Spor yazarlarından Fenerbahçe değerlendirmesi: "Talisca'nın gönderilmesinin bedelini ödedi"
Editör: Özgür Koç
Son Güncelleme /
Spor yazarlar, Fenerbahçe'nin Süper Lig'in 5. haftasında deplasmanda Gaziantep FK ile golsüz berabere kaldığı karşılaşmayı değerlendirdi.

- Haberin Kaynağı:
- Ajansspor
Süper Lig'in 5. haftasında Fenerbahçe deplasmanda Gaziantep FK ile golsüz berabere kaldı.
İki haftada 5 puan kayıp
Ligde geçtiğimiç hafta Beşiktaş'a 2-1 mağlup olan sarı lacivertliler Gaziantep FK ile 0-0 berabere kalarak son iki haftada 5 puan kaybetti.
Spor yazarları Gaziantep FK - Fenerbahçe karşılaşmasını şöyle değerlendirdi:
Uğur Meleke: Gaziantep'te bir Fenerbahçe'de üç Meleke tipli oyuncu vardı!
İsmail Kartal’ın Gaziantep 11’ini belirlerken Şampiyonlar Ligi’nde Roma’ya karşı oynanan iyi futbolu referans aldığı kesin. Ancak iki kadro arasında bence hiç küçük olmayan bir fark vardı: Muriqi-Lukaku farkı... Özellikle Asensio’nun yokluğunda Muriqi’nin fonksiyonu çok daha önemli hale gelmişti, çünkü bağlantıda Dzeko gibi oynuyordu Kosovalı santrfor... Lukaku elbette Muriqi’ten daha ışıltılı bir isim. CV’si müthiş. Ama şu sıralarda daha statik. Daha hedefe yönelik. Daha kutu golcüsü. Asensio sahada olsa Lukaku’yla oynamak daha uygun olabilir. Ama Asensio yokken, orta sahada üç benzer ön libero kullanıyorken statik Lukaku’dan verim almak zorlaşır. Başlangıç 11’lerine bakıldığında Gaziantep’te tek ön libero olarak Meleke oynarken, Fenerbahçe’de üç tane Meleke tipli ön libero vardı adeta!
İsmail Kartal, 65’te kulübesine başvurdu; hem sahadaki ön libero sayısını ikiye düşürdü, hem de Muriqi ve Oğuz’u sürdü sahaya. Greenwood’un da kıpırdanmasıyla Fenerbahçe birkaç net pozisyon yakaladı, iki kere direğe takıldı ancak tabelayı değiştirmeyi başaramadı. Gaziantep zaten geçen sezon da sert bir takımdı, ancak Orhan Ak’ın mantalitesi, bu yılı iyi açan Abena ve ön liberoda Meleke ile daha da sertleşmişler. Böyle dirençli bir takımı kırmak için 25 dakika doğru oynamanız yetmez, 90 dakika yapmalısınız doğruları.
Birkaç kelam da İsmail Kartal’ın istifası ve geri dönüşü üzerine etmek isterim, zira dünü ve yakın geleceği bolca bu hamle üzerinden okumak zorunda kalacağız gibi. İsmail Kartal duygusal davrandığını ve istifasını “bir su şişesi saldırısı”nın tetiklediğini söyledi dün. Kartal gerçekten de bu olağanüstü duygusal hareketiyle hem kendi kariyerine hem de Fenerbahçe teknik direktörlük kurumuna haksızlık etti. O koltukta kimin oturacağını sahaya yabancı madde atan bir spor teröristi belirlememeli. İsmail Kartal’ı göreve o terörist getirmediğine göre, ayrılık kararını da bir kriminal alamaz. (Hürriyet)
Mert Aydın: Yanlış tercihler, gereksiz tripler
İsmail Kartal’ın istifasının ve ardından geri dönüşünün takımda müthiş bir sinerji yarattığını düşünenler vardı. Gaziantep deplasmanında maç başladığı andan itibaren bunun altının dolmadığını gördük. Tabii ki enerji meselesi, sahaya çıkan 11 ve oyun felsefesiyle ilgiliydi, istifa ile değil.
Fenerbahçe’nin durağan, hareketsiz oyununa orta saha üçlüsünün görev tanımlarının karışıklığı eklendi. Guendouzi normal yerinden daha önde buldu kendisini. Bu şaşkınlık, Fenerbahçe’nin ilk yarıda bulduğu en önemli pozisyonda Fransız oyuncunun vuruşuna da yansıdı.
Kerem’i haklı olarak top kayıplarıyla eleştiriyoruz ama oyundan çıkana kadar tüm pozisyonlarda o vardı. Lukaku, futbol bilgisi çok yüksek, büyük kariyerli bir futbolcu. Ama çok ağır. Vedat, bu takımın şu anda 1 numaralı santrforu. Fenerbahçe ciddi zaman kaybetti bu maçta.
İsmail Kartal, oyuncu değişiklikleri için geç kaldı. Gaziantep özellikle ilk yarıda maçı lehine çevirebilecek 2 pozisyon buldu.
Fenerbahçe’nin 2 topu direkten döndü. Tabii ki bu şanssızlık. Ancak bu tip tehlikeli pozisyonları oyun içinde sık sık bulacaksınız ki rakip bunalacak.
İsmail Kartal’ın istifası kabul edilmedi. O da geri döndü. Peki Fenerbahçe’nin ligden istifası ne olacak? Bu da kabul edilmeyecek mi acaba? Yanlış tercihler, gereksiz tripler, kaotik kulüp yönetimi işi bu hale getirdi. (Milliyet)
Halil Özer: Tek sorumlu Kartal
Fenerbahçe İsmail Kartal’ın da çabasıyla dün ligde yine puan kaybetti. En iyi malzemeyle kötü aşçı lezzetli yemek yapamaz. Aynı İsmail hoca gibi.
İlk yarı fena ötesiydi. Üçlü aynı tip orta alan oyuncusu; yani Kante, Guendouzi ve İsmail ile oynamak Fenerbahçe’nin hücum gücünü yarıya indirdi. Belki bu orta alanla Şampiyonlar Ligi’nde oynarsın. Hatta iyi de olur. Ancak lig maçlarında çok sırıtırsın.
Neden mi? Çünkü defansif orjinli bu oyuncular çok hücumu düşünen oyuncular değil. Hep kesmeye odaklanan adamlar. Yani Roma maçında Bartuğ’u oynatıyorsun bu maçta oynatmıyorsun. Kante’yi dinlendir. Ne kaybedersin? Ya da çift forvet oyna. O da yok. O zaman da bütün iş Greenwood’a kalıyor. Adam da tek başına ancak bu kadar yapabilir. Bütün ataklarının başlangıcı o.
35. dakikaya kadar Fenerbahçe berbattı. 35 ile 40. dakikalar arasında kıpırdandı. Ancak onda da Guendouzi öyle bir gol kaçırdı ki akıl alır gibi değil. Yani boş kale yerine insan bu topu nasıl dışarıya atabilir?
İlk yarıyı heba eden İsmail hoca 2. yarıya hiç değişiklik yapmadan başladı. Ancak Fenerbahçe daha ataktı. Pozisyonlar yakaladı. Kerem’in şutu yan direkten döndü. Guendouzi bir gol daha kaçırdı. Aslında bütün ataklar kontrolsüz ataklardı. Kaos futboluna yöneldi takım. Ama onda da direnci giderek artan ev sahibi gözü kara bir savunma sergiledi.
İsmail hoca 60. dakikadan itibaren değişikliklere gitti. Oldum olası bu bizim hocaların 60. dakika takıntısını çözemedim. Yürümüyorsa değiştir. Neyi bekliyorsun. İşte böyle bedel ödersin.
Sahada tek adam vardı o da Greenwood. Adam her şeyi yaptı. Ama olmadı. Bir topu da direkten döndü. Sen kötü olursan şans da senin yanında olmaz. Maç berabere bitti. İki puan daha gitti.
Ve puan kaybedilen üç maçın da tek sorumlusu İsmail Kartal’dır. (Milliyet)
Bülent Timurlenk: 0-4’ten 0-0’a…
Önce bir hatırlatma… Geçen sezon Fenerbahçe, Gaziantep'te 4-0 kazanırken, gollerin ikisi En-Nesyri, ikisi Talisca'dan gelmiş, F.Bahçe orta sahasında Alvarez ve İsmail oynuyordu. Dün Fransız Milli Takımı'nın geniş havuzunda da olsa kaliteleri ve tecrübeleri belli olan Kante ve Guendouzi ile sahaya çıkan İsmail Kartal, Asensio'nun yokluğunda Talisca'nın gönderilmesinin bedelini ödedi. Bu üçlüyle oynadığınız zaman topu bir an önce kanat oyuncularına ulaştırmanız, onların da Lukaku'ya pozisyon hazırlaması lazım. Oyuncular arasında mesafe o kadar büyüktü ki Gaziantep, pas araları ve ikili mücadele gücüyle kazandığı toplarla geçiş hücumlarında kaleye isabet ettiremese de çok daha etkili göründü. İlk yarıda Greenwood'un, Kerem'e attığı muhteşem pası ve onun da 'al da at' topunu akılalmaz biçimde dışarıya gönderen Guendouzi'nin, maçın kader anına imza attığını söyleyebiliriz. Gaziantep'in iki gollük pozisyonunda Brown ve Ake'nin müdahalelerinin altını çizmek lazım. F.Bahçe, Roma maçının son düdüğüyle Avrupa'da en formda takımlardan birine karşı verdiği iyi mücadelenin moralini bu deplasmana taşıması gerekirken, 4 gün boyunca İsmail Kartal kriziyle uğraştı. Benzer bir senaryonun Trabzon'da Fatih Tekke ile yaşandığını hepimiz hatırlıyoruz. Elbette Kerem'in şutu ve Greenwood'un frikiği direkten dönmese, Fenerbahçe üç puanla ayrılabilirdi. Oğuz formdayken, Vedat gayet iyi oynarken ilk 11'i bozmak pek manalı değildi. (Sabah)
Ömer Üründül: Problem büyük!
Roma maçından sonra gelişen olaylar Fenerbahçe takımının tümünü öylesine etkilemiş ki, sahaya yansıyan futbol tam bir hayal kırıklığıydı. Genel analizimin dışında bu olumsuz tabloyu gösteren çok net bir veri var. Kritik bir maç oynuyorsun ve F.Bahçe takımı ilk faulünü 62. dakikada yapıyor. Ben böyle bir şeye bugüne kadar rastlamadım. İlk yarı oyunun bütün kontrolü Gaziantep'te. Fenerbahçe'nin ileriye çıkma isteği ise ağır çekim paslarla hiçbir şey ifade etmiyordu. Gol pozisyonlarını kovalayan, giren ve kaçıran Gaziantep'ti. Fenerbahçe'nin de bu kötü görüntüsüne rağmen kaçırdığı bir pozisyonu var ki kaçırmak atmaktan daha zor. Guendouzi de bunu başardı. İkinci yarıda Fenerbahçe'de işin ciddiyetini anlamaya çalışan bir hareketlilik var. Guendouzi ile kaçan bir gol var. Devamında Kerem'in vuruşu direkten döndü.Sonra İsmail Kartal, 3 hamleye başvurdu. Ama bu 3 değişiklik de sahaya olumlu yansımadı. Çünkü girenler de maçın havasından uzaktılar. Bu bozuk düzende Gaziantep'in ilk yarının aksine hücuma çıkamayışı muhtemel bir sıkıntıyı engelledi. Fenerbahçe açısından en aklımda kalan enstantane Greenwood'un direkten dönen frikiği... Sonuçta 2 puan daha kaybedildi. Problem büyük. Mehmet Türkmen'i hiç anlayamadım. İkinci yarıda rekor sayıda karşılıklı oyuncu değişiklikleri oldu. 2 sakatlık var. Bir karşılıklı itiş kakışlarla 4 sarı kartla neticelenen olay var. Ve uzatma sadece 3 dakika! (Sabah)
Murat Özbostan: Krize değil zihinsel devrime ihtiyacı var!
F.Bahçe kendi kendine bir kriz yarattı, sonra da o krizin içinde kayboldu. 48 saat boyunca İsmail Kartal'ın istifası ve geri dönüşü konuşuldu. Yönetim, futbolcular, teknik kadro ve taraftar bu süreçten fazlasıyla etkilendi. Oysa bütün enerjinin Gaziantep maçına verilmesi gerekiyordu. Oysa yaşananlardan sonra, yeniden ayağa kalkmak için önemli bir fırsattı. Olmadı. İki puan daha gitti. Fenerbahçe'nin kaybı 8 puana çıktı. Şimdi taraftar nasıl şampiyonluk hayali kursun? Gaziantep karşısında top Fenerbahçe'deydi ama oyun Fenerbahçe'nin değildi. Topa sahip olmak vardı, fakat baskı ve üretkenlik yoktu. Orta saha topu dolaştırdı, ancak kanatlar ve forvet hattı ceza sahasına yeterince giremedi. Şut sayısı arttı ama isabetli şut yine çok azdı. Kısacası Fenerbahçe, bal yapamadı. Lukaku ağır ve etkisiz, Vedat ise gereğinden fazla asabiydi. Forvet hattında hareket, koşu ve son vuruş kalitesi yoktu. Gaziantep savunması kompakt ve disiplinli oynadı; Fenerbahçe ise buna karşı çözüm üretemedi. İlk yarıdaki yavaşlık ikinci yarıda da devam etti. Büyük takım refleksiyle, bireysel kaliteyle bir gol bekleniyordu ama oyun planı işlemiyordu. Zihinlerde yükselen "Talisca!" sesleri de aslında çok şey anlatıyordur!. Taraftar yaratıcılık, heyecan ve oyunun kaderini değiştirecek bir futbolcu arıyordu. Sahi, niye gönderdiniz bu adamı? Fenerbahçe'nin problemi artık yalnızca puan kaybı değil. Takımın öz güveni, yönetimin istikrarı ve taraftarın inancı da eriyor. 8 puan kaybedildi. Elbette lig bitmedi, şampiyonluk matematiksel olarak hâlâ mümkün. Ama futbol, sadece matematik değildir. İnanç ister, güven ister, doğru oyun ister. Bugün Fenerbahçe'nin ihtiyacı yeni bir kriz değil, akıl ve istikrar. Çünkü Fenerbahçe sadece puan kaybetmiyor… Eriyor! Zihensel olarak bir devrim ve umut lazım.. (Sabah)
Cem Dizdar: Evdeki analiz çarşıya uymadı
Kulüp yönetiminin başlangıç tercihlerinin kaçınılmaz sonucu olarak git gellere bağlı bir takım olacağı tahmin edilebilirdi Fenerbahçe’nin. Geri dönülmez yollara girdiğini belirtenler akşamına döndü. Yarın antrenmanda iş başında olacağı umulanlar ise evinde istirahatteydi… Bir gün sonra hiçbir şey yokmuş gibi devam edilebilir miydi? İşte büyük soru buydu…
O Fenerbahçe, son gelişmelerin ardından stresi yüksek bir deplasmana çıktı Antep’te. Maç, İsmail Kartal’dan daha fazla doğrudan yönetimin geleceğini ilgilendiren türdendi. İlk yarıda karşılıklı olarak kolay harcanan bir iki gol girişiminin dışında dişe dokunur pek bir şey olmadı desem yeridir. Fenerbahçe, bekleyen Antep’e karşı üç kat fazla pas yapmış olsa da kaçan büyük fırsat kategorisinde bir bir eşitlik vardı.
‘Zor bir lig’ olarak övülmeye bayılan Süper Lig’in çok harcayanlarından Fenerbahçe ikinci devre gol beklentisini yarım gol düzeyine ancak maç sonuna doğru çıkarabildi. Maç içinde işlerin zorlaştığı anlar çoğaldıkça gerginliği yükseldi Fenerbahçeli futbolcuların. Ve onlar gerildikçe kartlar da aynı anda ve üst üste gelmeye başladı. Neticede maç berabere bitti… İsmail Kartal ve ekibi kuşkusuz ki rakibi doğru analiz etmiştir. Lakin Evdeki analiz bir kez daha çarşıya uymadı! Yoksa sorun analizde değil de analizi icra edecek futbolcularda mıydı? Ne dersiniz? (Fanatik)
Serkan Acar: Mental yenilgi!
İsmail Kartal’ın, Roma maçı sonrası istifa edip sonra dönmesi Gaziantep deplasmanını gölgede bırakmaya yetmiş gibiydi. Doğrusu bu istifa yersizdi ve tüm Fenerbahçe’yi zorda bırakan bir karar oldu. İsmail hocanın kadro tercihi, istifası kadar etkili değildi. Haftalardır oynayan Vedat’ın yerine fiziksel açıdan hazır olmayan Lukaku’yu 11’de oynatmasının yarattığı dezavantajlar vardı. Solda Kerem oyunun içine bir türlü giremedi, sağda Greenwood yalnız kaldı.
Sahada birçok defoyu kapatma görevi merkezde İsmail Yüksek’in katılımıyla ‘artı bir’ kalabilmekti. Bu kâğıt üzerinde mantıklı bir dizilim görünse de gerçek böyle olmadı. Gaziantep FK stoper karakterli Meleke’yi merkeze alıp önünde Maxim ve Gidado ile 1+2 oyun kurulumunu kolay yaptı. İsmail, Kante ve Guendouzi rakibin geçişlerinde merkez baskısını yeterince yapamadıkları gibi Gaziantepli futbolcuların pas açılarını kapatamadılar. Buna rağmen Fenerbahçe yüzde 70’lerde oynadı ama çok efektif bir topa sahiplik değildi bu.
Guendouzi’nin kaçırdığı dışında net pozisyon bulamadı, tek isabetli şutla ilk yarıyı tamamladı. Daha dikkat çekici olan ise Fenerbahçeli futbolcuların Gaziantepli futbolculara neredeyse hiç temas etmemesiydi, sıfır faul ile devreyi bitirdiler. İsmail hoca, Gaziantep’e karşı üretim hatasını daha erken farketmeliydi ama yine 64. dakikaya kadar bekledi. Oğuz, İrfan Can ve Vedat’ın girişiyle beraber Fenerbahçe’nin enerjisinde küçük kıpırtılar oldu ama Greenwood’un frikiği dışında Gaziantep kalesini tehdit edecek pozisyonları üretemediler. İsmail hocanın Roma maçı sonrasındaki istifasının yarattığı tahribat Gaziantep deplasmanında Fenerbahçe’nin üzerinde kara bulut gibi dolaştı. Vasat bir futbol, negatif bir mental, düşük bir enerji vardı sahada. (Fanatik)
Tunç Kayacı: Puan kaybı kaçınılmazdı
Hafta içi İsmail Kartal’ın istifası ile çalkantı geçiren Fenerbahçe, istifasını geri alan İsmail Kartal ile Gaziantep deplasmanında yaşananlardan ne kadar etkilendiğini merak ediyorduk. Bir kere maçın ilk yarı adına en ilginç notu Fenerbahçe’nin hiç faul yapmamasıydı. Maç öncesi Gaziantep nasıl oynar diye kafamda maçı analiz ettiğimde tam da düşündüğüm gibi oynadı ilk yarı. Ev sahibi ekip evinde oynadığı iki maçtan bir yenilgi bir de beraberlik almıştı. Ancak iki deplasmandan da iki galibiyet alması bu maç için bir işaretti. Niye derseniz Fenerbahçe ile içerde de oynasanız rakibin 3 puan isteği normal olarak evinizde de olsa bir deplasman oyununu tercih edersiniz.
Nitekim ilk yarıda Guendouzi’nin boş kaleye kaçırdığı pozisyon hariç Gaziantep iyi kapandı ve ayağa toplarla da iki kanattan etkili ataklarla gole çok yaklaştı. Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki hatası neydi derseniz, 3’lü orta alanın 3’ü de 6 numara gibi oynadı. Dolayısıyla orta alandan çabuk etkili atak pasları gelmeyince şapkadan tavşan çıkarmak Greenwood‘a kalmıştı. İngiliz oyuncu da sıkı markaj altında birkaç pozisyon hariç istediklerini yapmakta zorlandı. Kısaca ilk yarı oyun ev sahibi ekibin istediği gibi geçti dersek abartmış olmayız…
Nitekim ilk yarıda Guendouzi’nin boş kaleye kaçırdığı pozisyon hariç Gaziantep iyi kapandı ve ayağa toplarla da iki kanattan etkili ataklarla gole çok yaklaştı. Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki hatası neydi derseniz, 3’lü orta alanın 3’ü de 6 numara gibi oynadı. Dolayısıyla orta alandan çabuk etkili atak pasları gelmeyince şapkadan tavşan çıkarmak Greenwood‘a kalmıştı. İngiliz oyuncu da sıkı markaj altında birkaç pozisyon hariç istediklerini yapmakta zorlandı. Kısaca ilk yarı oyun ev sahibi ekibin istediği gibi geçti dersek abartmış olmayız… (Fanatik)