Yıkıcı bir kayıp

23 Kasım 2019 10:46- Son Güncelleme - 23 Kasım 2019 10:49
Google news abonelik

Ahmet Çakır - "Yıkıcı bir kayıp"

Bu maçı hiç değilse berabere bitirememenin elbette ki Galatasaray’a ağır faturası olacaktır. Evet, Muslera’nın da sakatlanmasına kadar varan milli maç arası tahribatı gerçekten çok önemlidir ama düşünün ki yaşanan bütün eksiklere karşın N’zonzi, Seri, Belhanda, Jimmy Durmaz, Nagatomo gibi isimleri kulübede oturtabilecek olanağa sahipsiniz. Demek ki o kadar da kötü bir durumda değilsiniz.

Sarı-Kırmızılı takımın talihsizliği, böyle bir dönemde Başakşehir ile oynuyor olmaktı. Yoksa başka bir takımı yenmeye yetecek kadar futbol vardı sahada. Özellikle kendi kalesini koruma yönünde Cim Bom’un başarısız olduğu söylenemez. Bulduğu 3 önemli pozisyondan birini gol yapmak da maçı kazanmayı sağlayabilirdi.

Başakşehir ligin en sağlam takımı. Neyi nasıl yapacaklarını çok iyi biliyorlar. 9 maçlık yenilmezlik serisi de tesadüfen oluşmuş değil. Abdullah Avcı sonrası sıkıntıyı çok çabuk aşıp yeni bir yola girmeyi başardılar. Böyle bir Galatasaray’ı da nasıl olsa yapacağı bir hatayla geçebileceklerini anlamaları çok zor değildi. Onlar bulabildikleri 3 pozisyondan biri attı ve 3 puanı kaptı.

Lemina’nın daha önceki anlamsız denemelerinden birinden de böyle bir dert çıkabilirdi ama ortaalanda çok rahat durumdayken attığı 5 metrelik pasta topun rakibe gitmesi yenilgiye yol açtı. Sonrasında topu alan adamı düşürmeyi bile beceremeyişi ikinci fiyaskoydu. Tekrar koşup karşısına geldiğinde yediği çalım ile Sarı-Kırmızılı takımın 41 maçlık evindeki yenilmezlik serisinde başrolü üstlenen adam oldu. Evet, iyi oyuncu ve yararlı ama böyle sorunlar da çıkarıyor.

Sadece 6 yabancılı kadro birilerini daha mutlu eden türdendi. Hücumda ne yapacağını bilememek ve set oyununu hemen hiç becerememek dışında, mücadelesiyle göz doldurduğu bile söylenebilirdi. Hatta bu nedenle Fatih Terim 70’e kadar oyuncu değiştirmedi. Oysa ilk yarı sonunda değişiklik yararlı olabilirdi ama hiçbir oyuncusunun bu tür bir katkı yapamayacağını en iyi bilen kişi Terim’di. Böyle durumlarda teknik adamların yaptıkları doğru hamlelerin bile ters sonuçlar vermesi, bilinmeyen şeyler değildir.

Böyle bir maçta birkaç adamın hiçbir katkı vermeyişi haliyle sorun oldu. Kaleci Okan için zor bir maçtı. Kaledeki performansı için birşey söylemek zordu, iki toptan birini kurtardı, öteki gol oldu. Asıl dikkat çeken yanı, ayaklarının zayıflığıydı. Savunma zararsızdı. Kanatlarda Mariano gayretli ama güçsüzdü, Emre Taşdemir’e bu maç ağır geldi. Ömer Bayram’la Lemina takımı taşıyan adamlar gibiydi. Ötekiler kendi bilinen kapasitelerinin altında kaldı.

Elbette ki sakatlıklar çok önemli mazeret ama Galatasaray aslında gereksiz transferler ve sezona iyi hazırlanmamış olmanın sonrasında yaşanan dağınıklığın sancısını çekiyor. Düşünün ki sezonun 12.Lig maçında sahaya 11 benzemez denilebilecek bir kadroyla çıkıyorsunuz. Bunun birazı sakatlıktansa çoğu da neyi nasıl yapacağını şaşırma dağınıklığından kaynaklanıyor. Kaliteli adamı koyuyorsunuz çaba göstermiyor, çalışkan adamlar da sonuç alamıyor. Alın size nur topu gibi bir açmaz!

Maç öncesinde 11’de yer almasına mutlak gözüyle bakılan Emre Mor oynadığı sürede en küçük bir etkinlik gösterememiş olmasının yanında devrearasında gönderilebileceği sinyalleri verdi. Belhanda’nın 90 dakikada yapmadığını 10 dakikada yapmasını beklemek pek gerçekçi değildi. Nagatomo da Emre Taşdemir’in sakatlığı nedeniyle girdiği oyunda birşey yapabilecek durumda değildi.

Cuma akşamı için hiç de azımsanmayacak sayıdaki taraftar desteğine karşın Galatasaray’ın, “Çabalama kaptan ben gidemem” durumunda oluşu üzücüydü. Ocak’ta şu olacak bu olacak söylemlerinin hiçbir yararının bulunmadığını bu maç da gösterdi. Brugge maçındaki kötü bir sonucun ardından tribünlerin boşalması ve 2 sezonluk parıltılı bir dönemin sona ermesi tehlikesi Galatasaray’ı bekliyor.