İkinci Trabzonspor devrimi

28 Aralık 2018 18:40- Son Güncelleme - 28 Aralık 2018 18:41
Google news abonelik
İkinci Trabzonspor devrimi

Benim için geride kalan yılın en önemli futbol olayı, Trabzonspor’da yaşanan bir gelişmeydi. Bordo-mavililerin yaptığı ilk devrimi hepimiz biliyoruz; şampiyonlukları 3 büyüklerin tekelinden çıkardı. İkincisi de budur ama sizin sandığınız şeyler değildir. Bordo-Mavili takımın 29 puanla ilk yarıyı 2. sırada kapatması, kaptan Onur ve golcü Burak’ı kadrodışı bırakması, takımda genç oyunculara yer vermesi gibi durumlar elbette ki önemlidir ama bunlarla hiç ilgisi olmayan bir başka konu katbekat değerlidir.

Muharrem Usta yönetiminin görev kusuru olmanın da ötesindeki yanlışlarını, bu konudaki uzman bir kuruluşun denetimi sonrasında ortaya çıkaran Ahmet Ağaoğlu yönetimi, bu paranın onlardan alınmasını kararlaştırdı. Yani Ersun Yanal, Özer Hurmacı ve Aykut Demir’in tazminatını Muharrem Usta yönetimi cebinden ödeyecek. Buna Mehmet Ekici’nin 2 milyon Euro bonservis bedeliyle satılmayıp bedelsiz gönderilmek zorunda kalınmasından doğan zarar da eklendiğinde 36 milyon liralık bir bilanço ortaya çıkıyor.

Bugüne kadar böyle kararlar çok alındı ama uygulanamadı, diye düşünmeyin çünkü güç yönetimin elinde. Muharrem Usta’nın kulüpten olan alacağı, bu para kesilerek ödenecek. Muharrem Usta da her ne kadar bu yapılanı usulsüz bulduğunu ve hatta “haysiyet cellatlığı” olduğunu belirterek tepki gösterse de ödeyeceği beyanında bulundu.

Biliyorsunuz, futbolumuzdaki birtakım çarpıklıkları düzeltmesi beklenen (hepsini ortadan kaldırmaya ne kanun yeter ne de başka bir güç!) Kulüpler Yasası bir türlü TBMM’den çıkmıyor. Yasadan en büyük beklenti de yönetimlerin bu tür sorumsuz işlerinden doğan zararlarının onlara tazmin ettirilmesi. ‘Bu yasadan sonra yönetici bulunamaz’ diyen bir güç, yasanın çıkmasını zorlaştırıyor.

Futbolumuzda, bu kapsamda yer alabilecek nice zarar-ziyan durumunun olduğunu hepimiz biliyoruz. Böylesi işler yüzünden başta 4 büyükler olmak üzere kulüplerimizin yüzde 90’ı batık durumda. Buna yol açan insanlar da hiçbir sıkıntı olmaksızın hayatlarını sürdürebiliyor. Genel kurullardaki Ibra işi adeta otomatik bir mekanizma. Kollar inip kalkıyor ve milyonların buharlaşması da kabullenilmiş oluyor. Ibra olmazsa o da başka bir dert, yıllar sürecek mahkemelerden pek beklenen sonuçlar çıkmıyor.

Aslında Trabzonspor’un bu işi önceki yönetim döneminde yaşanan transfer cinnetlerini de kapsayacak şekilde genişletmesi yararlı olurdu. Bordo-Mavili kulübe 10 kuruşluk yararı olmadığı halde akılalmaz paralar ödenen transferlerin nasıl ve niçin yapıldığı da mercek altına alınmalıydı. Çünkü şu anda o gereksiz harcamalardan doğan sıkıntı yıllardır sürecek gibi görünüyor. Neyse, şimdilik, buna da şükür deme durumundayız.

Sorumsuz yönetimlerin kulüplere verdiği zararların hangi boyutlara vardığını, bu yazıyı okumaya ara verip Atilla Türker kardeşimizin Habertürk’te son 2 yıl içinde yazdığı bazı yazıları gözden geçirerek kolaylıkla anlayabilirsiniz. Özellikle en sağlam finans kaynağına sahip kulüplerimizden biri olan Kardemir Karabükspor’un nasıl soyulduğu ve bugünkü perişan duruma düşürüldüğü çok sarsıcı bir öykü.

Kulüp için neredeyse bir ordunun ihtiyacı olarak kadar nevresim takımı almaktan tutun da kentin sokaklarının onunla yıkanmasına yetecek kadar madensuyu tüketimi gibisinden dehşet verici durumları okuduğunuzda inanamayacaksınız. Merak etmeyin, Atilla kardeşimizde hepsinin belgeleri var ve zaten bu nedenle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından yılın köşeyazarının seçildi. (Dikkat, spor köşeyazarının değil genel, yani bütün dalları kapsayacak şekilde bir ödül bu!)

Biliyorsunuz, yıllardır kötü yönetimlerle ilgili olarak şöyle bir standart yakınma vardır: Bu yöneticiler kendi işlerinde gösterdikleri özen ve beceriyi, kulübün yönetirken pek ortaya koyamıyor. Kendi işleri her geçen yıl büyüyüp güçlenirken kulüpler de tam tersine sürekli artan borçlarla batmanın da ötesine geçebiliyor… İlgili yasa da bir türlü çıkmadığından bu durum böyle sürüp gidiyor.

İşte Ahmet Ağaoğlu böylesi yakınmalar ve bir türlü çıkmayan yasayı beklemek yerine çok iyi bir adım attı ve belki de futbolumuzun kurtuluşunu sağlayabilecek bir yolu açmış oldu. Elbette ki genç oyuncuları oynatmak, anlamsız transferlere milyonlar vermemek gibisinden geleceğe dönük öteki işler de çok önemli ama bu hiç yapılmamış bir iş. O nedenle de bir devrim!

Ahmet Ağaoğlu 30 yılı aşkın süredir bu alemin içinde. Dolayısıyla işlerin nasıl yürüdüğünü iyi biliyor. Şöyle yapacağız, böyle edeceğiz gibisinden birtakım masallar anlatmak yerine asıl yapılması gereken işi zamana bırakmadan, kimseden korkmadan yerine getiriyor. Muharrem Usta’nın “haysiyet cellatlığı” gibisinden tepkileri kaçınılmazdır ama ortada öyle bir niyet ve amaç olmadığını o da bilir.

Sahadaki oyunun düzelmesi için dışardaki çarpıklıkların engellenmesi, bir dakika bile ertelenmemesi gereken önem ve öncelik taşıyor. Bu açıdan Trabzonspor’un yaptığı bir devrimdir. Ahmet Ağaoğlu yönetimini bu açıdan kutluyoruz.

Tabii, zamanında kulüplerine buna benzer yanlışlarla çok ağır zarar vermiş ve batağa düşürmüş kişilerin, şu anda nerelere tırmanabilmiş olduklarını da üzüntüyle izliyoruz. Üstelik onun herhangi bir çözümü de görünmüyor.

Ahmet ÇAKIR