Doğrusu budur

23.03.2019 - 20:41 | Son Güncellenme: 23.03.2019 - 17:42

Doğrusu budur

Ahmet ÇAKIR

Teknik adamları yerli ve yabancı olarak değil, iyi ve kötü olarak ayırmak gerektiğini hepimiz biliyoruz sanırım. Lucescu, iyiler arasında olduğunu defalarca kanıtlamıştı. Ancak bizim zehirli bir bataklık olan futbol ortamımızda istediğini yapamadı.

Teknik direktörleri, konuşanlar ve yapanlar şeklinde sınıflandırmak da mümkün. Lucescu, daha önceki dönemlerde yapanların en iyileri arasındaydı. Bu kez olmadı. Şenol Güneş ise hem yapanlar hem konuşanlar arasında yer alıp daha farklı bir yerde duruyor.

Onun teknik adamlık kalitesini ve kariyerini bildiğimiz halde, ona mutlaka birtakım kusurlar yakıştırmak için yarışıyoruz. Bunların sonuncusu, muhataplarına gerekli saygıyı gösterip sorularını tam olarak yanıtladığı için ‘uzatıyor’ suçlaması oldu.

Bir teknik adamın en önemli niteliği, neyi nasıl yapacağını bilmesi. Şenol Güneş de Arnavutluk karşısında bunu bir kez daha gösterdi. Başka bir hocayla Arnavutluk karşısında en çok bir bir beraberlik alıp güzel günlerin gelecekte olduğu masallarıyla avunmak zorunda kalabilirdik.

Milli Takım, rakibi karşısında oyunun tamamında iyi bir futbol filan oynamadı. Ancak ne yapması gerektiğini iyi biliyordu ve bunu yaptı. Özellikle savunmada ilk kez biraraya gelen oyunculardan kurulu bir takımın daha fazlasını yapmasını beklemek gerçekçi de değil.

2016 Fransa’da yaşananlar nedeniyle Burak Yılmaz, Gökhan Gönül gibi oyuncuların yanında Emre Belözoğlu’nun da dışarda kalmasının kayıp olduğu açıkça görüldü. Milli Takımda gençleştirme harekete çok gerekli ve anlamlı değil çünkü o zaten kendiliğinden olur. Siz maç kazanmaya bakın. İşin gerçeği budur. 50 yaşlarına kadar oynayacak halleri yok! Zaman içinde onlardan daha iyi gençler gelip yerlerini alır.

Şenol Güneş Arnavutluk karşısına mümkün olabilecek en güçlü takımla filan çıkmadı. Sağlam bir Serdar Aziz ve Mehmet Topal ile Emre Akbaba ile Cengiz Ünder gibi pek çok adam bu takımın kadrosunda. İrfan Can Kahveci gibi en formda adamımız da sakatlanıp dışarda kaldı ama sorun olmadı. Melih ve Okay önce endişe verici işler yaptılar ama sonra maçın yıldızları arasında bitirdiler.

Arnavutluk’un iç sorunlarının da sahaya yansıması kazanmamızı kolaylaştırdı. İlk etkili şutlarını 85’te, en önemli adamları ile atabilmiş olmaları, nasıl kıpırdayamaz hale getirildiklerinin belgesiydi. Maç boyunca bizi endişeye düşürecek hemen hiçbirşey yapamadılar. Sadece İtalyan usülü sertliği iyi öğrenmişler. Bizi bununla durdurmaya çalıştılar ama başaramadılar.

Şu anda ortada gümbür gümbür gelen bir Milli Takım filan yok. Tam tersine halledilmesi gereken bir yığın sorun var. Ancak maçlarınızı kazanarak bunları çok daha kolay halledebilirsiniz. Milli Takım da bunu yaparak gereksiz birtakım tartışmaların yolunu kesmiş oldu. Kuşkusuz ki Cenk Tosun daha iyi olacak. Ortasahamız daha çok top tutacak. Ozan Kabak savunma güvencesi oluşturacak. Bunun gibi daha bir yığın katkıyla Milli Takım güçlenecek ve daha iyi oynayıp kazanacak. Bunların olacağını biliyoruz.

Gruptaki rakiplerimiz Arnavutluk ve İzlanda. ’Ne demek efendim, Fransa’yı da geçip grup lideri olarak çıkarız buradan!’ gibisinden çok yorumcu palavrası dinledik bugüne kadar. Sonra da Arnavutluk’un bile gerisinde kalıp hüsran yaşadık. Bu maç, Arnavutluk’un safdışı kaldığı anlamına gelebilir. Grup ikinciliği gibi makul bir hedefle ilgili ilk önemli adımı atmış olduk.

Şenol Güneş ile gerçek anlamda bir beyaz sayfa açmış olduk. Ben de yeni bir milli takım kitabı için hazırlıklara şimdiden başlayabilirim…

Senin için hazırladığımız haberler