Tuğrul Akşar: İflas etmesi, dükkanı kapatması lazımdı!

31 Temmuz 2018 15:06- Son Güncelleme - 31 Temmuz 2018 18:06
Google news abonelik

Spor Toto Süper Lig’de yeni sezonun başlamasına sayılı günler kala kulüplerin borç yapıları ürkütücü boyutlara ulaştı. Futbol ekonomisti Tuğrul Akşar, kulüplerin yeni sezon öncesindeki mali tablolarını değerlendirdi.

Radyospor’da yayınlanan Gün Ortası programında Emrah Karalinç’in sorularını yanıtlayan Tuğrul Akşar’ın açıklamalarından Ajansspor’un derledikleri şu şekilde;

"Tüm kulüpler borç batağına saplanmış halde"

Durum Türk futbol kulüpleri açısından hiç de iç açıcı değil. Transfer yapmaya ortam çok müsait değil. Dolayısıyla geçmiş yıllarda gördüğümüz o çok şaşalı, herkesin beklediği transferleri yapmak bugünkü içinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle pek mümkün gözükmüyor. Başta 4 büyük olmak üzere Süper Lig’deki tüm kulüpler ciddi ölçüde borç batağına saplanmış haldeler.

Kur farkının olumsuz etkileri

Kur farkının olumsuz etkileri

Büyük kulüplerin finansal olarak sağlam ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olmamaları, rekabette de Avrupalı kulüplerin gerisinde kalmamıza neden oluyor. Çünkü; finansal olarak sürdürülebilir ve sağlam bir yapıya sahip olmayan kulüplerin sportif rekabette üst düzey mücadele ortaya koyabilmeleri çok mümkün görünmüyor. Süper Lig’de özellikle geçen sene naklen yayın gelirlerinde çok büyük bir artış oldu ancak giderler gelirlerden daha fazla artış kaydetti. Baktığımız zaman başta özellikle borçlu olan kulüplerin finans maliyetlerinde %50’ye yakın bir artış oldu. Kurlarda ciddi ölçüde bir artış söz konusu. Kurlarda %40-50’ye yakın artış söz konusu. Hiç ekstra borçlanmasanız bile mevcut borçlardan kaynaklanan ilave faiz ve kur artışları kulüplerin belini iyice büktü. Tabii bunlar kulüplerin öz kaynaklarının erimesine yol açıyor ve sportif rekabette geride kalıyorlar.

"Hayalcilikten öteye gitmez"

"Hayalcilikten öteye gitmez"

18 Süper Lig kulübünün borçları yaklaşık 10 milyar Euro’ya varmış vaziyette. 9.8 milyar toplam borçtan bahsediyoruz. Süper Lig’in 3.5 milyara yaklaşan geliri var, neredeyse gelirlerin 3 katına yakın borçlanma var. Borçlanma bu kadar yüksek olunca giderler de karşılanmamaya başladı ve zararlar da artmaya başladı. Süper Lig kâr eden bir lig değil, toplamda 3.2 milyar zarar eden bir ligden bahsediyoruz. Bu bir ticari işletme olsa iflas etmesi ya da dükkanı kapatması lazım. Sportif rekabette kulüpler transfer yapamıyor, bunlar çok önemli handikap ama; diğer taraftan da içinde bulunduğu finansal durumu daha da olumsuzlaştırıyor ve öz kaynaklarının kaybolmasına neden oluyor. Süper Lig’de 18 kulübün toplam öz kaynak açığı 2.8-3 milyar liraya varmış vaziyette. Bugün şu anda baktığımız zaman öz kaynaklarını yitirmiş, net borçlu, gündelik faaliyetlerini karşılamaya bile yeterli nakit para bulmakta son derece zorlanan, sportif anlamda ciddi rekabet yeteneğini yitirmekte olan bir Süper Lig’den bahsediyoruz. Böylesi bir ligden orta ve uzun vadede sportif performans veya kulüplerimizin Avrupa’da başarıya ulaşmalarını beklemek hayalcilikten öteye gitmez.

Fenerbahçe'nin gerçek borcu ne kadar?

Öncelikle şunu belirtmek lazım; Ali Koç’un açıklamalarını dikkate almak zorundayız. Ben bu açıklamaları ciddiye alıyorum. Bu açıklamalar insanı ürkütüyor. Toplam borcun 621 milyon Euro’ya ulaştığını söyledi Ali Koç… O günün kurlarıyla 3.2 milyar olan borç şu anki kurlarla 3.7 milyara ulaşıyor. 3.7 milyar lira borcu olan bir kulübün daha başka neyini konuşacaksınız ki? Yani bu borcu karşılayabilecek ne gelir düzeyine sahip, ne de kârlığa ulaşmış vaziyette. Yönetimi devralan Ali Koç, toplam varlıklarından daha fazla yükümlülüğü olan bir Fenerbahçe ile karşı karşıya. Zamanında öz kaynaklarını erittiği için öz kaynak açığı olan bir Fenerbahçe’yi konuşuyoruz. Yine kısa vadeli yükümlülükleri o kadar yüksek ve faiz maliyetleri o kadar artmış vaziyetteki, gündelik ihtiyaçlarını karşılamak için kasa kolaylığı sağlamak zorunda kalan Fenerbahçe’ye Ali Koç 50 milyon Dolar hibe yapmak durumunda kalabiliyor. Yetersiz nakit var. Forma satışları ve kombine satışları olsa bunlar yüksek takım maliyeti ve aşırı borçlanma nedeniyle kulübün asıl faaliyetlerinden kâr yapmasına izin vermiyor.

"Ali Koç'a başarı dilemek Türk futboluna başarı dilemekle eş anlamlı"

"Ali Koç'a başarı dilemek Türk futboluna başarı dilemekle eş anlamlı"

Ali Koç’un kendi açıklamalarına göre kulübün finansal yükümlülüğü içerisine faiz ve kur farkını da koyduğumuz zaman 4.1 milyar liraya ulaşıyor. Fenerbahçe’nin yıllık gelirleri 400-450 milyon Lira arasında. Gelirlerinin 10 katı borcu olan bir kulübü konuşuyoruz. Bu kısa vadede çok düzeltebilecek değil. Kulübün birikimli zararları toplam geliri aşmış. Bunlar yönetilebilir bir yapıyı göstermiyor. Faaliyet giderlerine baktığımız zaman finansman giderleri, gelirleri aşmış vaziyette. Nereden baksanız finansal olarak sıkıntılı, ekonomik anlamda ciddi ölçüde darboğaza girmiş ki bunlarda ülkenin ekonomik koşullarının da olumsuz etkisi var. Hem finansal olumsuzluklar ve bunlar nedeniyle UEFA’nın Finansal Fair-Play tehdidiyle de yüz yüze kalan bir takım var. Belirtilen sorunlar nedeniyle Fenerbahçe ciddi ölçüde rekabetçi yeteneğini son 10 yılda yitirdi. 10 yıl önceki UEFA takım sıralamasına göre bugün 30 sıra gerilemiş vaziyette. Yine son 10 yılda Süper Lig’de sadece 3 kez şampiyon olmuş, 20 yılda 6 kez şampiyon olmuş. Sürdürülebilir bir mali yapıya sahip değil, sportif rekabette rakiplerinin gerisinde kalmış bir Fenerbahçe ile karşı karşıya kalıyoruz. Ali Koç’un anlattığı durum sadece Fenerbahçe ile ilgili değil, diğer kulüplerimizin de ciddi sıkıntılar var. Bu dönemde Ali Koç’a başarı dilemek, Türk futboluna başarı dilemekle eş anlamlıdır.

"2000 yılının gerisine düştük"

"2000 yılının gerisine düştük"

Kulüplerin bugünkü dinamiklerle kendi içinde bulundukları bu durumdan kurtulma şansları maalesef çok fazla yok. Küçülmek zorundalar. Küçülmenin ötesinde daha önce yaptığımız bir çalışma vardı, Süper Lig A.Ş, Varlık Yönetimi A.Ş kurmak ve buradan borçlu kulüplere fon aktarmak, onların kısa vadeli kredilerini uzun vadeye yaymak, bu da çok hayata geçmedi. Kulüplerin kendi dinamikleriyle içinde bulundukları darboğazdan çıkmaları çok mümkün görünmüyor. Ben çok iyimser değilim. Bu durumlar sportif rekabette kulüplerimizin geride kalmasına yol açıyor. Nitekim UEFA ve FIFA sıralamasında 2000 yılının gerisine düşmüş durumdayız.