı (yazıyla sıfır). Tamamen üstün oynadığın bir maçta yarım saat boyunca topla hiç buluşamayan santrfor olmaz. Olmamalı.

5-) Paraguay maçı için aynı uyarıları tekrarlamak isterim. Paraguay da topu çoğunlukla rakibe bırakan bir takım. Elemelerden sadece %37 topla oynama ortalamasıyla geldiler. Eğer o gün de en uçta Kerem’le başlar ve adeta 10 kişi oynarsak, benzer sorunları yaşayabiliriz. O gün de kaptırdığımız topları hemen geri kazanamazsak, bu kadar geçiş fırsatı verirsek korkarım ki yine kaygılı bir gün geçirebiliriz. Önümüzdeki 2-3 günü Venezuela ve Avustralya maçlarının video analizini yaparak geçirmeliyiz. Eğer o gün de ön tarafta Kerem ve Barış’la başlar ve adeta 9 buçuk kişi oynarsak, benzer sorunları yaşayabiliriz. (Hürriyet)

Güntekin Onay: Bu kadar hazırlık bunun için miydi!

İlk 45 dakikada oyunun kontrolü ve top tamamen bizdeydi ancak Avustralya’nın derin ve dikkatli savunması karşısında hiç fırsat bulamadık. Bu yarıda sadece Abdülkerim’in 25 metreden attığı şutla etkili olabildik.

Montella’nın Kerem’i santrfor olarak kullanma tercihi bu tip disiplinli ve kalabalık savunmalar karşısında doğru değil. Kerem ne top alabildi ne de pozisyona girebildi. Zaten tek vuruş, top tutma, duvar olma, yüksek top etkinliği de yok. Montella’nın bu tercihi ilk yarıda oyun üstünlüğünü elimize almamıza rağmen bizi etkisiz kıldı. Yaratıcılık konusunda açıkçası Kenan Yıldız’ı fazlasıyla aradık. Çok güvendiğimiz Arda’dan da yeterli sorumluluğu gördüğümüz söylenemez. Barış Alper, Türkiye Ligi’nde fizik gücüyle fark yaratan bir oyuncu olsa da uluslarası arenada yeteneklerininin kısıtlı olduğu ortada.

Nitekim ikinci yarıya Montella, Barış Alper’in yerine Kenan Yıldız ile başladı. İkinci devre milliler adeta tek kale oynamasına rağmen kalabalık Avustralya savunması karşısında tek pozisyon bulamadı. Ne yazık ki Kerem’in santrfor pozisyonunda oynaması ve verimli olması mümkün değil. Özellikle de böylesine kapalı savunmalar karşısında. Montella’nın bu tercihi hücumda çok etkisiz kalmamıza yol açtı. Oyun üstünlüğü tamamen bizde olsa da grubun en mütevazı takımına pozisyon dahi üretemeden kaybettik. Montella şunu bilmeli ki; Kerem asla bir santrfor değil. Bu tip rakiplere karşı hele hiç değil. Avustralya gibi bir rakibe karşı kaybederek başlamak çok üzücü ve düşündürücü. (Hürriyet)

Bülent Timurlenk: Vincenzo Montella'ya mektup!

Sinyor Montella. Bu maçın son düdüğüyle yazılmış bir maç kritiği değil. Yorumcu olarak değil, Türkiye'nin futbolu seven bir insanı olarak saat farkı sayesinde mağlubiyeti hazmetmiş biri olarak kaleme alıyorum. Milli Takımı buralara getiren sizsiniz. Tebriğimizi, desteğimizi eksik etmedik. Bu oyunda kazanmak da var kaybetmek de. Ancak beni endişelendiren siz ve kaptanınızın maç sonunda oyuna dair yaptığı değerlendirmeler.

Siz, "Biz 30 hücum yaptık, şanssızdık diyorsunuz" kaptan da "Oyunu domine ettik, biz iyiydik diyor." Peki hocam. Biz oyunun hiçbir dakikasında iyi değildik. Avustralya'nın ne oynayabileceğini elbette biliyordunuz. Ancak siz kadro içindeki güç dengesinin üstünde bir güce sahip değilsiniz galiba. Rakip 12 şutu engellemiş, 54 uzaklaştırmayla oynamış ve siz 704 pas yapmışken kalenizde 2 gol birden görüp hiç atamamışsanız gerçekler ortadadır.

Rakibin dev savunmacıları varken neden 'topu kaldırın' dediniz bunu da bilmiyoruz. Rakibi açmak için oyunu genişletmek gerekirken Arda da merkeze çekilince uzaktan şut dışında silahınız kalmadı. Can Uzun'u en uçta düşünmüyorsunuz. Deniz'i tecrübesiz kabul ediyorsunuz. Rakip 2-0 öndeyken takımlarında süre bulamayan Salih ve Mert'i alıp neredeyse skor 3-4 olmasın diye evhamlanıyorsunuz. Bu takımın hocası da doktoru da sizsiniz. Karşınızda Paraguay maçı öncesi 39 derece ateşle yatan hasta bir takım var. Biz turp gibiyiz ile bu hafta geçmez. Tedavi için doğru teşhis, doğru ilaç gerekir. Reçeteyi yazacak kabiliyettesiniz. Yeter ki mesleğinizin sorumluluğunu unutmayın. (Sabah)

Vincenzo Montella
Vincenzo Montella

Halil Özer: Gözyaşı ile başladı gözyaşı ile bitti

Ne yazalım, ne diyelim bilmiyorum. Bir maçın insanlarımızı bu kadar negatif etkilediği bir olay hatırlamıyorum.

Sabahın köründe sokaklarda herkes üzgün, bitkin ve umutsuz bir şekilde zombi gibi dolaşıyordu.

Tam bir hayal kırıklığı.

Ortada yazacak pozitif tek bir şey yok. Montella’dan oyuna son giren Salih’e kadar herkes hayatlarının en berbat gününü yaşadı ve yaşattı.

Tamam hala umudumuz var. Ama bu maç çok acı verdi. Belki de bizi iyiye alıştırdıkları için. Biz iyi hazırlandıklarını düşünüyorduk. Ama onlar zamanlarını kuaförde, reklamlarda, youtube kanallarında geçirmişler. Montella ne yaptı bilmiyorum.

Konsantre olsa 2 metrelik adamların arasında Kerem’i oynatmazdı? Kendi eliyle çocuğa ağır hasar verdi.

Arda gibi takımın tek yaratıcı oyuncusunu sağ tarafa kilitleyip onu oraya mahkum etmezdi?

Oyunun kötü gittiğinin daha 30. dakikada farkına varırdı. Bütün sistemi bozan Orkun’un kötü oyununa müdahale eder, Arda’yı merkeze çekerdi. Barış’ın orada oynayamadığının ilk beş dakikada farkına varırdı?

Avustralya’yı iyi incelese onlara fizik gücünün veya hızlı bir iki adamının karşısında bizim tank defansın olmayacağını bilirdi.

Daha da çok var. Yani bir teknik direktör bir maçta bu kadar hata yapmamalı. Yahu merak ediyorum sırık gibi adamların arasında Kerem’e yüksek ortalar yapılmasına nasıl izin verdi? Bırak Kerem’i spiderman olsa yine bir şey yapamazdı. Hoca resmen Kerem’den Halland yaratmaya çalıştı.

Tabii ki sadece Montella değil. Örneğin Hakan. Ya kardeşim tecrübe yüklüsün. Kötü gittiğinin farkına vardığın anda biraz sorumluluk al ya. Biraz oyun içinde abilik yap. Hocanın göremediklerine sen müdahale et. Yok herkes ruh gibi kaldı.

Örnek Zeki. Ya arkadaş bir adamın pili 45 dakikada biter mi? Peki ilk yarıda o golü yerken sen nerelerdesin? Peki Orkun kardeşim sen ne yapıyorsun? Bu maçı bir kere daha izlesen ki izleyeceğini sanmıyorum eminim “bu kim?” dersin.

Yani sonuçta tutulacak hiçbir yanımız yoktu. Nereyi tutsak ince cam gibi kırıldı. Biraz Ferdi, biraz İsmail. İnanın bu kadar.

Ne diyelim bilmiyorum. O kadar çok hata var ki.

Mutluluk gözyaşları ile başladığımız Dünya Kupası ilk maçını acıyla bitirdik. (Milliyet)

Attila Gökçe: Haydi, devam.. İleri!

Reklam kuşaklarından yaratıcı popüler şarkılara.. Medyadaki en ayrıntılı analizlerden gündemdeki her türlü siyaset menüsüne… Birbirimize abartılı acaip yalanlar söyledik. En yetkili futbol ağızlarından en büyük kupa hedefleri ilan ettik.. Uygarlığın ve bilimin en önemli güdüsü olan kuşkuyu bir tarafa bırakıp topluca aynı sesle zıpladık: Ver coşkuyu.. Ver, ver, ver, ver!..

2026 Dünya Kupası, tüm yanlışları, çelişkileri, diplomasiyi, vizeyi ve ekonomiyi unutturan halleriyle hayal ötesi çılgınlığa dönüştü.

Şimdi Avustralya karşısında uğradığımız 2-0’lık şok yenilgiyi hemen atlatmanın, yola devam etmenin çaresini bulmalıyız. Futbolda birbirimize en büyük borcumuz umudu yeniden yeşertmek, ona sarılmaktır.

Avustralya topu bize bırakıp (yüzde 72) kendi oyununa baktı… Geri kalan yüzde 28’le fırsat kovaladı. Bizim kendi aramızdaki al-ver’lerle top çevirmemiz mahalle dedikodusu gibi verimsiz ve çözümsüzdü. Heyecandan gerçeği göremedik. FİFA’nın açık kaynaklarına girip sinir bozan istatistik gerçeklerine ulaşabilirsiniz.

Saymadan, ölçmeden de görünen gerçekler var: Montella, akıp geçen oyuna hemen hiç dokunamadı. Akıllardaki çözüm onun uyguladıklarından daha gerçekti. Kaptanımız Hakan, güven kaynağımız Orkun, yıldızımız Kenan, golcümüz Kerem, prensimiz Barış Alper, alçaktan gönderdiği toplarla sürpriz golleri yakalayan Yunus Akgün… Ve futbolumuzun olmazsa olmazı Arda Güler… Hepsi de eksikli, noksanlı, gayretli, etkisiz ve verimsiz oyunun aktörleriydi. Emekleri için onlara teşekkür ediyoruz. Yine destekleyeceğiz, ama dürüstçe eleştireceğiz.

Bu saptamadan kendini kurtaracak tek oyuncumuz kaleci Uğurcan Çakır’dır. Savunmadaki evlatlara hiçbir şey demiyorum. Bilinen sorunları aşmak, bir iki isme dokunmak, değişikliklerde göstermelikten gerçekçi uygulamaya geçmek daha yararlı olabilirdi. Montella da yetersiz, çözümsüz, etkisiz kaldı.

Peki beyaz bayrak çekip teslim olmak var mı? Ne zaman, nerede ve hangi tarihte olmuş ki futbolda ve Dünya Kupası’nda olsun!

D grubundaki “döküntü” halimizden “diri ve dinamik” kimliğimize dönebiliriz. O zaman şu Avustralya yenilgisi “feci kaza”dan “alarm”a dönüşebilir.

D grubundaki ikinci maçımız Paraguay ile… Latinlerin kıvrak ve oynak hallerine karşı daha soğukkanlı Avrupa aklı ile oynamak, üç puanı getirebilir.

Son maçta gruptan çıkmayı garantileyebilen ABD’den üç puan da alabiliriz, tek puan da! Tıpkı 2002 Dünya Kupası gibi. 4 puanla devam edebiliriz. Üç puanla en iyi üçüncüler arasına katılıp, bir üst durağa kapağı atmak da mümkün.

Hayır arkadaşlar, gemi batmadı, tren raydan çıkmadı, otobüs devrilmedi!..

Bagajımızda akıl da var emek de!...

Haydi devam… İleri, marş! (Milliyet)

Kerem Aktürkoğlu
Kerem Aktürkoğlu

Billa Meşe: Karalar bağlamaya gerek yok

Bu yenilgiyi sadece skora bağlamak elbette yanlış olur. Evet Türkiye topa sahip olan taraftı, öyle ki yüzde 70’e 30’luk bir oran vardı ama bu üstünlük galibiyete yansımadı!

Avustralya tam da beklenen şekilde oynadı; demem o ki savunmasına sabırlı şekilde yaslandı, kontra toplarla sonuç aradı ve kazandı.

Teknik adamları kadro tercihleri nedeniyle yerden -yere vurmak gibi bir takıntım yok! Ancak eleştirilecek noktalardan biri Montella’nın 11 tercihiydi. Örneğin Kenan Yıldız, bire birde rakip eksilten, kapalı kilitleri açabilecek bir yeteneği niye kenarda oturtur, anlamakta zorlanıyorum. Efendim sakatlığı gerekçe gösteriliyor. Eğer riskse ikinci yarıya Kenan’la başlamasına ne demeli? Artı Montella’nın oyun şablonu da yetersiz idi bana göre.

Rakibin savunma duvarını açacak varyasyonlardan uzaktık mesela! Aynı bölgeden sürekli hücum etmek, Avustralya’nın ekmeğine de yağ sürdü! Rakibin kontratak oynayacağını sağır sultan bile biliyordu! Ayrıca rakibin en büyük silahı geçiş oyunlarını dört-dörtlük yapmasıydı. Dikkat edilirse iki golü de hızlı geçişlerden geldi. Montella buna da önlem alamadı maalesef!

Bu yenilgi negatif yansımalar yapar mı, elbette yapar! Ancak grup aşamalarında bu tip organizasyonlarda ilk maçını kaybeden, sonra çok çıkan takımlar gördük. Umutsuz değilim, ancak önemli olan Paraguay karşısında reaksiyon vermek!

Demem o ki Türkiye hala yarışın içinde ve karalar bağlamanın da bir anlamı yok. Montella’nın kadro tercihi konusunda aynı hataya düşeceğini sanmıyorum. O dersini aldı, çalışır! Bir de dikkatimi çeken Montella’nın en büyük hatası bence rakibin oyun yapısını bilmesine karşın takımın savunma güvenliğini ikinci plana atmasıydı. Hakan Çalhanoğlu oyunu yönlendirmeye çalıştı, ancak rakibin savunma blokları arasında yeterli alan bulamadı. Nasıl bulsun, duvar ördüler, duvar! Gelelim Arda Güler’e... Rakip maç süresince neredeyse onu iki oyuncuyla marke etti, o da sıkıştı kaldı.

İşin özeti... Milli Takım uçurum kenarlarında hep dolaştı ama aşağı düşmedi. Bu gözler bu tabloyu çok yaşadı, bilesiniz... (Milliyet)

Cem Dizdar: Yeteneğe karşı fiziki yeterlilik!

Milli Takım’ın hücum etme sıkıntısı yaşamayacağını tahmin ediyorsak da nasıl sonuçlandıracağımız ve savunmada yaşanacak problemler gibi kaygılarımız sabitti. “Savunma öğrenilir” demişti, bir zamanlar Marcelo Bielsa… Avustralya bunu doğrular düzende oynadı. İlk devre topa talip olmadan savunmadan bütünleşik durup, bizimkileri orta yapıp, şut denemeye yönlendirdiler. Bizimkiler de onların isteğine uydu ne yazık ki! Nihayetinde Abdülkerim Bardakcı’nın direkten dönen şutunun ardından, doğru işlenmiş pozisyonu tamamlayan Arda Güler’in vuruşu kalecileri Patrick Beach’te eridiğinde, savunma zaafiyetimiz tek pozisyonda ortaya çıktı.

Yeni baş belası

Kaleciden 3 pasla çıkıp gol yaparlarken, bizim savunmanın hem enine birlikteliği hem de geçişlere karşı dönüş hızı düşüklüğü bir kez daha görünür hale geldi. İlk devre hücumda gösterilen efor ikinci devre öne çıkan rakibe karşı bu kez savunmada gösterilmeye başlanınca, fiziksel açıdan durum iyice belirsizleşmeye başladı. Vincenzo Montella, santrfor pozisyonundaki Kerem’i bulamayan takıma topa daha mahir iki ismi, Kenan ile Yunus’u takviye gönderdi. Böylece takım 60’a doğru başlangıç ivmesini bulur gibi olduysa da bu kez de yeni baş belası ‘“su ve reklam molası” araya girdi ve oyun yeniden aleyhimize “soğudu!” Oyunu ısıtmaya çalışırken de baştan beri denemeye mahkum edildiğimiz şutu, bizimkilerden topu kapan, Metcalfe denedi ve maçı da bitirmiş oldu! Avustralya, doğru savunma yapmanın önemini bir kez daha gösterirken, “Biz yapamadık”tan daha fazla “Onlar yaptı” diye düşünmek gerekiyor. Hatırlanırsa Montella, hazırlık maçlarını özellikle Avustralya provası olarak gördüklerini söylemişti.

Sonrasına bakacağız

Evet, Kuzey Makedonya bizimkileri zorlayamadı ama fizik gücü yüksek Avustralya sorununu çözdü. Kaldı ki grup sonrası kupaya gelirken oynadığımız 1-0’lık Romanya, Kosova maçları da benzer nitelikte maçlardı ama orada da rakipler bu kadar pratik değildi. Şimdi… ABD’nin grubun en tempolu takımı olduğunu varsayarsak, artık Paraguay maçı kupa yolculuğunda makas niteliğinde. Biri yurduna dönecek ve artık dileğimiz onların dönmesi. Sonrasına bakacağız… (Fanatik)

Serkan Akcan: Bir musibet…

Bir musibet bin nasihatten evladır derler… Ne kadar doğru. Fizikli uzun ve sahanın her yerinde her daim kalabalık olan Avustralya’ya karşı yapmamamız gereken ne varsa yaptığımız, duvara karşı hücum ettiğimiz bir maçla Dünya Kupası’na kötü başladık.

Montella, Dünya Kupası’na geliş sürecinde doğru yaptığı ne varsa inkar edercesine bir maç çıkardı. Turnuvanın en fizikli savunmasına karşı gerçek bir santrforla oynamamız gerekiyordu. Zaten bu maça gelene kadar Kuzey Makedonya ve Venezuella ile hazırlık maçı yapmamızın sebebi bu değil miydi? O zaman biz bu iki hazırlık maçının ana planını neden Deniz Gül’ün santrforluğunda kurguladık, Can Uzun ile hücumu organize ettik. Provaları bu kadar doğru yapıp, turnuvada bunları inkar etmek çok şaşırtıcıydı doğrusu.

Provaları doğru yapıp…

Üç dev stoperle oynayan Avustralya’ya karşı Kerem’i santrfor başlatmak bir plan hatasıydı. Başından sonuna yanlış kurgulayıp, yanlış yönetti maçı Montella. Beşli bir savunmayla iyice geriye yaslanan blokların arasına, bırakın futbolcuyu hava bile sızdırmayan, Avustralya’ya karşı kötü geçen ilk yarının ardından devre arasında doğru müdahale gelir diye bekledik. Kenan girdi, Barış çıktı. Teşhis kısmen doğruydu, tedavi yarım kaldı. Böylesi bir fizikli ve kapanan savunmaya karşı Barış’ı soldan merkeze kaydırmak, Kerem’i dışarı almak daha mantıklı bir seçenek olabilirdi. Deniz Gül’ü daha erken sokmak, Can Uzun’u ise tereddütsüz oyuna atmak gerekirdi. Oysa iki hazırlık maçının yıldızlarından olan Can, dar alan becerisi yeteneği ve formuna rağmen oyuna bile girmedi. Deniz Gül oyuna girene kadar santrforumuz Kerem’di. Sahada hayli kısa kaldık, buna rağmen tam 22 orta yapıp tek isabet bulduk. (Deniz girdikten sonra 1/4 orta isabeti).

Bu maçı Montella hoca bir musibet kabul etmiştir umarım, aksi halde bin nasihat işe yaramaz. 24 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası’na yine yenilgi ile başladık ama hâlâ ipler bizim elimizde. Paraguay’ı yenip, hayallerimizin peşinden gitmeye devam edebiliriz. (Fanatik)

Fatih Doğan: İnancımızı kaybetmeyelim

Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Avustralya mağlubiyetinin sebebini açıklarken, Türk halkından istekte bulundu. "Rakip kontratakları kullandı ve iki gol yedik, üzgünüz" diyen İtalyan çalıştırıcı, şöyle devam etti: "Takım ruhunu sahaya yansıttık, yürekle oynadık. Bir dahaki maçta daha iyisini yapacağız. Daha zamanımız var, elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Her şeyi denedik, olmadı. Golü bulsak, çok farklı olurdu. 30 tane şut var, şans yanınızda değilse, kaybediyorsunuz. Burada önemli olan inancımızı kaybetmememiz. Çok uzun boylular, bu tip bir rakiple mücadele etmek kolay değil. Avustralya çok iyi oynadı."

Kontratakları engelleyemedik

Eleştirilere sonuna kadar açık olduğunu ifade eden Montella, "Kaybedince eleştirileri kabul etmeniz gerekiyor, adil olmasa bile. Gol atamayınca hemen eleştirmemeliyiz, bunu yapmayalım. Kontratakları engellememiz gerekiyordu. O anda Mert ve Salih hamlesi yaptık. Arda ve Hakan uzun zamandır 90 dakika oynamıyordu. Yanlarına enerji koyacak oyuncular koymamız gerekiyordu" diye konuştu. Oyuncularına da parantez açarak, "Kerem sahaya ruhunu koydu. Can forvet arkası oynuyor, Arda'yı sonuna kadar tutmak istedim. Kenan da solda oynadı. Can'a yer bulamadık" dedi. (Sabah)

Bu videoya da göz atabilirsin

Sizin için önerilen haberler yükleniyor...