Tolga Özkalfa o kokartı...

Çok net söylüyorum ; Beşiktaş Kulübü, Slaven Bilic ile sözleşme yenilemeyerek durum değerlendirmesi yapmak istediğini ortaya koymuştur. Dengeler değişebilir ve bu Bilic de gidebilir!
11 Mayıs 2015 16:09- Son Güncelleme - 11 Mayıs 2015 16:09
Google news abonelik
Tolga Özkalfa o kokartı...

Galatasaray ve Fenerbahçe'nin zorlanarak galip geldiği maçların ardından sahneye çıkan Beşiktaş,  Gaziantepspor müsabakasını mutlaka kazanmak zorundaydı. Kazanmak zorunda olduğun maçlara, gerçekten kazanabileceğin bir yapıyla çıkmak, maça önde başlamak gibidir(!)

Beşiktaş'a saha içinde kalite katan futbolculardan biri olan Sosa, maçın başında kendi oluşturduğu pozisyon sonrası topu serbest vuruştan ağlara gönderdi. Durum 1-0 olduktan sonra Beşiktaş, ikinci golü mutlaka bulmalıydı. Net fırsatlar yakalamalarına rağmen bulamadılar ve hakem Tolga Özkalfa freni dışında ilk yarının sonunda gelen garip(!) golle de soyunma odasına 1-1 ile gittiler.

HER YERDE PENALTI...

İlk yarıya baktığımızda Demba Ba'nın 30. dakikada rakibinin müdahalesiyle yerde kaldığı pozisyon, dünyanın her yerinde penaltı. Bana göre, sana göre değil, kurallara göre değerlendirdiğinizde olayın ne kadar net olduğu ortaya çıkıyor.

Hakem Tolga Özkalfa ve yardımcıları bu pozisyonu nasıl süzemez anlamış değilim. Özkalfa, o FIFA kokartını boşuna takıyor. Yardımcıları da evlere şenlikti. Her zaman söylüyorum, yine söyleyeceğim. Bu ülkede orta hakemin dışında, kaliteli yardımcı hakem de yok! Çok tartışsak da Cüneyt Çakır'ı tenzih ediyorum.

Beşiktaş'ın kaybını elbette sadece hakeme, hakemlere bağlamamak gerek. Siyah-beyazlılar, ofansif anlamda çok beceriksizdi. Beşiktaş, faturayı ilk yarıda kesebilmeliydi. Şampiyonluğa oynuyorsan, bunu başarman şart.

ANTEP'İN GOLÜ ÖNCESİNDE YAPILAN NEYDİ?

Maçın ilk yarısının sonlarında Gaziantepspor'un attığı gol öncesinde Serdar Kurtuluş'un suratına atılan tokadı herkes gördü, bir tek sahadaki hakemler göremedi. Yani bu tip pozisyonlarda devreye giremeyecek ve doğru karar veremeyeceksen...

Pozisyonları süzebilme, doğru karar verebilme konusunda Özkalfa sınıfta kaldı. Yardımcıları da kendisine yardımcı olamadı. Örneğin ; maçın son bölümünde yardımcı hakemin gözünün önünde top yarım metre kadar dışarıdan çevrilmişken, oynatması evlere şenlik. O pozisyon sonrası gelişen atak golle sonuçlansaydı neler olurdu sizce? 2 dakika düşünün sadece!

Gelelim Özkalfa'nın verdiği doğru bir karara. Mesela; Beşiktaş'a gol atan Chibuike'nin kırmızı kart görmesi çok doğru bir karardı. Rakibinin, kariyerini ve sağlığını tehlikeye atacak şekilde müdahalesi, aşil tendonuna hoyratça vurması kart gerektirirdi. Nitekim ikinci sarıdan atıldı. Özkalfa'nın doğrusunu da yazalım. Değil mi?

İKİNCİ YARIDA KAÇAN FIRSATLAR...

Slaven Bilic'in ikinci yarıda yaptığı hamleler maça etki edemedi. Bu takımın maç kazanabileceği en güzel sistem ; 4-4-2'dir. Saha içinde garip bir Beşiktaş gördük. Bırakın 1 maçı, Beşiktaş bu maçta bulduğu pozisyonlarla 5 maç kazanabilirdi!

Demba Ba'nın verimi düşüktü. Son dönemlerde gol attığı maçlarda da kötü olduğunu söyleyen biri olarak, Demba Ba konusunda içim rahat. Sosa çok uğraştı fakat o da bir süre sonra oyundan düştü. Gökhan Töre, sorumsuzca oynuyor. Kulağının çekilmesi gerek. Camia içindekiler alsın bu mesajı!

Beşiktaş, Gaziantepspor karşısında 2 puan kaybederek şampiyonluk yolunda kredisini ciddi bir şekilde düşürdü. Kalan maçların hepsini kazanmalarının da yeterli olmadığı bir ortamda, sonraki karşılaşmalara nasıl konsantre olacaklarını da çok merak ediyorum.

SLAVEN BILIC, BEŞİKTAŞ'TAN GİDEBİLİR...

Süper Lig'de kaliteli teknik adam sayısı az. Slaven Bilic de mükemmel bir teknik adam değil. Bazı şeyleri Beşiktaş'ta öğreniyor. Bunu kimse inkâr edemez. Saha içinde müdahale anlamında bir denge yakalayabilmiş değil. Bir maç iyi, bir maç kötü... Bu yapısıyla, en iyi teknik adamlar listesine giremez.

Çok net söylüyorum ; Beşiktaş Kulübü, Slaven Bilic ile sözleşme yenilemeyerek durum değerlendirmesi yapmak istediğini ortaya koymuştur. Dengeler değişebilir ve bu Bilic de gidebilir!

KALİTELİ FUTBOL BEKLENTİSİ...

Süper Lig'de son haftalara girilirken, kaliteli bir futbol bekleme hakkına sahip olmadığımızı, şampiyonluğa oynayan takımların teknik direktörleri söylüyor... Kaliteli maç sayısı zaten bir elin parmaklarını geçmiyorken, böylesine açıklamalar yaparak teknik adamlar komik duruma düşüyorlar.

Lig bitmek üzere ama, "büyük" olarak adlandırılan takımlar, sorunlarını halen tam anlamıyla çözebilmiş değil. Teknik adamlar, hakemler, futbolcular ve yöneticiler... Hepsinin formsuzluğu gözler önünde...

Basın mensupları çok formda mı? Hayır, formda olan çok az kişi görüyorum. "Eyyam" sözünü kullanıp da başta kendileri eyyam yapanlardan bahsediyorum. Önce onlar zihniyetlerini değiştirsinler, sonra da başkalarına tavsiyelerde bulunsunlar!