Spor yazarlarından G.Saray sözleri: Leroy Sane vites yükseltti
Editör: İsa Kethüda
Son Güncelleme /
Spor yazarları, Trendyol Süper Lig'in 30. haftasında Galatasaray'ın deplasmanda Gençlerbirliği'ni yendiği karşılaşmayı değerlendirdi.

- Haberin Kaynağı:
- Ajansspor
AJANSSPOR-HABER
Trendyol Süper Lig'in 30. haftasında Galatasaray, deplasmanda Gençlerbirliği'ni 2-1 mağlup etti ve derbi öncesi Fenerbahçe ile olan puan farkını 4'e çıkardı.
Spor yazarları, karşılaşma sonrası bu mücadeleyi değerlendirdi.
Psikolojik üstünlük
Levent Tüzemen (Sabah): Galatasaray, Başkent'te kazanırken Kocaeli maçında kaybettiği puan farkı avantajı ile psikolojik üstünlüğü yeniden eline geçirdi. Okan Buruk'un santrforlu sisteme geçip İcardi'yi forvet başlatması, kanatları Sane ile Barış'a emanet etmesi, özellikle ilk yarıda G.Saray'ın çok etkili ve bol pozisyonlu bir oyun oynamasını sağladı. Oyunun ikinci dakikasında İcardi'nin attığı gol, golcü kimliğine yakışırken Sane-Yunus pas ortaklığı, golün hazırlayıcısı oldu. Sane ne zaman dikine oynayıp araya paslar bıraksa bu anlayış G.Saray'a pozisyonlar kazandırdı. Özellikle Yunus'un attığı gol, Sane'nin akıllı ara pasına koşan Sara'nın etkili ortasıyla geldi. Sane ve Sara saman alevi gibi hücumlar gerçekleştirdi ancak Torreira-Yunus ikilisi çok etkiliydi. Yunus'un rakibe önde yaptığı baskılar ve sürekli hareketli oluşu, G.Saray'a hücum zenginliği sağladı. Yunus, güzel oyununu bir gol ve bir asistle süsledi.
Futbolda laubaliliğe yer yok. G.Saray'ın dikkatinin dağıldığı dakikalarda haftalardır gol bile atamayan G.Birliği, Niang ile ağları buldu. Bu golde kaleci Uğurcan'ın doğru yer almamasının büyük hatası vardı. Jakobs da hava topunu doğru yere uzaklaştıramayarak gole zemin hazırladı. Ancak G.Saray'ın Sane ile bulduğu golün benim anlayışıma göre iptal edilmesi VAR'la birlikte maçın hakeminin ortaklaşa uydurduğu bir ofsayttı. Çünkü orta Yunus'un bölgesine değil arkasına yapıldı. Sane de ofsaytta değildi.

Megafonla bir devre
Bülent Timurlenk (Sabah): Taraftara açık idman, Okan Buruk'un kendinden emin açıklamaları, megafonla verilen uyarı ya da destek... Bir de üstüne Fenerbahçe'nin son dakikada berabere kalması... Kemerburgaz'da moral gününün ardından F5 tuşuna basıp kendini yenilemesi gereken bir takım gitti Ankara'ya. Öyle de başladılar, Icardi'nin erken golü sonrasında işler yolundaydı. Gençlerbirliği geçiş kovalarken geride garanti paslarla çıkan, risk almayan ancak bir o kadar da tempoyu düşüren Okan Buruk'un takımı, Sane vitesi yükselttiğinde organize atakla ikinci golü buldu. Yüzde 60 topa sahip olup 267 pasla rakip ceza sahasında sadece 8 kez topla buluşmak iyi istatistik değildir ama tabelada devre arasına giderken 0-2 yazıyordu...
Böyle maçlarda ikinciyi yarıya 0-0'mış gibi çıkarsın, çıkmak zorundasın... G.Saray ise bir kez daha 0-4'müş, maç bitmiş kafasıyla girdi ikinci devreye. 7 maçtır gol atamayan bir rakip gol bulursa nasıl moralleneceğini Okan Buruk bilmiyor olamaz ama o da izledi. Sarı kartlı Sallai'yi derbi için kenara almak dışında düşen orta sahasını görmezden geldi. Torreira tekliyor, Sara pas hataları yapıyordu. Niang'ın golünden 10 dakika sonra yaptı değişiklikleri Okan Buruk. G.Saray'ın 2-0'dan sonra derbiyi düşünüp stratejik olarak tempoyu düşürmesi başka, oyunu rakibe verip eli belinde lakayıt oyun başka ve bunu Göztepe ve Kocaeli maçlarında da yaptılar... İkinci yarıda bir kez daha isabetli şut atamadan gelen 3 puan. Zirvede puan farkı 4. Bu futbol derbiye yeter mi, yetmez? Lakin derbi de bir maçtan ötesi, hayatın ta kendisi. Megafon ilk yarıdaki oyuna yetti, derbi için Kemerburgaz'da Metallica'nın konserlerinde istediği ses sistemi kurulmalı!

Fenerbahçe'den Ederson kararı: Menajeri İstanbul'a çağrıldı!
Gençlerbirliği küme mi düşürülüyor?
Uğur Meleke (Hürriyet): Malumunuz, son derece kaotik bir sezon geçiriyor Kırmızı-Karalar. Sezon başladığından beri 3 başkan, 5 teknik adam değiştirdiler. Ancak tüm bu türbülansa rağmen Metin Diyadin, Aralık-Ocak aylarında takımı çok iyi yönetmiş, 10 maçta sadece 2 yenilgi alarak 11’inci basamağa kadar tırmanmıştı. Bu süreçte Trabzon’u 4-3, Gaziantep’i 2-1 mağlup ettiler, kupada da çeyrek final vizesi aldılar.
Sonra ne olduysa oldu, Gençlerbirliği yönetimi (iddialara göre keyfi bir sebeple) Metin Diyadin’in görevine son verdi. Diyadin’li 10 maçın 10’unda da skor yapan takım, Levent Şahin ve Volkan Demirel’le tam 742 dakika gol atamadı. Şahin ve Demirel’le Eyüp, Kayseri, Konya gibi direkt rakiplerini yenemeyerek şu anda küme düşmenin güçlü adaylarından biri haline geldi.
Gençlerbirliği, önceki hafta Başakşehir’den 45 dakikada 3 gol yemişti. Başakşehir rakip ceza alanında tam 47 kez topla oynadı, kaleci Velho 7 kurtarışla maçın yıldızı oldu farklı yenilgiye rağmen. Alkaralar dün de Galatasaray’a karşı ilk devrede 2-0’la teslim oldu. Dün ilk devrede Gençlerbirliği’nin rakip ceza alanında topla oynama sayısı 1 (o da Goutas’ın kafası). Korneri sıfır. Pozisyonu sıfır. İkinci devre Metehan ve Traore’nin girişiyle biraz canlanma olduysa da, Başakşehir’den sonra Galatasaray’a karşı da 45 dakikada havlu atan bir Gençlerbirliği vardı.
Diyadin’le 10 maçta 17 gol atan Gençlerbirliği, sonrasında tam 742 dakika skor bulamıyorsa, rakiplerine daha ilk devrelerden teslim oluyorsa bu işte bir tuhaflık yok mu? Alkara sevdalıları, takımımız küme mi düşürülüyor diye soruyorlar bana. Elbette böyle bir şeye ihtimal vermiyorum. Ancak takımın bu kadar kötü yönetilmesi de enteresan.
Galatasaray, dün Ankara’da ilk 45’te yürüyerek 2-0’ı bulduğu için çok zorlu bir gün geçirdi diyemeyiz. Okan Buruk, maç öncesi kendi 11’ini “ayağına top yakışan oyuncular” şeklinde tarif etmişti. Gerçekten de iki golün de içinde o tarif ettiği Yunus ve Sane vardı. Hatta 62’de ofsayt nedeniyle iptal olan gollerinde de yine o ikili vardı başrolde.
Sane’nin büyük etkisi
Nevzat Dindar (Milliyet): Galatasaray, Ankara deplasmanında Gençlerbirliği’ni yendi ve zirve yolundaki en yakın rakibi Fenerbahçe’nin puan kaybettiği haftada aradaki puan farkını 4’e çıkardı. Böylece ligin bitimine 4 hafta kala Aslan şampiyonluk yolunda büyük avantaj yakaladı. Cim-Bom’da 11’de maça başlayan Icardi 2 ay sonra gol atarken, Yunus Akgün gol ve asistiyle yıldızlaştı. Sane ise her iki golde pozisyonun başlangıcında yer alarak önemli bir katkı verdi. Okan Buruk, Osimhen’i ise kadroda almayıp riske etmedi.
Gençler golü hatırladı
2’de Sane’nin pasında Yunus Akgün klas topu, Icardi’ye pozisyonu hazırladı. Kral için golü atmak zor olmadı: 0-1. 35’te çok organize şekilde 2. gol geldi. Sane’nin pasında Sara boş durumdaki Yunus’u gördü. Yunus’a yakın mesafeden dokunmak kaldı: 0-2. 67’de Niang ile farkı bire indirdi. Başkent ekibi aynı zamanda 7 hafta sonra gol attı. 79’da Torreira’nın volesi az farkla auta gitti. Son dakikalar heyecanlı geçti ama Galatasaray hata yapmadı. Aslan, şampiyonluk yolunda kritik bir 3 puan kazandı.
Kalite farkıyla!
Ömer Üründül (Sabah): Fenerbahçe'nin puan kaybından sonra çok rahatlayan Galatasaray, 2. dakikada Icardi'nin golüyle de tam bir moral buldu. Devre boyunca oyunu kontrolde tuttu. Bölüm bölüm ataklar geliştirdi. Takım savunmasını riske atmadı. Bu yarıda hiç kale önü tehlikesi yaşamadı Galatasaray. Devrenin son 10 dakikasında da farkı 2'ye çıkardı. İkinci devrede karşılaşma adeta idman havasında başladı. Çünkü Gençlerbirliği koşuyor, mücadele ediyor ama ofansif düşüncelerinde en ufak bir etkinlik sağlayamıyorlardı. Galatasaray'ın attığı 3. gol, VAR incelemesinden sonra ofsayta takıldı. Bundan hemen sonra da Gençlerbirliği kaleyi bulan ilk şutunda farkı indirdi.

Bu gol, Başkent ekibini ateşlerken Galatasaray'da da ani bir sıkıntıya neden oldu. Bu arada teknik direktör Okan Buruk, tam zamanında iki hamle yaptı. Tabii Mauro Icardi'yi de çıkarınca daha dirençli bir takım oluştu ve Gençlerbirliği'nin hırsına pozisyon vermeyerek karşılık verdiler. Sonuçta da istedikleri neticeyi aldılar. Takımın genel görüntüsüne baktığımızda, fizik açıdan son derece güçsüz olan Icardi, erken bir gole imza attı. Vuruş kaliteliydi ama onu takip eden Gençlerbirliğili oyuncu adeta refakatçiydi. Leroy Sane yine bölüm bölüm kalitesini gösterdi. Zaten bu ligde de bunları yapması gereken bir oyuncu. Yunus güçlü değil ama futbolu bildiğinden 1 gol-1 asistle maça damgasını vurdu. Barış Alper Yılmaz, sadece ter attı. Takım savunması ise Gençlerbirliği'nin güzel golü dışında sıkıntı yaşamadı.
Sane isterse
Tunç Kayacı (Fanatik): Başkent’te derbi öncesi puan kaybına tahammülü olmayan Galatasaray, sahaya oldukça ofansif bir kadroyla çıktı. Fenerbahçe’nin evinde aldığı beraberliğin ardından derbiye 4 puan farkla çıkma ihtimali tabii ki büyük avantajdı ve bu durum önemli bir motivasyon yarattı. Tabii oynar mı oynamaz mı tartışmalarının baş aktörü Icardi, kaptan olarak sahadaydı. Arjantinli yıldız adeta golle başladı ve takımını 1-0 öne geçirdi. Zaten bu golden sonra ilk yarı bitimine kadar belki de Galatasaray adına en rahat 45 dakikayı izledik. Yunus’la gelen ikinci gol ise hazırlanış açısından tam anlamıyla bir büyük takım organizasyonuydu. Açıkçası, küme düşme hattındaki Gençlerbirliği bir reaksiyon gösterir mi diye düşündük ancak Başkent ekibi çok etkisiz bir ilk yarı oynadı.
İkinci yarı performansları bu sezon zaman zaman düşen Galatasaray, bu kez etkili başladı. Sahanın en etkili isimlerinden biri olan oyuncunun kendi başlatıp kendi bitirdiği nefis golün iptal edilmesi ise “Bu ancak Türk futbolunda olur” dedirtti. Ardından Galatasaray savunmasının bomboş bıraktığı Niang, gole hasret Gençlerbirliği’ne umut aşıladı. Sarı-Kırmızılı ekipte son haftalarda olduğu gibi Jakobs’un bulunduğu bölgeden pozisyon verilmesi ise düşündürücü. Skordan bağımsız olarak Türk futbolunun en büyük sorunlarından biri hakemler ve özellikle VAR sistemi. Ülkede neredeyse tüm takımlar şikayetçi ancak maalesef somut bir gelişme yok. Maça dönecek olursak, son bölümde hem skoru korumaya hem de skoru almaya yönelik hamleler izledik. Özetle Galatasaray, rahat şekilde farka gidebileceği maçı anlamsız bir şekilde zora soksa da kazanmayı bildi.
Ekmeğini yedi!
Serkan Akcan (Fanatik): Galatasaray, Ankara’da sakin kalmayı başardı, oyunun temposunu hep elinde tuttu, momentumu bir an bile kaybetmeyerek Gençlerbirliği’ni yendi. Osimhen'siz çıkılan maçlar genelde krizleri beraberinde getirdi Galatasaray için ama Okan Buruk yeniden Icardi’ye sarılarak büyük bir kumar oynadı. Geçen hafta Ali Sami Yen’de topa sahip olunan maçta Icardi’yi kenarda tutup Barış ile santrfor başladıktan sonra Ankara’da yeniden Arjantinli santrfora dönmek çok büyük bir karardı. Hayat böyledir ya tercihlerinin bedelini ödersin veya ekmeğini yersin. Okan hoca dün karnını doyurdu. Zira Icardi henüz ilk dakika dolmuşken attığı golle maçın kilidini açıp Gençlerbirliği’ni yuvasından çıkaran adamdı. Yine baskıda yoktu, yine rakibin oyun kurulumunda yönlendirmeleri yapmadı ama sahadaydı ve varlığıyla ne kadar büyük bir tehdit olduğunu gösterdi.
İpler elinde
Yunus Akgün sağlıklı ve fit olduğunda Galatasaray’ın en üretken futbolcularından biri oluyor. Özellikle hücum bölgesinin son 20 metresinde çalım atan, adam eksilten ve savunma arasına ince pas gönderen Yunus dün gece takımının en iyilerinden biriydi. Mertens bıraktıktan sonra yerli Mertens olmaya en büyük aday olan Yunus için sezon çok sağlıklı ilerlemedi ama bitime yaklaşırken görünen o ki Yunus vites arttırmaya karar vermiş. Gençlerbirliği deplasmanında bir gol bir asist ile maçın yıldızı olmayı başardı. Galatasaray, bir gün evvel Fenerbahçe’nin Rize’ye puan kaybetmesiyle tüm inisiyatifi tamamen eline geçirdi. Fenerbahçe puan kaybetmese de avantaj Galatasaray’daydı. Çünkü rakibiyle haftaya Ali Sami Yen’de oynayacaktı ama şimdi ipleri tamamıyla ele aldı.



