AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Futbolculara ve hocalara 100 kere 'VAR' yazdıralım!

İlk Yayınlanma : 09 Ara 2020 - 12:25 / Son Güncelleme : 09 Ara 2020 - 12:31

Süper Lig'de 2020-2021 sezonu devam ederken, son dönemde hakemler üzerine yapılan yoğun eleştiriler artmış durumda. İşte Süper Lig'de futbolcu ve teknik direktörlerden hakemlerin VAR'ı kullanması üzerine sözleri ve diğer örnekler...

Futbolculara ve hocalara 100 kere 'VAR' yazdıralım!

Hüseyin ÖZKÖK

Covid-19 salgını gölgesinde başlayan 2020/21 futbol sezonu, takvim sıkışıklığı ve pozitif vakaların etkisiyle büyük sorunlarla sürerken özellikle hakemlerle ilgili yaşanan problemler ve eleştiriler geride kalan 11 haftada şimdiden zirve yapmış durumda.

Bütün bunların yanında bir de maalesef bazı kuralların bilinmemesi ve bunların bilinmeden doğruymuş gibi yöneticiler, teknik adamlar, futbolcular ve medya mensupları tarafından kamuoyuna yanlış şekilde aktarılması işleri daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Olay artık öyle bir noktaya geldi ki, maç yöneten hakemler bile kalecinin topla bilinçli mi yoksa kurtarma amacıyla mı oynadığını bilmiyormuşçasına yorumlayabiliyor ve MHK buna ses çıkartmıyor.

Sade bir vatandaş, futbol taraftarı kuralları net olarak bilmeyebilir. Ama sonuçta onun kamuoyunu etkileme gibi bir durumu da yok. Ancak bu söylemler televizyonlar ve yazılı medya üzerinden futbolun aktörleri tarafından milyonlara ulaştığında yanlış bilgi maalesef habis bir ur gibi doğruymuşçasına futbol izleyicisini sarıyor.

Çok taze birkaç örnek vermek gerekirse…


Geçtiğimiz hafta sonu oynanan Denzilispor-Fenerbahçe maçının hemen ardından Gökhan Gönül ile maça müthiş kurtarışlarıyla damga vuran kaleci Altay Bayındır, hakemin verdiği 2. penaltı kararıyla ilgili canlı yayında çok benzer iki açıklama yaptılar.

Şunları söyledi iki oyuncu:

Gökhan Gönül, "Bu ikinci penaltı pozisyonu bu kadar bariz şekilde penaltı değilken VAR'dan dönmesi çok ilginç. Altı pas içinde kalecinin olduğu pozisyonda VAR'ı beklemeliydi. Bu kadar acele etmesini anlamıyorum."

Altay Bayındır: "Ben hakem konularına hiç girmem ama Rodallega’nın bana vurduğu pozisyonda hakem hemen penaltıya gitti. Burada VAR sistemi var. Bekleyip, değerlendirmek gerekiyor. Biraz acele etti o konuda."

İki oyuncunun bu söylemleri ile ilgili yorum yapmayacağım. Sade kuralı yazmakla yetineceğim.

VAR Protokolünün iki yerinde birden bu konuya atıf yapılıyor:

“Hakem mutlaka bir karar vermelidir. Diğer bir ifadeyle hakemin hiçbir karar vermeyip durumu VAR’a havale etmesine izin verilmez.”

“Hakem ve maç görevlileri VAR yokmuş gibi oyunu kontrol edeceklerdir. VAR’ın varlığının yetki kullanımında kararsızlığa neden olmaması gerektiği için (ihlal yapılmadığına ilişkin kararlar dahil olmak üzere) gerekli kararları almaya devam etmeleri gerekir.”

Yani kısaca protokol özünde diyor ki, hakem müdahaleyi yanlış olabilir diye VAR’a bırakamaz.

Bir başka VAR örneği Fatih Terim’den:

“….Golü de bulduk ama iptal edildi. Zaten bizim VAR'lar sağlık taraması gibi. Genel olarak tarıyorlar baştan aşağı"

Fatih Terim’in bu yakınması sanki özellikle kendi takımı söz konusu olduğunda VAR başındakiler mutlaka bir kusur bulmak için uzun süre inceleme yapıyorlar anlamına geliyor aslında. Oysa VAR uygulamaya başladığından beri sayısız maçta defalarca çok uzun süren incelemeler yapıldı bugüne kadar.

Protokole göre VAR, gol, kırmızı kart ve penaltı kararlarının hemen ardından topa sahip olunduğu andan itibaren o ana kadar olan pozisyonları incelemeye alır. Eğer arada başka şüpheli pozisyonlar varsa onları da inceler böylece son olarak gerçekleşen olayın bir ihlal sonrası gerçekleşip gerçekleşmediğine bakar, gerektiğinde hakemi uyarır ve bir ihlal varsa oraya geri dönülür önceki karar iptal olur. Bu incelemeler bazen bayağı uzun sürebilir. Ama VAR görevi yapan hiçbir hakemin bir takımı özellikle inceleme altına alması mümkün değildir. Olay tam olarak budur.

Gelelim diğer bazı örneklere.

Yine geçtiğimiz hafta sonu oynanan Konyaspor-Erzurumspor maçında kaleye giren topu elle çıkartan ve bariz gol şansını önleyen Erzurumsporlu Murat Uçar, hakem kendisine kırmızı kart gösterdiğinde, kırmızı kart gördüğüne şaşırmış bir görüntü verdi. Bununla ilgili olarak sıklıkla “hani 3’lü ceza (kırmızı, penaltı ve maç cezası) kalkmıştı yorumlarına rastlıyorum.

Oysa futbol oyun kuralları kitabının “ihraç verilecek haller” bölümünde “topla elle oynama ihlaliyle rakip takımın bariz golünü veya gol atma şansını önlemek” maddesiyle bu tip ihlallerin sonucunun kırmızı kart olduğu açık şekilde belirtiliyor.

Doğru olmayan şekilde yansıtılan ve çoğunluk tarafından bilinmeyen bir kural da vücuttan kola veya ele seken topların ne zaman el olarak değerlendirilip ne zaman değerlendirilmeyeceği konusu.

Yine kural kitabının fauller ve fena hareketle bölümünde “topa elle müdahale etmek” maddesinde şu iki satır yer alıyor:

-El/kol oyuncunun vücudunu doğal olmayan şekilde büyüttüyse

-El/kol seviyesi omuz seviyesinin üstündeyse/aşıyorsa (oyuncu bilerek topla oynadıktan sonra top eline/koluna dokunmadıkça)

Yani bu iki tanımlamaya göre bir oyuncu bilinçli olarak topa vurduğunda top kazara eline çarpıyorsa, bu el olarak değerlendirilmiyor. Ancak elin/kolun tanımlamadaki gibi olduğu durumlarda sekerek gelip ele/kola çarpan her top el olarak değerlendiriliyor. Eğer bu durum ceza sahası içinde kaleye doğru vurulan bir top sonrası oluşuyorsa hem penaltı veriliyor hem de umut vaat eden atağa engel olduğu için sarı kartla cezalandırılıyor. Top başka yöndeyse yalnızca penaltıya hükmediliyor.

Daha önce tartışmaların yaşandığı çok bilinmeyen bir başka kural da, savunma oyuncusu tarafından kaleden uzaklaştırma amacıyla vurulan topların oyuncunun kendi takım arkadaşının eline çarptığında bunun ihlal olmadığı. Bu konuda futbol ve hakem yorumcularının dahi bazı maçlar sonrası bu tip durumlarda penaltı şeklinde yorum yaptığını gördük.

Kurallar, kaideler, statüler ve talimatlara ne yazık ki spor medyasında çok fazla ilgi gösteren bunları açıp okuyan insan yok. Kulüpler kurallar konusunda oyuncularını eğitmeye gerek görmüyor. Bu konularda bilgi paylaşan insanların sayısı ise çok az. Dolayısıyla seslerini büyük kitlelere duyurmaları da bu bağlamda çok zor. Sosyal medyanın da etkisiyle büyük bir çoğunluk kurallar konusunda kitlelere yapılan popülist söylemleri doğru kabul ediyor ve kuralların doğrusunu ifade eden insanlar kuralları bilmez durumuna düşürülüp adeta infaz ediliyor.

Ez cümle, futbolculara ve teknik adamlara tabir caizse VAR ödevi verilsin ve kuralları neymiş yüz kere yazdırılsın(I) Onların söylemleri taraftarı etkiliyor. Haliyle yanlış bilgi de yanlış yönlendirmeye sebep oluyor.