AjanssporAjansspor uygulamasını indir

Tour of Türkiye'den Manzaralar... Arkada Neler Oluyor?

Ajansspor Editör
Akın Ungan
İlk Yayınlanma : 12 Nis 2022 - 19:03 / Son Güncelleme : 13 Nis 2022 - 20:39

Tur gezmekten ziyade geçmek. Bir otelden diğerine. Evsizlik hissi. Ve bitiş noktasında bankta bir adam. Yanında valiziyle alabildiğince evsiz. Hakiki.

KENAN BAŞARAN

Tur hızlanıyor, zaman da. Alaçatı’yı da geride bırakıyoruz. İki günlüğüne İzmir’deyiz. Yarışın kaderini belirleyecek Spil Dağı etabı da koşulduktan sonra konaklama için yeniden İzmir’e döneceğiz. Lüks otelden daha lüks olan bir otel varsa o da aynı otelde iki gün üst üste kalmaktır!

Gezmek değil de geçmek bizimkisi

Her gün otel değiştirmek çok daha yorucu geliyor. Turun başından beri bu anlamda bana hakim olan his, aidiyetsizlik. Her gün baş konulan yastığı değiştirmek, bu duyguyu yaşatıyor bana. Yaptığım iş başvuruları aklıma geliyor. ‘Hobileriniz’ kısmına mutlaka bir “Gezmek” yazardım. Çoğumuz gibi. Sanırım böyle tempolu bir gezginlik değilmiş o yazdığım. Benim de içinde bulunduğu bu bisiklet turunda bizim halimiz gezmek değil, geçmek… Geçip gidiyoruz, anlamadan, hissetmeden ve sindirmeden.

Ciks Alaçatı muhitine uğramıyorum

Alaçatı’nın kartpostal sokaklarını gezme fırsatım olmuyor. O yüzden bu ‘ciks’ muhitte sadece gece konaklamış oluyorum. Sabah da kahvaltı yapar yapmaz start noktasını pas geçip İzmir için yola koyuluyoruz… İlk gün start noktasında yaşanan organizasyon sıkıntıları nedeniyle, start noktasına akrediteye sınırlama getiriliyor.

Start noktalarında park ve oluşan trafik ile araçta yer alan kişilerin zamanında gelmemesinden dolayı yaşanan sıkıntılar bunlar. Ancak komite, isteyen her gazeteciye bir etabı baştan sona bisikletçilerle izleme olanağı da tanıyor. Benim tercihim Spil dağı etabı oluyor. Orayı heyecanla bekliyorum.

Güzel İzmir’de seyirci de güzel

Güzel İzmir, geride kalan etaplar içinde bitiş noktasında en çok insanın toplandığı etap oluyor. Karşıyaka iskelesindeki finish bölümünün etrafında insanlar ellerinde ay yıldızlı bayraklarla gayet bilinçli bir şekilde turun finalini izliyor.

Kafalar hâlâ o kazada

Medya mensupları arasındaysa Selçuk-Alaçatı etabında yaşanan kazanın yankıları sürüyor. Güzelbahçe mıntıkasında vatandaş yola çıkıyor ve uyarıları duymadığından kaza meydana geliyor. Sosyal medyaya videosu düşüyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu, hiç eğip bükmeden yaşanan kazadan ötürü özür diliyor.

Kazaya mahal veren kişinin engelli olduğunu öğreniyoruz açıklamadan. Neyse ki kimsenin burnu kanamıyor. Federasyon yönetimi engelli vatandaşla da çok yakından ilgileniyor. Böylesi büyük turlarda bu tür kazaların zaman zaman yaşandığına defalarca tanık olmuşuzdur.

Avrupa’da bir bisikletçinin uçuruma itildiğini de biliyoruz. Yine de güzergahtaki güvenlik elemanlarının daha dikkatli olması gerekiyor. Nitekim sözünü ettiğimiz kazanın olduğu yerde bir güvenlikçi de var ama müdahale ne yazık ki geç kalıyor.

Gülben Ergen’e binaen soruyorum

İzmir’de bisikletçileri beklerken etrafı kolaçan ediyorum. Gülben Ergen’e binaen “Arka sokaklarda neler oluyor” diye sormak babında. Gani Zengin ve Sıdıka Ezgi Gürsel… İki üniversite öğrencisi. Finish bölümündeki reklam panolarını düzenliyorlar. Selam sabahtan sonra gönüllü olup olmadıklarını soruyorum. Yevmiyelilermiş!

“Ne kadar günlük yevmiye” diye sorunca Gani, “100 lira herhalde” diyor. Şaşkınlıkla “Ne kadara çalıştığını bilmiyor musun?” deyince, “Abi para önemli değil. Geziyorum. Benim için çok güzel" diye cevaplıyor. Gani, Antalyalı ve şehrindeki Akdeniz Üniversitesi’nde Ziraat Bölümü'nde okuyor. Toprakla, ağaçla uğraşmayı sevdiğini söylüyor. Akabinde birlikte memleketin tarımına ağıt yakıyoruz hemen ayak üstü.

 

Tarım arazilerimizin azaldığını söylüyor genç Gani. Sıdıka ise aynı üniversitede tıbbi görüntülemede okuyor. Hataylı… “Antalya’da öğrenci kirası ne kadar” diye soruyorum. “Çok abi ya… 1600 lira” diyor Sıdıka… “İyisiniz gençler, İstanbul’da bodrum katlar 7 bin liradan başlıyor” diyorum ve onları işleriyle baş başa bırakıyorum.

Bankacı Burhan Bey…

Bitiş noktasında portatif bir tribün kurulmuş. Erkenden gelip oturmuş bankacı Burhan Doğan… “Günlük hayatımda bisikleti çok kullanıyorum. İşimi görüyorum” diyor.. Ya bisiklet yarışı? Onu da denk gelince izliyormuş. Oğlu da yerel turlara katılıyormuş…

Yağmur, Pelin ve Nazlı, meydan okuyor

Son mülakatımı üç gencecik Milli bisikletçiyle yapıyorum. Yağmur Karalar, Pelin Altekin ve Nazlı Karalar… Mosso Ege Pedal takımında spor yapıyorlar. Yağmur ve Pelin yol, Pelin ise dağ bisikletinde pedal çeviriyor.

Bisiklete Türkiye’de ilginin yüksek olduğunu ama kışın biraz düştüğünü söylüyorlar. Bisikleti sadece yarış için değil sağlık için de salık veriyorlar. Tour of Türkiye’yi büyük heyecanla izlediklerini söylüyorlar.

Kadınlar güçlüdür, 200 Km yapabiliriz

Peki neden kadınlar için de böylesi turlar yok? Bunun sadece Türkiye’ye özgü olmadığını, dünyada da kadın bisikletçilerin azlığından ötürü böylesi turların az olduğunu belirtiyorlar. Ama meydan okuyorlar: “Biz de erkekler kadar uzun turlara katılabiliriz. Günde 150-200 kilometre yapabiliriz. Kadınlar da güçlüdür.”

Bankta evsiz barksız yaşlı adam

Bitiş alanına gittiğimde evsiz barksız yaşlı bir adam vardı, bankta oturan. Tur boyunca da orada oturdu. Benim otellerde yaşadığım evsizlik hissinin hakikisi. Onun evi o banktı. İçimden “Birazdan görevliler oradan gitmesini isterler” diye geçiriyorum.

Hayır, tur bitip biz alandan ayrıldığımızda da o yaşlı adam yerinde oturuyordu. Hem şaşırıyorum hem de seviniyorum; hakikaten makyajlanmamasına. Ya da aldırmazlığımızla, onu görmezden gelmemizle makyajlıyoruz! Hiçbirimiz onunla tek kelime konuşmaya cesaret etmiyoruz. Sanırım kendi makyajımızın akmasından korkuyoruz…

İzmir marşını Jasper söylüyor

32 kilometrede kaza oluyor; 7-8 sporcu düşüyor ama yine de devam ediyorlar. Dahası bir de bitime 1 kilometre kala bir kaza daha meydana geliyor. Bunda da 10 bisikletçi düşüp etkileniyor.

Nihayetinde coşkulu bir kalabalığın önünde Belçikalı Jasper Philipsen kazanıp “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” coşkusuyla ilk iki etaptaki Avustralyalı hegemonyasını kırıyor. 

Ayakkabılar ve babalar

Üçüncü etabın ardından yine şöyle bir sporcu mahalline bakıyorum. Yerde bir çift bisikletçi ayakkabısı, az ileride işlerini yapmanın mutluluğuyla birbirleriyle tur boyunca olan biteni anlatan motorize çekim ekibi…

“Babalar bir poz alayım” diyorum ve ikiletmeden toplaşıyorlar objektifimin karşısında farklı farklı lisanlar konuşan bu ‘beatnikçi’ tadındaki genç delikanlılar…

Turun alın yazgısı Spil Dağı'nda yazılacak. Ve ben bu yazgıya sporcuların peşinde tanıklık edeceğim. Heyecanla bekliyorum…