Spor yazarları Galatasaray-Gençlerbirliği maçını değerlendirdi: "Gülme komşuna gelir başına"
Editör: Özgür Koç
Son Güncelleme /
Spor yazarları, Galatasaray'ın Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde sahasında Gençlerbirliği'ne 2-0 yenilerek kupaya veda ettiği karşılaşmayı değerlendirdi.

- Haberin Kaynağı:
- Ajansspor
Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde Natura Dünyası Gençlerbirliği'ne 2-0 yenilerek elendi.
RAMS Park'ta yapılan müsabakanın ilk yarısı düşük tempoda geçti. Orta saha mücadelesi şeklindeki ilk 45 dakikada iki ekip de pozisyon üretmekte zorlandı. Karşılaşmanın ilk yarısında gol sesi çıkmadı ve devre arasına 0-0 beraberlikle girildi.
Mücadelenin ikinci yarısına konuk takım Gençlerbirliği etkili girdi. Başkent temsilcisi, 51. dakikada yakaladığı hızlı hücumda Fıratcan Üzüm'ün golüyle 1-0 öne geçti. Kırmızı-siyahlı takım, 83. dakikada Adama Traore ile bir gol daha bularak sahadan 2-0 galip ayrıldı.
Son şampiyon çeyrek finalde veda etti
Kupanın son şampiyonu Galatasaray, tek maç üzerinden yapılan çeyrek finalde elendi. Gençlerbirliği ise 15 yıl sonra adını yarı finale yazdırdı. Başkent temsilcisi, yarı finalde Samsunspor-Trabzonspor maçının galibiyle karşılaşacak.
Spor yazarları Galatasaray - Gençlerbirliği karşılaşmasını şöyle değerlendirdi:
Osman Şenher: Galatasaray’a kupa şoku
Futbolcular herhalde, “Bu Gençlerbirliği’ni nasıl olsa eleriz” düşüncesiyle maça çıkmışlar. Düşünebiliyor musunuz koca ilk yarı Cim Bom’un rakip kaleye bir tek şutu yok. Ve bütün futbolcular elleri bellerinde korkunç pas hatası yaparak oynuyorlar. Orta saha çizgisinden en az 10 tane Günay’a geri pas verdiler. Peki o toplarla neden hücuma çıkmıyorlar? Onu hoca bilir, bizler bilemeyiz.
Ahmed Kutucu sen bir şans bulmuşsun; futboldaki geleceğin için bunu değerlendirmen lazım. Kayboldun gittin! Nhaga hiç etkili olamadı. İlk yarıda Lemina sarı kart gördükten sonra o da rölantide dikkatli oynadı. Yani işin özü, sarı-kırmızılılar dün gece tur atlamak için en ufak bir gayret göstermedi.
Bunu yanında Ankara ekibi ise daha çok koştu, daha çok mücadele etti, galibiyeti de hak etti. İkinci yarı Okan Hoca değişiklikler yaptı. Yine değişen bir şey olmadı. Belki insanların aklına rotasyonlu kadro olarak gelebilir ama alakası yok. Barış Alper ve Yunus girdi de ne yaptı? Lang oyuna ne kadar ağırlığını koyabildi? Icardi’ye kaç kere top geldi? Sorunlar var. Bilemiyorum pazar günü derbi maçı ne olur?
Üstelik Uğurcan olmayınca Galatasaray kalesinde Günay güven veren bir isim değil. İkinci golde tuttuğu topu elinden kaçırdı, rakibe gol pozisyonu verdi. Zaten taraftar da buna çok tepki gösterdi. Eren’deki bu düşüş nedir, onu anlayamıyorum. Genç futbolcusun, top üç kere sekiyor, senin bölgene geliyor. Peki sen neredesin? Ben göremedim.
Taraftar tabii ki takımına güveniyor, büyük destek veriyor ama görünen o ki Galatasaray’da birçok futbolcu sallanıyor. Fenerbahçe maçı da zor, Samsun, Antalya ve Kasımpaşa karşılaşmaları da zor.
Bilhassa orta sahada oynayan futbolcuların kıpırdaması lazım. Gençlerbirliği bile elini kolunu sallayarak gol pozisyonu yakalayabiliyor. Orta saha yok. Lemina’nın da o savaşçılığı kalmamış. Eminim taraftar, Okan Hoca’yı “Neden maçı ciddiye almadın ve esas kadronla çıkmadın?” diye çok eleştirecek.
Sonuçta bağıra bağıra kendi taraftarının önünde kupa gitti. Kar, kış her maça koşan, takımını destekleyen o taraftarın canı çok yandı, benden söylemesi.
Fenerbahçe önceki gün elenince herkes bayram etti. Peki dün gece ne oldu? Sen de elendin, taraftar karalar bağladı. (Milliyet)
Banu Yelkovan: Maçlar kağıt üzerinde değil sahada kazanılıyor!
Galatasaray ile Gençlerbirliği arasındaki mücadelenin ilk yarısında ne tehdit vardı ne tempo. Top ağırlıklı Galatasaray’daydı, başta tribünleri dolduran taraftarlar, herkes bir şey olacakmış gibi bekledi ama hiçbir şey olmadı.
İkinci yarı başka bir maç gibi tempolu başladı. İki takım adına kaleyi bulan ilk şut, gol oldu. Traore’nin pasında Metehan’ın sol çaprazdan yaptığı vuruş, önce Günay’ın ayağına, sonra üst direğe çarptı. Son sözü Fıratcan söyledi. Gençlerbirliği, 51.dakikada ev sahibinin şaşkın bakışları altında öne geçiverdi.
Golden sonra iki takım da kaybedenin eleneceği bir kupa maçı oynadıklarını hatırlamış gibi canlandılar. Maça hareket geldi, Galatasaray bastırdıkça bastırıyor, onun risk alarak çıkmasından yararlanan Gençlerbirliği kontrataklarla ikinci golü kovalıyordu. Oyun açıldı, hızlandı ama uzunca bir süre skora yansımadı.
Son çeyreğe girilirken topa sahip olma oranı yüzde 77’ye 23 Galatasaray lehineydi. Ama bu ezici istatistik, ne isabetli ne isabetsiz şutlarda gerçek bir üstünlüğe dönüşmedi. Kağıt üstünde bir hakimiyet vardı, sahada ise tehdit yoktu.
Maçtan önce bu maçı kazanarak yarı finale çıkmak mı, yoksa ligde kalmak mı sorusu sorulsa kesinlikle ikincisini tercih edecek Gençlerbirliği; ev sahibi Osimhen, Icardi, Sane, Barış, Yunus derken tüm silahlarını sahaya sürmüş ve beraberlik için tüm gücüyle bastırırken ikinci golü buldu. Maçın kaderini belirleyen o garip anda Günay’ın kontrol ettiği top bir anlığına boşta kaldı, Kaan Ayhan’a çarptı. Traore tek dokundu. 83. dakika: 2-0.
Kalan dakikalar bir farkı kapatmaya yetebilirdi belki, ama iki gole yetmedi. Galatasaray bastırdı, denedi, zorladı. Ama dünyanın en zengin kadrosunun bile satın alamayacağı tek şey yoktu: Zaman.
Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarları, bu sezon bir kez daha diğer takımın maçı bitmeden kutlamaya başlamamaları gerektiğini gördüler. Çeyrek final maçları, kupanın en büyük iki favorisini peş peşe elenmesine sahne olurken Galatasaray futbolcuları da Günay nezdinde işler biraz kötü gittiğinde başlarına ne gelebileceğinin ön gösterimini izlediler. (Hürriyet)
Tunç Kayacı: Gülme komşuna...
Derbi öncesi kupa sınavına klasik rotasyonlu bir kadroyla çıktı Galatasaray. Aslında ligde kalma savaşı veren Gençler de hatırı sayılır değişiklikler yapmıştı 11’de. Kısaca cumartesi oynanan lig maçındaki kadrolarla karşılaştırdığımızda sadece formalar tutuyordu. Eleştiri getirmek kolay ama iki hocaya da hak veriyorum. Çünkü biri şampiyonluk peşinde diğeri bu ligde kalma derdinde yani öncelikleri belli. Sanırım sahaya çıkan Galatasaray 11’i bir daha hiç bir araya gelmez diyorum. İlk yarıda ilk pozisyon 30. dakikada Icardi’nin üstten dışarı giden şutuydu. Gençler'in çok koşarak alan savunması yaparak baskıyla Galatasaray’ı kendi ceza alanına sokmama planı ilk yarıda tuttu. Galatasaray ideal kadrosuyla da çıksa kapanan takımları açmada zorlandığı için dün gece ilk yarıda da bunu yaşadı... İki takım adına kaleye isabet eden bir şutun olmaması futbol adına herşeyi anlatır sanırım…
İkinci yarıya yüksek presle başlayan Galatasaray gol ararken kalesinde golü gördü. Gençlerbirliği az adamla yakaladığı rakip savunmanın hatasını affetmedi ve deplasmanda öne geçmeyi başardı. Yenik duruma düştükten sonra Okan Buruk kulübedeki tüm silahlarını sahaya sürdü ama karşısında dirençli ve önde olmanın moraliyle motive bir rakip vardı... Galatasaray aradığı golü bulmak için içerden dışardan kanatlardan tüm denemeleri yaparken son vuruşlarda etkisizdi. Beraberlik ararken kornerden gelen 2. gol tribünleri şoke etti... Dün gece Ramspark’ta belki bir sürpriz yaşanmış olabilir ama hakkıyla turu geçen Gençlerbirliği’nin de hakkını teslim edelim. Mütevazi kadrosuyla tüm güçlerini sahaya yansıttılar ve kazanmasını bildiler. Galatasaray kupayı en çok kazanan takım olarak büyük bir hayal kırıklığı yaşarken sanırım akılların derbide olmasının bedelini ödedi... Bir atasözü ile bitirelim o zaman; Gülme komşuna gelir başına... (Fanatik)
Cem Dizdar: Futbolun kuralı!
Futbol, birlikte hareket etme konusunda ‘’birlikte eğitilen’’ futbolcuların etkinliğidir. Evet, antrenmanlarda birlikteler ancak bu ‘’birlikte eğitildikleri’’ anlamına gelmez. Farklı beceri düzeylerinden ortak hareket edebilme kolektifi geliştirmektir futbol ve dün akşam Galatasaray ilk 11'inde buna dair izler yoktu. İşin tuhafı ise iki Galatasaray maçından önce çıktığı 6 maçta gol atamamış Gençlerbirliği'nin üç gol atıyor oluşuydu. Belki de futbolun yazılı olmayan kurallarından ‘’Büyük maçta iyi oynanır’’ kuralı devredeydi, bilinmez... İlk devre boyunca kaleye gidemeyen iki takımdan ‘’topla oynayan’’ın Galatasaray olması tahmin edilebilirdi ama tek ‘’büyük şans’’ yaratamayacak olması öngörülemezdi sanırım. İkinci devreye oyunu toparlaması için ‘’küresel tanınır’’ İlkay Gündoğan ile başlama kararı alan Okan Buruk, orta saha savunmacısı Mario Lemina’yı kenara alınca Gençler orta sahada bulduğu ilk boşluğu baskısız geçip golü attı! Derken tuhaflıklar devam edecekmiş ki, Günay Güvenç kornerden gelen topu elinden sektirince Gençler, Adama Traore ile 0-2 öne geçti.
Bu arada Gençlerli oyuncuların kramp sorunlarını da atlamamak gerek! Kramp ve kas ilişkisinin doğrudan antrenman, beslenme, dinlenme ile bağlantısını gösteren bir veri olarak bu durum Galatasaray’ın neleri yapamadığını da gösteriyordu aslında. Ve bu ülkede herkesin ‘’bıçak sırtında’’ yaşadığını gösteren durum; Günay Güvenç’e dönülen toplarda kendi taraftarının kalecilerini yuhalaması!.. Bu maç hafta sonu için Fenerbahçeliler’i heveslendirmiş olabilir ancak unutulmasın ki, Galatasaray o maça bambaşka bir düzende çıkacak. Lakin maç bu maça benzer biçimde ilerler ve de biterse Günay’ı hedef alan protestoların sonraki hedefinde kim ya da kimlerin olacağını tahmin etmek zor olmaz! Ve ondan sonrası da, öngörülemez... (Fanatik)
Bülent Timurlenk: Laçkalığın sonu
Fenerbahçe derbi öncesi kupada aslarıyla sahaya çıkarken, Okan Buruk'un 4 gün önce deplasmanda devirdiği Gençlerbirliği karşısına as kadroda iki isimle başlamasının mantıklı bir açıklaması var ama bu 11'in ve kenardan gelenlerin 90 dakika oynadığı futbolun açıklaması yok. G.Saray'da az kazanan yok, en çok kazananları da dahil dün taraftarı önünde oynadıkları ilk yarıda sadece 4 hücum geliştirip kaleye isabetli şut çekemeyen futbolcuların ve Okan Buruk'un İtalya'da şampiyonluğa koşan İnter'in kupada elediği maçın en azından özetini seyredip aynanın karşısına geçmeleri lazım. Volkan Demirel'in takımı bir geçiş hücumu bir de Günay'ın hediyesiyle tabelada ikiyi bulurken, iş yapan ve yapabilecek adamı Sane'yi oyundan alan, prensi Yunus'a yine sarılan Okan Buruk bu takımı yarı final bileti için hazırlamamış… Süper Kupa'da varlık gösteremeden F.Bahçe'ye kaybedip bir de kupadan elendiğinizde pazar günü stres altında olan mutlak kazanması gereken rakibiniz mi olur yoksa siz mi? Futbol ayaklar kadar beyinle de oynanır. Ahmed Kutucu bu organını kullanmayıp kendini Messi sanıp 3 kişinin arasına dalıp kaptırınca G.Saray'ın yediği ilk gole, maçlardan sonra medyaya 'deli yürek' konuşan Günay da elindeki topa sahip çıkamayıp kupaya vedaya sebep oldu. Sebep-sonuç ilişkisinden dolayı sezon bittiğinde gidecek çok daha fazlası var bu takımda… Laçkalık da bir yere kadar! (Sabah)
Levent Tüzemen: Tam bir rezalet
Gülme komşuna gelir başına' sözü G.Saray adına gerçek oldu. Volkan Demirel ve öğrencilerini, ortaya koydukları karakterli oyundan dolayı kutluyorum. Mücadeleleri, coşkuları, inanmışlıkları üst düzeydeydi ve G.Birliği turu hak ederek geçti. Bu elenme Okan Buruk ve öğrencileri adına, tam bir rezalet ve fiyaskodur. Futbolda nasıl olsa kazanırım şeklinde garanti bir anlayış yoktur. G.Saray'ın rotasyonlu ama pahalı kadrosu, mütevazi kadrosu olan rakibine karşı direnemedi. Konya'da kupaya veda eden F.Bahçeli futbolcular, belki ağır eleştirildiler ve İstanbul'a üzgün döndüler. G.Saray, G.Birliği'ne elenerek kendini üzüntünün içine iterken F.Bahçeli oyuncuların ayağa kalkmasını sağlamıştır. Sezon başından beri eleştirilere tepki koyan, burnundan kıl aldırmayan Okan Buruk'un fantezi kadroları yüzünden G.Saray, pahalı kadrosuyla bu sezon tam 19 puan kaybetti, Türkiye Kupası'nı alacağı dönemde çeyrek finalde veda etti. Derbiye hazırlanırken yönetim, oyunculara büyük destek olmalı. Ayrıca geçen sene F.Bahçe'nin Kadıköy'de elendiği maçta ve kupanın kazanılmasında büyük rol oynayan kaleci Günay'a yapılan ıslıkları saygısızlık olarak görüyorum. Çünkü Günay, bunları hak etmiyor.
Ercan Taner: Kupa macerası şokla bitti
Okan Buruk, çıkardığı 11’le derbiyi şimdiden düşünmeye başladığını gösterdi. Son lig maçında sahada olan kadrodan 9 oyuncu maça başlamamıştı. Gençlerbirliği, klasik oyun yapısı olan çok adamla savunma ve kontratak arayışındaydı.
Galatasaray, rakip sahada gözüküyordu ama gol pozisyonu yoktu. 4 şut girişimi olmasına rağmen bunlardan hiçbirinin isabetli olmaması olumlu gözükmedi tabii ki.
İlk devre oyundaki temposuzluk resmen uyuttu. İkinci devre oyun kurma işinde biraz daha etkin olmak isteyen Okan Buruk, İlkay’ı sahaya sürdü. Gençlerbirliği yine savunmadaydı ve çabuk atak fırsatlarını aramaya devam ediyordu.
Ahmed Kutucu’nun kaybettiği top sonrasında gelişen atakta Fıratcan, Gençlerbirliği’ni 1-0 öne geçirdi. ‘Ne olursa olsun ben bu maçı kazanırım’ düşüncesinin faturasıydı yenen bu gol. Sallai ve Barış Alper oyundaydı ama beklenen gol bir türlü gelmiyordu. İcardi yine sahada yoktu. Okan Buruk, Osimhen’i oyuna alırken, çift forvet düşüncesiyle İcardi’yi oyunda tutmayı tercih etmişti.
Baskı yaparken sonuç alamadığın anda kalecin hata yaparsa şoka girersin. Günay kornerden gelen topu kontrol edemeyince, Traore topu boş kaleye yuvarlamıştı. Dünya genelinde tek maç üzerinden oynanan kupa maçlarında büyük sürprizler yaşanır. Dün akşam da sürprizi gerçekleştiren Gençlerbirliği oldu. (Sözcü)




